İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, ticari şirketler arasındaki tapu iptali, tescil ve tazminat davasında asliye hukuk ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki görev uyuşmazlığını karara bağlayarak yargı yerini belirliyor.
Özet: Bir şirketin, diğer bir şirketin yetkilisi tarafından vaat edilen lüks villa projesi dolayısıyla gerçekleştirilen taşınmaz devri ve para havalesi işlemlerinin dolandırıcılık olduğu iddiasıyla açtığı tapu iptali, tescil ve terditli tazminat davasında, ilk yargılamayı yapan mahkemenin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermesinin ardından, dosyanın gönderildiği mahkemenin ise uyuşmazlığın taraflar arasında ticari bir işleme dayandığını ve bu nedenle ticari dava niteliğinde olup kendisinin görevsiz olduğunu belirtmesi üzerine ortaya çıkan görev uyuşmazlığının giderilmesi ve hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi talep edilmektedir.

T.C.İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ8. Hukuk DairesiESAS NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ 10.02.2026NUMARASI : █████████ Esas, ████████ KararMAHKEMESİ : SEFERİHİSAR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 19.09.2025NUMARASI : ████████ Esas, ████████ KararMAHKEMESİ : İZMİR 21. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 20.06.2026NUMARASI : ████████ Esas, ████████ KararDAVA : TAPU İPTALİ VE TESCİLKARAR TARİHİ : 14.07.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14.07.2026 Seferihisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirketin yetkilisi ... ile davalı ... Şirketi yetkilisi ...'ın öz amca çocukları olduğunu, ...'ın kardeşi ...'a ... yetkilisi'nin ilettiği teklifi müvekkili şirket yetkilisinin kabul ettiğini, davalı şirket yetkilisinin yetkilisi olduğu firma adına lüks villa projesi yürüttüğünü ve müvekkili şirketin yatırım yapmasını sağladığını, bunun sonucunda müvekkili şirkete 3 adet villa vaat edildiğini, vaade ve güven ilişkisine dayanılarak müvekkili şirket tarafından Seferihisar'daki üç katlı taşınmazların 10 milyon TL değerle davalı ...'e devredildiğini, bunun yanında 2 milyon tutarındaki bedelin davalı şirket yetkilisinin kardeşi...'a havale edildiğini, bunlara ilişkin müvekkili şirketin sözleşme yapmak istediğini ancak yapılamadığını, bahse konu projenin asılsız olduğunu ve toplanan paraların bahsi geçen projeye kullanılmadığının müvekkili tarafından öğrenildiğini, bu gibi vaatlerle başka insanların da dolandırıldığını, taşınmaz devri dışında havale yapılan bedel ile vaat edilen villalara ilişkin olarak İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açtıklarını, taşınmaz devrinin ise davalı şirket yetkilisinin yönlendirmesi ile ...'e yapıldığını, yapılan konuşmalarda ...'in de ...'a ... İli, .... İlçesi, .... Mahallesi/Köyü, ....Mevkii, ... Ada, .... parselde kayıtlı taşınmazın devrini yaptığını beyan ettiğini, müvekkili şirketin davalı ....'e yaptığı satış işleminde tapudaki bedelin asılsız olduğunu, gerçekte ... tarafından 10 milyon TL bedel karşılığında ve başka taşınmazla takas suretiyle müvekkili şirkete ait taşınmazın değerlendirildiğinin davalı ... ile ... arasındaki görüşmelerden anlaşılacağını, davalı ....'in de müvekkiline ait taşınmazı ....'a devrettiğini, yapılan devirlerin muvazaalı olduğunu, davalı ....'ın iyi niyetli olmaması sebebiyle müvekkiline ait... İli, .... İlçesi, .... Mahallesi (eski....),... Ada,... parsel (eski ...) üzerinde kayıtlı arsa üzerinde ... kat ...numaralı bağımsız bölüm dubleks mesken nitelikli taşınmaz üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını ya da uygun görülecek teminat ile tedbir kararı verilmesini, bunlar mümkün değil ise taşınmaz üzerine davalıdır şerhi konulmasını, taşınmazın tapu kaydının davalı ... üzerinden iptali ile müvekkili şirket adına tesciline, bu taleplerinin mümkün olmaması halinde taşınmazın güncel rayiç değerinin tespitiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen şimdilik 100.000,00 TL tazminatın dava tarihi itibariyle yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir. İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesince ████████ Esas ████████ Karar sayılı karar ile, taşınmazın aynından kaynaklı davada yetkili mahkemenin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olduğu, bu yetkinin kesin yetki olduğu gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK 114/1-Ç ve 115/2 maddesine göre usulden reddine, mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın kararın kesinleşmesine müteakiben ve talep halinde görevli ve yetkili Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve karar 09.09.2026 tarihinde kesinleşmiştir. Dosyanın yetkisizlikle gönderildiği Seferihisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı, 19.09.2025 tarihli ilamı ile, somut uyuşmazlıkta her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirdiği, ticari şirketler arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklı tapu iptal ve tescil terditli tazminat istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK'nın 1401 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesinde bu Kanundan doğan uyuşmazlıkların ticari dava sayılacağı belirtildiği, davanın ticaret mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerektiği, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun 07.07.2021 tarihli ve 608 sayılı kararında, 01.09.2021 tarihi itibariyle Ticaret Mahkemeleri kurulması ve mevcut Ticaret Mahkemelerinin yargı çevrelerinin belirlenmesine ilişkin karar verildiği, mahkememizin eldeki davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakma yetkisinin bulunmadığı, görevsizlik HMK m.114/1-c’de de belirtildiği üzere, dava şartlarındandır ve dava şartları, taraflarca her zaman ileri sürülebileceği gibi, mahkeme tarafından da yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı (m.115) gözetilerek mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş ve karar 06.11.2025 tarihinde kesinleşmiştir. Dosyanın gönderildiği İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin...İli, ... İlçesinde yapacağı konut projesine davacı şirketin yatırım amacıyla davacı şirket adına kayıtlı ... İli, .... İlçesi, .... Mah., .... ada .... parsel, .... nolu bağımsız bölümdeki taşınmazını 14.11.2023 tarihinde davalı ....'e devrettiği, davalı şirketin projesinin yapılmadığı ve davacı şirket ile sözleşme yapılmadığı, bu nedenle satışı yapılan taşınmazın iadesini, bunun mümkün olmaması halinde terditli olarak bedel talebinde bulunduğu, incelenen tapu kayıtlarında davalı şirketin davaya konu taşınmazda malik olmadığı, davanın geri alım davası olduğu, dava konusu taşınmazın davalı şirket adına tescil edilmediği, sadece gerçek kişiler .... ve ... adına tescil edildiği, davanın ticari iş olmadığı anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Seferihisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmiş olup, kararın kesinleşmesinin ardından dosya merci tayini için Dairemize gönderilmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır;Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.Somut olayda, davalı şirketin ... İli, ... İlçesinde yapacağı konut projesine davacı şirketin yatırım amacıyla davacı şirket adına kayıtlı ....İli, ... İlçesi, ... Mah., ... ada ...parsel, ... nolu bağımsız bölümdeki taşınmazını 14.11.2023 tarihinde davalı....'e devrettiği, davalı şirketin projesinin yapılmadığı ve davacı şirket ile sözleşme yapılmadığı, bu nedenle satışı yapılan taşınmazın iadesini, bunun mümkün olmaması halinde terditli olarak bedel talebinde bulunduğu, incelenen tapu kayıtlarında davalı şirketin davaya konu taşınmazda malik olmadığı, uyuşmazlık konusu hususun tarafların ticari işletmesi ile ilgili olduğunun tespit edilmediği, TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ticari dava olmadığı, nispi nitelikteki ticari davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiği, bir tarafın ticari işletmesi ile ilgili havale, vedia gibi dava türünün de olayda mevcut olmadığı, iptali istenen taşınmazın gerçek kişiler adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmakla davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Seferihisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Seferihisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14.07.2026 5070 Sayılı Yasa gereğince e-imza ile imzalanmıştır.