Mirasçılar Arasında Kadastro Tespit Hatalarına Dayalı Tapu İptali ve Tescil Talepli Davanın Hak Düşürücü Süre Yönünden İncelenmesi
Özet: Davacı vekili, müvekkilinin babası ve davalıların murisi adına kadastro çalışmaları sırasında hatalı tescil edilen eski 80 ve 76 parselden ifraz edilen taşınmazların aslında müvekkili tarafından satış vaadiyle satın alındığını ve uzun süredir zilyetliğinde olduğunu iddia ederek, davalılar adına kayıtlı payların iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir; davalılar ise, taşınmazların murisleri adına kesinleşmiş kadastro tespitiyle tescil edildiğini, davacının süresinde itiraz etmediğini, daha önceki bir davasının da bu nedenle reddedildiğini ve kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; ,... ili, .... Köyü, eski 80 parsel sayılı taşınmazın ifraz sonucu 22 02... No.lu parsel, 22 03... No.lu parsel ve 22 47... No.lu parsellere ve eski 76 No.lu parsel sayılı taşınmazın da ifraz görerek önce 369, 3 70... No.lu parsellere, daha sonra 369 No.lu parselin 21 18... , 21 19... , 21 20... , 21 21... , 21 92... , 21 94... , 21 95... , 21 96... , 22 00... ve 22 00... No.lu parsellere; 370 No.lu parselin 21 99... No.lu parsele; 371 No.lu parselin de 21 22... , 21 23... , 21 24... , 21 25... ve 21 26... No.lu parsellere ayrıldığını, müvekkilinin bu taşınmazlarda kız kardeşleri olan davalılarla birlikte paydaş olduklarını, kök 76... parsel sayılı taşınmazların 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında müvekkili ve tarafların murisi olan babaları .............. ile davadışı bir kısım şahıslar adına tespit gördüğünü, yapılan itirazların reddedilip kadastro tespitinin kesinleşmesiyle taşınmazların da tespit malikleri adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, fakat tespitin hatalı olduğunu, şöyle ki kadastro çalışmaları sırasında kendisi adına yapılması gereken tespitin babaları . ...........adına yapılması sebebiyle davalıların da taşınmazlarda paydaş olduklarını, babası muris ............. adına yapılan tespit sonrasında verilen komisyon kararının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira sunulan gayrimenkul satış vaadinden de anlaşılacağı üzere aralarında 76... parsel sayılı taşınmazların kendisi ve dava dışı hissedarlar tarafından vaat borçluları ........................... ve ................ isimli şahıslardan satın alındığını, ne kök muris .............. .......... ne de davalıların işbu parseller üzerinde herhangi bir hakları bulunmadığını, taşınmazların elli yılı aşkın bir süredir kendisi ve gayrimenkul satış vaadinde ismi geçen diğer alıcıların tasarruf ve zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazlarda davalılar adına olan payların iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davalıların davacı ...’in kız kardeşleri olup davaya konu kök 76... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında murisleri ........... ve müşterekleri adına tespit görüp tescil edildiğini, yapılan itirazların reddi sonucunda taşınmazların tespit (.......... ve müşterekleri adına) gibi tescillerine karar verildiğini, kök muris ............ adına tespit ve tescil edilen hissesi nedeniyle mirasçılık belgesi doğrultusunda davalıların hisseleri oranında pay sahibi olduklarını, çekişmeli parsellerin kadastro tespitine davacının süresinde itiraz etmediği gibi komisyon kararının da tarafı olmadığını, komisyon kararının kendisine tebliğ dâhi edilmediğini, tespitten sonraki bir tarihte çekişmeli parselleri satın almış olmasının davacıya, tarafı olmadığı bir komisyon kararının iptali için dava açma hak ve yetkisi tanımayacağını, davacının daha önce de söz konusu gayrimenkul taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanarak Batman Kadastro Mahkemesinin ███████ Esas ve ███████ Karar sayılı dosyasında tespite itiraz ettiğini, ancak itirazının reddedildiğini, zira kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra 10 yıllık sürenin geçmesi hâlinde kadastro öncesi nedenlere dayanılarak dava açılmasının mümkün olmadığını, 80 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanaklarının itiraz gördükten sonra 1989 yılında kesinleştiğini, bu sebeple kadastro öncesi nedenine dayanılarak açılan davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, dava konusu taşınmazların değerinin eksik gösterildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalılar ..., ... ve ... cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usul, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, 76 No.lu parselin ... oğlu .......... tarafından kullanıldığı ve malik olduğunun açık ve kesin olarak komisyon tarafından tespit edildiğini, davacının 1930 doğumlu olmasına rağmen 1970 yılında dava konusu taşınmazların .............. adına tescil edildiğinde buna karşı çıkmadığını, 80 No.lu parselin Kadastro Komisyonu ve Kadastro Mahkemesi tarafından verilen karar ile ........... adına tapuya tescil edildiğini belirterek davanın öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle, aksi hâlde ise esastan reddini savunmuşlardır.3. Dahili davalılar (............. mirasçıları) cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usul, yasaya ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, bölgede kız çocuklarından mal kaçırmanın yaygın olup yapılan tüm işlemlerin nihai amacının kız çocuklarının kanundan doğan miras haklarına engel olmak olduğunu, babaları ...........’den geçen miras hakkını kullanmalarına davacının açıkça engel olmaya çalıştığını, kendileri tarafından Batman 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dava dosyası ile işbu davanın davacısına karşı muris muvazaasından kaynaklı tapu iptali ve tescil davası açılmış olması sebebiyle davacının da miras haklarını engelllemek için işbu davayı açtığını, 76 parsel sayılı taşınmazın muris .........................tarafından kullanıldığı ve malik olduğunun açık ve kesin olarak komisyon tarafından tespit edildiğini, davacının 1930 doğumlu olmasına rağmen 1970 yılında dava konusu gayrimenkuller ........adına tescil edildiğinde bu karara karşı çıkmadığını, 80 parsel sayılı taşınmazın ise Kadastro Komisyonu ve Kadastro Mahkemesi tarafından verilen karar ile ...........adına tapuya tescil edildiğini belirterek; öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddini, aksi hâlde davanın esastan reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Dosyadaki şu an ki uyuşmazlık 1942 yılında yapılan iki ayrı satış işlemi sonucu ............. malik olması ve o tarihten itibaren kök taşınmazlarda payları bulunmasına karşın davacı ve davalılara intikal eden payların murise ait bu payların devamı olup olmadığı ve kök muris ............... sonradan bu paylar haricinde pay sahibi olup olmadığıdır. Bu uyuşmazlığın giderilmesi alınan █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda kök muris ................. sadece Şubat 1942 tarihli 15... sıra numaralı tapu kayıtlarının bulunduğu, 1942 yılından sonra herhangi başka bir ediniminin olmadığı, davacı muris ...'in bizzat satış vaadi alacaklısı olduğu, taşınmazın davacılar tarafından kullanıldığı, ne kök muris ............ ne de davalıların dava konusu parseller üzerinde haklarının bulunmadığı, dava konusu taşınmazların yirmi seneyi aşkın süredir davacı ve gayrimenkul satış vaadinde adı geçen taraflarca kullanıldığı, böylelikle █████/2012 tarihli Batman Kadastro Komisyonu kararının yerinde olmayıp davacı ... adına yapılması gereken tespitin davacının babası .............. adına yapılmış ve gayrimenkul satış vaadinden de anlaşılacağı üzere davaya konu her iki parselin sahiplerinden davacılar tarafından satın alınarak zilyetliğinin sürdürülmüş olduğu..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, dava konusu .... ili, .... ilçesi, .... Köyü, 80 No.lu (80 No.lu parsel ifraz görüp; 22 01... No.lu parsel, 22 03... No.lu parsel, 22 47... No.lu parsele ayrılmıştır.) ile 76 No.lu (76 No.lu parsel ifraz görüp; 369, 3 70... parsellere ayrılmıştır. 369 No.lu parsel; 21 18... , 21 19... , 21 20... , 21 21... , 21 92... , 21 94... , 21 95... , 21 96... , 22 00... ve 22 00... No.lu parsellere ayrılmıştır. 370 No.lu parsel; 21 99... No.lu parsele ayrılmıştır. 371 No.lu parsel; 21 22... , 21 23... , 21 24... , 21 25... ve 21 26... No.lu parsellere ayrılmıştır.) parsellerde davalıların murisi ............. intikal eden paylarının iptali ile işbu payların 2...0 TC. kimlik No.lu davacı ...'in veraset ilâmı doğrultusunda, mirasçılarının hisseleri oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar ..., ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece hukuki nitelemenin yanlış yapılıp hatalı sonuca varıldığını, davalıların satış vaadi sözleşmesinin borçlular olan davadışı kişilerle bir alakalarının olmadığını, kararda yazılanın aksine müvekkillerinin veya kök muris ..........'in tarafı oldukları bir satış vaadi sözleşmesi bulunmadığını, kendilerinin ya da murislerinin tarafı olmadıkları bir satış vaadi sözleşmesi dayanak yapılarak kendileri yükümlü olmadıkları hâlde satış vaadi sözleşmesi nedeniyle kız çocuk olan müvekkillerinin, babaları ... kök mülkiyet hakkındaki miras haklarından işbu mahkeme kararıyla mahrum bırakıldıklarını, davacı ...'in satış vaadi sözleşmesi yaparak hak sahiplerinden (vaat borçlılarından) hisse satın almış olduğu hâlde sözleşmenin infazı kapsamında sözleşmenin tarafı olmayan müvekkillerinin babalarından gelen kök miras paylarının iptal edilmesinin hukuki olmadığını, zira satış vaadi sözleşmesindeki vaat borçlularının hisselerini davacı ...'e satmalarında hukuki bir engel bulunmadığını, ancak bu tasarrufun sözleşmenin tarafı dâhi olmayan davalılara babalarından gelen kök miras haklarını ortadan kaldıramayacağını, dava dışı .......... mirasçılarından davalı müvekkilerine geçen bir hisse de bulunmadığının, yani müvekkillerinin hisselerinde herhangi bir artış olmadığının istinaf hakimlerince anlaşılamamış olduğunu, davaya konu satış vaadi sözleşmesinin infaz edilmemiş olup davacı ...'in payının da kök murisi ... geldiğini, hatta dava konusu taşınmazlarda ................ya da mirasçılarının da payları bulunmadığını, zira dava konusu taşınmazları kök muris .... 1942 yılındaki satışlarla edinmiş olup bu hakkının da kadastro tespitleri sonrasında aşamalardan geçerek kesinleştiğini, 76 parsel sayılı taşınmazda kök muris ... 1/14 hissesine karşılık 90.200 m² ve 80 parsel sayılı taşınmazda kök muris ... 1/14 hissesine karşılık 25.814 m² yeri bulunduğunu, 17.10.1966 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle davacı ...'in vaat borçlusu ..... mirasçılarından hangi payı satın almış ise o payın satın alındığı kişilerin uhdesinden iptal edilmesi gerektiğini, hatta eski tapu okumalarına göre "... oğlu ......... mirasçılarının 76... parsel sayılı taşınmazlarda hiç malik olmadıklarını, 1942 yılında hisselerin "... oğlu ........" mirasçısı olan ... tarafından.......... satılmış olduğunu, 17.10.1966 tarihinde ise ...... oğlu davacı ...'in aslında hak sahibi olmayan/taşınmazda hissesi kalmamış kişilerden anılan satış vaadi sözleşmesiyle olmayan (kalmayan) paylarını satın almış olduğunu, özetle işbu davada davacının amacının kız kardeşlerinin babaları ............. geçen miras haklarını almalarına engellemek olup yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Kanun'un "Hâkimin Davayı Aydınlatma Ödevi" başlıklı 31. maddesi; "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." hükmünü düzenlemektedir. İncelenen dosya kapsamına göre; hâkimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacıdan açıklama isteyerek taleplerin somutlaştırılması gereklidir.2. Davacının aynı zamanda 17.10.1966 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tescil istemi de bulunmakta olup, somut uyuşmazlığın konusu olan 17.10.1966 tarihli noterlikçe düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesindeki vaat borçlularına ve vaat borçluları ölmüş iseler mirasçılarına yöneltilerek açılmış olması gereklidir. Bu durumda; davanın husumet yönüyle anılan sözleşmedeki vaat borçlularına ve vaat borçluları ölmüş iseler mirasçılarına yöneltilmesi gerektiğinden, Mahkemece taraf teşkili sağlandıktan ve dâhil edilecek davalıların da savunmaları alındıktan sonra talep hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden; anılan eksiklikler giderildikten ve taraf teşkili sağlandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmek üzere, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.