Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, varlık satış sözleşmesindeki sabit kur hükmüne rağmen artan döviz kuru farkından kaynaklı menfi tespit ve konkordato talebiyle açılan davaya dair kararı.
Özet: Bir şirket, 2015 tarihli varlık satış sözleşmesinden kaynaklanan döviz cinsi borcunun, sözleşmede kararlaştırılan 2,60 TL (veya alternatif olarak 3,77 TL) sabit kur üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır; davacı, konkordato sürecinde olduğunu ve davalının piyasa kurundaki aşırı yükselişi fırsat bilerek sabit kur hükmüne aykırı şekilde güncel yüksek kurdan ödeme talep etmesinin kötü niyetli olduğunu belirtmekte, bu sebeple talep edilen fahiş miktarda borçlu olmadığının tespitini ve ödemelerin sabit kurdan yapılmasını istemektedir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:█████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:█████/2022
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:█████/2026
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Başkanın görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 21.03.2015 tarihinde Varlık Satış Sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin sözleşmeye göre yükümlü olduğu edimleri yerine getirmediğini, sözleşmenin hukuki niteliğinin, vadeli satış sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin 6.bölümünde “Sözleşme Bedeli ve Ödeme Şekli” başlığıyla düzenleme yapıldığını, bu düzenlemeye göre sözleşme bedelinin yabancı para (döviz) cinsinden toplamda ... USD olarak belirlendiğini, bu çeklerin büyük kısmının ödendiğini, henüz ödemesi yapılmamış, ödenmesi gereken çek tutarının ise ... USD olduğunu, piyasa şartları, dolar kurundaki aşırı yükselme ve davalı tarafın elindeki çekleri son dolar kuruna göre tahsil etme isteği sebebiyle müvekkili şirketin ödeme güçlüğüne düştüğünü, Denizli Ticaret mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile konkardato talebinde bulunduğunu, kesin süre alındığını ve kesin süre sürecinin devam ettiğini, müvekkil şirket ile grup şirketi olan ... Ltd. Şti. için ise Denizli Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosya ile konkardato talebinde bulunulduğunu, kesin süre sürecinin devam ettiğini, müvekkil şirket ile davalı taraf arasında akdedilen sözleşmenin 6.bölümdeki hükümlere göre “Satıma konu menkuller ve gayrimenkulün faturaları USD cinsinden tanzim edilecek olup, taraflarca dolar kuru 2,60 TL olarak sabitlenmiştir.” hükmünün yer aldığını, davalı şirketin işbu sözleşmeye konu olan gayrimenkul ve taşınmazları sözleşmede sabitlenen kurdan 2,60 TL'den hesaplayarak fatura kestiğini ve müvekkil şirkete teslim ettiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye göre ödemesi gereken bedeli zamanı geldikçe yaptığını, ödemeler çek vasıtasıyla olduğu için, banka ödemeleri yaparken sözleşmedeki düzenlemeye göre değil, güncel kur üzerinden ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalı şirkete sözleşmede kurun 2,60 TL olarak sabitlendiği, bu hükmün uygulanmasının zorunlu olduğunun yapılan görüşmelerde sürekli açıklandığını ancak davalı tarafın bu taleplerini kabul etmediğini, sözleşme hükümlerinin uygulanması defalarca hatırlatılmış olmasına rağmen davalı tarafça gereğinin yapılmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre, dolar kuru 2,60 TL olup, müvekkilinin davalı tarafa ... USD borcu kaldığını, sözleşmeye göre müvekkilin kalan borcu 1.710.000 x 2.60 = ... TL olduğunu, ancak davalı tarafın alacağını sözleşmeye aykırı olarak ... x 6,3838 = ... TL olarak talep ettiğini, davalı taraf ile uzlaşmak için arabulucuya müracaat edildiğini fakat davalı tarafın uzlaşmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinin ödemesi gereken ... USD borcunun sözleşme hükümlerine göre kurun 1 dolar karşılığının 2,60 TL olarak tespiti ile müvekkilinin davalı tarafa (1.710.000,00x6,3838 = ...) - (... USD x 2,60 = ... TL) = ... TL borçlu olmadığının tespiti ile kalan çeklerinin sözleşme gereği 2,60 kura göre ödeneceğinin tespitine, mahkeme farklı kanaatte olursa 85 nolu Cumhurbaşkanlığı kararı ve bu karara istinaden Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkarılan tebliğe göre kurun 3,77 TL olarak yeniden belirlenip 02.01.2018 tarihinden itibaren bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar TÜFE aylık değişim oranları esas alınarak artırılmasına, buna göre müvekkilinin davalı tarafa (1.710.000 x 6,3838 = ...) - (... x 3,77 = 6.446.700 TL) = ... TL borçlu olmadığının tespiti ile kalan çeklerinin sözleşme gereği 3,77 kura göre ödeneceğinin tespitine, davalı tarafın uzlaşma talebini kabul etmeyerek kötüniyetli olarak fazla talepte bulunması, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermesi sebebiyle % 20 tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili; müvekkilinin 21.03.2015 tarihli satış sözleşmesine göre yükümlülüklerini yerine getirdiğini, satım sözleşmesine konu gayrimenkul ve menkulleri sözleşmede kararlaştırılan zamanda davacı yana teslim ettiğini ve o tarihten bu yana davacı tarafın teslimle ilgili herhangi bir talebi olmadığını, davacı yanın müvekkili şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasını kabul etmediklerini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin hukuki niteliğinin vadeli satış sözleşmesi olmadığını, davacı yanın bu konudaki beyanına katılmadıklarını, söz konusu sözleşmenin satım sözleşmesi olduğunu, taksitli yada vadeli satım sözleşmesi olmadığını, davacının, dava dilekçesinde konkordato ilan etmesinin sebebinin müvekkili şirketle yapılan davaya konu sözleşme olduğunu belirttiğini, devamında da konkordato talebinin başarısının işbu davadaki talebine bağlı olduğunu beyan ettiğini, davacının bu beyanının hukuki temeli olmadığını, TTK.'daki düzenleme gereğince tacir olan davacının basiretli davranmasının, davacının kendisi için hem bir ödev hem de bir sorumluluk olduğunu, sözleşmenin koşullarının taraflarca günlerce müzakere edilerek belirlendiğini ve yazılı metin haline getirildiğini, davacı tarafın haksız ve hukuksuz işbu talebi ile konkordato projesinin başarılı olması arasında bir bağlantı olamayacağını, davacı tarafın sözleşmenin 6. maddesindeki düzenlemeye göre, "sözleşmede kurun 2,60 TL üzerinden sabitlendiği ve tüm ödemelerin bu kura göre Türk lirasına çevrilerek yapılması gerektiği" yönündeki açıklamasının doğru olmadığını, davacı tarafın, işbu sözleşmeye konu çekleri ve senetleri USD cinsinden düzenleyip verdiğini, tüm ödemeleri de USD cinsinden yaptığını, sözleşme bedeli ve dahi ödenecek senetlerin-çeklerin bedeli, kur sabitlenerek belirlenmiş olsaydı, tüm sözleşme bedelinin TL olarak değerinin en baştan belirli olacağını, davacının bedel için TL senetleri-çekleri vereceğini, ödemeleri de TL ile yapacağını, oysa davacı tarafın 25.07.2015 ile 2018 yılının son ayalarına kadar olan çeklerin tamamını USD olarak ödediğini, tarafların sözleşmeye konu malın bedelini USD olarak belirledikleri ve USD cinsinden ödeme konusunda anlaştıklarının açık olduğunu, davacının ekonomik olarak zorluğa girip konkordato ilan etmesinden bir süre sonra işbu davayı açarak, kur konusunda gerçeğe aykırı, samimiyetsiz beyanla avantaj elde etmeye çalıştığını, 13.09.2018 tarihinde yayınlanan 85 nolu Cumhurbaşkanlığı kararıyla ilgili olarak yapılan düzenlemede, bazı sözleşmelerin yabancı para cinsinden kararlaştırılamayacağının kabul edildiğini, buradaki düzenlemenin işbu davaya konu olan sözleşme bakımından uygulanamayacağını, davaya konu sözleşmenin 85 nolu karar kapsamında bulunmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, sözleşmenin ilk kurulduğu andan davanın açıldığı zamana kadar sözleşme ile kendisine yüklenen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, davacı tarafın talebi üzerine arabuluculuk görüşmelerine katıldığını, bu nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilmesini, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "... Taraflar arasında █████/2015 tarihli Varlık Satış Sözleşmesi gereğince dava tarihi itibariyle ödemesi yapılmamış ... USD tutarındaki çeklerin vade tarihlerindeki Dolar kuru üzerinden ödenmesi gerekip gerekmediği, sözleşmeye göre Dolar kurunun 2,60 TL olarak sabitlenip sabitlenmediğinin tespiti, 85 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararına istinaden çıkartılan tebliğ kapsamında taraflar arasındaki sözleşmenin kalıp kalmadığının tespiti, sözleşmede kurun 2,60 TL olarak sabitlenmesinin faturada satış bedelinin Vergi Usul Kanununa göre TL cinsinden gösterilmesi gerekliliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır. Dosya kapsamına uygun ve birbirini doğrulayan bilirkişi raporları ve mahkememizin davacı şirketin konkordato talebine ilişkin ... esas sayılı dosyası ve bu dosyada bulunan 12.10.2020 tarihli çekişmeli alacak tespitine ilişkin ara karar birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin ödemelerini 2016 yıl sonuna kadar güncel kur (ödeme günündeki kur) üzerinden yaparak yasal defterine kaydettiği, güncel kur (ödeme günündeki kur) üzerinden ödeme yapılmasının mutat bir uygulama olduğu, bu sebeple ... USD olan davacının borcunun vade tarihlerindeki döviz kuru ile ödenmesinin ticari teamüller gereğince doğru olduğu, 6 Kasım 2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-█████)'ye Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2018-█████) 21.maddesi uyarınca 21.03.2015 tarihinde akdedilmiş olan sözleşmeye istinaden keşide edilen döviz bazında çeklerin 32 Sayılı Karar Geçici 8.Maddesinin yürürlüğe girdiği 12 Eylül 2018 tarihinden önce tedavüle girmesi nedeniyle işbu davaya konu sözleşme için bir değişiklik gerektirmeyeceği, Varlık Satış Sözleşmesi 6. maddesinde yer alan “satıma konu menkul ve gayrimenkullerin faturalarının USD cinsinden tanzim edilecek olup, dolar kurunun taraflarca 2,60 TL olarak sabitlenmesinin sadece sözleşmeye konu faturaların 2,60 TL kur baz alınarak düzenlenmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla sözkonusu faturalar karşılığı verilen çeklerin döviz cinsinden olduğu görüldüğünden bunların ibraz tarihindeki güncel kurlar üzerinden ödenmesi gerektiğinin tespit edilmesi karşısında, davacının Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında tasdik edilen konkordato projesinde kabul edilen 4.446.00,00 TL dışında borçlu olmadığının tespiti, ödemesi gereken ... USD borcunun sözleşme hükümlerine göre kurun 1 dolar karşılığının 2.60-TL olarak tespiti ile davacının davalı tarafa ... TL borçlu olmadığının tespiti talebinin ve kalan çeklerinin sözleşme gereği 2.60 kura göre ödeneceğinin tespiti, terditli olarak da ; 85 nolu Cumhurbaşkanlığı kararı ve bu karara istinaden Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkarılan tebliğe göre kurun 3.77-TL olarak yeniden belirlenip 02.01.2018 tarihinden itibaren bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar TÜFE aylık değişim oranları esas alınarak artırılması ve bu duruma göre davacının davalı tarafa ... TL borçlu olmadığının tespiti ile kalan çeklerinin sözleşme gereği 3,77 kura göre ödeneceğinin tespiti taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında █████/2015 tarihinde düzenlenmiş olan Varlık Satış Sözleşmesi'ndeki borcuna ilişkin olarak birden fazla çek keşide edildiğini, sözleşme bedelinin ... TL olarak belirlendiğini, davanın, müvekkilinin işbu bedelden bakiye kalan 1.700.000,00 dolar borcun vade tarihindeki kur üzerinden mi yoksa sözleşmenin 6. maddesinde kurun 2,60 TL olarak sabitlenmiş olmasından kaynaklı işbu kur üzerinden ödenmesi hususuna ilişkin olduğunu, ayrıca piyasa şartlarının, dolar kurundaki aşırı yükselme ve davalı tarafın elindeki çekleri son dolar kuruna göre tahsil etme isteği gibi birçok sebep uyarınca borçlarını ödeme güçlüğü içerisine düşen müvekkili şirket yine aynı mahkeme olan Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunduğunu, davanın açıldığı tarih itibariyle konkordato kesin mühlet içerisinde olup, dava devam ederken █████/2020 tarihinde karara çıktığını, konkordato dosyasının tasdikine karar verildiğini, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında █████/2021 tarihli ara kararında dava konusu sözleşmeye ilişkin olarak davalı ... şirketinin alacağının ... TL olarak tespit edildiğini ve konkordato nisabında bu miktarın yer aldığını, konkordato projesinin İİK'nın 305 ve devamı maddeleri gereğince tasdik şartları oluştuğundan tasdikine karar verildiğini, işbu kararın █████/2021 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, İcra İflas Kanunu'nun 308/b maddesinin "Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler. Tasdik kararını veren mahkeme, konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın, kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından, mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebilir. Süresi içinde dava açmamış olan alacaklılar, bu paydan ödeme yapılmasını talep edemezeler; bu durumda yatırılan pay borçluya iade edilir." şeklinde hüküm ihtiva ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan borç miktarının konkordato projesinde ... TL olarak yer aldığını, yargılama süresince davalı şirket tarafından alacağın hiçbir zaman çekişmeli alacak haline getirilmediğini, konkordatonun tasdiki kararının ilanından itibaren 1 ay içinde de dava açılarak çekişmeli alacak haline getirilmediğini, dolayısıyla, müvekkili şirketin davalı şirkete olan sözleşmeden kaynaklanan borcunun ... TL olduğunun sabit hale geldiğini, bu miktar üzerinden nisaba katıldığını, huzurdaki davanın yargılama aşamasında konkordatonun tasdik olması ile █████/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile ... TL borçlu olmadığının tespiti olan dava değerinin, tasdik kararı uyarınca ... TL olarak ıslah edildiğini, oysa ki Yerel Mahkeme tarafından konkordato projesinde kabul edilen ... TL dışında borçlu olmadığının tespiti talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, nitekim mahkemenin bu kararı yine kendisi tarafından verilmiş olan ara karar ve konkordato tasdikinin çekişmeli hale gelmemesine rağmen tespit taleplerinin reddinin mahkemenin kendisi ile çelişkili karar vermesine de sebebiyet verdiğini, huzurdaki davanın taraflarınca ikame edilen menfi tespit ve sözleşmenin uyarlanması talebinden ibaret olduğunu, dava değerinin işbu ara karar uyarınca ıslah edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından yapılacak yargılama neticesinde talepleri uyarınca ikame edilen davada taleplerinden fazlası şekilde tespit yapamayacağının açık olduğunu, yine hüküm incelendiğinde şayet huzurdaki dava taraflar arasındaki alacağa ilişkin çekişmeli alacak davası olsa idi gerekçesinde alacak miktarının tespitini yapması gerekeceğinin açık olduğunu, yine huzurdaki davanın çekişmeli alacak davası olsa idi çekişmeli alacağa ilişkin uygulanması gereken ayrılan payın borçlu tarafından mahkemece belirlenen hesaba yatırılmasına karar vermek bakımından takdir yetkisi, kullanması gibi ilgili prosedüre ilişkin de hiçbir işlem de yapılmadığını, dolayısıyla huzurdaki dava ile alacağın çekişmeli alacak haline geldiğinin kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca gerekçeli karar incelendiğinde görüleceği üzere, Yerel Mahkeme tarafından işbu dava ile alacağın çekişmeli hale geldiğine dair bir değerlendirme yapılmadığını, davalı şirket tarafından da çekişmeli alacak davasına konu edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davalı tarafın bu şekilde bir talebinin de bulunmadığını, sözleşmeden kaynaklanan borç miktarı konkordato projesi ve tasdik ile ... TL olduğunun sabit hale gelmesine rağmen Yerel Mahkeme tarafından sözleşmedeki kurun 2,60 TL üzerinden sabitlenmesinin sadece sözleşmeye konu faturaların 2,60 TL kur baz alınarak düzenlenmesinden kaynaklandığını, çeklerin ibraz tarihindeki güncel kurlar üzerinden ödenmesi gerektiğinin tespiti karşısında, konkordato projesinde kabul edilen ... TL dışında borçlu olmadığının tespiti taleplerinin reddine karar verildiğini, oysa ki dava dilekçesi incelendiğinde görüleceği üzere, sözleşmenin 6. maddesi uyarınca kurun 2,60 TL oranında sabitlenerek ödeme yapılacağının yanı sıra değişen hal ve şartlar nedeni ile tarafların yüklendikleri edimler arasındaki denge aşırı ölçüde ve açık biçimde değiştiği, işbu değişim sebebiyle sözleşme koşulları borçlu müvekkil şirket için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan ortaya çıkan ekonomik koşullar sebebiyle ortadan kalkmış olması sebebiyle sözleşmenin uyarlanması taleplerini de içerdiğini, Yerel mahkeme tarafından işbu taleplerine ilişkin hiçbir değerlendirme de yapılmadığını, oysa ki işbu husus dosya içerisinde bulunan ... tarihli kök bilirkişi raporunda "Buna istinaden de ilgili kanun maddeleri gereği dava konusu sözleşmenin ödeme yükümlülüklerinin yeniden belirlenmesinin zorunlu olduğu" şeklinde tespitin mevcut olduğunu, yine dosya içerisinde bulunan ... tarihli bilirkişi raporunda "konkordato davasında bahsi geçen çekişmeli alacağın somut olarak belirlenmesini müteakip bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması halinde gerekli hesaplamanın yapılabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde tespitte bulunulduğunu, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde sözleşmenin uyarlanması gerekliliğinin yanı sıra çekişmeli alacağın somut olarak belirlenmesi gerektiğinin belirtildiğini, çekişmeli alacak davası bulunmaması ve konkordato projesinde belirlenen miktarın nisaba dahil edilerek tasdiki ile birlikte alacağın ... TL olduğunun sabit hale geldiğini, davacı tarafın alacağının konkordato sürecinde müvekkili şirket tarafından itiraza uğradığını, davalı tarafın itiraza uğrayan kısımla ilgili müvekkilinden bir talebinin olmadığını, davalı tarafından açılmış bir davanın da bulunmadığını, davalı tarafın talebi olmadan itiraza uğramış alacak konusunda mahkemenin davalı lehine yorum yaparak karar verdiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, tarafların sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşme ile menkul ve gayrimenkul mal satın aldıklarını, satım bedelinin yabancı para olarak kararlaştırıldığını, sözleşmede yabancı paranın TL karşılığı kurun belirlendiğini, müvekkilinin davanın açıldığı tarihe kadar yaptığı ödemler sözleşmeye konu borcu bitirdiğini, kurun sözleşmedeki düzenleme gereğince 2.60-TL olarak kabul edilmesi gerektiğini açıkladığını, taraflarınca verilen cevapta, tarafların menkul ve gayrimenkul mal satımı için anlaştıklarını, satım bedelini yabancı para cinsinden kararlaştırdıklarını, satım bedelinin çek düzenlenmek suretiyle ödendiğini, çeklerin yabancı para cinsinden düzenlendiğini, davanın açıldığı tarihe kadarda ödeme günündeki yabancı para cinsinden ödendiğini, sözleşmede kararlaştırılan kurun 2,60.-TL olacağına ilişkin düzenlemenin sadece müvekkili tarafından düzenlenen faturaların TL olarak düzenlenirken dikkate alınacağı, yoksa davacı tarafın yapacağı ödemeye ilişkin bir düzenleme olmadığının açıklandığını, yargılama sırasında dosyaya alınan bilirkişi raporlarında iddiaları destekler nitelikte açıklamalar yapıldığını, dosya içerisine gelen bilgi ve belgeler ışığında davanın reddine karar verildiğini, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davacı yanın tüm taleplerinin reddedildiğini, Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından dava dilekçesinde açıkça talep ettikleri üzere müvekkili şirket lehine icra inkar tazminatı hakkında bir karar verilmediğini düşündüklerini, müvekkilinin davaya konu çekler için bir icra takibi açamadığını, davacı yanın, borçlarını ödeyemeyeceğinden bahisle Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ile konkordato davası açtığını ve takiplerin yapılmaması için tedbir aldığını, davacı tarafın, işbu sözleşmedeki borcunun yabancı para cinsinden olduğunu müvekkili ile yaptığı ilk görüşmelerden itibaren bildiğini ki onun için tüm ödemeye ilişkin belgelerini yabancı para cinsinden düzenlediğini ve ödemelerini de yabancı para cinsinden yaptığını, kendisi tacir olan davacı yanın hataen bu şekilde evrak düzenlemesi yada ödeme yapmasının mümkün olmadığını, davacı yanın, sadece USD kurundaki artıştan kaynaklı olarak bu davayı açtığını, davacı yanın sözleşmeye bağlı kalma, basiretli olma gerekliliğinin bulunduğunu, bu nedenle, müvekkili için alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, sözleşmeye davalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacının Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında tasdik edilen konkordato projesinde kabul edilen ... TL dışında borçlu olmadığının tespiti talebinin reddine, davacının ödemesi gereken ... USD borcunun sözleşme hükümlerine göre kurun 1 dolar karşılığının 2,60-TL olarak tespiti ile davacının davalı tarafa ... TL borçlu olmadığının tespiti talebinin ve kalan çeklerinin sözleşme gereği 2,60 TL kura göre ödeneceğinin tespiti talebinin reddine, davacının 85 nolu Cumhurbaşkanlığı kararı ve bu karara istinaden Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkarılan tebliğe göre kurun 3,77-TL olarak yeniden belirlenip 02.01.2018 tarihinden itibaren bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar TÜFE aylık değişim oranları esas alınarak artırılması ve bu duruma göre davacının davalı tarafa ... TL borçlu olmadığının tespiti ile kalan çeklerinin sözleşme gereği 3,77 TL kura göre ödeneceğinin tespiti taleplerinin reddine, davacının %20 tazminata mahkum edilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, sözleşmeye konu faturalar, Varlık Satış Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer alan “... satıma konu menkuller ve gayrimenkulün faturaları USD cinsinden tanzim edilecek olup, taraflarca dolar kuru 2,60 TL olarak sabitlenmiştir." hükmü uyarınca faturalar 2,60 TL kur baz alınarak düzenlenmiş ise de davacı şirketin ödemelerini 2016 yılı sonuna kadar ödeme günündeki kur üzerinden yaparak yasal defterine kaydettiği, ödeme günündeki kur üzerinden ödeme yapılmasının mutat bir uygulama haline geldiği, ödeme günündeki güncel kur ile ödenen çeklerle ilgili kur farkı faturasının düzenlenmediği, 6 Kasım 2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-█████)'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'in (Tebliğ No: ...) 21. maddesi uyarınca 21.03.2015 tarihinde akdedilmiş olan sözleşmeye istinaden keşide edilen döviz bazında çeklerin 32 Sayılı Karar Geçici 8. maddesinin yürürlüğe girdiği 12 Eylül 2018 tarihinden önce tedavüle girmesi nedeniyle işbu davaya konu sözleşme için bir değişiklik gerektirmeyeceği, sözkonusu faturalar karşılığı verilen çeklerin döviz cinsinden olduğu görüldüğünden bunların ibraz tarihindeki güncel kurlar üzerinden ödenmesi gerektiği, çekişmeli alacağın hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına ilişkin Mahkemece İcra ve İflas Kanunu'nun 302/IV. maddesi gereğince verilen kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği, bilirkişi raporlarının gerekçeli, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, işbu dava dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararının bulunmadığı, dolayısıyla Mahkemece davacının tüm talepleri yönünden davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmış olmakla; taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00'şer TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70'şer TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30'ar TL istinaf karar harçlarının taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkerelerinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA,
3-Tarafların istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendileri üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgililerine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, █████/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. █████/2026
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!