Danıştay 5. Daire, 695 sayılı KHK ile PKK/KCK irtibatı iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan personelin göreve iade başvurusunun reddi kararını temyizen incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, kanun hükmünde kararnameyle PKK/KCK terör örgütüyle irtibat iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan ve OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun göreve iade başvurusunu reddettiği bir kamu görevlisinin itirazını ele almaktadır; ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, davacının yöre halkı tarafından örgütle müzahir olarak tanındığına dair kurum kanaati ve sosyal çevre bilgisine dayanarak ret kararını hukuka uygun bulurken, davacı, bu gerekçelerin tek başına yeterli olmadığını ve hakkında somut delil veya ceza soruşturması bulunmadığını, eşinin durumunun da cezaların şahsiliği ilkesi gereği aleyhine delil sayılmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiş, Danıştay tetkik hakimi ise temyiz isteminin kabulüyle bölge idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği yönünde görüş belirtmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : █████████Karar No : ██████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARAVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; somut olayda, personel bilgi formu ile kurul kararının birlikte değerlendirilmesinden anlaşıldığı üzere, PKK/KCK terör örgütüyle irtibat ve/veya iltisak hususunda davacı hakkındaki kurum kanaatinin kamu görevinden çıkarılması yönünde olduğu, söz konusu personel bilgi formunda davacının yöre halkı tarafından PKK/KCK terör örgütüne müzahir olarak tanındığının belirtilmesinin davacı hakkında anılan terör örgütüne müzahir olduğu yönünde sosyal çevre bilgisi bulunduğunu gösterdiği ve söz konusu terör örgütüyle irtibat ve iltisak noktasında davacı hakkında istihbari bilginin mevcut olduğu hususları, ilgili mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının PKK/KCK terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu kanaatine varıldığından, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, söz konusu kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, kurum kanaatinin ve sosyal çevre bilgisinin tek başına kamu görevinden çıkarma sebebi sayılamayacağı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olarak tesis edildiği, hakkında herhangi bir ceza soruşturmasının veya kovuşturmasının bulunmadığı, eşi hakkında soruşturma yürütülmesinin cezaların şahsiliği ilkesinin gereği aleyhine delil olarak değerlendirilemeyeceği, hakkında somut hiçbir delilin bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE:MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından █████/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu █████/2016 tarihinde, ülke genelinde █████/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar █████/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.█████/2017 tarih ve 30280 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 695 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin █████/2022 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararıyla, 7092 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.Davalı idare bünyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacı, 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvuru Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddedilmiştir.Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: ████████, █████/2001; Petersen/Almanya, B. No: ████████, █████/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: ████████, █████/2009, § 28).Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, PKK/KCK terör örgütüyle irtibatı veya iltisakı hususunda davacı hakkındaki kurum kanaatinin kamu görevinden çıkarılması yönünde olduğu, söz konusu personel bilgi formunda davacının yöre halkı tarafından PKK/KCK terör örgütüne müzahir olarak tanındığının belirtilmesinin davacı hakkında anılan terör örgütüne müzahir olduğu yönünde sosyal çevre bilgisi bulunduğunu gösterdiği ve söz konusu terör örgütüyle irtibat ve iltisak noktasında davacı hakkında istihbari bilginin mevcut olduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibatının ve iltisakının bulunduğu sonucuna varılmıştır.Dosya muhteviyatının tetkikinden; Bitlis Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında, "...PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin deşifresine ve engellenmesine yönelik sürdürülen çalışmalar kapsamında ... ... isimli şahsın Bitlis Belediyesi -sözde- eş başkanı N.D.'nin eşi olduğu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nda zabıt katibi olarak çalıştığı, PKK/KCK terör örgütü faaliyetlerinden hakkında soruşturma/kovuşturma yürütülen ve/veya örgüte müzahir şahısların dosyaları hakkında elde ettiği bilgileri görevini kötüye kullanarak terör örgütü adına işbirlikçilik faaliyeti yürüten şahıslara ilettiği, şahsın önümüzdeki süreçte faaliyetlerine devam edeceği şeklinde bilgiler elde edildiği bildirilmiştir..." hususlarına yer verildiği, aynı hususların Güroymak Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğünün █████/2016 tarihli yazısıyla ... Cumhuriyet Başsavcılığına da bildirildiği, İçişleri Bakanlığı tarafından Adalet Bakanlığına gönderilen yazının içeriğinde "...bazı illerimizde görev yapan kamu görevlileri ile ilgili valiliklerimizce yapılan araştırmalar neticesinde bölücü terör örgütü PKK/KCK, FETÖ/PDY ve diğer örgütlere aidiyeti, irtibatı ve iltisakı belirlenen kişiler hakkında yapılan değerlendirmeleri içeren dosya ekte gönderilmiştir..." hususunun belirtildiği, bu yazının ekindeki listenin davacıya ilişkin kısmında, ... Adliyesinde zabıt katibi olarak görev yaptığı, PKK/KCK terör örgütü adına işbirlikçilik yaptığı ve kamu görevinden çıkarılmasının uygun olduğu şeklinde açıklamaya yer verildiği, daha sonra Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ... tarihli ve ... sayılı yazıyla davacıyla ilgili olarak PKK/KCK terör örgütü adına işbirlikçilik yaptığı ve kaydının bulunduğu şeklinde istihbari bilgi geldiği belirtilmek suretiyle gerekli araştırma yapıldıktan sonra davacı hakkında tanzim edilecek bilgi ve kanaat notunun gönderilmesinin ... Cumhuriyet Başsavcılığı ile ... Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığından istenildiği, anılan Adalet Komisyonu Başkanlığının talebi üzerine Bitlis Valiliği İl Olağanüstü Hal Bürosu tarafından ibraz edilen ... tarihli ve E... sayılı yazının içeriğinde ... adliyesinde zabıt katibi olarak görev yapan davacı hakkında PKK/KCK terör örgütü adına işbirlikçilik yaptığı şeklinde bilgi elde edildiğinin belirtildiği, daha sonra davacı hakkında tanzim edilerek ilgili Adalet Komisyonu Başkanı ve Cumhuriyet Başsavcısı tarafından imzalanan █████/2017 tarihli personel bilgi formunda "...Komisyonumuzca yapılan değerlendirme ve tespitler sonucunda; ... adliyesi zabıt katibi ...'ın; teyite muhtaç ohal bürosu yazısına göre pkk'ya yardım ve yataklık ettiği bildirilmiştir. Gerçekten de şahsın eşi N.D.D. ... CBS ... soruşturması kapsamında silahlı terör örgütü pkk üyesi olmak suçundan tutuklanmış ve henüz davası açılmamıştır. Şahıs Bitlis Belediyesi eş başkanı iken bu soruşturma dolayısıyla görevden alınmış ve belediye kayyuma devredilmiştir. Zabıt katibi ... hakkında somut deliller yok ise de; yöre halkı tarafından pkkya müzahir olarak tanınması, eşi itibariyle örgütten ayrı ve bağımsız düşünülemeyeceği ve bu halin mahiyeti gereği zabıt katipliği görevi ile bağdaşmaması dikkate alındığında göreve devam ettirilmemesinin uygun olacağı düşünülmektedir..." hususlarının ifade edildiği, ... Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla davacı hakkındaki söz konusu personel bilgi formunun Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderildiği, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Kurul tarafından yapılan araştırma ve inceleme sonucunda alınan █████/2017 tarihli kararda; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı, yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ekli listedeki personellerin kamu göreviyle ilişiğinin kesilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığının belirtildiği ve sözü geçen kurul kararının ekindeki listede davacının isminin de yer aldığı anlaşılmıştır.Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının incelenmesinden, ... Sulh Ceza Hakimliği tarafından hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yakalama kararı çıkarılan M.E. isimli şahsın diğer şüpheliler ile birlikte firar etmesini müteakip, M.E.'nin yakalanması maksadıyla Güroymak ilçesinde yapılan istihbari araştırmalar sonucunda, M.E.'nin █████/2015 tarihinde ... Adliyesine gelerek hakkındaki yakalama kararını adliye çalışanlarından ... isimli şahıstan öğrendikten sonra yıllık izne ayrıldığı ve diğer şüphelilerle birlikte firar ettiklerinin değerlendirildiğine dair █████/2015 tarihli Güroymak İlçe Jandarma Komutanlığınca tutanak tanzim edilmesi üzerine, davacı ve M.C.G. hakkında suçluyu kayırma suçundan başlatılan ceza soruşturması neticesinde, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile, şüphelilerin atılı suçu işlediği yönünde soyut iddiadan başka hiçbir delil ve emare elde edilemediği belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.Öte yandan, davacının eşi N.D.D. hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı belirtilerek Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.Bu durumda, yukarıda yer verilen tespitler ile davacının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının, PKK/KCK terör örgütü ile işbirlikçilik yaptığına ve anılan terör örgütüne yardım ve yataklık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir verinin bulunmadığı, yine davacı hakkında suçluyu kayırma suçundan yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, eşi hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan yürütülen ceza kovuşturması neticesinde ise beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, İdare Mahkemesince yapılan ara kararlarına verilen cevaplarda, davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olduğu yönünde herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, davalı idarece de davacı hakkında PKK/KCK terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair somut bir bilgi ve belge sunulmadığı anlaşıldığından, somut tespitlere dayanmayan istihbari bilgiler ve kurum kanaati dışında PKK/KCK terör örgütü ile irtibatı ve iltisakına dair başkaca bir delil bulunmayan davacının, PKK/KCK terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğundan bahisle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY :Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe usul ve hukuka uygun olmakla onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.