7143 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosunda taşınmazların hatalı kullanıcı tespiti ve zilyetlik ile harici satışa dayalı tescil talebine ilişkin dava.
Özet: Bu hukuki evrak, 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılan kullanım kadastrosu sırasında davalı belediye adına tespit edilen taşınmazların hatalı tespiti iddiasıyla açılan davada, davacıların 1993 yılında haricen satın alıp kullandıklarını öne sürdükleri 220 metrekarelik kısmın kendi adlarına tescilini talep etmesi üzerine; ilk derece mahkemesinin, yapılan keşif, dinlenen tespit ve mahalli bilirkişilerin beyanları, senet tanığı ifadesi ile özellikle satış senedindeki yerin dava konusu taşınmaza uymaması, davacıların zilyetlik tespiti yaptırmaması ve kadastro öncesi hava fotoğraflarında alanın boş ve kullanılmamış görünmesi gibi bulgulara dayanarak davacıların mülkiyet ve zilyetlik iddialarını yeterli görmeyerek davanın reddine ilişkin kararına yöneliktir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. .... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 84 92... , 8 ve 9 parsel sayılı sırasıyla 404,48 m², 92,30 m² ve 194,48 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine "7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi hükmüne tabi tutuldukları" ve 84 92... parsel taşınmazın "bu parsel üzerindeki 1 katlı betonarme yapı ve arsası ... oğlu ... kullanımındadır", 84 92... parsel sayılı taşınmazın "bu parsel ... oğlu ... kullanımındadır" ve 84 92... parsel sayılı taşınmazın "bu parsel ... oğlu ..., .... oğlu ... kullanımındadır" şerhi yazılarak arsa vasfıyla davalı ... Belediye Başkanlığı adına tespit edilmiştir.
2. Davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; dava konusu 84 92... parsel sayılı taşınmazın malik tespiti sırasında kendi adlarına tespit yapılmadığını, zilyedi bulundukları taşınmazı 12.04.1993 tarihinde ...... haricen ve bedeli karşılığında 220,00 metrekare ile beraber satın aldıklarını, o tarihten beri de malik sıfatıyla beraber kullandıklarını, özel harita bürosuna yaptırdıkları ölçüm ile yerlerinin dava konusu 84 92... parsele isabet ettiğini ve davalılar ... ve .... adına tescilli olduğunu, 84 92... parselde davalı ...'i, 84 92... parselde davalı ...'nın olduğunu ve daha sonra ifraz ve parsele ekleme ile 84 92... parsel olduğunu belirterek, 84 92... parsel sayılı taşınmazın hatalı kullanıcı adının iptali ile 220,00 metrekarelik yerin kullanıcı şerhi verilerek kendi adlarına tescilini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın haksız ve yersiz olduğunu, dava konusu 84 92... parselde bulunan taşınmazı 24.12.2018 tarihinde vekaletle devraldığını, ........ ve ......vekili olarak yine......... taşınmazın devrini sağladığını ve satın aldıktan sonra emlak vergilerini ödediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu 84 92... parselde bulunan taşınmazı zilyedi bulunan .......'den satın aldığını ve satın aldığı tarihten bu yana zilyetliğini sürdürdüğünü, emlak ve diğer vergilerini ödediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Yapılan keşifte, dava konusu taşınmazlardan 8 ve 9 parsel arasında zeminde kot farkı olduğu, 8 ve 7 parsel arasında sınır bulunmadığı, 7 numaralı parselin alt kısmında bulunan ev dışında genel anlamda boş olduğununu gözlemlendiği, keşifte dinlenen tespit bilirkişilerinin taşınmazların kimlere ait olduğunu bilmediklerini, satın alan var ise Belediye de kaydı olması gerektiğini, tarafları tanımadıklarını, mahalli bilirkişiler taşınmazların kime ait olduğunu bilmediklerini, tarafları tanımadıklarını, boş olarak bildiklerini, senet tanığı .........alınan beyanında, senetteki imzanın kendisine ait olduğunu, 30 yıl önce imzaladıklarını, 7 numaralı parselin köşesinden itibaren 8-9 parsele doğru 15 adım olarak yürüyerek yeri belirleyip satış yaptıklarını, satın alındığında ağaç direk dikilse de daha sonra üzerine bir şey yapmadıklarını, satış tarihinden bu yana ilk defa gördüğünü beyan ettiklerini, bilirkişi raporunda da 7 nolu taşınmazın davalı ...'e ait, 8 nolu taşınmazın davalı ...'ya ait Belediye vergi kaydı bulunduğunun, taşınmaz sınırlarını Belediye Harita Müdürlüğü tarafından zilyetlik sınırlarının belirlendiğinin, 9 parselde ise davalı ...'ün satın aldığı 150,00 metrekare yerin 8-9-7 parsellerin bulunduğu alana denk geldiğini, belediye vergi bildirim ve beyannamesi olduğunu, davalı ...'ün de senetlerinin dava konusu yere değil komşu 5-6 parsele uyduğunu yine belediye vergi beyanında bulunduğunu, davacıların satış senedinde belirlenen yerin dava konusu yere mahalle adı ... olması nedeniyle uymadığını, eki özel parselizasyon planında ise 9 numaralı parselin yarısının gösterildiği bunun dava konusu 7, 8 ve 9 parselin bulunduğu alana denk geldiğini, davacılarda satın aldığı yere ilişkin belediyeye emlak bildiriminde bulunmuş iseler de zilyetlik tespiti yaptırmadıklarını, kullanım durumuna ve talep edilen alana ilişkin yapılan incelemede, tespit öncesinde dava konusu alanın hava fotograflarında boş olduğu kullanılmadığı, sınırlarının belirgin olmadığı, davacıların satın aldıklarını iddia ettikleri alanın parselizasyonda 7, 8 ve 9 parselin arasında sınırları belli olmayan bir yeri kapsadığının tespit edildiği, davacıların, keşif sonrası hazırlanan teknik rapor ve dinlenen bilirkişi beyanlarından taşınmazlara ilişkin fiili zilyetliği bulunmadığı, davacıların satış senedinin 220,00 metrekarelik yere ilişkin yapıldığı ve 7, 8 ve 9 numaralı parsellerin tam olarak neresine ilişkin olduğunun tespit edilemediği, 7, 8 ve 9 numaralı parsellerin toplamda 700,00 metrekare bir alanı kapsadığı, davacıların davalıların zilyet olmadığını değil kendi zilyetlik iddialarını ispat etmeleri gerektiği ancak taşınmazlarda ekonomik amaca uygun, hukuken korunmaya değer davalılardan üstün zilyetlik iradesi olmadığı, davalılardan ... ve ...'nun parsellerine ilişkin belediye kaydı zilyetlik bildirimi ve satış senedi olduğu, davalılardan ...'ün senedinin yine davacılar gibi 7, 8 ve 9 numaralı parselin bir kısmını kapsadığı, davacılarca dava konusu taşınmaza ilişkin fiilen kullanım ya da güncel belediye zilyetlik bildirimi ile zilyet edindiğine ilişkin delil sunamadıkları" gerekçesiyle davanın reddine, 84 92... , 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Davacıların 12.04.1993 tarihli senet ile ....... 220,00 metrekare yer satın aldıkları, satış senedinde taşınmaz bilgilerinin bulunmadığı, ancak dilekçeye ekli harita örneğinde 9 no.lu özel parselasyon haritasının taralı olduğu, davacılarca ..... ilçesinde genel uygulama olan taşınmazların harici satışı üzerine ... Belediyesine emlak vergisi bildiriminde bulunmayıp, arazi satış formu düzenlettirmedikleri, davalılardan ... ve ... adına ... Belediyesince düzenlenmiş arazi tespit formu bulunduğu ve bilirkişi raporuna göre bu tespit formundaki koordinatlar ile 84 92... ve 8 parsellerin uyumlu olduğu, dava konusu taşınmaz başında yapılan keşiflerde 84 92... parselin sınırlarının belirgin olmadığı, komşu parsellerle arasında ayırıcı sınır bulunmadığı, keşif sırasında davacıların taşınmazın sınırlarını tam olarak gösteremediği ve yaklaşık sınır göstererek satış senedi ekindeki krokinin esas alınmasını talep ettikleri, davacıların 7143 sayılı Kanun gereğince taşınmazlarda fiili kullanımlarının bulunmadığı, belediyeye düzenli vergilerini ödemedikleri, genel uygulama olan arazi tespit formu düzenlettirmedikleri" gerekçesiyle davacılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; delilleri olan satış senedi ve ekinde yer alan krokinin göz ardı edilerek yok sayıldığını, müvekkillerinin satın alma tarihinden itibaren dava konusu yeri fiili kullanmakta olduğunu, fiili kullanım iddiasının yeterince araştırılmadığını, keşif ve rapordaki lehe olan hususların dikkate alınmadığını, keşifte davacıların dava konusu ettikleri yeri yaklaşık göstermesinin arazinin zamanla değişmesinden kaynaklandığını ve bu durumun zilyetlik olmadığı anlamına gelmeyeceğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!