İcra yoluyla üçüncü kişiye satılan tarla üzerindeki zeytin ağaçlarını kendi mülkü sanarak eken davacıların, muhdesat bedelini tazmin talebiyle davalıya karşı açtığı sebepsiz zenginleşme davası.
Özet: Davacılar, dededen kalma olduğunu zannederek 1992-1993 yıllarında yanlışlıkla başkasına ait 774 parsel numaralı tarlaya zeytin ağaçları dikmiş, 2011de hatayı fark ettiklerinde ise arazinin borçlar nedeniyle icra yoluyla davalıya satıldığını öğrenmiş olup, diktikleri ağaçların bedelinin davalıdan tahsilini talep etmektedirler; davalı ise araziyi tapuda tarla niteliğinde ve icra ihalesinde boş tarla olarak belirtildiğini bilerek aldığını, ağaçlardan haberdar olmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi davayı iki kez reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ise farklı gerekçelerle her iki kararı da bozarak, icra dosyasındaki kıymet takdir raporu ve arazinin fiili durumunun araştırılması gerektiğini belirtmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/... E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/... E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin ... İli, ... İlçesi, ..., ... mevkii, 774 parsel sayılı tarlaya 1992-1993 yılında ilk zeytin ağaçlarını diken ve bunca yıl bakımını yapan kişiler olduğunu, bu yerlerin esasen dededen kalma yerler olup davacıların 774 parseli kendilerinin, 777 parselin de amcalarının mülkiyetinde oldukları inancıyla hareket ettiklerini, fakat amcaları 2011 yılında vefat edince asıl tapuda malik oldukları yerin 777 parsel olduğunu anladıklarını, 774 parselin de amcalarının borçlarından dolayı yapılan icra takibi nedeniyle icra dosyasından yapılan ihale ile davalının aldığını öğrendiklerini ileri sürerek; müvekkilleri zeytin ağacını dikip baktıkları 774 parseldeki zeytin ağaçlarının tespiti ile tespit edilen bedelin davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; davacılar vekili 01.11.2021 tarihli dava değer artırım dilekçesi ile toplam 372.582,06 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davaya konu yerin tapularının 1983 yılında çıktığını, 1983 yılında tapusu çıkmış olmasına rağmen, 10 yıl geçtikten sonra 1993 yılında doğru tarlaya ekim yapmayarak, kendilerine ait olan 777 parsele göre manzara ve konum, verimlilik, ana yola yakınlık olarak daha iyi durumda olan 774 nolu tarlayı ekerek söz konusu yanlışlığa sebebiyet verdiklerini, söz konusu yer için ... İcra Müdürlüğü tarafından 2008/... Talimat ile açık arttırma usulü ile satış yapıldığını, ... İcra Müdürlüğü tarafından gazetede yayınlanan açık arttırma ilanını okuyarak, ihaleye çıkarılan bu yeri yatırım yapmak amacıyla satın aldığını, eğer davacıların belirtmiş olduğu gibi bir yanlışlık ya da bir hata var ise, keşfe davacıların bu olayı öğrendikleri, amcalarının vefat ettiği 2011 yılında düzeltilmesi sebebiyle başvurmaları gerektiğini, söz konusu 774 parselin tapu kayıtlarında, "tarla" olarak gözüktüğünü, kendisinin elindeki tapuda da niteliğinin tarla olarak belirtildiğini, bu sebeple söz konusu zeytin ağaçlarının varlığından haberinin olmadığını, tarladan 7 yılda bir adet zeytin bile kopartmadığını, davacıların bu tarlayı yedi yıldır kullanarak karşılığında ekonomik gelir elde ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Mahkemenin 05.06.2018 tarihli ilamıyla; davalının dava konusu taşınmazı ... İcra Müdürlüğünce yapılan ihale neticesinde 18.06.2010 tarihinde satın almış olduğu, dava dilekçesinde belirtildiği üzere dava konusu taşınmazdaki ağaçların 1992-1993 yılları arasında dikildiği, davalının taşınmazı satın aldığında üzerindeki ağaçların mevcut olduğu, bu nedenle eldeki davanın davalı aleyhine açılması olanağının bulunmadığı, davacının talep etmesi halinde önceki pay maliklerine karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre eda davası açabileceği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine, olup Bölge adliye Mahkemesinin 22.01.2020 tarihli kararıyla; cebri satış ile davalı mülkiyetine geçen taşınmazın dava tarihine kadar kullanım durumu araştırılarak fiili zilyedinin belirlenmesi, cebri satış dosyası dosya arasına alınarak mahallinde ... mühendisi bilirkişi refakatinde keşif yapılarak iddia olunan zeytin ağaçlarının ayrı ayrı yaşları ve değerleri tespit edildikten sonra taraf delillerine göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacıların istinaf başvurusunun kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda dava konusu 774 parselde bulunan zeytin ağaçlarının davacılar tarafından dikilip yetiştirildiği, zeytinliklerden elde edilen gelirlerin tamamen davacılar tarafından kullanıldığı, ağaçların muhdesat olarak davacılara ait olduğu göz önüne alındığında davalının yalnızca ağaç değerleri yönünden zenginleştiğinin kabulünün mümkün olamayacağı, sebepsiz zenginleşmenin şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; somut olayda, ... İcra Müdürlüğünün 2008/... Tal. sayılı dosyanda alınan 17.11.2008 tarihli kıymet takir raporunda; 774 parsel sayılı taşınmazın boş tarla niteliğinde, rayiç değerinin 68.000,00 YTL olduğunun belirtildiği, bu haliyle açık artırmaya çıkıp 32.410,00 TL bedelle davalıya ihale edildiği, 18.06.2010 tarihinde tarla vasfıyla davalı adına tescil edildiği, boş tarla vasfıyla taşınmazı satın alan davalının ekonomik değer taşıyan ağaçlar yönünden sebepsiz zenginleştiğinin kabulünün gerektiği, dava konusu taşınmazın davacılar zilyetliğinde olduğunun tanık beyanlarıyla doğrulandığı, dava yoluyla zeytin ağaçlarının bedelinin talep edildiği, bilirkişi raporunda ağaç değerinin dava tarihi itibarıyla belirlendiği, davacılar lehine bu bedele hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile 213.933,54 TL alacağın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili; müvekkilinin, taşınmazı açık artırma ilanındaki bilgiler doğrultusunda satın aldığını, davacıların amcalarına ait tarlayı kendilerinin zannederek ekip biçtiğini beyan ettiğini, tarlanın kendilerine ait olup olmadığını araştırmadan ekim yapmanın iyiniyete aykırı olup kanunen hakkı olmayan yere tecavüz suçunu oluşturduğunu, müvekkilinin zeytinlerden herhangi bir gelir elde etmediğini, hatta orada zeytin ağaçlarının bulunduğundan dahi habersiz olduğunu, dava konusu tarlaya ait tapuların 1983 yılında çıktığını, 1983 yılında tapu çıkmasına rağmen davacıların 1993 yılından bu yana ekim yaptığını söyleyerek yanlış araziye bilerek ekim yaptığını kabul ettiğini, davacı tarafın kendi tarlası, müvekkilinin tarlasının yanında ve müvekkilinin tarlası daha verimli ve ana yola daha yakın olduğu için kötüniyetle daha sonra çıkar sağlamak amacı ile müvekkilinin tarlasına ekim yaptığını, müvekkilinin zeytinlerden hiçbir zaman faydalanmadığını ve faydalanma niyeti de olmadığını, davacıların dava konusu olan taşınmazı 10 yıldır kullanarak yüksek gelir elde ettiğini, ayrıca 2017 yılından sonra taşınmaza meyve ağaçları da diktiklerini ve bu meyve ağaçlarından da gelir elde ettiklerini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacılar vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan, hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalıya ait taşınmaz üzerine dikilen zeytin ağaçlarının bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 722. maddesinde; “Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.” 729. maddesinde de; “Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır. Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz.” şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.
Kural olarak fidan diken kimsenin el attığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesi veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmaması gerekir. Taşınmaz tapu kayıtlarına göre dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin ve tescillerinin 1983 yılında yapıldığı, davaya konu ağaçlarının ise 1992-1993 yıllarında yani taşınmazlar çapa bağlandıktan sonra dikilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; taşınmazların kadastro tespitleri ve tescilleri yapıldıktan sonra ağaçların dikilmiş olduğu ve davacıların iyiniyetli olmadığı değerlendirilerek, dikilen ağaçların söküm ve taşınma masrafları davacılara ait olmak üzere, sökülerek taşınması mümkün ise davacılara iadesine, mümkün değil ise açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/3 hükmü uyarınca BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!