İş sözleşmesi feshedilen yönetici davacının kıdem, manevi tazminat ve özellikle prim alacağı talepleriyle işverenin haksız fesih ve ödeme savunmalarının temyiz yoluyla incelenmesi.
Özet: İş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia eden bir çalışan, kıdem ve manevi tazminat ile prim alacakları başta olmak üzere çeşitli taleplerle dava açmış, işveren ise çalışanın kendi adına okul açma girişimleri ve haksız rekabet nedeniyle sözleşmenin haklı feshedildiğini savunmuştur; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının imzası bulunan yönetim kurulu kararları ve bilirkişi incelemeleri neticesinde prim alacağının ödendiği ve bakiye bir alacak kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, davacı vekili ise kararı eksik prim hesaplaması ve diğer bir ticaret mahkemesi davasının sonucunun beklenmesi gerektiği iddialarıyla temyiz etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/1 E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 05.09.2011 tarihinde 10 yıl süreli iş sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin yönetici olarak okul açılışı için gerekli tüm çalışmaları yaptığını ve yüksek öğrenci kaydı sağladığını, 12.03.2015 tarihinde ayrıca yönetim kurulu başkanı olarak görevlendirildiğini, 06.12.2017 tarihinde davalı işveren tarafından gönderilen bir mesaj ile Yönetim Kurulu tarafından yapılan olağanüstü toplantıda alınan karar uyarınca iş sözleşmesinin feshedildiği ve Yönetim Kurulu başkanlığından azledildiğinin belirtildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, manevi tazminat, prim, mahrum kalınan prim, yıllık ücretli izin, bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat ile cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev itirazında bulunduklarını, davacının kendi adına okul açmayı planladığını, müvekkili bünyesinde çalışmaya devam ederken mevcut öğrencileri kendi okuluna yönlendirmeyi planladığını, bu şekilde haksız rekabet yarattığını, Genel Kurul kararını beklemeden kendi adına prim ödemeleri yaptırdığını, Şirket ile ilgili tüm maddi konuların ve para transferlerinin davacının onayı ile yapıldığını, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle sona erdirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının prim alacağı isteminin diğer alacak kalemlerinden tefrikine karar verilerek eldeki dosya ile incelenmesine karar verildiği, dosyaya sunulan ve davacının da imzasını ihtiva eden 22.12.2016 tarihli Yönetim Kurulu Kararı içeriğinde, davacıya yürürlükteki sözleşmelere uygun hak ettiği primin ödenmesine, ödenecek toplam prim tutarının 532.311,00 TL olmasına, bunun 100.000,00 TL'sinin 22.11.2016 tarihli ... ödemesinde mahsup edilmesine, 200.000,00 TL'sinin 22 Aralık 2016 tarihinde ödenmesine, bakiye kalan 232.311,00 TL prim alacağının Şirketin yatırım ve nakit akış planına göre Mayıs 2017 tarihinde ödenmesine, Mayıs 2017 ayında yapılacak ödemeden toplam tutarı 532.311,00 TL olan brüt prim ödemesinin vergi kesintisi yapılarak kalan kısmın net olarak bankadan ödenmesine ve prim hesap tablosuna göre toplam prim alacağının 532.311,00 TL olduğuna dair hususların karar altına alındığı, ilgili kararda davacının muhalefet şerhi bulunmadığı, yine diğer okullara ilişkin prim alacağı olduğuna dair herhangi bir şerh, beyan, itirazın da yer almadığı, davacının karar sayfalarında imzasının bulunduğu, buna göre yukarıda ayrıntısı ile açıklanan 22.12.2016 tarihli Yönetim Kurulu kararına göre davacının tespit edilen prim alacağının brüt 532.311,00 TL olduğu, Ticaret Mahkemesince defterlerin incelenmesi suretiyle tespit edildiği üzere davacıya net 524.259,00 TL prim ödemesi yapıldığı, Ticaret Mahkemesinde bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre ise brüt 609.983,99 TL prim alacağının net 400.144,44 TL olduğu ve ödeme düşüldüğünde bakiye alacağın kalmadığı, tefrik kararı öncesinde Mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında da aynı yönde tespitte bulunulduğu, davacının bakiye prim alacağının bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hâkiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalı Şirket tarafından müvekkili aleyhine açılan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini,
2. Yönetim Kurulu karar tarihinin Aralık 2016 olduğunu, bu dönemde 2016-2017 dönemi tahsilatlarının sürdüğünü, iş sözleşmesinin feshedildiği 2017 yılında ise yine 2017-2018 tahsilatlarının devam ettiğini, buna göre bu dönemlere ait prim alacaklarının da hesaplanıp karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının prim alacağı bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!