Adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesinin şekil eksikliği nedeniyle geçersizliği, sebepsiz zenginleşme ve denkleştirici adalet ilkesiyle ödenen bedelin iadesi talebi ile zamanaşımı itirazlarının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, murisiyle yaptığı resmi şekil şartına uygun olmayan adi yazılı taşınmaz satış sözleşmelerinin geçersizliği nedeniyle ödediği bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca denkleştirici adalet ilkesiyle iadesini talep etmiş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davalının zamanaşımı ve imzaya itirazlarını reddederek bedelin yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiş, temyiz başvurusunda ise zamanaşımı, taleple bağlılık ilkesi ve ıslahın kapsamı konuları tartışılmıştır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., 2024/... K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılardan ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalıların murisi ile müvekkili arasında 10.10.20 14... .11.2014 tarihli iki adet adi yazılı şekilde satış sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereği müvekkilinin davalıların murisine taşınmazların satış bedelini ödediğini, ancak tapu devirleri gerçekleştirilmediği gibi peşin olarak ödenen satış bedelinin de iade edilmediğini, sözleşmelerin resmi şeklide yapılmaması nedeniyle geçersiz olduğunu ve tarafların aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iade etmesi gerektiğini ileri sürerek; yapılan sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile davalıların murisine ödenen bedelden şimdilik 1.000,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiş; 19.03.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle; 1.000,00 TL olan dava değerini yalnızca davalı ... yönünden bilirkişi raporu doğrultusunda 333.473,24 TL'ye çıkararak, söz konusu bedelih dava ve ıslah tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ...’dan, diğer davalı yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAP1. Davalı ... vekili; sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana sekiz yıla yakın bir süre geçtiğini, bu sekiz yılda davacının sözleşmenin ifasını istememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının dosyaya sunduğu sözleşmelerdeki imzaların müvekkilinin murisinin imzası olup olmadığının da belli olmadığını, bu nedenle imzaya da itiraz ettiklerini, ayrıca kabul anlamına gelmemek üzere davacının dava konusu yerleri sözde satın aldığı tarihten beri kullanmakta ise talep edilen miktardan kullanma bedelinin düşülmesi mahsup edilmesi gerektiğini, aksi takdirde ecrimisil taleplerini şimdilik saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.2. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği iddiaları dosyaya sunduğu satış senedi, tanık beyanları ve ile satış bedelini geri almadığını ispat ettiği, dava konusu yerin satış yapıldığı tarihte tapu kaydının bulunduğu, bu sebeple taraflar arasında yapılan satış sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğu, ancak sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilmesi gerektiği, denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava dilekçesi ekindeki harici satım sözleşmesindeki bedellerin dava tarihi ile 333.473,24 TL olacağı kanaatine varıldığı, ayrıca tanıkların genel olarak beyanlarında dava konusu parseli davalıların murisi ... ...'ın davacıya sattığı ve parasını aldığı, ... vefat ettiğinden devir yapılamadığını beyan ettikleri, bu nedenle davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin definin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, 1.000,00TL'nin dava tarihinden, 332.473,24 TL'nin ıslah tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalılardan .... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davalıların murisi arasında yapılan sözleşmedeki imzanın yapılan bilirkişi incelemesi ile murise ait olduğunun tespit edildiği, sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iade yapılırken yerleşik Yargıtay kararları gereğince denkleştirici adalet ilkesinin uygulanmasının talep aşımı olarak değerlendirilemeyeceği, davalıların mecburi dava arkadaşı olmaları sebebiyle kurulan hükmün de usul ve yasaya uygun gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı ... vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili; Mahkeme tarafından zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusu sözleşmelerin imzalandığı tarihten itibaren davanın açılmış olduğu tarihe kadar sekiz yıl süre geçtiğini, davacının dava konusu taşınmazı teslim almadığını, davacı tarafın beyanlarına ek olarak, davacı tanıkları da taşınmazın tesliminin yapılmadığını ve murisin vefatını davacının bildiğini açıkça beyan ettiklerini, İlk Derece Mahkemesinin taleple bağlılık ilkesine aykırı davrandığını, davacı tarafın denkleştirme talebi olmadığını ancak Mahkeme tarafından denkleştirme yapılması için rapor alınarak hükme esas alındığını, davacının ıslah dilekçesinde sadece davalı ... yönünden ıslah talebinde bulunduğunu, Mahkemece talep aşılarak karar verildiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, geçersiz sözleşme nedeniyle davalıların murisine ödenen satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesi gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 599. maddesi uyarınca; "Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer mal varlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar." Aynı Kanunun 610. maddesinde ise; "Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur." hükmü getirilmiştir.4721 sayılı Kanunun "mirasçıların sorumluluğunu" düzenleyen 641. maddesine göre; mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar. Bununla birlikte tereke borcundan sorumluluk; dış ilişkide (üçüncü kişilere karşı) müteselsil, iç ilişkide (mirasçılar arasında) miras payı oranındadır. Müteselsil sorumluluk; bir kanun hükmü veya irade beyanı dolayısıyla borcun tamamının ya da bir kısmının, sorumluların tamamından ya da bir kısmından talep edilebildiği, borçlulardan birinin ifası veya ifa yerini tutan fiiliyle diğerlerinin bu oranda alacaklıya karşı borçtan kurtuldukları bir birlikte borçluluk halidir. Somut olayda; davacı vekilinin 19.03.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, 1.000,00 TL olan dava değerini yalnızca davalı ... yönünden bilirkişi raporu doğrultusunda 333.473,24 TL'ye çıkararak, söz konusu bedeli dava ve ıslah tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ...'dan, diğer davalı yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istediği, Mahkemece davalıların mecburi dava arkadaşı olmaları sebebiyle alacağın tamamından sorumlu olduğu kabul edilerek her iki davalıdan ıslah edilen alacağın tahsiline karar verildiği görülmüştür.İlk Derece Mahkemesince; her ne kadar davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu kabul edilerek hüküm verilmiş ise de yukarıda yazılan kanun hükmü gereği mirasçıların tereke borçlarından müteselsilen sorumlu olduğu, müteselsil sorumluluk gereği, borcun tamamının ya da bir kısmının, sorumluların tamamından ya da bir kısmından talep edilebileceği, bu haliyle davacının sadece davalı ... yönünden davası ıslah etmesi karşısında, davacının talebi aşılmak suretiyle ıslah edilen kısım yönünden de diğer davalının da sorumlu tutularak hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,3. Bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,