Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde, çamura saplanma sonrası araçta çıkan yangın nedeniyle kasko sigortasından kaynaklanan tazminat davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Yoğun yağış nedeniyle çamura saplanan sigortalı aracın, sürücünün kurtarma çabası sırasında motor bölümünde çıkan yangın sonucu pert olması üzerine sigorta sahibinin kasko şirketi aleyhine açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi sürücünün kastı olmasa da kusuru bulunsa da hasarın poliçe kapsamında olduğu gerekçesiyle 375.000 TL tazminata hükmetmiş; sigorta şirketi ise hasarın sürücünün ağır ihmali ve dış etken olmaksızın aracı zorlamasından kaynaklandığını, kasko genel şartları dışında kaldığını ve sigortalının doğru beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi █████████ Esas ████████ Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO : █████████ KARAR NO : ████████TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkiline ait aracın saha personelinin kullanımında olduğu sırada yoğun yağış nedeniyle toprak yolda aracın çamura saplandığını, sürücünün aracı çamurdan çıkarmaya çalışırken motor bölümünden duman ve alev çıktığını, sürücünün motor kaputu kapalı vaziyette iken yangını söndürüp büyümesini engellemek için motorun içine giren kısımları ceketiyle kapatarak hava girmesini engellediğini, aracın altının da çamura saplanması nedeniyle hava girişi olmadığından yangının büyümeden söndürüldüğünü, olayın sonrasında sürücünün kolluğu arayarak yardım istediğini, jandarmanın yardımıyla köyde bulunan traktör ile aracın saplandığı çamurdan kurtarıldığını, aracın pert total olduğunu, davalının ise müvekkilinin zararını karşılamadığını belirterek şimdilik 40.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 375.000,00 TL'ye artırmıştır. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hasarın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediğinin tespit edildiğini, bu nedenle başvurunun reddedildiğini, aracın trafikten çekildiğine dair tescil belgesinin müvekkili şirkete verilmesi gerektiğini, müvekkilinin kdv'den sorumlu olmadığını, poliçede muafiyetin mevcut olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; █████/2023 tarihinde meydana gelen yangın neticesinde davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi düzenlenen davacıya ait aracın hasar gördüğü, pert-total olduğu ve araçta 375.000,00 TL zararın oluştuğu, yangın nedeniyle meydana gelen hasarın poliçe kapsamında teminat altına alındığı, davalının dava öncesinde yapılan başvuru sonucu ödeme yapmadığı, davacının zararının giderilmediği, davacıya ait araçta 375.000,00 TL hasar bedeli oluştuğu, söz konusu zararın Genel Şartlar 1.2 maddesi uyarınca davacı şirket çalışanının talimatlara elinden geldiği kadar uymak maddesini yerine getirdiği, meydana gelen yangında kusurunun olduğu, ancak kastının bulunmadığı, hasarın sigorta teminatı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 375.000,00 TL maddi tazminatının █████/2023 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hasarın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediği tespit edildiğinden başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, teknik değerlendirme raporuna göre olayın salt aracın çamurdan çıkartılmaya zorlanması nedeniyle hararet yapmasına bağlı meydana geldiğini, herhangi bir dış etkenin olayın meydana gelmesinde etkili olmadığının tespit edildiğini, son bakım kaydında yapılan işlemlerin olay ile illiyet bağının olmayacağını, son fenni muayene raporunda da olaya sebebiyet verebilecek olumsuz tespit bulunmadığının belirtildiğini, sonuç olarak kullanıcının kastından söz edilemese de hasarlı aracın model yılı ve haiz olduğu teknik özelliklerin gösterge ekranında kullanıcıyı ikaz edecek uyarılara sahip olduğu fakat buna rağmen kullanıcı tarafından zorlanmaya devam edilmesi nedeniyle koruma/kurtarma önlemleri noktasında kullanıcının ağır kusur ve ihmalinden söz edilebileceği kanaatine varıldığını, sigortalı araç sürücüsünün iradesi dışında ani ve harici bir etki neticesinde meydana gelen bir zararın söz konusu olmadığını, aracın çamura saplandığı anda kendi imkanlarıyla kurtarılmaya çalışmak yerine doğrudan kurtarıcı çağırılsa idi herhangi bir zararın meydana gelmeyeceğinin söylenebileceğini, buna göre de somut olayın kasko genel şartları A.1. maddesine göre kasko sigortasının konusu kapsamında olmadığını, hasar dosyasının ve yetkili kurumlarca tutulan kaza zabıtının tetkiki sonucu hasarın sigortalı tarafından beyan edildiği şekilde gerçekleşmediği anlaşıldığından tazminat taleplerinin değerlendirilemediğinin belirtildiğini, sigortalı doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, sigorta poliçesinin zayi olmasına sebebiyet verdiğini, ispat külfeti başvuranda olmakla haksız işbu başvurunun reddine karar verilmesini talep ettiklerini, poliçede, başvuru sahibinin poliçesinde de eksper tarafından belirlenen bedelin esas alınacağının açıkça düzenlendiğini, sigorta eksperinin tarafsız olmak zorunda olduğu gibi, 17. maddesine göre eksperler tarafından düzenlenmiş olan raporların da delil niteliğinde olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun aracın hasar anındaki rayiç bedeli ile sınırlı olduğunu, eksper raporu uyarınca aracın pertine karar verilmesinin daha ekonomik olduğunu, yapılacak yargılama neticesinde araç hakkında pert total işlemi uygulanmasına karar verilmeden önce yahut karar verildiği esnada aracın sovtajının kimde kalacağı önem arz etmeksizin şartlı bir biçimde hüküm kurularak aracın trafikten çekildiğine dair trafikten çekilmiştir kaşeli tescil belgesinin müvekkiline verilmesi gerektiğini, bu şartlar yerine getirilmeden müvekkili şirketin tazminat ödemeye mahkum edilmesinin davacı için sebepsiz zenginleşme durumu yaratacağı gibi motorlu taşıtlar vergisinin gereksiz yere işlemesi, pert olmuş bir aracın yeniden trafiğe çıkarılması vb. gibi telafisi imkansız zararları da doğuracağını, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmeyeceğini, müvekkilinin kdv tutarından sorumlu olmadığını, poliçede muafiyetin mevcut olup, poliçede özellikleri belirtilen araç için de sigorta teminatı, sigorta ettirenin aracın daha önce tam hasara uğramadığı yolundaki beyanı üzerine, bu beyanın doğruluğuna güvenilerek sağlandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın her iki tarafının da tacir olup, dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğunu, hal böyle iken, hükmedilen tazminatın avans faiziyle tahsiline karar verilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesinin hatalı bulunduğunu, faizin türü yönünden mahkeme kararının kaldırılmasını ve hükmedilen tazminatın ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek, eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracının çamura saplandığını, aracın çamurdan çıkarılmaya çalışıldığı sırada motor bölümünde yangın başladığını, sürücünün yangının büyümesini engelleyerek yangını söndürdüğünü, aracın pert olduğunu, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise hasarın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davalının davacı aracının kasko sigortacısı olduğu, sigortalı aracın hasara uğradığı, davalı tarafından davacının talep ettiği hasar bedelinin ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kasko sigortalı aracın hasara uğramasına ilişkin beyanın gerçeğe uygun olup olmadığı, davacı sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı hareket edip etmediği, hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, teminat kapsamında ise davacının davalıdan talep edebileceği hasar miktarı, uygulanması gereken faiz oranı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesinde, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda hasarın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediği tespit edildiğinden başvurunun reddine karar verildiğini ileri sürmüştür. Anılan savunma karşısında ispat külfeti davalı üzerinde olup, davalının davacı aracında meydana gelen hasarın beyan edildiği şekilde gerçekleşmediğini, bu nedenle hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda, sigortalı araç sürücüsünün aracı saplandığı çamurdan yangın çıkana kadar çabalayarak çıkarmak istendiği sırada hasarın sürücünün kusuruyla aracı zorlamasına bağlı olarak meydana geldiği, onarım bedelinin 406.373,36 TL olduğu, aracın rayicinin 525.000,00 TL, sovtaj bedelinin 150.000,00 TL olup, davacı zararının 375.000,00 TL olduğu, aracın pert total kabul edileceği, olayın poliçe kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün kazaya ilişkin █████/2023 tarihli yazılı beyanı dava dilekçesinde anlatım ile aynı yöndedir. Davalı tarafından davacıya █████/2023 tarihli verilen cevapta hasarın sigorta kapsamına girmediği, sigortalının yükümlülüklerini yerine getirmediği, tazminat talebinin değerlendirilmediği bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının sigortalı aracının trafikte seyri sırasında çamura saplandığı, araç çamurdan çıkarılmaya çalışılırken aracın motor kısmında yangın çıktığı, sürücünün araca kasten zarar vermediği, sürücünün kusurlu olmasının sigortalı aracın hasarını kasko sigorta poliçesinin teminatı kapsamından çıkarmayacağı, hasarın sigortalının beyan ettiği şekilde gerçekleştiği, sürücünün zararın artmasına sebebiyet vermediği, alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, hükme esas alınan ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporuyla kaza nedeniyle araçta 406.373,36 TL hasar meydana geldiği, aracın kaza tarihindeki rayiç değerinin 525.000,00 TL, sovtaj bedelinin 150.000,00 TL olduğu, aracın pert total olup, onarımının ekonomik olmadığı, tazminat miktarının 375.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece davacı yanın talebi de gözetilerek sovtaj bedeli araç rayiç bedelinden mahsup edilmek suretiyle tespit edilen 375.000,00 TL tazminat miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Anılan karardan da açıkça anlaşılacağı üzere hüküm altına alınan tazminat miktarının içinde sovtaj bedeli bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, pert olan aracın sovtajı davacı sigortacıda kalacak şekilde, sovtaj bedeli mahsup edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Bu durumda, aracın sovtajı davalı sigortacıya bırakılmadığından pert olan araca ilişkin çekme belgesinin sigortalı tarafından alınmak suretiyle davalıya verilmesine ilişkin yasal bir hüküm bulunmamakta olup, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, davacı vekilinin istinaf itirazı hüküm altına alınan faiz türüne yöneliktir. Davacı yan dava dilekçesinde ve bedel artırım dilekçesinde hüküm altına alınacak tazminata temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ise, hüküm altına alınan tazminata temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda mahkemece, hüküm altına alınan tazminata ticari nitelikteki avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerekirken yasal faiz işletilmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████/2013 tarih ve ██████████ Esas ██████████ Karar). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında esas yönünden bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kararda faiz türü yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının faiz türü yönünden kaldırılmasına, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gereken 25.616,25 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 6.700,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.916,25 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının faiz türü yönünden KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜNE, 375.000,00 TL maddi tazminatının temerrüt tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Alınması gereken 25.616,25 TL harçtan peşin yatırılan 683,10 TL harç ile 5.720,97 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 19.212,18 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 683,10 TL peşin harç, 5.720,97 TL ıslah harcı ve 268,85 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 120,25 TL tebligat ücreti, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.120,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle kararın sadece faiz türü yönünden kaldırıldığı gözetilerek, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 58.250,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-Davacı tarafından yatırılan toplam 855,20 TL istinaf karar harcı ile 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından posta gideri olarak yapılan 205,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından sehven yatırıldığı anlaşılan 2.107,80 TL temyiz kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yatırılan teminatın İİK'nun 36. maddesi uyarınca koşulları oluşmadığından bu aşamada iadesine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.