Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde hizmet sözleşmesinden doğan alacak nedeniyle açılan itirazın iptali davasının tarafların iddia ve savunmaları ile bilirkişi incelemesi ışığında değerlendirilmesi.
Özet: Bu dava, davacının hizmet sözleşmesinden kaynaklanan 39.840,93 TL tutarındaki fatura borcunun tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davası olup, davalı borcun zamanaşımına uğradığını, delillerin usulsüz tebliğ edildiğini ve hizmetin anlaşmaya uygun olmadığını iddia ederken, bilirkişi raporu davacının ticari kayıtlarının borcu desteklediğini ve davalının herhangi bir defter veya belge ibraz etmediğini tespit etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Davalının, müvekkiline icra dosyasında gösterilen Fatura karşılığı aldığı hizmet nedeniyle borçlandığı, davalının bu borcu ödemediği, borcunu ödemeyince söz konusu fatura ile icra takibi yapıldığı, ilamsız ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, davalının borcun tamamına itiraz ettiğini, borca itiraz eden davalı borcun ödendiğine dair bir belge veya müvekkilinin imzasını taşıyan bir makbuz ibraz edemediğini, DAVANIN KABULÜ İLE; Davalı borçlunun (takip tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi, icra masrafları, av.ücreti ile birlikte) dava konusu 39.840,93 TL asıl alacağın tahsili için itirazın İPTALİNE, takibin DEVAMINA, İİK m.67/2'ye göre %20'den az olmamak üzere davalının İCRA İNKAR TAZMİNATINA hükmedilmesine, Yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, dava dilekçesinde belirttiği delillerin HMK m. 121'e aykırı olarak kendilerine tebliğ edilmemesinin hukuka aykırı olduğu, davacı tarafın huzurdaki davasını cari hesap ekstresine dayandırmış ise de bu cari hesap ekstresini ve ekstrenin muhteviyatındaki faturaları dilekçe eki ile mahkemeye sunmadığını, yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmaksızın yalnızca hesap ekstresine dayanılarak ileri sürülen alacak taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı, Davacı şirketin, “... Projesi" kapsamında yapılacak performans deneyleri için hazırlanmış █████/2025 tarihli Deney Yapım Yöntemi Beyanı uyarınca müvekkili şirketin imal ettiği PVC doğramaların bahse konu proje uyarınca TSE'ye uygun olup olmadığını test etmekle mükellef kılındığını, bahse konu performans deneylerinin Deney Yapım Yöntemi Beyanı'nın giriş bölümünde müvekkili şirketin talebi üzerine .... (...)'de yürütüleceği öngörüldüğü, davacı şirket tarafından yapılan performans deneylerine binaen düzenlenen ve hizmet faturası adı altında cari hesaba yansıtılan faturalara ilişkin müvekkili tarafından ödenmesi gereken borç bulunmadığını, açılan davanın reddine, davacının dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-Tarafların BA-BS formları için ilgili vergi dairelerine , müzekkereler yazılmıştır.
3-Mahkememize sunulan .... tarihli bilirkişi raporunda " A- Defter Usul İncelemesi Yönünden : 1. Davacı ....'nin 2025 yılında e-Defter kullanıcısı mükellef olduğu, dosya kapsamındaki inceleme itibarıyla 2025 yılına ait e-Defter beratlarının yasal süresinde bulunduğu, envanter defterinin ise fiziki ortamda tutulduğu ve tasdik bilgilerinin mevcut olduğu tespit edilmiştir. 2. Davalı .... Tarafından dosya kapsamına ticari defter, kayıt ve dayanak mali belge ibraz edilmediği görülmüştür. 3. Taraf defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığına ve sahibi lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığına ilişkin nihai takdir Sayın Mahkeme'ye aittir. B- Davacı Alacağı Yönünden : 1. Davacı şirket ticari kayıtlarının incelenmesinde, davalı şirketin 120-Alıcılar hesabı altında izlendiği, 30.04.2025 ve 14.05.2025 tarihli hizmet faturalarından kaynaklı toplam 293.705,87 TL tutarında borç kaydı bulunduğu, buna karşılık 25.04.2025 tarihinde 253.865,31 TL tutarında tahsilat kaydı işlendiği, bu işlemler sonrasında 120-Alıcılar hesabında 39.840,56 TL tutarında bakiye oluştuğu tespit edilmiştir. 2. Dava konusu alacağın 10.11.2025 tarihli mahsup fişi ile 128-Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına 39.840,93 TL olarak aktarıldığı ve Silivri İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında da 39.840,93 TL asıl alacak üzerinden takibe konu edildiği 120 hesapta yer alan 39.840,56 TL ile 128 hesapta ve takip dosyasında yer alan 39.840,93 TL tutarları arasında 0,37 TL fark bulunduğu, söz konusu farkın yalnızca küsurat düzeyinde kaldığı tespit edilmiştir. Ziyaretçi kayıt formu, e-posta yazışmaları ve Gelir İdaresi Başkanlığı Silivri Vergi Dairesi — Müdürlüğü'nün — karşılaştırmalı — alış-satış analiz dökümü — birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında dava konusu hizmet ilişkisine yönelik ticari ve teknik sürecin bulunduğu, davalı nezdinde davacıdan alınan hizmete ilişkin kaydın mevcut olduğu görülmüştür. 5. Davalı tarafça dosyaya, dava konusu borcun ödendiğini, mahsup edildiğini, iade edildiğini veya hiç doğmadığını ortaya koyan ticari defter, cari hesap dökümü, banka dekontu, ödeme belgesi, mahsup kaydı, iade faturası veya benzeri ticari-mali belge ibraz edilmediğinden, davacı kayıtlarında yer alan bakiye alacağı teknik olarak ortadan kaldıran bir veriye ulaşılamamıştır. Bu itibarla, dosyada mevcut ticari ve mali veriler itibarıyla, davacı kayıtlarında davalıdan kaynaklanan bir bakiye ticari alacak bulunduğu ve söz konusu alacağın icra takibine konu edildiği tespit edilmiştir. Hükme esas alınacak kesin tutarın tayininde, 39.840,56 TL ile 39.840,93 TL arasındaki 0,37 TL'lik farkın dayanağının Sayın Mahkemece de nazara alınması uygun olacaktır. C- Faiz Yönünden : ..... Silivri İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında, 39.840,93 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yıllık *624,00 oranında faiz talep edildiği görülmüştür. 2. Dosya kapsamındaki incelemede, davacı tarafça takip öncesi işlemiş faiz talebinde bulunulmadığı anlaşılmıştır. 3. Temerrüt tarihi, uygulanacak faiz türü, faiz oranı ve faiz başlangıcına ilişkin hukuki değerlendirmenin Sayın Mahkeme'nin takdirinde bulunduğu açıktır." şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki ticari hizmet ilişkisine istinaden davalı tarafından talep edilen hizmetlerin ifa edildiğinine buna rağmen davalı tarafından bedellerin ödenmediğini ve başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini iddia etmiş, davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; taraflar arasında cari hesap sözleşmesi olmadığını, davalı şirket ile davacı şirket arasındaki ilişki kapsamında; davacı şirket, "... Projesi" kapsamında yapılacak performans deneyleri için hazırlanmış .... tarihli Deney Yapım Yöntemi Beyanı uyarınca davalı şirketin imal ettiği PVC doğramaların bahse konu proje uyarınca TSE'ye uygun olup olmadığını test etmekle mükellef kılındığını, (EK: ...... tarihli Deney Yapım Yöntemi Beyanı). Bahse konu performans deneyleri Deney Yapım Yöntemi Beyanı'nın giriş bölümünde de görüldüğü üzere davalı şirketin talebi üzerine davacı .... (...)'de yürütüleceği öngörülmüş ve yapılan işlemlere ilişkin bedellerin ödendiğini herhangi bir borcu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise kesin süre içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır.
Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2025 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının 39.840,56-TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.
Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının davalıdan alacaklı konuma ulaştığı 33.200,78-TL KDV hariç bedelli işbu davaya konu faturanın davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu hizmet sözleşmesindeki hizmeti ifa ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı hizmet veren tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu hizmetin ifa edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ise ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı Erdal Karahan'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ..... Hukuk Dairesi de .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, █████/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu alacağa ilişkin faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde faturaya konu hizmetin ifa edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 39.840,56-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim davacı tarafından ilgili hizmete ilişkin olarak taraflar arasındaki mail yazışmaları ve davalı şirket çalışan temsilcisinin imzasının olduğu test merkezine ilişkin ziyaretçi kaydı da delil olarak sunulmuş olup, davacının bu yol ile de yardımcı deliller kapsamında hizmeti ifa ettiğini ispatladığı, davalı tarafından ise aksi yönde herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının hizmeti ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini veya taraflarca üzerinde anlaşılan bedelin faturada belirtilen bedelden düşük olduğunu ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ise ... Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen ve sistem üzerinden gönderilen faturaya davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi kapsamında süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği gibi faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle fatura içeriğinin, alacak miktarının ve faturaya konu hizmete ilişkin bedelin davacı lehine kesinleştiği ve aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davalı tarafından aksini ispatlayan herhangi bir yazılı belge veya delil sunulmadığı anlaşılmakla takip tarihinde davacının davalıdan 39.840,56-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 39.840,56-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından yasal faiz talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 7.968,18-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
-Buna göre; davaya konu Silivri İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında 39.840,56-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 7.968,18-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.721,53-TL harçtan peşin alınan 732,00-TL'in mahsubu ile noksan kalan 1.989,53-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 732,00-TL peşin harç ve 732,00-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.464,00-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında olan 4.599,95-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 0,05-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça yapılan 9.650,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 9.649,91-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 39.840,56-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 0,37-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; miktar itibari ile KESİN olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ....
e-imza
Hakim ....
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!