696 sayılı KHK ile sürekli işçi kadrosuna geçen çalışanın, bireysel iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ücret farkı ile ilave tediye ve ikramiye alacağı talebinin, Yargıtay tarafından hesaplama hataları ve denetim eksiklikleri nedeniyle bozularak ilk derece mahkemesince yeniden incelenmesi.
Özet: Davacı sürekli işçi kadrosuna geçişi sonrasında, bireysel iş sözleşmesinde belirlenen asgari ücretin belirli bir oran fazlası olan ücretinin 01.01.2019dan itibaren eksik ödendiğini ileri sürerek fark ücret, ilave tediye ve ikramiye alacakları talep etmiş; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, bireysel ve toplu iş sözleşmesi hükümlerini esas alarak davanın kabulüne karar vermişken, Yargıtay önceki kararında, ücret farkı hesaplamalarının hatalı yapıldığı, belirli bir tarihteki ücretin korunmadığı, toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırılıklar bulunduğu ve bordroların ayrıntılı incelenmesi gerektiği gerekçeleriyle kararı bozmuş, bozma sonrası ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar veren ilk derece mahkemesi hükmü, davalı vekili tarafından tekrar temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... (Bakanlık) bağlı olarak sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiğini, kadroya geçişinin 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile sağlandığını, hâlen davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak çalışmaya devam ettiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini; ancak davalı tarafından 01.01.2019 tarihinden itibaren asgari ücretin % fazlası oran dikkate alınmaksızın eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek 01.11.2020 tarihinden son tutanak tarihi olan 14.10.2022 tarihine kadar olan dönem için ücret farkı alacağı ile 01.01.2019 tarihinden son tutanak tarihi olan 14.10.2022 tarihine kadar olan dönem için fark ilave tediye ve ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacının kadroya geçiş sonrası ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak ücretinin belirlendiğini, davacının 2018 yılındaki ücretinin korunarak bu ücret üzerine %4 oranında zam uygulandığını, taraflar arasında davacının kadroya geçtikten sonra ve devamında asgari ücretin % fazlasını almasını gerektirir bir sözleşme bulunmadığını, ücretin düşürülmediğini, davacı tarafça talep edilen faizin türüne de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli kararı ile; davacı ile davalı Bakanlık arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde, davacının ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair düzenleme olduğundan hareketle belirsiz süreli iş sözleşmesinin, ... tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin ve işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarihli kararı ile; taraflar arasında imzalanmış belirsiz süreli iş sözleşmesi ile uygulanan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri ve Yargıtayın emsal kararları dikkate alındığında, davalı tarafından taraflar arasındaki bireysel iş sözleşmesine aykırı ödeme yapılması nedeniyle ödenmeyen fark alacakların kabulüne ilişkin değerlendirmenin yerinde olduğu, hüküm altına alınan alacaklara uygulanan faizin türü ile başlangıç tarihlerinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 10.10.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının 31.10.2020 tarihi itibarıyla hak edilen ücret miktarının aynen korunarak 01.11.2020-31.12.2020 tarihleri arasındaki ücret farkı alacağının buna göre hesaplanması gerekirken davacının 31.10.2020 tarihinde almakta olduğu ücretine 01.11.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere %5,75 oranında zam yapılması gerektiği kabul edilerek davacının 01.11.2020 - 31.12.2020 tarihleri arasındaki ücretinin tespitinin hatalı olduğu; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda 20 21... yılı yönünden yapılan ücret tespitinin de toplu iş sözleşmesi hükümlerine ve Dairemizce belirlenen ilkelere aykırılık teşkil ettiği; ayrıca hesap konusu aylara ilişkin ücret bordroları ayrı ayrı kapsama alınmak suretiyle davacıya ödenmesi gereken ve ödenen ücret miktarları tek tek ve açıkça belirtilerek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan fark ödemelerin bulunup bulunmadığı ve varsa bu ödemelerin dikkate alınıp alınmadığının denetime elverişli şekilde netliğe kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca kapsama alınan 17.09.2025 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı gibi sürekli işçi kadrosuna geçen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal haklarının ... tarafından yürürlüğe konulan toplu iş sözleşmesinin uygulanması ile oluşan ücret ve diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamayacağını,2. Bireysel sözleşmede kastedilen asgari ücretin 2018 yılı asgari ücreti olup kadroya geçiş ücretinin de davacının 2018 yılı ücreti korunarak belirlendiğini, davacının ücretinde herhangi bir indirime gidilmediğini,3. Davacıya ait ücret bordrolarının incelenmesinden davacının toplu iş sözleşmesinde belirlenen ücret zammından ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklı diğer ücret eklerinden yararlandığının anlaşılacağını, bir yandan toplu iş sözleşmesi ile ücretinde artış olan davacının diğer yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını isteme hakkının mümkün olmadığını,4. Davacı ve aynı durumda olan sürekli işçilerin ücretine hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın uygulanmasının çifte zam durumu oluşturduğunu, bu durumun diğer çalışanlar ile eşitsizliğe yol açacağını,5. Hesaplamaların tüm aylar için 30 gün üzerinden yapılması gerekirken kimi aylar için 31 gün hesaplama yapılmasının isabetli olmadığını6. Alacaklara yürütülen faizin başlangıç tarihi ve türünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacakların miktarına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında özellikle temyiz edenin sıfatına göre bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple;Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.