Eczacı kalfasının sahte reçete düzenlemesinden kaynaklı sözleşme feshine ve uygulanan cezai şarta ilişkin davada işveren sorumluluğu, cezai şartta indirim ve protokol hükümlerinin değerlendirilmesi yargı süreci.
Özet: Bir eczacının, çalışanının sahte reçete düzenlemesi nedeniyle sözleşmesinin feshi ve yüksek miktarda cezai şart uygulanmasına karşı açtığı davada, ilk derece mahkemesinin eczacıyı kusursuz bulup işlemleri iptal etmesine rağmen, Yargıtayın işverenin çalışanının eylemlerinden sorumlu olduğu ilkesi uyarınca bozma kararı vermesiyle eczacı sorumlu tutulmuş; ancak cezai şartın davacının ekonomik mahvına neden olabilecek aşırı niteliği nedeniyle indirim yapılmasının gerekliliği doğmuş, nihayetinde temyiz incelemesinde cezai şartın bağlayıcı olmasına karşın 2012 yılı ve sonrası yürürlüğe giren protokol hükümlerinin eczacı lehine değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiği vurgulanmış, böylece davacı eczacının sorumluluğu teyit edilirken cezai şartın nihai miktarının belirlenmesi için protokollerin kapsamlı bir şekilde incelenmesi zorunluluğu doğmuştur.
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Mahkeme kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararının onanmasına dair verilen kararın taraf vekillerince düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı Kurum tarafından, eczacı olan müvekkilince Kuruma sahte reçete fatura edildiği gerekçesiyle 2007 yılı Eczane Protokolünün (6.3.20.) maddesi uyarınca sözleşmesinin feshedildiğinin ve 397.768,07 TL cezai şart uygulanacağının bildirildiğini, fatura edilen 2007 yılı Eylül dönemine ait 7 adet SSK ve 5 adet Bağ-Kur reçetesinin eksik çıktığı bilgisinin verildiğini, söz konusu eylemlerin, müvekkilinin bilgisi dışında, eczanede kalfa olarak çalışan dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ve cezaların şahsiliği ilkesinin gözetilmesi gerektiğini, reçete bedeli tutarında davalı Kuruma ödemede bulunarak Kurum zararının giderildiğini, uygulanan Kurum işleminin müvekkilinin ekonomik mahvına sebebiyet vereceğini ileri sürerek; müvekkilinin, davalı Kuruma borçlu olmadığının ve sözleşmenin feshi ile iki yıl sözleşme yapılmamasına ilişkin Kurum işleminin hukuka aykırı ve geçersiz olduğunun tespitini; olmadığı taktirde cezai şartın kaldırılmasını ya da cezai şarttan indirim yapılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Kurum işleminde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.06.2015 tarihli kararıyla; davaya konu sahte reçetelerin, eczane çalışanı dava dışı ... tarafından düzenlendiği ve reçete muhteviyatı ilaçları üçüncü kişilere satmak suretiyle menfaat temin ettiği, sanık olarak yargılandığı ceza davasında mahkumiyetine karar verildiği, sahte reçetelerin Kuruma fatura edilmesinde kastı bulunmayan davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne ve 2007 yılı Eczane Protokolünün (6.3.20) maddesi gereğince sözleşmenin feshi ile iki sene sözleşme yapılmamasına ilişkin davalı Kurum işlemlerinin iptali ile davacının, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 17.05.2018 tarihli ilamıyla; adam çalıştıranın sorumluluğuna ilişkin dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca davacı eczacının, çalıştırdığı kalfanın eylemlerinden sorumlu olduğu , davalı Kurum ile imzalanan sözleşmenin tarafı olduğundan, sözleşmeye aykırılık halinde uygulanacak işlemlerin de davacı hakkında uygulanması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına; bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
2.Mahkemenin 18.05.2021 tarihli kararıyla; eczane çalışanı dava dışı ...'in davaya konu eylemi kasten gerçekleştirdiği, bahse konu sahte reçetelerin Kuruma fatura edilmesinden adam çalıştıran sıfatıyla davacı eczacının da sorumlu olduğu, cezai şart miktarının davacının ekonomik yönden mahvına sebep olacak derecede aşırı olup indirim yapılması gerektiği, bu nedenle cezai şartın reçete bedelleri toplamı 39.768,07 TL olarak uygulanmasının yerinde olacağı gerekçe gösterilerek, davanın kısmen kabulüne ve Kurum işleminin kısmen iptali ile davacı hakkında sözleşmenin 1 (bir) yıl süreyle feshedilmesine ve cezai şart bedelinin 39.768,07 TL olarak uygulanmasına karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
3.Dairemizin 23.11.2021 tarihli ilamıyla; tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra cezai şartın taraflar için bağlayıcı olan protokol ile düzenlendiği, basiretli tacir olan davacının protokol hükümlerine uymak zorunda olduğu, bu nedenle cezai şart bedelinden indirim yapılamayacak ise de 2012 yılı ve sonraki tarihte yürürlüğe giren Protokol hükümleri ile davacı eczacı lehine düzenlemeler getirildiği gözetilerek 2012 yılı ve sonraki tarihte yürürlüğe giren Protokol hükümlerinin değerlendirilmesi suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; bozma kararına karşı bu kez davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4.Dairemizin 15.03.2022 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verildikten sonra davaya konu sahte reçetelerin kuruma fatura edilmesinde davacı eczacının sorumluluğuna gidilebileceği, nitekim bahse konu eylemin gerçekleşmesinde davacı eczacı çalışanının kastının bulunduğu, ancak kurum işlemine dayanak gösterilen 2007 yılı Eczane Protokolünün (6.3.21) maddesindeki “sözleşmenin feshine” ilişkin yaptırımın “uyarı” olarak değiştirildiği dikkate alınarak, sözleşmenin feshine yönelik kurum işleminin iptaline; cezai şart yönünden ise özellikle davacı eczacının ekonomik durumu, ödeme gücü, kusur durumu, davalı kurumun uğradığı zarar miktarı göz önünde bulundurularak, bu yönde davacının ticari faaliyetine dair ilgili bilgi ve belgeler, ticari defter ve kayıtları getirtilerek, cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde, davacının eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığına dair gerekirse bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 23.11.2021 tarihli bozma ilamının kaldırılmasına ve hükmün açıklanan gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.
5.Mahkemenin 10.01.2023 tarihli kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda alınan 05.12.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının 2006 yılında 44.048,31 TL, 2007 yılında 49.828,46 TL ve 2008 yılında 32.150,75 TL bilanço kârının olduğu ve 397.680,70 TL cezai şartın davacıdan tahsili halinde ekonomik mahvına sebebiyet verileceğinin belirtildiği; davacının ekonomik durumu, tespit edilen yıllık bilanço kârına göre ödeme durumu, kusur durumu, davalı Kurumun uğradığı zarar miktarı ve somut olayın özellikleri göz önüne alındığında, talep edilen cezaî şartın tahsili halinde davacının ekonomik olarak çöküntüye uğrayacağının anlaşıldığı gerekçe gösterilerek; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 28.04.2008 tarihli sözleşmenin feshine yönelik işleminin iptaline ve cezai şartın reçete bedelleri toplamı olan 39.768,07 TL olarak uygulanmasına, taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmiş; karar, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
6. Dairemizin 06.12.2023 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin tüm temyiz itiraz reddine karar verildikten sonra, davacının cezai işlemin konusu olan eylemin işlendiği tarihte kazancının iyi olup kara geçmesine rağmen cezai şart miktarında yapılan indirimin fazla olduğu, bu durumda, protokolde kararlaştırılan cezai şart miktarından makul bir indirim yapılması ve tahsili halinde davacının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceği de göz önüne alınarak sonucuna uygun şekilde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
7.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma gerekçesi, bilirkişi raporu, davacının 2008 yılındaki bilanço karı göz önünde bulundurularak cezai şartın, reçete bedelinin 3 katı (119.304,21 TL) olarak uygulanması halinde yapılmış olan cezai şart indiriminin makul olacağı gerekesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı SGK ...Sağlık İl Müdürlüğünün 28.04.2008 tarihli ve 4189 sayılı işleminde; sözleşmenin feshine yönelik işlemin iptaline ve reçete bedellerinin 10 katı tutarı (397.680,70 TL) olan cezai şartın, reçete bedelinin 3 katı (119.304,21 TL) olarak uygulanmasına taraflar arasındaki muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
Dairenin 17.11.2025 tarihli ilamıyla Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; Kurum zararının karşılandığını, 119.304,21 TL cezanın ferileri birlikte tahsilinin müvekkilin mahvına neden olacağını, adam çalıştıranın sorumluluğunun zararla sınırlı olduğu, genel işlem şartı niteliğindeki hükümlerin davacı lehine yorumla uygulanmasının mümkün olmadığını, müvekkili hakkında verilen beraat kararının kastının olmadığını gösterdiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı vekili, Kurum işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığını, cezai şartın kaldırılması yahut indirilmesi mümkün olmadığını, 2007 Protokolünün karşılıklı olarak imza altına alındığını ve 2007 Eczane Protokolünde Kurum tarafından yapılan işlemlere esas alınan maddelerde kast unsurunun aranmadığınıi hayali reçete kaydının yapılmasının yeterli olduğunu, yine davacının adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumluluğunun devam ettiğini, Protokolün karşılıklı olarak imza altına alındığı dikkate alındığında indirim yapılmasının hakkaniyetsiz olduğunu,revize edilen hükümlerin uygulanması için gerekli koşullar oluşmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Mahkeme kararının bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığının anlaşılmasına göre Daire kararı yerinde olduğundan davacı ve davalı vekillerinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı vekillerinin karar düzeltme taleplerinin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezalarının karar düzeltme isteyenlere yükletilmesine,
24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!