Sigorta şirketinin trafik kazası sonrası ödediği hasar bedelini davalı araç sahibinden rücuen talep ettiği, davalının işleten sıfatı olmadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğu itirazında bulunduğu tazminat davası.
Özet: Bir sigorta şirketi, sigortalısına ödediği 25.700 TLlik kasko tazminatını, karıştığı kazada kusurlu olduğunu iddia ettiği diğer aracın sahibi olan davalıdan rücuen talep etmektedir; davalı ise, bahse konu aracın maliki olduğunu ancak uzun süreli kiralama sözleşmesiyle bir başka şirkete kiraya verildiğini, Karayolları Trafik Kanunu gereği işleten sıfatının kiracı şirkette bulunduğunu ve kendisine yöneltilen davada pasif husumet yokluğu nedeniyle sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil ... Sigorta A.Ş. nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı,... A.Ş.'nın ilgili olduğu ... plakalı araç, davalı/ların ilgili olduğu / sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kusuruyla, 28.09.2024 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle hasara uğramıştır. Resmi makamlarca düzenlenen Trafik Kaza Tespit Tutanağı ve mezkur olay nedeniyle hazırlanan yasal delil niteliğini haiz Kesin Ekspertiz Raporu başta olmak üzere tüm deliller uyarınca, davalı tarafın ilgili olduğu ... plakalı aracın sebep olduğu kaza neticesinde sigortalı aracın hasar gördüğü; davalı/ların işbu olayın oluşumunda sorumlu ve kusurlu olduğu tespit edilmiştir. İşbu bu olay sebebiyle müvekkil şirket, Sigorta Eksperi marifeti ile yapılan hasar tespiti sonucunda hasarın nevi ve miktarının kesin olarak belirlenmesi üzerine, sigortalısına sigorta tazminatı ödemiştir. Bu minvalde, müvekkil şirketin 6102 sayılı TTK 1472.maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğu; davalının kusur/kusursuz sorumluluğunu karşılayan alacak için rücu hakkı doğduğu; ayrıca, işbu ödeme ile sigortalısından dava, alacak, talep haklarını temellük ettiği izahtan varestedir. Huzurdaki dava açılmadan önce tarafımızca, davalı/lar aleyhine ... 32. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyası ile takip başlatılmıştır. Davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine hukuki uyuşmazlığın taraflarca müzakere edilmesi ve dava şartının yerine getirilmesi amacıyla ... Arabuluculuk Bürosunun... numaralı dosyası ile arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de, anlaşma sağlanamaması nedeniyle arabuluculuk son tutanağı ''anlaşamama'' olarak düzenlenmiştir. Bu doğrultuda, davalı taraf aleyhine tarafımızca huzurdaki alacak davasını açma zarureti hasıl olmuştur.
Öncelikle, işbu dilekçemiz ile kanaat getirecek deliller ibraz ettiğimiz kanaati ile, müvekkil şirketin herhangi bir hak kaybına uğramaması adına davalı/borçlu adına kayıtlı, kazanın oluşumuna sebebiyet veren ... plakalı araç kaydına teminatsız ihtiyati tedbir-ihtiyati haciz konulmasına, nihayetinde, 25.700,00 TL hasar bedelinin, ödeme tarihi olan 13.12.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı/borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Huzurda görülen davada davanın muhatabı müvekkil şirket değildir. Zira müvekkil şirket kazaya konu aracın maliki olup, ancak işleteni değildir. Müvekkil şirket söz konusu aracı ... adresinde mukim...Vergi Dairesi VKN: ... No'lu ... Şirketi'ne (...) kiraya vermiştir. KTK 3. ve 85. maddeleri uyarınca işleten kiracı olduğundan, müvekkil şirket açısından işbu davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerekmektedir. ... Şirketi'nin aracın işleteni olması sebebiyle davanın muhatabı söz konusu bu kiracı şirkettir. ... Şirketi'nin aracın işleteni olması sebebiyle davanın muhatabı olup, davanın kendisine ihbar edilmesi gerekmektedir. Cevap dilekçemizde belirttiğimiz üzere huzurda görülen davada davanın muhatabı müvekkil şirket değildir. Zira müvekkil şirket kazaya konu aracın maliki olup, ancak işleteni değildir. Müvekkil şirket dava konusu aracı uzun süreli araç kiralama sözleşmesi kapsamında ... adresinde mukim ... Vergi Dairesine bağlı ... vergi no'lu ... a.ş.'ye kiraya vermiştir. KTK 3. ve 85. maddeleri uyarınca işleten kiracı olduğundan, müvekkil şirket açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekmektedir. ... Şirketi'nin aracın işleteni olması sebebiyle davanın muhatabı söz konusu bu kiracı şirkettir.
Cevap dilekçemiz ekinde sunulan sözleşmenin bütünü ve yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca, müvekkil şirketten araç kiralayan kiracının işleten sıfatını haiz olduğu ve müvekkil şirketin hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı, tazminat taleplerine muhatap olamayacağı açıktır. Davada aleyhimize bir hüküm kurulması hâlinde rücu hakkımızın doğabilmesi için, aracın işleteni sıfatına sahip olan Tiktak Şirketi’ne davanın ihbar edilmesini talep etmekteyiz.
Usule ilişkin haklı itirazlarımızın yanı sıra, müvekkilin herhangi bir hak kaybına uğramasının önlenmesi amacıyla esasa ilişkin itirazlarımızı da sunmamız gerekmiştir. Ticaret unvanından da açıkça anlaşılacağı üzere, davalı müvekkil şirket araç kiralama hizmeti veren bir ticari işletmedir. Tüm bunların yanı sıra, işbu sözleşmenin 11. maddesinde, kiralanan araç ile kaza yapılması halinde, meydana gelen her türlü hasar ve zarar bedelinin Kiracı tarafından karşılanacağı kararlaştırılmıştır. Bu suretle, dava konusu bedelden müvekkil Şirket ...'in sorumlu tutulamayacağı açıkça anlaşılmaktadır.
Ekte sunulan sözleşmenin bütünü incelendiğinde, müvekkil şirket ...'ten araç kiralayan Kiracı ...'ın işleten sıfatını haiz olduğu ve müvekkil şirketin hiçbir şekilde sorumlu tutulamayacağı, tazminat taleplerine muhatap olamayacağı açıktır.Yukarıda anlatıldığı üzere, husumet yöneltilecek olan müvekkil şirket değil, müvekkil şirketten uzun süreli kiralama sözleşmesi kapsamında araç kiralayan kiracı şirkettir. Kanun ve sözleşme maddeleri uyarınca sigorta tarafından karşılanmayan zararlardan kiracı sıfatıyla ... Şirketi sorumludur. Bu nedenle davanın ...adresinde mukim ... Şirketi'ne ihbarına ve huzurda görülen işbu davanın davalı müvekkil şirket adına husumet yokluğundan reddine karar verilmesini talep ederiz.
Yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalar doğrultusunda anlaşılacağı üzere; davacının istemleri tümüyle dayanaksız, ispatsız ve fahiş niteliktedir. Kazayla ilgili hiçbir kusuru bulunmayan, hatta usule ilişkin açıklamalarımız uyarınca işbu dava ile hiçbir surette sorumluluk ve husumet yöneltilemeyecek olan müvekkil şirkete kaza tarihinden itibaren reeskont faiz işletilmesi de hukuka uygun değildir. Kazaya karışan dava konusu araç, müvekkil şirket tarafından ... Şirketi’ne uzun süreli olarak kiraya verilmiş olup; bu kapsamda aracın fiili hakimiyeti ve işletilmesi kiracı şirkete devredilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. ve 85. maddeleri ile yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işleten sıfatı kiracıya ait olduğundan, araçtan kaynaklanan her türlü maddi ve manevi zarar ile idari ve cezai sorumluluk da kiracı şirkete aittir. Bu nedenle müvekkil şirket yönünden pasif husumet bulunmamaktadır.
Müvekkil şirket araç kiralama sektöründe önde gelen firmalardan olup, başarısını hukuka ve mevzuata uygun bir şekilde yürütmesine borçludur. Bu hususun somut şekilde ortaya konulabilmesi adına, dava konusu aracın kaza tarihindeki fiili kullanıcı ve zilyetlik durumunun tespiti gerekmektedir. Bu noktada, Emniyet Genel Müdürlüğü nezdinde tutulan KABİS (Kiralık Araç Bildirim Sistemi) kayıtları belirleyici niteliktedir. KABİS; araç kiralama şirketlerinin kiraya verdikleri araçlara ilişkin kiracı bilgilerini, kiralama başlangıç ve bitiş tarihlerini ve kullanım sürecine dair verileri kolluk birimlerine bildirdiği resmi ve güvenilir bir kayıt sistemidir. Bu kayıtlar sayesinde aracın belirli bir tarihte hangi kişi veya şirketin kullanımında olduğu açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilebilmektedir.
Celp edilecek kabis kayıtları ile dava konusu aracın kazanın meydana geldiği tarihte ... Şirketi’nin kullanımında olduğu sabit hale gelecek olup, bu durum karşısında husumetin müvekkil şirkete yöneltilmesi hukuken mümkün değildir. müvekkil şirket uzun süreli kiralanan araç üzerinde kiraya veren sıfatını haiz olup, işleten sıfatı bulunmamaktadır.bu itibarla, sayın mahkemenizden; dava konusu araca ilişkin kaza tarihini kapsar şekilde emniyet genel müdürlüğü kabis kayıtlarının müzekkere yazılarak celp edilmesini, celp edilecek kayıtlar doğrultusunda husumetin doğru tarafa yöneltilmesinin sağlanmasını arz ve talep ederiz.talep dayanağı iddialarının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat koşulları oluşmasında delil bulunmadığı açıktır.
bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. iddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir şartları bellidir ve sınırlıdır. keyfilik yoktur.
işbu davaya konu; rehinle temin edilmemiş alacak veya vadesi gelmiş bir alacak söz konusu değildir.
vadesi gelmeyen borçlarda ise borçlunun muayyen ikametgahı olmamalıdır veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeğe,kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa konabilir.
Davalı müvekkil şirket, öncelikle borçlu sıfatını henüz almamıştır. Verilen bir karar yoktur. Aleyhe yapılan bir icra takibi de bulunmamaktadır. Davalı müvekkil şirketin borçlu olduğunu gösterir bir kıymetli evrak veya adi bir evrak da bulunmamaktadır.
Davalı müvekkil şirket ikametgah sahibi büyük bir şirkettir. Kaçma gibi bir girişiminin olamayacağı izahtan varestedir.
Müvekkil şirket aleyhine ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir konulması, aracın maliki olan ve dava ile ilgisi ve bilgisi bulunmayan Müvekkil ...'in mülkiyet hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağından ölçüsüz bir haciz olacaktır. İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi için hukuki şartlar oluşmadığı gibi davacıların hukuki yararı bulunmadığından ve ölçüsüz bir karar olacağından reddi gerekmektedir.
İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi müvekkil şirketin mülkiyet hakkını önemli ölçüde kısıtlanmasının hukuka aykırı olacağı, müvekkil şirketin hesaplarına ve mal varlığına konulacak hacizlerin büyük ölçüde maddi ve manevi kazanç kaybına sebep olacağı izahtan varestedir. Bu nedenlerle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddi gerekmektedir. Bununla birlikte araç üzerinde herhangi bir fiili hakimiyeti olmayan, tamamen kiracının sorumluluğunda ve kiracının kullanımında meydana gelen kaza sebebiyle kazanın nasıl olduğu, sürücünün kusuru ve benzeri hususlara ilişkin bilgimiz bulunmamaktadır. Kiralayan şirket olarak aleyhimize atfedilecek her türlü kusur ve iddiayı da kabul etmediğimizi Sayın mahkemeye bildiririz.
... plakalı araca ilişkin Emniyet KABİS kayıtlarının celbine,
Davacının ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın müvekkil şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın izah ettiğimiz nedenlerden ötürü işleten sıfatını haiz olan .... adresinde mukim ... vergi dairesi vkn: ... no'lu ... şirketi'ne ihbar edilmesine,tüm beyanlarımız doğrultusunda davacının haksız davasının ve taleplerinin reddine,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine, karar verilmesini" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, Davacı nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... A.Ş.'nın ilgili olduğu ... plakalı araç, davalının ilgili olduğu ... plakalı aracın kusuruyla, 28.09.2024 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle hasara uğradığı, davacı tarafından tazminat ödemesi yapıldığı iddiasıyla yapılan ödemenin rücusu amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibaret davadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. Maddesinde; "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. " şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Emsal mahiyetteki Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ... E ...K sayılı ilamında özetle; "(...)dosya kapsamındaki belgelere göre davalı ... Şirketinin davaya konu aracı 28.08.2012 tarihli uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile davadışı ... Ltd. Şirketine kiraladığı, kaza tarihinde davalı ... Şirketinin işleten sıfatı bulunmaması sebebiyle bu davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu,(...)" şeklinde karar verilmiştir.
Davalı tarafça cevap dilekçesinde dava konusu kazaya karışan aracın dava dışı ... isimli şirkete uzun süreli kiralama sözleşmesi ile kiraya verildiğini savunarak davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Sunmuş olduğu cevap dilekçesi ekinde de dava dışı ... ile dava konusu araca ilişkin █████/2024 başlangıç tarihli █████/2026 bitiş tarihli 24 ay süreli uzun süreli araç kiralama sözleşmesinin imzalı bir suretini sunmuştur.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davaya konu kazaya karışan aracın davalı şirket tarafından kaza tarihinden önce dava dışı ... isimli bir şirkete 24 ay süre ile kiraya verildiği, söz konusu kira sözleşmesine ilişkin imzalı nüshanın sunulduğu da dikkate alındığında dava konusu aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı şirkete kiraya verildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla gerek KTK'nın 3. Maddesi gerekse yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca uzun süreli kira sözleşmesi ile dava konusu araç kiralanmış olduğundan işleten sıfatı dava dışı ... isimli şirkete geçmiş olup davalının söz konusu dava bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 327/2. Maddesinde; "Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Emsal mahiyetteki Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████/2014 Tarih, ...Esas ve ...Karar sayılı ilamında; "...Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. ve 19. maddeleri hükümlerine göre trafik kaydı 'işleteni' kesin olarak gösteren bir karine değilse de, kimliğini belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak trafik kayıt maliki, işleten konumunda olmadığını işletenin bir üçüncü kişi olduğunu kanıtladığında, malik olmasına karşın, işleten sıfatıyla sorumlu tutulamaz. Bununla birlikte, zarar gören kişi, davasını açmadan önce işletenin trafik kaydında adı yazılı kişi olup olmadığı konusunda bir araştırma yapmakla yükümlü kılınamaz. Olağan olanı, davanın trafik kaydında adı yazılı kişiye yöneltilmesidir. Somut olayda da davacı, trafik kaydına dayanarak bu davayı davalı ... A.Ş. aleyhine açmış ve onun işleten olmadığı davalının ileri sürdüğü kanıtlarla doğrulanmıştır. Bu nedenle davanın açılmasında davacının bir kusuru bulunmadığından davanın pasif sıfat (husumet) yokluğu nedeniyle reddi üzerine davalı yararına yargılama giderleri ve bu arada vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu konudaki yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden..." şeklinde karar verilmiştir.
Diğer yandan davacı tarafça dava konusu aracın davalı tarafından üçüncü kişiye uzun süreli kiraya verildiğine ilişkin taraflarına dava açılmadan evvel herhangi bir bildirimde bulunmadığından bahisle davalının itirazında kötü niyetli olduğu savunulmuştur. Taraflar arasında dava konusu kaza ile ilgili başlatılmış olan ... 32. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının UYAP sistemine eklenmek suretiyle yapılan incelemesinde, davalı şirket tarafından sunulan borca itiraz dilekçesinde dava konusu aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı şirkete kiraya verildiğine ilişkin herhangi bir ibareye ve bilgiye yer verilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Davacının kazaya karışan karşı taraf araç malikine davayı yöneltmesi, emsal mahiyetteki Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere hayatın olağan akışına uygundur. Davacıdan işletenin trafik kayıtlarında bulunan kişiden başka bir kimse olup olmadığı hususunda araştırma yapma zorunluluğu bulunmaktadır. Dürüstlük kuralı gereğince hakkında bu konuda icra takibi yapılmış olan davalının takibe itirazı ile birlikte aracın işleteni olmadığını da ileri sürmesidir. Ancak somut olayda davalı tarafından icra takibine yapılan itirazda bu yönde herhangi bir bilgiye yer verilmemiş olduğu gibi bu hususta karşı tarafa da bildirim yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır. Dolayısıyla emsal mahiyetteki Yargıtay ilamı ile birlikte HMK 327/2 düzenlemesi dikkate alındığında davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; davalı tarafından kazaya karışan aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı şirkete kiralanmış olması nedeniyle davalının işleten sıfatı kalmadığı ve dolayısıyla somut uyuşmazlık bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olduğundan davanın reddine ve ayrıca davalı tarafça icra takibine yapılan itirazda söz konusu aracı uzun süreli kiralama sözleşmesi ile üçüncü kişiye bildirmemiş olduğu da gözetilerek HMK 327/2 ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harcın peşin alındığından tekrar alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!