Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkûmiyette gizli tanık, diğer tanık ve Bylock delili araştırması eksiklikleriyle adil yargılanma hakkı ihlalleri.
Özet: Yargılaması tamamlanan silahlı terör örgütüne üyelik davasında, temyiz incelemesi neticesinde, ilk derece mahkemesinin gizli tanığın doğrudan veya usulüne uygun diğer yöntemlerle dinlenerek sanığın savunma hakkını sağlamaması, tanık beyanlarında adı geçen diğer şahısların kimliklerinin ve ifadelerinin etkin pişmanlık kapsamında araştırılıp dinlenmemesi, sanıkla örgütsel görüşmeleri olduğu belirtilen kişilerin tespit edilerek sorgulanmaması ile Bylock kullanımına dair teknik verilerin yeterince toplanmaması, detaylı raporların temin edilmemesi ve Bylock roster kayıtlarındaki ilgili şahısların araştırılmaması gibi önemli usul eksiklikleri nedeniyle sanığın adil yargılanma ve savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : ████████ E., ████████ K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM : TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1; TCK'nın 62, 58/9, 53... . maddeleri gereğince mahkûmiyetine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurusunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi.Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığı görüldü, işin esasına geçildi,Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;1- Mahkûmiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delillerden olan ancak soruşturma beyanı hükme esas alınan gizli tanık ...'ın doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda, bunun mümkün olmaması halinde ise, 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa'nın 36 ncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; ifade metninin okunması ile yetinilerek hüküm kurulması, 2- Tanık ... .'nin mahkeme huzurundaki beyanında geçen ve sanıkla 2014 yılında bir kez görüştükten sonra sanığı devrettiği emniyet müdürlerinden sorumlu imam olarak beyan ettiği ... . hakkındaki kovuşturma akıbeti ilgili birimlerden sorularak sanık hakkında etkin pişmanlık kapsamında bir beyan verip vermediği araştırılarak varsa bu şahsın doğrudan aleni duruşmada sanık ve müdafiinin huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci maddeleri gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak dinlenilmesinin sağlanarak sanık ve müdafiine soru sorma hakkı tanınması gerektiğinin gözetilmemesi,3- Tanık ... .'nin mahkeme huzurundaki beyanında geçen ve sanıkla örgütsel anlamda görüşmesinde yanlarında olduklarını beyan ettiği ... . ve . isimli şahısların gerçek kimliklerinin tespiti halinde herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı araştırılarak varsa bu şahısların doğrudan aleni duruşmada sanık ve müdafiinin huzurunda veya 5271 sayılı Kanun'un 180 inci maddesinin birinci, ikinci ve beşinci maddeleri gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanun'un 181 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla tanık olarak dinlenilmelerinin sağlanarak sanık ve müdafiine soru sorma hakkı tanınması gerektiğinin gözetilmemesi,4- Tanık ... .'nin aşamalarda sanıkla ByLock üzerinden irtibat kurduklarını beyan etmesi karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve ███████-956 esas, ████████ sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, sanığa ait ByLock içeriklerinin henüz tespitinin yapılamadığı ancak User ID eşleştirme çalışmalarının ülke genelinde devam ettiği dikkate alınarak, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi ile CMK'nın 217. maddesi uyarınca sanık ve müdafiine duruşmada okunması, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında roster kayıtlarında ismi geçen şahısların kimlik bilgilerinin tespitine çalışılarak, bu suçtan sanık olup olmadıklarının, dosya sanığı ile ilgili beyanlarda bulunup bulunmadıklarının araştırılması ve var ise dosyalarının celp edilip incelenmesi ile tanık olarak duruşmaya çağrılıp dinlenilmeleri, bu kişilerin HTS ve baz kayıtlarının getirtilip, sanık ile bu kişilerin konuşma ve bir araya gelme durumlarının incelenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5- UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında beyan olup olmadığının araştırılarak tespiti halinde bu kişilerin de tanık olarak dinlenmesinden sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,6- Kabul ve uygulamaya göre de; Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.