Kara yolu taşımasında eşya hasarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacının eşyalarının karayolu taşıması sırasında sürücünün karlı ve buzlu yolda hızını ayarlayamayarak kaza yapması sonucu oluşan maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi sürücüyü yüzde yüz kusurlu bularak 16.311,36 TL maddi tazminatın taşımacı ve sürücüden tahsiline hükmetmiş, ancak manevi tazminat talebi ile hasar oluştuktan sonra düzenlenen poliçe nedeniyle sigorta şirketine karşı açılan davayı reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:08.06.2022
NUMARASI:█████████ Esas - ████████ Karar
DAVA:Tazminat (Yurt içi kara yolu taşıma)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine dair verilen karara karşı, davalı ...-... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Yetkilisi ... ile 25.11.2016 tarihinde 2.500 TL bedelle eşya taşıması hususunda sözleşme yaptığını ve 1.000 TL taşıma bedelinin peşin ödendiğini, müvekkiline ait eşyaların Gaziantep’ten Merzifon’a taşınması sırasında araç sürücü olan davalı ...'ın kusuru ile gerçekleşen kazada eşyaların hasara uğradığını, kazada davalı ...’ın asli kusurlu olduğunu, davalı taşımacının 03.12.2016 tarihinde davalı ... şirketine bu taşımanın ... Poliçesi ile sigortalandığını, oluşan zararın tazmini için sigortacıdan 05.12.2016 tarihinde talepte bulunulduğunu, ancak hasar dosyasından ödeme yapılmadığını taşımacıya gönderilen Kartal ... Noterliğinin 24.01.2017 tarihli ihtarının 04.02.2017 tarihinde tebliğine rağmen bir sonuç alınmadığını, kazada zarar gören eşyanın dava dilekçesinde belirtildiğini ve taşımacının TTK'nın 875. maddesine göre sorumlu olduğunu, kazada eşyaların yanı sıra müvekkilinin diplomaları, kartvizitleri, fotoğraflar, hatıra kol saati gibi manevi değeri olan eşyalarının da kaybolduğunu ve bu durumun manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 20.000,00 TL manevi tazminatın taşımacı ve sürücüden, 15.000,00 TL maddi zararın davalılardan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davacıya ait eşyalarda meydana gelen hasarın kaza tarihi itibariyle belirli veya belirlenebilir nitelikte olduğunu, davacı ile davalı ... arasında eşyaların taşınmasına ilişkin sözleşme yapıldığını, taşımacının yeterli aracı bulunmadığından müvekkili ile anlaştığını, akdi taşımacı ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin taşımayı maliki olduğu araç ile gerçekleştirmek için akdi taşımacı ile anlaştığını, müvekkiline ait aracın 03.12.2016 tarihinde seyir halindeyken kış mevsiminin olumsuz şartları ile bozlanan yolda kayarak kaza yaptığını, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müvekkilinin gerekli dikkat ve özen yükümlüğünü yerine getirdiğini, davacının hasara uğrayan eşyalara ilişkin kanıt sunmadığını, taraflar arasında buna ilişkin düzenlenmiş herhangi bir taşıma senedi bulunmadığını, davacı tarafından 04.12.2016 tarihinde düzenlenen durum tespit tutanağının tek taraflı olarak müvekkilinin yokluğunda düzenlendiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...- ... vekili savunmasında özetle; eşyalarda meydana gelen hasarın kaza tarihi itibariyle belirli veya belirlenebilir nitelikte olduğunu, kazanın kış şartlarında yolun buzlanması nedeniyle oluştuğunu ve müvekkilinin kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, mücbir sebebin kaza ile zarar arasında uygun illiyet bağını kaldırdığını, davacının hasara uğrayan eşyalara ilişkin delil sunmadığını ve talebini ispatlayamadığını, manevi zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... şirketi, süresinde devaya cevap vermemiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı ile davalı ... yetkilisi davalı ... ile Gaziantep- Amasya-Merzifon güzergahı taşımacılık için müşteri sözleşmenin ihtilafsız olduğu, olay günü olan █████/█████ tarihinde ... plakalı dorseden indirilen davacıya ait emtianın zarar gördüğü, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ...- ... plakalı çekici ve dorse ile seyir halinde iken hızını ve karlı hava ve yol şartlarına göre ayarlamadığı aracı ile yoldan çıkarak devrilmesi sonucu tek taraflı kazaya karıştığı için kazanın meydana gelmesinde asli ve yüzde yüz kusurludur. Başkaca kusurlu yoktur. Kaza nedeniyle davacının eşyalarında 16.311,36 TL kadri maruftur. Bu nedenle davalılar ... Yetkilisi ... ve davalı ... yönününden davanın kabulüne, davalı ...lehine dava açılmış ise de; davalı ... şirketi tarafından düzenlenen nakliyat poliçesinin, dava konu taşıma akdi dolayısı ile hasar gerçekleştikten sonra poliçe tanzim ettirilmesi nedeniyle sigorta şirketinin sorumlu olmadığı bu nedenle bu davalı yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar hüküm kısmında 16.316,36 TL maddi tazminat yazılmış ise sehven yazılmıştır. Maddi tazminat 16.311,36 TL'dir. Manevi tazminat yönünden yapılan yargılamada, tek taraflı trafik kazası nedeniyle davacının emtialarının zarar gördüğü, davalılar tarafından doğrudan davacının kişilik haklarına yönelik haksız saldırı niteliğinde olmadığı, zarar gören emtianın maddi tazminat ile yerine getirildiği anlaşıldığından manevi tazminatın reddine..." gerekçesiyle, maddi tazminat davasının kısmen kabulü üle 6.316,36 TL maddi tazminatın 03.12.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ile ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketine yönelik maddi tazminat talebi ile manevi tazminat talebinin reddine,karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ...-... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacıya ait eşyalarda meydana gelen hasarın kaza tarihi itibariyle belirli veya belirlenebilir olması nedeniyle kısmi dava açılamayacağını, davacının zarar gören eşyalar için bilirkişiler tarafından emsal ücret araştırması yaptırmış dosyaya sunduğunu ve belirsiz alacak davası açılamayacağını, kazanan olumsuz hava koşulları nedeniyle yolun buzlanması sonucu gerçekleştiğini, mücbir neden bulunduğundan zarar ile taşımacının eylemleri arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, davacının hasara uğrayan eşyalarının adedi ve cinsini kanıtlayacak hiçbir belge sunmadığını, ispat edilemeyen maddi tazminat talebinin reddi gerektiğini,Kaza sonucu oluşan hasar nedeniyle davacının kişilik haklarının zarar görmemesi nedeniyle manevi tazminat isteminin reddi gerektiğini, olayın oluş biçimi, kusur durumu, olayın özellikleri, ekonomik olgular ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacı tarafça istenilen manevi tazminat miktarının adeta bir zenginleşme aracı olarak görüldüğünü ve talep edilen miktarın TMK’nın 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine göre fazla olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, yurt içi taşıma sırasında hasara uğrayan eşyalar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda maddi tazminatın kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davalılardan ... vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı ile davalı lider ...-... arasında, davacıya ait eşyaların Gaziantep'ten Merzifon'a taşınması hususunda taşıma sözleşmesi bulunmaktadır. Anılan davalı sözleşme ilişkisi nedeniyle akdî taşımacı durumundadır.Davalının bu taşımayı fiilen diğer davalı ...'a yaptırdığı, davalı ...'ın da cevap dilekçesindeki anlatımlara göre kendi nam ve hesabına, kendisine ait araçla taşıma yapması nedeniyle fiili taşımacı durumunda olduğu anlaşılmıştır. Davacı, davalı ... şirketine ise taşımaya ilişkin ... poliçesi nedeniyle talepte bulunmuştur. Sigorta şirketine yönelik davanın reddine karar verilmiştir. Diğer yandan davacının maddi tazminat talebinin de reddine karar verilmiş olup, davacının bu hükümlere yönelik istinaf başvurusunun bulunmadığı görülmüştür. Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde, davalı ...'ın ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında 22.09.2021 tarihinde tarihinde öldüğü belirlenmiştir. HMK'nın 50. maddesi uyarınca, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine sahiptir. Buna göre, taraf ehliyeti, bir davada taraf olarak bulunabilme ehliyeti olup, maddi hukuktaki hak ehliyeti kavramının medeni usul hukukundaki yansımasıdır. Bu nedenle, yaşayan her insanın (gerçek kişinin) taraf ehliyeti vardır (Prof Dr. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2013, s. 508). Davanın taraflarından birinin ölümü, onun taraf ehliyetini sona erdirir. HMK'nın 114/1-d maddesine göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartıdır. Dava sırasında ölen bir kişinin taraf ve dava ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişi hakkında yargılamaya devam edilerek karar verilemez. Mahkemece, HMK'nın 50 ve devamı maddelerindeki usul izlenerek davada taraf teşkilinin sağlanmasından sonra yargılamaya devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ölü kişi hakkında yargılamaya devam edilip karar verilmesi, dava şartlarına aykırıdır. Bu kapsamda davalı ...'ın ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında 22.09.2021 tarihinde ölümü ile davada taraf olma ehliyetinin sona erdiği, buna rağmen mahkemece mirasçılarının davaya katılımı sağlanarak taraf teşkili sağlanmadan ölü kişi hakkında karar vermesi ve gerekçeli kararın ölü kişinin vekiline tebliğ etmesi hatalı olmuştur. Diğer yandan mahkemece yeniden yapılacak yargılama sırasında, taşınan eşyanın ev eşyası olması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığı hususunun da değerlendirileceği analaşıldığından kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince dava şartlarına aykırı karar verildiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalı ...'a iadesine,
4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!