İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, meyve sebze satışı ve restoran hizmetlerinde benzer marka kullanımının karıştırılma ihtimali oluşturması nedeniyle marka hakkına tecavüz istinaf davasını inceliyor.
Özet: İlk derece mahkemesi, davacının "..." ibareli tescilli markası üzerinde üstün hak sahibi olduğunu belirterek, davalıların restoran hizmetlerinde kullandığı "..." ibaresinin, davacının markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu ve hizmetlerin de benzerliği sebebiyle karıştırılma ihtimali yarattığını; bu durumun tescilli markanın kapsamındaki hizmetlerle aynı veya benzer hizmetlerde aynı veya benzer işaretin kullanılmasından doğan marka hakkına tecavüz teşkil ettiğine karar vermiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: █████/2023
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Men ve Ref'i, Maddi ve Manevi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "meyve ve sebze satışı" alanında faaliyet gösterdiğini, ... ve ... numaralı "..." ibareli tescilli markaların sahibi olduğunu ve markaları 2010 tarihinden bu yana kullandığını, davalıların restoran yani "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" alanında "... .... & ... +şekil" markasıyla faaliyet gösterdiğini, davalıların eyleminin; müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil etmesi sebebiyle tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla SMK 151/2-b maddesi kapsamında şimdilik 20.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilline, hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kararının masrafı davalılardan alınmak suretiyle Türkiye'de traji en yüksek 3 büyük gazetede ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücreti davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, müvekkili şirketin merkezinin....ilinde olduğunu, bu nedenle yetkili mahkemelerin Antalya mahkemeleri olduğunu, esas yönünden ise müvekkilinin, "..." ibaresini, "restoran hizmeti" sınıfında kullandığını, davacının ise markayı farklı bir sınıfta kullandığını, bu nedenle markaya tecavüzün söz konusu olmadığını, davacının fahiş tazminat taleplerinin neye göre istendiğinin belirsiz olduğunu, davacının somut bir zararının mevcut olmadığını, müvekkilinin marka tescil başvurusunun reddi kararına karşı açtıkları Ankara 2. FSHHM'nin ████████ E. sayılı davasının Yargıtay incelemesinde olup kesinleşmediğini, öncelikle Ankara 2. FSHHM'nin ████████ E. sayılı davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesini, tarafların işletmelerinin faaliyet alanlarının birbirinden farklılık gösterdiğini, davanın haklı bir gerekçesinin bulunmadığını, haksız ve kötü niyetli davanın ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, "..." ibaresini restoran hizmeti sınıfında kullanan şirkette yer alan hisselerini 2017 yılında devrettiğini, husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin ... numara ile "... ... & .... +şekil" ibaresinin restoran sınıfında tescili için başvuruda bulunduğunu, davacının aynı sınıftaki başvurusunun daha sonraki bir tarih olduğunu, markalarının red kararına karşı açtıkları davanın Yargıtay'da olduğunu, "..." markasını restoran sınıfında ilk ihdas eden kişinin müvekkili olduğunu, marka emtialarının farklı olduğunu, müvekkilinin markaya tecavüz teşkil eden herhangi bir fiil/faaliyetinin olmadığını, davanın reddin karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi ████████ esas, ████████ karar sayılı, █████/2023 tarihli kararı ile; "Davacı şirketin; "..." ibaresini 2013 yılından beri tescil, aktif ve markasal kullanım ile koruma altına aldığı, bu bağlamda "..." ibaresi üzerinde davacının korunması gereken üstün ve gerçek hak sahipliğinin olduğu, marka sahibinin marka üzerindeki haklara münhasıran sahip olması gerektiği, davalı kullanımlarının; davacı tescilleri ile aynı hizmetler kapsamında ... esas ibaresi ile gerçekleştirdiği, davalıların kullanımlarında yer alan ".... & ..." ibarelerinin, "..." ibaresinin altında ve çok daha küçük puntolarla yazılması ve hizmetleri işaret etmesi sebebiyle tanımlayıcı/yardımcı unsur olduğu, davacının tescilli markası ile davalıların kullandığı ibarelerin ayniyet derecesinde benzer oldukları, tescilli marka ile aynı veya benzer olan, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasının, marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğu, gerek marka hukuku gerekse haksız rekabet hukuku, ayniyet/benzerliğe hukuki sonuç bağlamamakta, benzerliğin karıştırma ihtimaline yol açmasına hukuki sonuç bağlamakta ve markaya tecavüze veya hükümsüzlüğe yol açtığı kabul edilmektedir. Markalar arasındaki ayniyetin/benzerliğin hukuki sonuç doğurabilmesi için markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunması gerekmektedir. Markaların ayniyet derecesinde benzerliğinin yanında aynı hizmetlerde tescilli/kullanılıyor olması sonucu karıştırılma ihtimaline yüksek olduğu, bu haliyle davalıların kullanımlarının; davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varıldığından, davanın KISMEN KABULÜNE,
1-Davalıların eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'İne,
2-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; Borçlar Kanunu 50. - 51.madde hükümlerine göre takdiren 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Karar kesinleştiğinde davalılara ait "..." isminin kullanıldığı tüm tabelaların kaldırılmasına,
5-Karar kesinleştiğinde davalılara ait
https://www...)https://www..../) https://www....https://... https://...www...com internet sitelerinin kullanıma kapatılmasına, internet sitelerinin erişime engellenmesine, bu hususta Erişim Sağlayıcıları Birliğine müzekkere yazılmasına,
6-Davalıların ... ibaresini kullandığı menü, broşür, afiş vs. tanıtım materyallerinin toplanmasına,
7- Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin maddi ve manevi tazminatın kısmen reddine dair kurduğu hükmün müvekkili lehine bozulması gerektiğini, mahkemece eksik inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının haksızca reddedildiğini ve denetime elverişli bir rapor alınmaksızın tazminat miktarı yönünden hukuka aykırı karar verildiğini, mahkemenin bilirkişi heyetine dosyadaki tüm delilleri inceleme görevi vermesine rağmen bilirkişilerin bu görevi yerine getirmediğini, hazırlanan hatalı rapora karşı ek rapor alınması talebinin de mahkemece reddedildiğini, davalı tarafın mahkeme ihtarına rağmen 2013-2015 yıllarına ait ticari defterleri ibraz etmekten imtina ettiğini, bu durumun HMK madde 222 uyarınca söz konusu dönemdeki net kazanç iddialarının ispatlanmış sayılmasını gerektirdiğini, davalıların net kazancının pay devri sözleşmeleri ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanlarıyla 1.000.000,00 TL üzerinde olduğunun sabit olduğunu, davalı şirketin ticari defterlerinde gösterdiği zararın gerçeği yansıtmadığının sermaye artırımı ve pay değerleri ile ispatlandığını, Yargıtay içtihatları gereğince vergi beyannamelerindeki düşük tutarlar yerine kârın gerçek miktarını gösteren resmi belgelerin esas alınması gerektiğini, mahkemenin gerekçeli kararında tazminat miktarının tam tespit edilemediğini kabul ederek re'sen düşük bir tutara hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, tespit edilememe durumunun delillerin incelenmemesinden kaynaklandığını, dosyadaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, SMK madde 151/2(b) uyarınca tecavüz edenin elde ettiği net kazancın tamamının dikkate alınması gerektiğini, bilirkişilerce uygulanan farazi oranlamaların kanun koyucunun iradesine aykırı olduğunu, davalılardan ...’un marka tecavüzü eylemleri neticesinde elde ettiği 1.000.000,00 TL kazancın pay devri sözleşmesiyle açıkça görüldüğünü, buna rağmen mahkemenin bu kazancı tazminat hesabına dahil etmediğini, söz konusu davalının müvekkili markasını kullanarak röportaj vermesi ve müvekkili adına ödül alması gibi kötü niyetli eylemlerinin manevi tazminatın tam kabulünü gerektirdiğini, mahkemenin bu hususları değerlendirmeksizin kısmi red kararı verdiğini, hükmolunan düşük tazminat miktarları ve aleyhe kurulan yargılama giderleri ile vekalet ücretinin, marka hakkı tecavüze uğrayan müvekkili daha zararlı bir duruma soktuğunu ve tecavüz eylemlerini neredeyse yaptırımsız bıraktığını, mahkeme kararının maddi ve manevi tazminat yönünden bozulmasını ve hukuka uygun yeni bir rapor alınarak karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf derece mahkeme kararını müvekkili yönünden maddi-manevi tazminat rakamlarının yetersiz kaldığı noktasında istinaf ettiğini, müvekkili tarafından herhangi bir marka kullanımı söz konusu olmadığını, müvekkili sadece, "..." ibaresinin adına tescili için TPMK'ya müracaat ettiğini, marka kullanımı davalı ... değil, diğer davalı .... Şti. Tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkili bu şirketteki hisselerini de huzurdaki davadan çok önce 15.05.2017 tarihinde devrettiğini ve ...'ye yerleştiğini, davalılar arasında herhangi bir zorunlu dava arkadaşlığı olmadığını, hükmedilecek maddi - manevi tazminat yönünden de müşterek müteselsil sorumlulukları olmadığını, davacı tarafın, her iki davalıya karşı tazminat talebi yöneltmesi de hukuken doğru olmadığını, davacının davalılar aleyhine bir tazminat talebi var ise, her iki davalı yönünden ayrı ayrı rakamlarla tazminat talebinde bulunabileceğini, maddi tazminat talebi hesabı dava tarihinden geriye dönük 1 yıllık süreç için talep edileceğinin Yargıtay içtihatleriyle sabit olduğunu, sadece diğer davalı şirketin 2018 yılı kayıtları tazminata esas alınabileceğini, daha önceki tarihli dönemler tazminat hesabına konu edilemeyeceğini belirterek davacının istinaf itirazlarına cevaplarını beyan etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı vekili tarafından reddedilen tazminat miktarları yönünden yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
İstinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme kapsamında; davacı adına tescilli "..." ibareli markaların dava tarihi itibari ile hukuki koruma altında olduğu, davalı kullanımının davacı markası ile aynı hizmet sınıfı kapsamında ''...'' esas ibaresi ile gerçekleştiği, davalıların kullanımlarında yer alan ".... & ..." ibarelerinin, "..." ibaresinin altında ve çok daha küçük puntolarla yazılması ve hizmetleri işaret etmesi sebebiyle kullanım sınıfı yönünden tanımlayıcı unsur olmakla davacı markasından farklılaştırmaya yeterli olmadığından, ortalama tüketici nezdinde tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunması karşısında SMK'nın 7/2-b maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz teşkil ettiği sübut bulmuştur. Bu kapsamda SMK'nın 149. maddesi gereğince sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan davacının, maddi ve manevi zararın tazminini istemekte haklı olduğu, somut olayda davacının tazminat seçim yönteminin SMK'nın 151/2-b maddesine (Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç) dayalı olduğu, davalı ticari defter ve faturalarına delil olarak dayanıldığı beyan edilmekle, talimat kapsamında mâli inceleme neticesinde davalı ticari defterleri incelenmiş olup 2016 - 2017 ve 2018 döneminde davalı şirketin kâr elde ettiğinin tespit edildiği, son üç yıllık kâr ortalaması olan 63.580,67-TL üzerinden mahkemenin, %10 oranını benimsemesi halinde 6.358,067- TL, %5 oranını benimsemesi halinde 3.179,03-TL maddi tazminat hesaplanabileceğinin belirtildiği, mahkemece maddi tazminat miktarı tam olarak tespit edilemediğinden, markanın tescil tarihi, davalıların kullanım yoğunluğu, somut olayın özellikleri ve TBK'nın 50 ve 51. maddesi hükümlerine göre maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin olarak 10.000-TL maddi tazminat ile 10.000-TL manevi tazminata karar verildiği görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça, davalı şirketin esas sermaye arttırımı göz önünde bulundurulduğunda davalı şirket zararının gerçeği yansıtmadığı istinaf sebebi yapılmış ise de SMK'nın 151/3 maddesi gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenlerin göz önünde tutulması gerekmekte olup sermaye arttırımının ve pay devir bedelinin tek başına ihlale konu döneme ve markaya özgü net kazanç olarak kabulüne olanak bulunmadığı anlaşılmakla, sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi, ihlalin niteliği, boyutu, süresi gözetilerek TBK'nın 50 ve 51. maddeleri kapsamında davacı yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminatların somut olay adaletine uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../███████ tarih ve 2021/.... E., 2023/.... K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 513,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 219,00 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!