Yargıtay 7. Ceza Dairesi, firar suçunda zamanaşımı iddiasıyla yapılan kanun yararına bozma istemini, usulsüz tebligat nedeniyle kararın kesinleşmediği gerekçesiyle reddetti.
Özet: Firar suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün olağan zamanaşımı süresinin dolduğu iddiasıyla kanun yararına bozulması talep edilmişse de, mahkûmiyet kararının sanığa usulüne uygun tebligat yapılmaması nedeniyle henüz kesinleşmediği ve bu sebeple olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesine konu edilemeyeceği tespit edilerek istemin reddine karar verilmiştir.
7. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.
SUÇ : Firar
SUÇ TARİHLERİ : 15.08.2011-22.08.2011
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında firar suçundan hükmün açıklanması suretiyle; 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-a, 73... sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62/1. ve 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin hükmün, kanun yolu incelemesinden geçmeksizin 13.01.2025 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 94660652-105-42-10068-2025-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve KYB-█████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.01.2026 tarihli ve KYB-█████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66/1-a maddesi kapsamında işlenen firar suçunun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e. maddesi gereğince 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince ise 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu nazara alındığında;
Sanık hakkında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 14.08.2012 tarihli mahkumiyet kararı ile son kez kesilmesi sebebiyle yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 06.12.2013 tarihi ile yeni suçun işlendiği 15.10.2017 tarihleri arasında durmasını müteakip, kaldığı yerden yeniden işlemeye başladığı ve hükmün açıklandığı 03.12.2024 tarihine kadar kesintisiz işleyerek olağan zamanaşımı süresinin tamamlanmış olduğu gözetilmeden, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.
2. İncelemeye konu dosyada; sanığın ihbar sonrası tespit edilen 24.05.2024 tarihli beyanında, adresini "...Mahallesi ... nolu Sokak No:11 ... Apartmanı ..../Gaziantep" olarak bildirdiği, buna göre sanığın yokluğunda verilen 03.12.2024 tarihli Mahkeme kararının öncelikle duruşmada bildirdiği bilinen en son adresine normal tebligat çıkarılması ve bu tebligatın "iade gelmesi halinde" ise bu kez aynı Kanun'un 21/2. maddesine göre mernis adresine tebliğ yapılması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın 19.08.2013 tarihli ifadesinde bildirdiği "...Mahallesi ... nolu Sokak No:.... İç Kapı No:1 .../Gaziantep" adresine tebliğe çıkartılıp bu adreste 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca tebliğ edilmesi nedeniyle yapılan tebligatın usulsüz olduğunun ve anılan kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında; kanun yararına bozma talebine esas teşkil eden Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2024 tarihli ve ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının kesinleşmediği ve olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği anlaşılmıştır.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği
tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.06.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!