İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak için itirazın iptali davasında bilirkişi raporuna itirazın incelendiği istinaf kararı.
Özet: Satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi, davacının ticari defterler ve bilirkişi raporuna göre 359.412,04 TL alacaklı olduğu tespitine dayanarak, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmetmiştir. Davalı vekili ise istinaf başvurusunda, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ticari defterlerin yanlış yorumlandığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmadığını ve raporun dayanaksız verilere göre düzenlendiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO :█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:16.06.2022NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar DAVA:İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2019 yılında süren ticari ilişki kapsamında birçok fatura keşide edilerek emtianın irsaliye ile sevk edildiğini, davalının fatura konusu malların irsaliye ile teslimine rağmen 8 gün içerisinde faturalara itiraz etmediğini, 2019 yılı cari hesap ekstre gereğince müvekkilinin oluşan 359.412,04 TL alacağının tahsili amacıyla Bakırköy 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak suretiyle icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, süresinde cevap dilekçesi sunmayarak HMK'nın 128.maddesi uyarınca dava dilekçesinde dayanılan vakıaları inkar etmiştir.Davalı vekili, 17.02.2022 tarihli dilekçe ile bilirkişi raporuna itiraz etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, Bakırköy 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası, ticaret sicil kaydı, fatura dökümleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; davanın, davacının faturaya dayalı olarak davalı aleyhine yürüttüğü icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminat taleplerinden ibaret olduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, tarafların ticari defterleri üzerine yapılan inceleme sonucu alınan ve mahkememizce de itibar edilen bilirkişi raporunda, davacı tarafın, 25.12.2019 takip tarihi itibari ile ticari defter kayıtlarına göre, 359.412,04 TL tutar kadar davalı taraftan alacaklı olduğu, davalı tarafın, 25.12.2019 takip tarihi itibari ile ticari defter kayıtları her ne kadar (0 ) bakiye verse de, sunulan ödeme dekontları ve defter kayıtlarından bağımsız sunulan cari hesap kayıtlarına göre, davacı tarafa borçlu olduğunun tespit edildiği, bu haliyle davacının talebinde haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, ayrıca faturaya dayalı alacağın likit olması karşısında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi uygun görülmüş..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının Bakırköy 2.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 359.412,04 TL asıl alacak üzerinden takipteki koşullarla devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 71.882,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, 08.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davalının ticari defterlerinin delillere aykırı şekilde yorum ve genişletme yoluyla yorumlanarak adeta yeni bir defter ortaya çıkarıldığını, bilirkişi raporunda, müvekkil şirket tarafından cari hesap ekstresi sunulduğu ifade edilmişse de müvekkilince düzenlenmiş bir cari hesap ekstresi bulunmadığını, esasında taraflar arasında cari hesap ilişkisi de bulunmadığını, bu durumda hükme esas alınan bilirkişi raporunun, kesin deliller görmezden gelinerek yorum yoluyla, davacı lehine genişletilerek düzenlendiğini, raporun, elde olmayan delillerle düzenlendiğini, davacı tarafça taraflar arasında cari ilişki olduğu iddia edilmesine rağmen, TTK'nın 89.maddesi anlamında bir cari ilişki bulunmadığını, bu hususta bir kanıt da sunulmadan "bir cari ekstre olduğu" hususunun kabulüyle hareket edilmesinin hatalı olduğunu, dosyada davacı tarafından ibraz edilen faturalar dışında yazılı hiçbir delil olmadığı gibi taraflar arasında cari hesap ilişkisini gösterir bir delil de bulunmadığını, buna rağmen bilirkişi raporunda dosyada fiziki olarak bulunmayan cari hesap kaydının dikkate alınarak yorum yoluyla genişletilen hesaplamanın hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasındaki satım sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı,bulunuyorsa davacını mal veya hizmet teslim edip etmediği ve karşılıklı borç ve alacağın kayıt edildiği, dava dilekçesi ile bilirkişi raporunda cari hesap olarak adlandırılan açık hesap ilişkisinde davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.Bakırköy 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde, 25.12.2019 tarihinde davalı aleyhine 24.12.2019 tarihli cari hesap alacağı olan 359.412,04 TL'nin tahsili amacıyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin 10.01.2020 tarihinde tebliği üzerine borçlunun süresi içinde 10.01.2020 tarihinde, borca, faize ve ferilere itiraz etmesi ile takibin durduğu, itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davadaki takip 24.12.2019 tarihli cari hesap ekstresine dayandırılmıştır.Takibin ekinde bu cari hesabın dayanağı olan fatura kayıtları ve cari hesap dökümü bulunmaktadır. Anılan ekstrede davacının satarak teslim ettiği mal teslim faturaları ile davalının yaptığı 30.000 Euro ve 35.000 Euro ödemelerin kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu fatura borcunun bir kısmının ödenmesine karşın, bakiye kısmının ödenmediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında TTK'nın 89 ve devamı anlamında yazılı şekilde düzenlenmiş bir cari hesap sözleşmesi bulunmaması, davacının faturadan kaynaklanan alacağının bulunmadığını göstermez. Taraflar arasında TTK'nın 89 vd maddelerinde düzenlenen cari hesap sözleşmesi ilişkisinin bulunmamaktadır. Aksine satım sözleşmesindeki borç ve alacakların karşılıklı olarak kayıt ve mahsup edilmesi ve bunların ödenerek, borcun takip edilmesini esas alan bir açık hesap sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Bu ilişki de uygulamada cari hesap ilişkisi olarak adlandırılmaktadır. Sonuçta, tarafların satım faturaları, kur farkı ve yansıtma faturaları ve ödemelerinin karşılıklı olarak kayıt edip, sonuçta her bir tarafın alacak veya borcunun belirlendiği kayıtın cari hesap ekstresi olarak adlandırılmasının, davalının borcunun varlığına veya miktarına bir etkisi bulunmamaktadır. Bu açıdan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmede hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Mahkemece mali müşavir bilirkişiden alınan 21.01.2022 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde; davacını ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlendiği ve tasdiklerin süresinde yapıldığı, satım faturası ile 30.000 Euro ve 35.000 Euro davalı ödemeleri sonucu davacının 359.598,35 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davalının ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 07.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde; davacı defterinde kayıtlı olan 7 adet satım faturasının davalı defterinde de kayıtlı olduğu, ayrıca davalının defterinde, davacının kayıtlarında bulunmayan 777.257,04 TL CH-ödeme açıklamalı cari hesaptan ödeme bulunduğu, bu ödeme ile davalının borcunun sıfırlandığı anlaşılmıştır. Görüldüğü gibi satım faturaları her iki tarafın defterlerinde kayıtlıdır. Uyuşmazlık satım faturalarından kaynaklanan borcun davalı tarafından ödenip ödenmediği,ödenmiş ise bu hususun kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktasındadır. Davacının ticari defterlerinde ödeme tarihindeki kur karşılığı gösterilerek davacının 30.000 Euro ve 35.000 Euro ödemeleri yazılıdır. Davalı kayıtlarında ise bundan daha fazla olan 777.275,04 TL ödemenin cari hesaptan yapıldığı belirtilmektedir. Davacı emtiayı teslim ettiğini kendi defterleri ile davalının ticari defterleri ile kanıtlamıştır. Bu nedenle HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesine göre ödeme olgusunun davalı tarafından geçerli delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Ödeme bir itiraz olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.Davalının defterinde cari hesaptan ödeme yazılı olmakla birlikte, bu kaydın bir dayanağının bulunmadığı bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Davalı vekili soyut itiraz ve istinaf nedenleri dışında, cari hesaptaki ödemenin belgesini sunmamıştır. Bu nedenle davalının tek yanlı ve belgesiz olarak kendi defterlerinde oluşturduğu cari hesaptan ödeme kaydına itibar edilemez. Ödeme olarak davalının kayıtlarında bulunan iki adet ödemeye itibar edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece alınan denetime elverişli ve taraflar arasındaki ticari ilişkiyi defterdeki kayıtlar ile ortaya koyan bilirkişi raporlarına göre davacının emtia teslim ettiği ve davalının kısmi ödemesinin mahsubu sonrası takip tarihi itibariyle davacının 359.412,04 TL alacağı bulunduğunun kabulü yerinde olduğundan, davalı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 18.413,58 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.