Banka kredi kartı borcundan kaynaklanan icra takibine itirazın iptali davasında, bilirkişi raporları ve görevli mahkeme konularındaki Yargıtay bozma kararları sonrası devam eden yargılama.
Özet: İncelemeye konu hukuki metin, bir bankanın kredi kartı alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin bankacılık konusunda uzman bilirkişi raporu alınması ve davalının kartın kötüye kullanıldığı iddialarının değerlendirilmesi yönündeki Yargıtayın iki ayrı bozma kararına rağmen yeniden hüküm kurma sürecini ve son olarak, bankacılık konusunda uzman bilirkişi tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda, davalının faiziyle birlikte toplam 12.711,84 TL kredi kartı borcundan sorumlu olduğuna karar verilmesini konu almaktadır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/... E., ████████ K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili, müvekkili banka ile davalı arasındaki kredi kartı sözleşmesine istinaden davalıya kredi kartı hesabı açılarak kart verildiğini, davalının kredi kartı borçlarını ödememesi nedeniyle 25.05.2012 tarihinde noterden gönderilen ihtara rağmen borç ödenmediğinden davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2012/... sayılı dosyasıyla icra takibi yaptıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili, görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin davacı bankaya hiçbir borcunun olmadığını, bahsedilen borcun nasıl oluştuğu konusunda hiçbir fikrinin olmadığını, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluk gereğince kart bilgilerini kimseyle paylaşmadığını, davacı bankanın bu harcamaların müvekkili tarafından yapıldığını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 11.03.2014 tarihli kararıyla; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre 13.317,08 TL yönünde itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğinin belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ... İcra Müdürlüğünün 2012/... sayılı dosyasında yapılan takip ile ilgili olarak, 11.958,56 TL asıl alacak, 969,67 TL işlemiş akdi faiz, 315,65 TL işlemiş temerrüt faizi, 14,15 TL BSMV, 59,05 TL masraf olmak üzere toplam 13.317,08 TL yönünden itirazın iptaline, asıl alacak 11.958,56 TL'ye takip tarihi 11.07.2012'den itibaren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 26. maddesi ile T.C. ... Bankasına tanınan yetki dahilinde yayınlanan tebliğ hükümlerinde belirlenen azami faiz oranlarını geçmemek koşuluyla yıllık %34,08 faiz yürütülmek suretiyle takibin devamına, koşulları oluştuğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) 67/2. maddesi uyarınca asıl alacak 11.958,56 TL'nin %20'si olan 2.391,70 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istem yönünden açılan davanın reddine, koşulları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince verilen 14.04.2015 tarihli ilamla; davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı banka alacağının hesabı için, bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiye yerinde inceleme yaptırılarak, davalının itirazları da değerlendirilip rapor alınması gerekirken, uzmanlığı bulunmayan bilirkişiden rapor alınarak bu rapora göre hüküm kurulması ve ayrıca mahkeme kararının gerekçesiz yazılmış olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 20.12.2016 tarihli kararıyla; yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının itirazlarının genel ifadelerden ibaret olduğu, örnek vakalardan oluşmadığı ve tutarlı olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.3.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince verilen 27.05.2019 tarihli ilamla; Mahkemece bozmaya uyulmuş ancak bozma doğrultusunda tahkikat yapılmadığı, bozma kararında bankacı bilirkişiye banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması istendiği halde görevlendirilen bilirkişinin banka kayıtları üzerinde inceleme yapmadan bir takım soyut varsayımlar üzerinde durarak rapor verdiği, itiraz üzerine alınan ek raporda da aynı şekilde davrandığı, ayrıca herhangi bir hesap yapmadığı, Mahkemece bozma doğrultusunda davalının itirazlarını da değerlendirecek bir rapor alınmadan özellikle kartın başkalarınca kötüye kullanıldığı iddiası değerlendirilmeden ve davalının mali sorumluluğu konusunda da bozma öncesi avukat bilirkişinin hesaplarının esas alınmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporu ile davalının takip tarihi itibariyle toplam 12.711,84 TL borçtan sorumlu olduğu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 11.683,12 TL'lik anaparaya (tespit edilen) TCMB tebliğleriyle ilan edilen yıllık % 34,08 temerrüt faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile %5 BSMV birlikte ödemesi gereken bedelin 12.711,84 TL olduğuna dair rapor tanzim edildiği, davacı vekiline mahkememizin █████/2021 tarihli celsede; bilirkişi raporunda belirtilmiş olan ... şubesinin hangisi olduğu ve hangi işleme ilişkin olduğu hususunda mahkememize bildirmesi için 20 günlük kesin süre verildiği, davacıya verilen kesin süre içerisinde bilirkişi raporunda belirtilmiş olan ... şubesinin hangisi olduğu ve hangi işleme ilişkin olduğu hususunda davacı vekiline kesin süre verilmesine rağmen istenilen belgeler süresi içinde dosyaya ibraz edilmediği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 115. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; Mahkemece verilen kesin süre içerisinde dilekçe verildiğini, buna rağmen davanın reddinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kredi kartından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut davada; Mahkemece "davacı vekiline bilirkişi raporunda belirtilmiş olan ... şubesinin hangisi olduğu ve hangi işleme ilişkin olduğu hususunda mahkememize bildirmesi için 20 günlük kesin süre verilmesine, kesin süre sonuçlarının açıklanmasına (açıklandı)" şeklinde ara karar verilmiştir. Kural olarak, mahkemece, kesin süreye ilişkin ara kararında, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her bir iş için ne miktar ücret yatırılacağının belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, tanınan süre içinde yapılması istenen işlerin ne olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması, kesin süreye uymamanın doğuracağı sonucun açık olarak anlatılması ve bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedilebileceğinin yine açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekir. Söz konusu usule uyulmaksızın ve sonuçları hakkında ilgili tarafa herhangi bir ihtarat yapılmadan verilen kesin sürenin sonuç doğurmayacağının kabulü gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar verilmiştir.Bozma sebep ve şekline göre davacının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Mahkeme kararının HMK Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.