Yurt dışı iş sözleşmesiyle çalışan Türk işçinin kıdem, ihbar ve diğer işçilik alacakları taleplerinde 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Kanununun uygulanması gerekliliği.
Özet: Davacı işçinin yurt dışı çalışmasından kaynaklanan kıdem, ihbar, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacakları talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri bozma sonrasında dahi Türk vatandaşı olması ve iş hukukunun emrediciliği gerekçeleriyle Türk hukukunu uygulamaya devam ederek alacakları hüküm altına alsa da, Yargıtay tüm çalışma dönemi için uyuşmazlığa 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararını yeniden bozmuştur.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.MAHKEMESİ : ... 32. İş MahkemesiSAYISI : ███████ E., ███████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili 23.07.2020 tarihli asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde yurt dışı iş sözleşmesi kapsamında 31.12.2016-29.05.2020 tarihleri arasında mekanik tesisat ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Davacı vekili 10.02.2022 tarihli birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; taraflarınca aynı davalıya karşı açılan 23.07.2020 tarihli asıl davada İlk Derece Mahkemesince ıslah dilekçesi sunulmak üzere verilen kesin süre içerisinde ıslah dilekçesi sunulamadığını, müvekkilinin hak kaybına uğramaması için söz konusu asıl davada belirlenen işçilik alacaklarına ilişkin olarak işbu davanın ikame edildiğini, bu davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilerek ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili asıl davaya ve birleşen davaya ilişkin cevap dilekçelerinde; davacının müvekkili Şirket çalışanı olmadığını, davanın yurt dışında kurulu bulunan şirkete yöneltilmesi gerektiğini, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının dava konusu ettiği alacak kalemlerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2023 tarihli kararı ile; davacının davalı nezdinde 07.09.2017 -29.05.2020 tarihleri arasında toplam 2 yıl 8 ay 22 gün süre ile çalıştığı, son ücretinin net 2.000,00 USD olduğu, davacının Türk vatandaşı olması, iş hukukunun emredicilik yönü ve işçinin korunma ilkesi uyarınca kamu düzeni de dikkate alınarak somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği; buna göre davacının iradesi sakatlanarak alınan istifa dilekçesine itibar edilmeyerek davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin feshinde haklı nedenler ispat edilmediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü gerektiği; dinlenilen tanık beyanları uyarınca davacının davalıya ait işyerinde haftalık 45 saati aşan çalışmasının bulunduğunu, iki haftada bir hafta tatilinde çalıştığını, dinî bayramlarda birer gün ile yılbaşı dışında diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatlamasına rağmen söz konusu çalışmaların karşılığının davalı tarafça ödendiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle usul ve yasaya uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve ihbar olunan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli kararı ile; ihbar olunanın davanın tarafı olmadığı ve aleyhine karar verilmediği dikkate alındığında istinaf hakkı bulunmadığından istinaf başvuru dilekçesinin reddine; davalının husumet itirazının yerinde olmadığı, davacının çalışma süresinin tespitinin somut olaya uygun düştüğü, ücret tespitinin yerinde olduğu, davalı tarafça proje bitimi nedeni ile iş sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiği bildirilmiş ise de dosyaya davacının çalışma hizmet süresini kapsar belirli süreli iş sözleşmesi sunulmadığı ve belirli süreli iş sözleşmesinin yapılmasını gerektirir objektif esaslı unsurların bulunduğu kanıtlanmadığı, feshin haklı nedene dayanmadığı anlaşıldığından kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, davacının fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili günlerinde çalıştığını tanık anlatımları ile kanıtladığı, fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerine ilişkin yapılan ödemelerin mahsup edildiği, hesaplama dönemleri alacakların muaccel olduğu tarihler, dava ve ıslah tarihleri dikkate alındığında alacakların zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 19.09.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, dava konusu tüm çalışma dönemi için somut uyuşmazlığa 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (5718 sayılı Kanun) 27/1 ve 2 hükümleri kapsamında ... hukukunun uygulanması gerekirken Türk hukukunun uygulanmasının hatalı olduğu, ayrıca fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin 23.07.2020 tarihli dava belirsiz alacak davası türünde açılmış olup davacı vekilince, İlk Derece Mahkemesince verilen kesin süre içerisinde ıslah dilekçesi sunulamadığı gerekçesiyle 10.02.2022 tarihli ek dava ile bakiye fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları talep edilmiş ise de, sözü edilen alacakların tamamı, belirsiz alacak davası olarak açılan asıl davada dava konusu yapılmış olup bu alacaklar bakımından ek dava açılamayacağı dikkate alındığında; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları için açılan ek davanın derdestlik nedeni ile usulden reddi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulmasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararını bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca yapılan yargılamada uyuşmazlığa ... hukuku uygulanmak suretiyle davacının iradesi sakatlanarak alınan istifa dilekçesine itibar edilmeyerek davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin feshinde haklı nedenler ispat edilmediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü gerektiği; dinlenilen tanık beyanları uyarınca davacının davalıya ait işyerinde haftalık 45 saati aşan çalışmasının bulunduğunu, iki haftada bir hafta tatilinde çalıştığını, dinî bayramlarda birer gün ile yılbaşı dışında diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatlamasına rağmen söz konusu çalışmaların karşılığının davalı tarafça ödendiğinin ispatlanmadığı, davacı vekilinin 22.09.2025 tarihli talep artırım dilekçesi de dikkate alınarak asıl davanın kısmen kabulüne; birleşen dava yönünden ise ihbar tazminatının zamanaşımı nedeniyle reddine; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı lehine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, b. ... hukukuna göre zamanaşımı süresi olarak kabul edilen 1 yıllık sürenin hatalı değerlendirildiğini,c. Hukuk seçimi bulunmayan dönem bakımından uyuşmazlığa daha sıkı ilişkili hukuk olan Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacı vekili kendisine verilen kesin süre içerisinde ıslah/talep arttırım dilekçesi sunmadığından davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi gerektiğini, b. Dava ve ıslah tarihi dikkate alındığında davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, c. Davacı yabancı şirket çalışanı olduğundan müvekkil Şirketin işçilik alacaklarından sorumluluğunu bulunmadığını,d. Ücretin hatalı tespit edildiğini ve çalışılan tüm süre bakımından davacının aynı ücreti aldığı kabulü ile yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, imzalı ücret bordrolarına göre ücretin belirlenmesi gerektiğini, e. Davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığı sabit olduğundan davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanamadığını,f. Rus hukukunda ihbar tazminatına ilişkin düzenleme bulunmadığından söz konusu alacağın reddi gerektiğini, g. Davacıya kıdem tazminatı alacağının, çalışmış olduğu hafta tatillerinin ve fazla çalışmaların karşılığının ödendiğini,h. Yabancı bir ülkede çalışılması hâlinde ulusal bayram ve genel tatil alacağı talebinin kabul edilemeyeceğini,ı. Menfaat birliği içindeki tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini,i. Tanık beyanına göre yapılan hesaplamalardan en az %30 oranında indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, zamanaşımı, davacının ücretinin tespiti, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanması hususları ile davalı lehine hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 6100 sayılı Kanun'un "Karşı tarafın verdiği bilgi ve tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebinini artırabilir." şeklindeki 107/2 hükmü; 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (7251 sayılı Kanun) ile yapılan değişiklik sonrasında “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde düzenlenmiştir. 7251 sayılı Kanun ile 107. maddede yapılan değişiklikler Dairemizce şartları mevcut olan belirsiz alacak davasında yapılan yargılama ile alacağın belirli hâle gelmesi durumunda hâkimin geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi için alacaklıya süre vermesi gerektiği yönünde değerlendirilmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 27.03.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar; 03.02.2025 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararları). Ayrıca Kanun'un gerekçesinde de bu sürenin, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda hâkim tarafından verilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu sebeple, belirsiz alacak davasının şartlarını taşıyan bir davada Kanun'da belirtilen an hâkim tarafından resen gözetilerek davacıya kesin süre verilmelidir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 05.07.2023 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı; 09.11.2023 tarihli ve ██████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararları). Davacının verilen süreye rağmen geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmemesi durumunda davanın, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı 107/2 hükmünün son cümlesinde düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, 23.07.2020 tarihli dava dilekçesi incelendiğinde, kıdem ve ihbar tazminatlarına ilişkin dava kısmi dava türünde; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin dava belirsiz alacak davası türünde açılmış olup bozma öncesi yapılan ilk yargılamada İlk Derece Mahkemesince davacı tarafa verilen sürenin ıslah dilekçesini sunmak üzere verildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı tarafça davacı vekilince kendisine verilen kesin süre içerisinde ıslah/talep artırım dilekçesi sunulmadığından davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi gerektiğine ilişkin itirazı yerinde değildir. Bozma sonrasında davacı tarafça sunulan 22.09.2025 tarihli talep artırım dilekçesine itibarla söz konusu alacakların hüküm altına alınması yerinde olmuştur. Diğer yandan, somut uyuşmazlığa ... hukuku uygulanmış olup ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre zamanaşımı süresi 1 yıldır. İş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olmayan dönemsel alacaklar olan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıllık sürenin geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek değerlendirme yapılması gerekirken bozma sonrası hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususun dikkate alınmaması da hatalı olmuştur. Ancak davacı vekilinin 22.09.2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile artırımda bulunduğu miktarlar dikkate alındığında bu hatanın sonuca etkisinin olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, bu ret sebebi ile davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmış ise de, somut uyuşmazlıkta dava asıl dava 23.07.2020 tarihinde açılmış olup yabancı hukukun uygulanması nedeniyle reddedilen herhangi bir alacak bulunmamaktadır. Nitekim asıl davada, kıdem tazminatı kısmen hüküm altına alınmış ise de bu miktar bozma öncesi yapılan yargılamada Türk hukuku uygulanmak suretiyle ve davalı tarafça yapılan ödeme gözetilerek belirlendiğinden yabancı hukuk nedeniyle reddedilen bir miktar söz konusu değildir. Asıl davaya konu diğer alacakların ise talep gibi hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan, 10.02.2022 tarihli birleşen davaya ilişkin talepler dikkate alındığında ise fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının derdestlik nedeniyle usulden reddine; ihbar tazminatı alacağının ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Gerek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ret sebebi, gerekse de ihbar tazminatına ilişkin söz konusu davanın tarihinin 10.02.2022 olduğu hususları dikkate alındığında davacı aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.