İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan icra takibine itirazın iptali davasında ilk derece kararının savunma yasağı ve delil değerlendirmesi yönünden istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirketin, davalıya sağladığı personel taşıma hizmetlerinden kaynaklanan ödenmemiş fatura alacakları nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi davayı kabul ederek itirazı iptal etmiş ve icra inkar tazminatına hükmetmiştir; davalı vekili ise bu karara karşı, mahkemenin savunma genişletilmesi yasağını yanlış uyguladığını, ticari defterlerdeki sözleşme kayıtlarını ve tüm belgeleri göz ardı ettiğini, bilirkişi raporunun eksik inceleme içerdiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:30.06.2022NUMARASI:████████ Esas - ████████ KararDAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının kedisine ait servis aracı ile davalı şirkete ait personel taşıma işlemlerini yapma karşılığı düzenlediği sekiz adet faturanın ödenmemesi üzerine Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 9,950,00 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davaya cevap vermeyerek dava dilekçesinde dayanılan vakıaları inkâr etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmesinde ;Dava, fatura alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde SMMM bilirkişisinden rapor alınmasına karar verilmiş bu kapsamda , dosyada alınan bilirkişi raporuna göre davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının 2017 ve 2018 yılları İşletme Defterinin delil vasfının bulunduğu, davalının 2017 yılı ticari defterlerinin, 2018 yılı Defteri Kebir ve Envanter defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, 2018 yılı Yevmiye Defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı, davalının ticari defterlerine göre; davacının davalıya düzenlediği takip konusu 8 adet toplamda 19.517,28 TL faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı ve davalının kabulünde olduğu bu kapsamda davacının davalıdan talep ile bağlılık ilkesi de göz önünde bulundurulduğundan takibe konu alacağını talep edebileceği anlaşılmış olup davalı tarafça herne kadar taraflar arasında █████/2018 başlangıç █████/2019 bitiş tarihli servis aracı sözleşmesi yapılığı bu sözleşme kapsamında, 'araç sözleşme içerisinde işi bırakamaz. İşi sözleşme bitiş tarihinden önce bırakması hatinde şirketteki alacağı irat kaydedilir.' şeklinde düzenleme olduğuna dair beyanda bulunulmuşsa da davalı tarafça dosyaya cevap dilekçesi verilmediği, savunmanın genişletilmesi süresinin geçmiş olduğu , davacı tarafında da davalının iddialarına dava ve savunmanın genişletilmesine ilişkin beyanına muvafakat etmediğine dair beyanı dikkate alınarak davalının iddia ve savunmanın genişletilmesine yönelik beyanları yerinde görülmemiş..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yönelik itirazının iptail ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sine tekabül eden 1.990,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece servis aracı sözleşmesinin, cevap dilekçesinin verilmemesi ve savunma genişletilmesi yasağına bağlandığını, oysa dava dilekçesinde tarafların defterlerine delil olarak dayanıldığını, defter kayıtlarında sözleşme kaydının bulunduğunu, bilirkişinin defter incelemesi sonucu defter de kayıtlı olmayan işlemler ile ilgili tamamlayıcı belgeleri ve buna müteakiben taraflar arasındaki alacak ilişkisindeki iratların göz önünde bulundurulması gerektiğini,Öncelikle sözleşmenin nitelendirilmesi gerektiğini, HMK'nın119/1-f maddesi uyarınca dava dilekçesi için "İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği" hususunun belirlendiğini, davacının ise hangi vakıa için tarafların ticari defterlerinin delil niteliğini taşıyacağını belirtmediğini, bu nedenle tarafların ticari defterlerinin davaya konu tüm vakıalar da uygulanabileceğini, ikinci olarak, taraflar arasındaki vakıaların kararlaştırılması gerektiğini, 03.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ilişkinin taşıma servisi ilişkisinden kaynaklandığının belirlendiğini, bu nedenle sunulan defterlerin bu vakıaların ispatı ile ilgili incelenmesi gerektiğini, üçüncü olarak, yukarıda belirtilen hususlardan sonra taraf defterlerinin kimin lehine hangi hususları ispatladığının gösterilmesi gerektiğini, buna göre kek raporda davalının defterinde kayıtlı olmayan işlem toplamının 38.499,99 TL olduğu, mezkur işlemlere ilişkin dayanak evrakların ibraz edilmesi halinde değerlendirmeye yapılabileceğinin belirtildiğini, ancak bu evrakların dosyada bulunmak ile birlikte, bilirkişinin eksik incelemesi sonucu itirazlarını karşılar ek rapor alındığını, müvekkilince sunulan 18.383,93 TL tutarlı işlemlerin tamamlayıcı niteliğe haiz olup, bağımsız bir delilden ziyade davacının belirttiği delilleri açıklayıcı ve tamamlayıcı olarak defter delili altında nitelendirilmesi gerektiğini ve mahkemece bunların değerlendirilmesi gerektiğini, dördüncü olarak davanın esasını ilgilendiren sözleşmenin mahiyetinin belirlenmesi gerektiğini,mahkemece sonradan sunulan sözleşmesinin savunmanın genişletilmesi kapsamında dikkate alınmadığını, ancak bu sözleşmenin davacının delil olarak sunduğu müvekkilin defterlerinde yer aldığını ve incelenmesi gerektiğini, ticari belgeler kapsamında sözleşmenin dikkate alınması gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, taraflar arasında düzenlenen servis aracı sözleşmesi uyarınca davacının verdiği personel taşıma hizmeti karşılığı düzenlenen takip konusu faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında 02.06.2016 başlangıç tarihli bir adet servis aracı sözleşmesi bulunduğu ve davacının bu sözleşme kapsamında davalıya hizmet verdiği sabittir.Uyuşmazlık dava ve takip konusu faturalara ilişkin hizmetin verilip verilmediği ve sözleşmedeki "Araç sözleşme süresi içinde işi bırakamaz. İşi sözleşme bitiş tarihinden önce bırakılması halinde şirketteki alacağı irat kaydedilir." düzenlemesi karşısında davacının alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir.Takip konusu Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 8 adet 30.11.2017 ila 30.06.2008 tarihlerini kapsayan faturalardan kaynaklanan 9.950,00 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, süresinde yapılan itiraz üzerine takibin durduğu, davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Bu tür bir davada taşıma hizmetini verdiğini davacı/taşımacının kanıtlaması gerekmektedir. Zira HMK'nın 190.maddesi ile TMK'nın 6.maddesine göre bir vakıadan kendi lehine hak çıkaran taraf o vakıayı ispatla yükümlüdür. Davalı süresinde cevap dilekçesi sunmayarak HMK'nın 128.maddesine göre dava dilekçesindeki vakıaları inkar etmiştir. Davalı ancak, inkar savunması çerçevesinde delil ibraz edebilir. Davacı dava dilekçesinde tarafların ticari defterlerine dayanmıştır. Bu nedenle ispat bakımından her iki tarafın ticari defterlerinin incelenmesi gerekmektedir. Davacının, taraf defterleri ile alacağını kanıtlaması halinde bu alacağa hükmedilmesi gerekecektir. Davalının, sözleşmenin bir hükmü gereğince, davacının oluşan alacağının irat kaydedildiğine ilişkin süresinde ileri sürülmüş bir cevabı veya savunması bulunmamaktadır. Bu nedenle sonradan sözleşmedeki hüküm nedeniyle alacağın irat kaydedildiği hususunun savunulması inkar savunması çerçevesini aşan yeni bir savunma sebebi olup, yeni bir savunma sebebinin ileri sürülmesi mümkün değildir. Kaldı ki, davalı usulüne uygun delillerle de davalının, sözleşmeden kaynaklanan taşıma alacağının ödenmemesi gerektiğini veya bunun irat kayıt edilmesi gerektiğini de kanıtlayamamıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının 2017 ve 2018 yıllarında işletme defteri kullandığı, davalının 2017 yılı ticari defterlerinin ve 2018 yılı kebir ve envanter defterlerinin lehine delil niteliği bulunduğu, 2018 yılı yevmiye defterlerinin lehine delil niteliği bulunmadığı, davalının ticari defterlerine göre, davacının düzenlediği takip konusu 8 adet toplamı 19.517,28 TL olan faturaların davalının ticari defterinde kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan işlemler toplamının 38.499,99 TL olduğu, bu işlemlere ilişkin dayanak evrakların ibraz edilmesi halinde değerlendirmeye alınabileceği belirlenmiştir. Davalı vekili bu rapora yönelik 23.11.2021 tarihli itirazında, sözleşme kapsamında davacının işi bırakması nedeniyle alacaklarının irat olarak kaydedileceğini, davacının aldığı yakıtlara ilişkin fişlerin sunulduğunu, sözleşmenin süresinden önce bildirimsiz feshi nedeniyle alacak bulunmadığı belirtilmiştir.Bilirkişi ek raporunda, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 38.499,99 TL tutarlı işlemlere ilişkin kök rapor sonrası 18.383,93 TL tutarlı işlemlere ilişkin ödeme dekontları ve yakıt kartı dökümleri sunulduğu, yakıt kartını davacının teslim aldığına ilişkin 07.12.2015 tarihli teslim tutanağı bulunduğu, bunun yanı sıra davalının diğer itirazının ise taraflar arasında 06.01.2018 tarihli başlangıç ve 06.01.2019 bitiş tarihli Servis Aracı Sözleşmesinin içeriğinde “araç sözleşme içerisinde işi bırakamaz. İşi sözleşme bitiş tarihinden önce bırakması halinde şirketteki alacağı irat kaydedilir.” şeklinde düzenlenme bulunduğu, ibraz edilen belgelere göre de davacının 9.950,00 TL alacaklı olduğu, ancak sözleşme hükmünün kabulü halinde alacak bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili ise sunulan sözleşmenin 06.01.2016 başlangıç 31.08.2017 bitiş tarihli olduğunu, sözleşmenin sonradan sunulması ile savunmanın genişletildiğini bildirmiştir. Görüldüğü gibi davacı, taraf defterlerine göre takip miktarınca alacaklıdır. Ancak, davalı sözleşmedeki hüküm nedeniyle davacının alacağının irat kaydedildiğini bilirkişi raporuna yönelik itirazında savunmuştur. Davalı, cevap vermeyerek davayı inkar etmiştir. Ancak inkar çerçevesinde delil sunabilir. Davalının bu savunması, inkar çerçevesinde ileri sürülebilecek bir beyan olmayıp, savunmanın genişletilmesi kapsamında olması nedeniyle dikkate alınamayacaktır. Kaldı ki davacının ödenmeyen alacakları dikkate alındığında ilk fatura tarihinin 30.11.2017 son faturanın ise 30.06.2018 tarihli olduğu, uzun süre taşıma alacağının ödenmeyerek, davacının dönem bitmeden sözleşmeyi feshettiğinin savunulmasının dürüstlük kuralına uygun olmadığı, davalının somut delillerle sözleşmenin dayanılan hükmünün uygulanması gerektiğini kanıtlayamadığı anlaşılmakla davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 509,79 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava konusunun miktarı itibariyle karar kesindir.