Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının istinaf incelemesinde, eski müdürün şirketini kendi adına usulsüz bono düzenleyerek borçlandırdığı iddiasıyla açılan menfi tespit davası.
Özet: Davacı şirket, davalı şirket tarafından aleyhine başlatılan icra takibine konu edilen kambiyo senedinin (bono) gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığını, bedelsiz ve haksız yere düzenlendiğini ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır; şirket, bononun eski müdürü tarafından, kendisinin de yetkilisi olduğu davalı şirket lehine, herhangi bir ticari ilişki olmaksızın, şirketi borçlandırma amacı taşıyan kötü niyetli bir işlemle oluşturulduğunu iddia etmekte ve bu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2024NUMARASI: ████████ E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirketin davalı-alacaklı görünen şirkete böyle bir borcu bulunmadığını, davacı müvekkili şirketten talep edilen alacak iddiasının bir kambiyo senedine dayanmakta olup kambiyo alacağı için takibe, senette lehdar/alacaklı olarak görünen davalı .... Şti. tarafından geçilmiş olduğunu, işbu senet (bono) incelendiğinde 30.06.2016 düzenleme tarihli ve keşidecisinin davacı müvekkili firma ... olarak gösterildiğini, senedin mezkur tarihte şirket müdürü olan ... tarafından imza edildiğinin görülmüş olduğunu, senette, ... (Eski Unvan: .... Şti) şirketinin lehdar/alacaklı olarak gösterildiğini, senedin arkasının ise davalı ... ve sonrasında ... ortakları olan ... ve ... tarafından cirolanmış olduğunu, senedin hangi sebeple şirket ve ortakları arasında dolaştığının ve cirolandığının ise ticari olarak izahının mümkün olmayan bir durum olduğunu, sonrasında ise takibe konu senedin lehdar görünen ... firması tarafından alacaklı olduğu iddiası ile müvekkili şirkete karşı takibe konulmuş olduğunu, fakat ... firmasından sonra mevcut olan ... ve ...'ın cirolarının iptal edilmemiş olduğunu, senedin düzenlenme tarihinin 30.06.2016 olmasına rağmen tek kalem ödeme olarak ayarlanan senette ödeme tarihi olarak ise 15.11.2019 tarihi atılmış olduğunu, yani düzenleme tarihinden 3 yıl 5 ay kadar sonrası bir tarihin ödeme tarihi olarak belirlenmiş olduğunu, yine senede “151” nolu senet olarak yazılmış olduğunu, bunun neye göre hangi amaçla sıralı senet olduğu, sonrası ve öncesi senetlerin ne olduğunun da belli olmadığını, müvekkili şirketin müdürü ... tarafından yine ...'ın tek ortak ve yetkilisi olduğu davalı şirket lehine düzenlenen senet üzerindeki kayıt itibariyle borç ilişkisi kurulmaya çalışıldığını, ... isimli şahsın bir süre önce müdür olduğu şirketi asılsız ve mesnetsiz şekilde kendi sahibi olduğu şirkete yani bizatihi kendisine borçlanmış gibi göstermiş olduğunu, davaya konu senedin, hiçbir borç ilişkisi ihtiva etmeksizin açıkça sonradan düzenlenmiş, uydurma ve belli bir amaca yönelik oluşturulan bir senaryonun ürünü olduğunu, gerçek ve borç doğuran bir senet olmayıp bono özelliği gereği üzerine istenilen tarih atılabildiğinden ve bu özelliği kullanılarak oluşturulmuş olduğunu, dava konusu senedin bedelsiz olup, müvekkili şirketin davalı-alacaklı şirkete böyle bir borcunun hiç olmadığını, müvekkili şirketin davalı-alacaklı şirketle senet içeriği kapsamında hiç bir ticari ilişkisi, borç alış-verişi veya bu türden senedin düzenlenmesini gerektirir, bir ticari ilişki ihdas eder şekilde ilişkisi mevcut olmadığını, dava konusu senedin haksız ve kötü niyetli şekilde sonradan düzenlenen, düzenleme ve vade tarihleri sonradan atılan, temel ilişki olmaksızın tamamen müvekkili şirketi borca sokma amaçlı düzenlenen bir senet olduğunu beyanla; öncelikle müvekkili şirketin açık şekilde mağdur edildiği ve ağır ihlaller göz önüne alınarak teminatsız şeklide ihtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkili şirketin davalı-alacaklı şirkete takibe konu edilen senet nedeniyle borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davacı borçlu şirketten olan alacağının tahsili zımnında, .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış bulunduğunu, takip kesinleştikten sonra davacı tarafın iş bu huzurdaki menfi tespit davasını açmış olduğunu, ... Limited Şirketi'nin, 1993 yılında .... ve ...tarafından kurulmuş olup, 2011 yılında müvekkili şirketin müdürü ...'ın eşi ... ve oğlu ... tarafından hisseleri alınmış olduğunu, ...'ın bu şirketi 2011 yılı ile █████/2016 tarihleri arasında müdür sıfatı olarak temsil ve idare etmiş olduğunu, ... Limited Şirketi (Eski ünvanı ....Şti.)'nin ... ve ... tarafından kurulmuş, davacı şirket gibi inşaat sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, ...’ın bir başka şirkette yetkili olduğunu ve yine inşaat sektöründe faaliyet gösteren ... Limited Şirketi'nin ise eşi ... ve arkadaşı ...’nun ortak oldukları bir başka şirketi daha bulunduğunu, bu şirketlerle alım-satım, inşaat taahhüt işleri, yap-sat işleri ve ihale işleri gibi çeşitli faaliyetleri bulunduğunu, davacı borçlu şirket ile ticari faaliyetlerinin 2010 yılına dayanmakta olduğunu, bahse konu alacak senedinin 2016 yılı sonuna kadar sahip oldukları ve 2010 yılından başlayıp █████/2016 tarihine kadar adı geçen .... Ltd. Şirketine açık hesap emtia satışlarından ve banka kanalıyla gönderdikleri para akışından kaynaklanmakta olduğunu, davacı borçlu şirketin 2010 yılından 2015 yılı sonuna kadar ... Müh. .... Şti.’nden 455.917,00 TL tutarında cari(açık) hesap emtia almış olduğunu, davalı borçlu şirketin ise 2015 yılında 172.750,00 TL banka ile, 7.166,00 TL ise elden ödeme yapmış olduğunu, 2016 yılında davalı alacaklı şirketin davacı borçlu şirkete 98.000,00 TL emanet para göndermiş olduğunu, bunlara karşılık █████/2016 tarihinde 330.526,00 TL senet düzenlemiş olduğunu, bahse konu senedin davacı borçlunun iddiasının aksine gerçek olduğunu, bu hususta ...’nun tanık olarak huzurda dinlenmesini talep ettiklerini, davacı borçlu şirket yetkilisi ...’in defterleri isteme hususuna değinilecek olursa; defterlerin istenildiği dönemde şirket yetkilisi ile muhasebeci arasında bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, ...'in şirkete ortak olduğu tarihten itibaren muhasebe ücretleri, defter tasdik ücretleri ve ödenen vergiler de olmak üzere borçları bulunduğunu, kendisine şifahen defalarca “borçlarınızı ödeyiniz, gelip ıslak imza karşılığı tutanakla evraklarınızı alabilirsiniz” denilmesine rağmen ödemeye yanaşmamış, evrakları teslim almak için muhasebe bürosuna gelmemiş olduğunu, yine bu hususta ...’nun tanık olarak dinlenilmesini talep ediyor olduklarını, huzurdaki davanın müvekkilinin alacağını geciktirmek amacı için açılmış kötü niyetli bir dava olduğunu beyanla; davanın reddine, davacı tarafın %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi kararıyla;"Takibe konu senedin bedelsiz olmadığı savunmasında bulunan davalının cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu bakiye alacak ile senet bedelinin farklı tutarlar olduğu, bu nedenle beyanlarında çelişki bulunduğu kabul edilmiştir. Limited şirketi müdürlerinin anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile aynı sorumluluk altında çalıştıklarından TTK m.395 hükmü gereği dava dışı ...'ın müdürü olduğu şirketi borçlandırır şekilde yetkilisi ve müdürü olduğu şirket lehine işlem yapması geçersizdir. Temsilcinin kendisiyle işlem yapması kural olarak yasaktır. Temsilcinin izinsiz olarak kendisiyle yaptığı işlem sakat bir işlemdir. Bu işlem temsil olunanı bağlamaz. Özenli bir temsilci, iyiniyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır. (Yargıtay 19 HD █████████ E., ███████ K, Yargıtay 11 HD. █████████ E., ████████ K., █████████ Esas, █████████ karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi, █████/2018 tarih, ████████ Esas, █████████ karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 43.Hukuk Dairesi, █████/2020 tarih, █████████ Esas, ████████ karar sayılı ilamı) Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtlarında ...'ün de şirket yetkilisi olarak yer aldığı görülmekle takibe konu senedin arka yüzünde dava dışı ... ve ... ait ciroların yer alması hayatın olağan akışına aykırıdır. Açıklanan bu nedenlerle dava dışı şirket temsilcinin yetkilisi olduğu şirket lehine kambiyo senedi düzenlemesi geçersiz olacağı" gerekçesi ile davanın kabulü ile Davacının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ve takibe konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı ... şirketinin ortaklık yapısı ile davalı ... şirketinin eski ve yeni ortaklık yapısı incelendiğinde şirket ortaklarının birbirleriyle hısım olduklarının ve şirket müdürü ...’ın her iki şirketle de bağı bulunduğunun görüleceğini, şirketlerin geçmişte aynı adreste faaliyet gösterdiklerini ve defter kayıtlarında birbirleriyle ticari ilişki içerisinde olduklarının sabit olduğunu, bilirkişi raporuyla davacı şirketin davalıya 330.526,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, senedin ticari ilişki gereği verildiğini ve ödemeye dair belge bulunmadığını, ...’ın yetkilisi olduğu şirket lehine hareket ederek uzun vadeli senet düzenlediğini, muhasebeci ...’nun beyanlarının gerçek dışı olduğuna dair noter ihtarnamesi sunduklarını, yerel mahkemenin TTK 395 ve 626 maddelerine dayanarak davanın kabulüne karar vermesinin hatalı olduğunu, limited şirket müdürlerinin özen ve sadakat yükümlülüğü kapsamında hareket ettiğini ve işlemin şirket lehine sonuç doğurduğunu, senet bedeli ile bakiye borç arasındaki farkın ticari hayatın olağan akışına uygun olduğunu, yerel mahkemenin borcun varlığını kabul etmesine rağmen davanın kabulüne karar verdiğini, davacı şirketin enflasyonist ortamda ödemeyi ötelemek amacıyla kötü niyetli hareket ettiğini, yemin deliline dayanmalarına rağmen bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının bozulmasını, davanın reddini ve davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK. 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır..... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında, davalı şirket tarafından davacı şirket aleyhine 330.526,00 TL. Asıl alacak, 49.886,79 TL. işlemiş faiz, 661,05 TL. bono komisyonu olmak üzere toplam 381.073,84 TL. alacağın tahsili amacı ile kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.İcra takibine konu bononun, keşidecisinin davacı .... şirketi, lehtarının davalı şirketin eski unvanı olan .... şirketi olduğu, senet bedelinin 330.526,00 TL., keşide tarihinin █████/2016, vade tarihinin 15.11.2019 tarihi olduğu, senet üzerinden nakden ibaresinin yer aldığı, senedin arka yüzünde sırası ile davalı şirket, ... ve ... ait ciroların yer aldığı görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.█████/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "davacının 2015 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, 2014-2016 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, davacının incelenen ticari defterlerine göre; davacı yanın davalı ile olan ticari münasebetini 5 ayrı hesapta takip ettiğini, davalı tarafından takibe konu edilen senedin davacı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, takibe konu senet dışında başkaca dava konusu olmayan senetler de verildiğini, yine başkaca ödeme ve virman kayıtlarının da bulunduğunu, davacının dönem sonu (31.12.2016) itibariyle takibe konu senetten kaynaklı olarak davalı yana 421. kodlu hesapta 330.526,00 TL borçlu olduğunu, davalının 2015-2016 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, 2013-2014 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, davalının incelenen ticari defterlerine göre; davalı yanın davacı ile olan ticari münasebetini 320. Satıcılar hesap kodunda takip ettiğini, davalı tarafından takibe konu edilen senedin davacı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, takibe konu senedin dışında başkaca dava konusu olmayan senetler de verildiğini, yine başkaca ödeme, fatura ve virman kayıtlarının da bulunduğunu, rapor içeriğinde detaylarına yer verilen dava konusu bonodan anlaşılacağı üzere, davacı şirket tarafından davalı şirkete (... Eski Unvan) 330.526,00 TL tutarlı senet keşide edildiğini, iş bu senedin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte senedin bedelinin ödendiğine dair ticari defterlerde ve dosya kapsamında herhangi bir kayıt, belge görülmediğini, dava konu somut olayda uyuşmazlığın, davalı yan tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibine konu edilen 15.11.2019 vade tarihli 330.526,00 TL tutardan kaynaklı davacı şirketin borçlu olup olmadığı noktasında toplandığını, davacı yanın dava dilekçesinde söz konusu senedin sahte olduğu yönündeki iddiaları hususunda takdirin mahkememize ait olacağını, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, ticari ilişkinin takibe konu senet dönemi olan 2016 yılı öncesinden süre geldiğini, tarafların aktif olarak ticari bir ilişki içerisinde olduğunu, takibe konu senet dışında başkaca işlemlerin de bulunduğunu, senedin sahte olduğu yönünde ticari defterlerde bir bulguya rastlanmadığını, bu minvalde takibe konu senedin ticari ilişki gereği verilen bir senet olabileceği değerlendirildiğini, takibe konu senet bakımından davacı şirketin kendi ticari defterlerinde 421. Kodlu Verilen Senetler hesabında davalı yana senet tutarı kadar borçlu olduğu görülmekle birlikte davacının menfi tespit taleplerinin yerinde olup olmadığı" belirtilmiştir.Davacı tarafından icra takibine konu bononun düzenleme ve vade tarihlerinin sonradan atıldığı ve temel ilişki bulunmaksızın davacı şirketi borca sokma amacı ile düzenlendiğini, ... isimli şahsın bir süre önce müdür olduğu şirketi asılsız ve mesnetsiz şekilde kendi sahibi olduğu şirkete yani bizatihi kendisine borçlanmış gibi göstermiş olduğunu ve senedin bedelsiz olduğunu ileri sürmektedir.Davalı cevap dilekçesinde, Davacı borçlu şirketin 2010 yılından 2015 yılı sonuna kadar ... Müh. .... Şti.’nden 455.917,00 TL tutarında cari(açık) hesap emtia aldığını ve davalı şirkete, 2015 yılında 172.750,00 TL banka ile, 7.166,00 TL ise elden ödeme yaptığını, davalı tarafından davacıya 2016 yılında, 98.000,00 TL emanet para gönderdiğini ve karşılığında, █████/2016 tarihinde 330.526,00 TL., senet düzenlendiğini ve senedin gerçek olduğunu ileri sürmektedir.Dava dışı ...'ın █████/2011-█████/2016 tarihleri arasında davacı şirket müdürü olduğu, yine davalı şirketin de █████/2017 tarihinden itibaren müdürü olduğu, davalı şirketin eski unvanının ...Limited Şirketi olduğu ticaret kaydından anlaşılmıştır.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu senet davacının ticari defterlerinde kayıtlı ise de; İcra takibine konu bononun, keşidecisinin davacı .... Şti., lehtarının davalı şirket (eski unvanı olan .... Şti.) senedin arka yüzünde sırası ile davalı şirket, ... ve ... ait cirolarının bulunduğu, ...'ın aynı zamanda keşideci davacı şirketin █████/2011-█████/2016 tarihleri arasında müdürü olduğu, senedin düzenlendiği █████/2016 tarihi itibarı ile şirket müdürü olduğu, limited şirketlerde şirket yetkilisinin, kendisi, yakını veya yetkili tek ortağı olduğu şirket lehine işlem yapılması özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı olduğundan mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../███████ tarih ve 2022/. E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.578,23 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 5.645,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.933,23 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026