İş Kanunu kapsamında asıl işveren-alt işveren muvazaası tespiti ve işçinin kıdem tazminatı ile diğer alacaklarına yönelik temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki metin, davacının davalı asıl işverene karşı, aralarındaki alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunu ve kendisinin başından itibaren davalının işçisi sayılması gerektiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ikramiye, ücret gibi çeşitli işçilik alacakları talebine ilişkindir; ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, daha önce kesinleşmiş bir karar ile muvazaanın tespit edildiğini kabul ederek işçinin bazı alacaklarının kısmen kabulüne karar vermişken, davalı vekilinin muvazaa iddiasına, işçilik alacaklarının haklılığına ve hesaplamalara itiraz ederek temyiz etmesi üzerine Yargıtay, davanın esası ile alacak miktarlarının doğru tespit edilip edilmediğini incelemektedir.
9. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 21.09.2010 tarihinde davalıya ait işyerinde işe başladığını, en son sepetli platform operatörü olarak çalıştığını, 23.11.2020 farihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, davalı ile dava dışı işverenler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu, davacının başından itibaren asıl işveren bünyesinde çalıştığının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, ikramiye, sosyal yardım, ücret, yemek, giyim, temizlik ve kıdem zammı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirketin hizmet aldığı dava dışı ... . Sa. Tic. Lt. Şti.&... San. Tic. AŞ İş Ortaklığına (...&... İş Ortaklığı) bağlı çalıştığını, davacının muvazaa iddiasını kabul etmediklerini, müvekkili Şirketin asıl işin arıza bakım ve onarımını yani yardımcı işini dava dışı Şirkete verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 23.09.2010 - 23.11.2020 tarihleri arasında çalışma kaydının bulunduğu, davacı tarafın dava dilekçesinde "davalı ile alt işverenler arasında muvazaa olduğunun İstanbul 4. İş Mahkemesinin ███████ Esas ve ███████ Karar sayılı ilamı ile tespit edildiğini, iş bu kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini" bildirdiği, ilgili kararda; "...'ın hizmet alımından vazgeçerek bu işleri kendi kadrolu elemanlarına yaptırma kararı aldığı için ... şirketinin süresinin dolması nedeniyle personelinin işsiz kaldıkları, bazı ... çalışanlarının kadroya alındığı, bazı çalışanların alınmadığı, ... kadrosuna ayrıca dışarıdan personel alımı yapıldığı, emir ve talimatların ... bünyesinde sorumlu kişilerce verildiği, davalı ... ile ... arasındaki hukuki ilişkinin personel teminine yönelik muvazaalı bir hukuki ilişki olduğu" hususunun saptandığı, kararın Yargıtay onayından geçerek kesinleştiğinin görüldüğü, davacının çıkış kodu 03 (istifa) olarak gösterilmiş ise de, davalı ile dava dışı ... San. ve Tic AŞ (... Şirketi) arasındaki hukuki ilişkinin muvazaalı olduğu, hükme esas alınan 17.04.2023 tarihli bilirkişi ek raporundaki hesaplamaya göre davacı işçinin ödenmemiş ücret alacaklarının bulunduğu, davacı işçinin feshinin haklı nedene dayandığından davacının kıdem tazminatına hak kazandığı ancak ihbar tazminatının reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ile dava dışı Şirketler arasında işçi teminine yönelik muvazaalı ilişki olduğu ve davacının baştan beri davalı Şirketin işçisi olduğu, kıdem tazminatı hesaplamasında daha önce yapılan ödemenin yasa ve Yargıtay içtihatlarına uygun olarak mahsup edildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasa ile dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeye istinaden çalıştığını, müvekkili Şirketin personellerinin mali hak ve sosyal yardımlarından faydalanamayacağını,
2. Toplu iş sözleşmesinde kural olarak sendika üyesi işçilerin yararlanabileceğini, davacının sendikası üyesi olmadığını,
3. Davacının alacak kalemleri hesabının ... Şirketi personelinin aldığı emsal ücret üzerinden yapılması gerektiğini,
4. Davacıya yapılan kıdem tazminatı ödemelerinin mahsubun faiz işletilmeksizin yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; husumet, davalı ile dava dışı şirketler arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı, davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, ücret seviyesi ve kıdem tazminatı hesabına ilişkindir.
1. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2/7 hükmüne göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren alt işveren ilişkisi denilmektedir. Maddeye göre asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ... yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Dolayısıyla asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olarak kurulabilmesi için iki işverenin bulunması, mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işin varlığı ve asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi hâlinde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme unsurunun gerçekleşmiş olması gerekir. Sözü edilen bu hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanuni karineler olduğu kabul edilmelidir.
Muvazaa ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olup tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bunun dışında işverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla 4857 sayılı Kanun'un 2/8 hükmünde bazı muvazaa kriterlerine de yer verilmiştir. Söz konusu düzenlemeye göre, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi hâlde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş, bölünerek alt işverenlere verilemez.
Ayrıca asıl işverenin, işçilerin işe alınmasına ilişkin süreçte işe alım kriterlerinin bulunup bulunmadığı veya görev yerlerinin değiştirilmesiyle ilgili bazı yetkileri uhdesinde tutması tek başına muvazaanın varlığını göstermeyeceği gibi işin yürütümü gereği asıl işveren yetkililerinin de işçilere emir ve talimat vermesi gereken durumlar ortaya çıkabilecektir. Bu doğrultuda, hizmet alım sözleşmesi ile üstlenilen iş kapsamında çalışan işçiye, işin yürütümü ile ilgili asıl işveren yetkililerince verilen emir ve talimatların ve asıl işverenin yönetim ve denetim hakkı kapsamında yaptığı işlemlerin, tek başına asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunu göstermeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince davalı ile dava dışı Şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunun daha önce kesinleşmiş Mahkeme kararları ile sabit olduğu gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de emsal dosyalar ve tanık beyanlarına göre davalının işe alım ve işten çıkarma yetkisi olduğu, işyerinde alt işveren yetkilisinin bulunmadığı, emir ve talimatların davalı yetkilileri tarafından verildiği, muvazaalı çalıştırma olgusunun ispatlandığ kanaatiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacı işçi davalı işveren nezdinde 23.09.2010-23.11.2020 tarihleri arasında şoför ve vinç operatörü olarak çalışmış olup, davalı Şirket tarafından sunulan ve davacının çalışma dönemini kapsayan çok sayıda ihale sözleşmesinin dosyada bulunduğu görülmektedir. İhale sözleşmelerinin sinyalizasyon bakım onarım; ... arıza servis hizmet işi; trafo bakım onarım arıza, alt yapı ve montaj işleri yapılması,; güvenlik kamera sistemi ile ölçme bilgilendirme sistemi bakım ve onarım işi; akıllı ulaşım sistemleri arıza ve servis hizmetlerinin yapılması işi ; ..., kamera, sensör, ..., ağır bakım arızası ve servsi hizmetleri; 2010 yılı İstanbul geneli trafik sinyalizasyon sisteminin yıkanması, boyanması, loop dedektörlerinin döşenmesi, periyodik teknik bakımın yapılması ve ağır bakım işlerinin yapılması işi; kamera, altyapı ve montaj işleri yapılması işi veya şoförlü sepetli kamyon kiralama gibi konuları içerdiği ve en son davacının dava dışı ...& ... İş Ortaklığı ile davalı arasında imzalanan ..., ... ve ... Arıza Servis Hizmet Alım Sözleşmesi kapsamında çalıştığı anlaşılmıştır.
Dairemiz uygulamasına göre bir ihale dönemi için kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçersiz olması veya muvazaaya dayanması, önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından bir sonuç doğurmaz. Her ihale sözleşmesi kendi dönemi ve şartlarında değerlendirmeye tâbi tutulmalıdır. Başka bir anlatımla, önceki ihale sözleşmelerinin Kanun'a uygun kurulmamış olması veya muvazaalı olması, sonrakilerin de aynı şekilde Kanun'a uygun kurulmadığını ya da muvazaaya dayandığını göstermez. Daha sonra yapılan sözleşmenin ayrıca Kanun'a uygunluk ve muvazaa yönünden değerlendirmeye tâbi tutulması gerekir. Bu sebeple davalı tarafından yapılan sözleşmelerin muvazaalı olduğuna ilişkin kesinleşmiş yargı kararları sadece muvazaalı olduğu tespit edilen ihale dönemlerini bağlayacak olup önceki ve sonraki ihale dönemleri bakımından muvazaa araştırması yeniden yapılmalıdır. Bu duruma göre de kesinleşmiş muvazaa tespitine dayanılarak tespit döneminin dışında kalan ihale dönemleri için de herhangi bir inceleme yapılmaksızın muvazaanın kabul edilmesi doğru değildir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgulara göre; İlk Derece Mahkemesince öncelikle ihale sözleşmelerine ilişkin tüm evraklar ile teknik şartnameler temin edilerek davacının fiilen hangi ihale sözleşmeleri kapsamında hangi tarihler arasında ve hangi alt işverene bağlı olarak çalıştırıldığı kesin olarak tespit edilerek söz konusu aynı ihale dönemleri için muvazaanın varlığı bakımından kesinleşmiş bir yargı kararının bulunup bulunmadığı somut ve detaylı olarak irdelenmeli, davacının çalıştığı döneme ilişkin ihale sözleşmeleri hakkında kesinleşmiş bir yargı kararının bulunmaması hâlinde, o döneme ilişkin ihalenin kapsamı tespit edilerek ve yukarıda izah edildiği üzere her ihale dönemini kendi arasında değerlendirmek suretiyle yapılan işin asıl iş kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirip gerektirmediği, aynı işte asıl işveren işçileri ile alt işveren işçilerinin birlikte çalışıp çalışmadığı varsayımsal ve soyut değil aksine somut olarak belirlenerek ve gerektiği taktirde bu hususun tespiti için konusunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden teknik rapor aldırılmak sureti ile asıl işveren alt işveren ilişkisinin usulüne uygun olarak kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı tespit edildikten sonra sonuca gidilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz ve hükme esas alınamayacak nitelikteki bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Kabule göre de; hizmet süresi içerisinde 08.05.2012, 10.01.2014, 11.04.20 17... .03.2020 tarihlerinde davacıya avans olarak ödenen kıdem tazminatı miktarlarının fesih tarihi olan 23.11.2020 tarihine kadar yasal faiziyle birlikte mahsubu gerektiği gözden kaçırılarak ödemelerin faizsiz olarak mahsup edilmesi de hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!