Avukatın vekaleti kötüye kullanarak müvekkili adına yaptığı satış vaadi sözleşmesi sonrası cebri tescil ile kaybedilen taşınmazın güncel değeri üzerinden tazminat talepli davanın temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, davalı avukatın kendisine verilen vekaletnameyi kötüye kullanarak, adına yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi sonucu üçüncü şahıs lehine kesinleşen cebri tescil davasından müvekkiline haber vermediği ve taşınmaz bedelini ödemediği iddiasıyla, taşınmazın gerçek sürüm değerinin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; davalı ise davacının hissesini oğluna devrettiğini ve işlemin davacının talimatı doğrultusunda oğlu adına yapıldığını savunarak davanın reddini istemiş; ilk derece mahkemesi, vekil olan davalının hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve satış bedelini ödediğini ispatlayamadığını belirterek, satış tarihindeki değer üzerinden alacak talebini kısmen kabul etmiştir.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Erdemli 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili, müvekkilinin 30.11.2010 tarihli vekaletname ile davalıyı vekil tayin ettiğini, bu vekaletname ile davalıya, genel avukat yetkisi ile birlikte ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... mevkii 33 parsel (5 57... parsel) sayılı taşınmaz hakkında satış vaadi sözleşmesi yapma yetkisi de verdiğini, davalının 12.02.2016 tarihinde satış vaadi sözleşmesini yaptığını ve bu sözleşme ile 33 parsel (5 57... parsel) sayılı taşınmazı dava dışı ...'e müvekkili adına satmayı vaat ettiğini, müvekkilinin adına düzenlediği satış vaadi sözleşmesinin ardından vaat alacaklısı ...'ün 04.03.2016 tarihinde müvekkili aleyhine Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ E., ████████ K. sayılı dosyası ile cebri tescil davası açtığını ve satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın tescilini talep ettiğini, davanın kabulüne karar verilerek, kararın 11.07.2016 tarihinde kesinleştiğini, tüm bunlardan müvekkiline haber ve bilgi vermediğini, davalının vekaleti kötüye kullandığını, açılan yargılamanın yenilenmesi davasının da reddedildiğini ileri sürerek; belirsiz alacak olarak 33 parsel (5 57... parsel) sayılı taşınmaz üzerindeki 10.186,32 m² hissenin, cebri tescil davasının kesinleşme tarihi olan 11.07.2016 tarihindeki gerçek sürüm değeri olan alacağın 11.07.2016 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiş, 04.05.2023 tarihli dilekçe ile talebini 1.245.481,35 TL'ye yükseltmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davacının iddialarının zamanaşımına uğradığını, davacının yargılamanın yenilenmesi talepli dosyada aynı taleplerle dava açtığını, bu davanın reddedildiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkiline verilen vekaletnamenin, noterlerde bulunan matbu genel dava vekaletnamesi değil, dava konusu edilen taşınmaza ilişkin özel yetkileri de bulunduran bir vekaletname olduğunu, davacının bu parseldeki tüm hisselerini oğlu olan ... ...'e devrettiğini, ancak taşınmaz üzerinde bulunan tedbir nedeniyle sadece hissedarlar arasında alım satım yapılabildiğini, bu nedenle hem davacının verdiği hisse, hem de oğlu ... ... tarafından diğer hissedarlardan alınan hisselerin, mahkemenin kısıtlayıcı tedbiri nedeniyle önceden beri taşınmazda hissedar olan davacının üzerinde toplandığını, bu konuda düzenlenen sözleşme aslının Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası içersinde bulunduğunu, sözleşmede davacının "tapuyu orman şerhinden dolayı alamadığı için benim adıma yapmıştır, mevzu olan bu parseldeki hissemin tamamı ... ...'e aittir" şeklinde beyanı ve imzası bulunduğunu, bu sözleşmede hem davacının hem de davacının tüm çocuklarının imzasının bulunduğunu, iş bu sözleşmede açıkça beyan edildiği üzere davacının bu parselde hissesi bulunmadığını, davacının hisselerini devrettiği ... ...'in talebi ile ... adına satış vaadi yapıldığını, taraflar arasında para alışverişi yapılmadığını, satış vaadi sözleşmesinin de mahkemeye verilerek tescil istendiğini, davalının, davacının iradesi ve Erdemli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası içersinde bulunan sözleşmede yazılı olarak belirtilen talimat doğrultusunda davayı kabul ettiğini ve taşınmazın devrinin gerçekleştirildiğin savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından verilen vekaletnamelere istinaden davalının, dava konusu taşınmazdaki davacı hissesini, dava dışı şahıslara satarak bedellerini aldığı, davalı vekilin, hesap verme yükümlülüğü kapsamında satış bedellerini davacıya ödediğini ispatlayamadığı, davada ispat yükünün vekil olan davalıda olduğu, davacının dava dilekçesinde talebinin satış tarihindeki değer olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 711.820,00 TL alacağın satış tarihi olan 11.07.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinin 3. sayfasının (c) bendinde, Rızai Satış Sözleşmesi başlıklı belgede bulunan davacı imzası hakkında imza inkarında bulunmadığı, belgede isimleri yer alan kişilerin davacıdan sadır belge olması nedeniyle tanık olarak dinlendikleri, dosya arasında bulunan Rızai Satış Sözleşmesi ve tanıkların beyanlarından anlaşılacağı üzere; davacı ... adına kayıtlı bulunan taşınmaz hissesi gerçekte davacının oğlu olan ...'a ait olduğu, ...'ın talebi üzerine davacı tarafından davalıya taşınmazı devir yetkisi içeren vekaletname verildiği ve bu vekaletname uyarınca taşınmazın bedelsiz olarak ...'ın önceki eşi ... lehine satış vaadinde bulunulduğu, davalının bu satış vaadi nedeniyle para almadığı ve gerçekte ...'a ait hissenin, davacının da bilgisi dahilinde ...'ın gösterdiği kişiye satış vaadinin yapılmasında davalının vekalet görevini kötüye kullandığından bahsetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; dosyaya sundukları cevaba cevap dilekçesinde açıkça Rızai Taksim Sözleşmesinin müvekkilinden sadır bir belge olmadığı şeklinde itirazlarının olduğunu, keşif sırasında da bu belgenin kabul edilmediğinin taraflarınca beyan edildiğini, ayrıca davalının vekaleten satışa konu ettiği taşınmazda müvekkilinin kökten gelen hissesi olduğunu, tapunun tespiti ile müvekkili adına oluşması sırasında oğlu adına tescilin sağlanabileceğini veya tapunun oluşmasından sonra müvekkilinin bu hissesini oğlu olan ...'a devredilebileceğini, bu işlem yapılmadan harici belge ile işlem yapılmasının müvekkilinin talimatı ile hareket ettiğini göstermeyeceğini, müvekkilinin taşınmazdaki hissesine ilişkin ... tarafından açılan ve tapu iptali veya yargılamanın yenilenmesi davalının reddine karar verilmesinin davalının hesap verme borcunu etkilemediğini, dinlenen davacı tanıklarının harici satış senedi ve olaylar hakkında net beyanda bulunduklarını, davalı tanıklarının ise bir kısmının ... ...'in emlak ofisinde çalışanlar olduğunu, diğer tanıkların da müvekkilinin arasının iyi olmadığı çocukları olduğunu, taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan ve vekaletin kötüye kullanılması iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulanmasına, uyuşmazlığın imza itirazına uğramayan Rızai Satış Sözleşmesi başlıklı belge uyarınca çözülmesinin hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.