2. Asliye Ticaret Mahkemesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın geç ödenmesi nedeniyle oluşan enflasyon kaynaklı munzam zarar talebine ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Eser sözleşmesinden kaynaklanan bu davada, hastane dış cephe kaplama işini tamamlayan davacı taşeron, davalı yükleniciden alamadığı hakediş alacağı için daha önce açtığı davayı kazanıp icra yoluyla tahsilat yapmasına rağmen, davalı yüklenicinin 12.11.2014 tarihli temerrüdünden borcun ödendiği 02.02.2024 tarihine kadar ülkede yaşanan yüksek enflasyon, artan fiyatlar ve döviz artışı gibi ekonomik olgular nedeniyle temerrüt faizinin zararı tam olarak karşılamadığını belirterek, 3.336.917,69 TL tutarındaki aşkın (munzam) zarar alacağının 02.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmektedir.

T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAYARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████..........x..............x.......................x................x........x.........x.................xDAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yüklenici ... İnşaat Turizm Ticaret Limited Şirketi, iş sahibi Toplu Konut İdaresi'ne ait ... 200 yataklı devlet hastanesinin yapım işini üstlendiğini, eserin dış cephe kaplama imalatlarının yapımı işini davacı taşeron müvekkili ... Alüminyum Plastik ve Demir Doğrama Isıcam İnşaat Limited Şirketine verdiğini, davacı müvekkili şirket ile davalı yüklenici şirket arasında 12.02.2013 tarihli sözleşme düzenlendiğini, anılan sözleşme uyarınca eserin sözleşme tarihinden itibaren 165 takvim gününde bitirileceğini, işin keşif bedelinin 2.000.000,00-TL ihale bedelinin 2.000.000,00-TL olduğu kararlaştırıldığını, davacı müvekkili taşeron şirketin, ... 200 yataklı devlet hastanesinin dış cephe kaplama işini sözleşmeye, fen ve sanat kurallarına ve amaca uygun olarak imal edip davalı yüklenici şirkete teslim ettiğini, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından da 09.07.2014 tarihinde geçici kabulü yapılarak teslim alındığını, davacı müvekkilinin son alacağı olan 11.11.2014 tarihli 7 nolu kesin hakediş raporunda belirtilen 330.675,38 TL'yi ödemediğini, müvekkili şirket adına 12.11.2014 tarihli 8159 sıra nolu, 365.271,70 TL bedelli 7 nolu hakediş kesinti bedeli adı altında fatura düzenleyerek gönderdiğini, davacı müvekkilinin ise ... 17. Noterliğinde düzenlenen 25.12.2014 tarihli ve 19216 nolu ihtarnameyi göndererek yasal sürede itiraz ettiğini ve anılan faturayı kabul etmediğini, bu durumda davalı yüklenici düzenlediği 12.11.2014 fatura tarihi itibariyle temerrüte düştüğünü, davalı yüklenici olayların gelişiminde haksız ve kusurlu hareket ettiğini, davacı müvekkilinin taşeron şirket 11.11.2014 tarihli 7 nolu kesin hakediş bedelinin tahsili için 03.05.2018 tarihinde alacak davası açtığını, ... Asliye 11. Ticaret Mahkemesi'nin ████████E. ████████K. Sayılı dava dosyasında görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; müvekkili taşeron şirketin, davalı yüklenici şirkete yaptığı işle ilgili 2.932.642,38 TL tutarında hakediş bedeli alacağı hakettiğini, buna karşılık davalı yüklenici şirketin 2.508.715,66 TL ödeme, 79.033,17 TL SGK ödemesi, 55.659,89 TL %5 hakediş bedeli üzerinden kesilen stopaj olmak üzere toplam 2.643.408,72 TL ödeme yaptığını, bu durumda müvekkili şirketin 289.233,66 TL miktarında alacağının ödenmediğini, anılan alacağın 161.056,11 TL'sinin hakedişten kalan alacağını, 128.177,50 TL'sinin teminat kesintisi olduğunun tespit edildiğini, yerel mahkemece de; davanın kısmen kabulü ile 289.233,61 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine karar verildiğini, davalı yanın istinaf etmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2023 tarihli ve ████████E. █████████K. Sayılı ilamı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verildiğini, süresinde temyiz kanun yoluna başvurulmadığından 03.01.2024 tarihinde kesinleştiğini, ... 6. İcra Dairesi'nin ██████████ E. Sayılı dosyasında ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. Ve ████████ K. Sayılı 26.05.2022 tarihli ilamına dayanılarak asıl alacak ve ferileri toplamı 520.218,20 TL bedel üzerinden icra takibi yapıldığını, ... 7. Genel İcra Dairesi ███████████ nolu dosyasıyla işlemiş faiz ve diğer ferileri ile birlikte 02.02.2024 tarihinde toplam 719.225,41 TL miktarında tahsilat yapıldığını, davalı yüklenici şirketin temerrüde düştüğü █████/2014 tarihinden borcun ödendiği █████/2024 tarihine kadar ülkede yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, artan fiyatlar, döviz artışı vs.gibi olgular nedeniyle davacı alacaklı müvekkili taşeron şirketin zararının temerrüt faizi ile karşılanamadığını belirterek, açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile, şimdilik 10.000,00 TL aşkın(munzam)zarar alacağının █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 -TL'nin 3.326.917,69 arttırılarak toplamda 3.336.917,69-TLnin aşkın (munzam) zarar alacağının davalı tarafından 02.02.2024 tarihinden itibaren avans faiziyle ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı taşeron şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ihtilaf daha evvelden ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesince ████████ E., ████████ K. sayılı dosyası üzerinden görülerek davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi ████████ E., █████████ K. No'lu ilamı ile kesinleştiğini, bu kapsamda davacı yanca yargıya taşındığını ve yasanın öngördüğü usulde faizi ile tahsil edildiğini, müvekkilince yapılan itirazlar da taraflar arasındaki ihtilafı inceleyen mahkemece değerlendirildiğini ve neticede mahkemece davacının davasının kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kapsamda davacı yanca şimdi yeni bir dava ikame etmek suretiyle yasanın öngördüğü şekilde yargılamaya konu olan dava neticesinde tüm alacağını faizi ile tahsil etmişken yeniden munzam zarar talebinde bulunmasının usul ve yasaya aykırı olup hukuki yarar da bulunmadığını, bu kapsamla da davanın reddi gerektiğini, munzam zararın şartlarının oluşmadığını, davacı yanca tekrardan talepte bulunulmasının iyi niyet kuralına da aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davacı yanca iddia edildiği şekilde müvekkilinden herhangi bir alacağı olmadığını, davacı yanın ilkin ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E. Sayılı dosyası ile müvekkili şirketin TOKİ'den aldığı yapım işi kapsamında bir kısım işlerin yapılması hususunda müvekkili şirket ile sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında kendilerinin üzerine düşen işleri tam olarak yaptıklarını, son alacakları olan 11.11.2014 tarihli 7 nolu hakedişleri karşılığı olan 330.675,33 TL'nin ödenmediğini iddia ederek faiz ile birlikte alacak talebinde bulunduğunu, yapılan yargılama neticesinde ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesince ████████ E., ████████ K. sayılı ve █████/2022 tarihli kararı ile; "1-Davanın Kısmen Kabulüne, 289.233,61 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine...." karar verildiğini, bahse konu kısmen kabul kararı ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi ████████ E., █████████ K. No'lu ilamı ile kesinleştiğini, mahkeme ilamı uyarınca davacı yanca ... 7. Genel İcra Dairesi ███████████ E. (Eski Esas: ... 6. İcra Dairesi ██████████ E.) sayılı dosyasından ilamlı icra takibi başlatıldığını, ... 7. genel icra dairesi ███████████ e. icra dosyasına müvekkilince 719.225,41 TL ödeme yapıldığını, davacı yanca müvekkilinden alacağı faizi ile birlikte tahsil edildiğini, bu kapsamda davacı yanca şimdi de munzam zarar talebinde bulunmasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, munzam zararın şartları oluşmamış olduğunu, bu nedenle de davanın reddi gerektiğini, davacı yanın dilekçesinde belirtiği şekilde ya da kalemlerde alacağı olmadığını, bu kapsamda davacı yanın dava dilekçesindeki iddialarının kabul edilmesi mümkün olmadığını, iddia edildiği gibi munzam zararının da söz konusu olmadığını belirterek, açıklanan nedenlerle, davacının haksız ve mesnetsiz davasının öncelikle usulden reddine, aksi kanaatte olunması halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:█████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... 11.ATM'nin ████████E-████████K sayılı kararı, ... 6.İcra Dairesi'nin ██████████ E sayılı dosyası ve ön inceleme tutanağınızda yer alan uyuşmazlık konusu ile ilgili tespitleriniz esas alınarak yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; 12.11.2014 temerrüt tarihi ve 02.02.2024 ödeme tarihi esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacı şirketin avans faizi ödemesi ile karşılanamayan munzam (aşkın) zarar toplam tutarının 02.02.2024 tarihi itibariyle 3.336.917,69TL olarak tespit edildiği, davacı şirketin davalı şirketten munzam (aşkın) zarar talep edip edemeyeceğine ilişkin hukuki değerlendirmenin ise mahkemenize ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.█████/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; kök raporda herhangi bir değişikliğe gidilmediği bildirilmiştir.GEREKÇE:Dava, TBK'unun 122.maddesi kapsamında munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.6098 sayılı TBK’nın 122. maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir.Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816). Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ... 11.ATM'nin ████████ E- ████████ K. sayılı dosyası kapsamında, █████/2018 tarihinde, davacı ......Ltd Şti tarafından, davalı ... İnş...Ltd Şti aleyhine açtığı eser sözleşmesine dayalı alacak davasında, davalı şirketin Toplu Konut İdaresinden almış olduğu ... 200 Yataklı Devlet Hastanesi'nin Yapım işinin dış cephe kaplama imalatlarının davacı şirket tarafından üstlenildiği, davacının alacağı olan 11.11.2014 tarihli 7 numaralı kesin hak ediş raporunda belirtilen ve davalı firmanın yetkililerince imzalı olan 330.675,33 TL iş bedelinin davacıya ödenmediği, davalı şirketin işi teslim ettiği ve işin geçici kabulünün de Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından 09.07.2014 tarihinde yapılıp ve teslim alındığı belirtilerek, 330.675,38 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin talep edildiği, yapılan yargılama neticesinde; Mahkemenin █████/2022 tarih, ████████ E., ████████ K. sayılı ilamı ile, davanın kısmen kabulü ile 289.233,61 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, iş bu karara karşı davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvuru yapıldığı, ... BAM 31.HD'nin █████/2023 tarih, ████████ E-█████████K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, anılan mahkeme kararının █████/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkeme ilamına dayalı olarak davalı şirketin, ... 6.İcra Dairesi'nin ██████████ E. sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlattığı, icra dairesi'nin █████/2024 tarihli dosya hesabının toplam 719.225,41 TL olduğu, iş bu tutarın takip borçlusu davalı tarafından █████/2024 tarihinde ödendiği anlaşılmıştır.Dava dilekçesinde; davacı tarafça, davalı borçlu şirketin temerrüde düştüğü █████/2014 tarihinden, icra dosyasına yapılan ödeme tarihi olan █████/2024 tarihine kadar yaklaşık 10 yıl sonrasında avans faiziyle tahsiline karar verildiği, sadece ana paraya işletilen avans faizi sonrasında temerrüt faiziyle karşılanamayan bir zararın oluştuğu, bu suretle paranın satın alma gücünün azaldığı, enflasyon oranın temerrüt faiz oranından fazla olması nedeniyle aradaki farkın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu iddiasıyla aşkın zararın tahsili talep edilmiştir.Davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönündedir. Başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır. Açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür.Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez.Bu nedenlerle; davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle;1-Davanın REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan 57.247,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 56.632,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 410.953,42 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,6-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025B