İflas tasfiyesinde sıra cetveline itiraz davası kapsamında müflis şirketten daire satışından doğan alacağın kayıt kabul talebine ilişkin ticaret mahkemesi kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının iflas eden davalı şirketten satın aldığı ve teslimi/tescili yapılmayan daireye ilişkin, tapu iptali ve tescil talebiyle açtığı davanın sürecini anlatmaktadır. Davacı, sözleşme bedelini ödemesine rağmen daireyi alamamış ve bunun üzerine teslim edilmeyen dairenin rayiç bedeli ile kira kayıpları gibi çeşitli taleplerde bulunmuştur. İlk olarak tüketici mahkemesinde görülen dava, iflasın gerçekleşmesinden sonra açıldığı gerekçesiyle ticaret mahkemesine görevsizlik kararıyla devredilmiştir. Ticaret mahkemesi ise davayı, İcra ve İflas Kanunu uyarınca iflas masasına alacak kaydı talebi niteliğindeki bir kayıt kabul davası olarak ele almaya karar vermiş, tarafların katılımının sağlanmasıyla yargılamayı bu kapsamda sürdürmüştür.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirketten ... İli ... İlçesi ... ada ... parselde kain ... blok ....kat ... numaralı daireyi 03.03.2014 tarihli sözleşme ile satın aldığını, sözleşmede 30.12.2015 tarihinin teslim tarihi olarak belirlendiğini, ancak davalı şirket tarafından satın almış olduğu dairenin 3.kişilere satılmış olma ihtimalini öğrenmiş bulunduğunu, davalı şirketin üzerine düşen edimlerini ise yerine getirmediğini, tapunun iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini
istediğini belirtmiştir. Satış bedelinin tamamını ödediğini, davalı şirkete eski projeleri nedeniyle güvendiğini, geçen sürede daire tesliminin ve tapu devrinin yapılmadığını da belirterek, sonuç ve talep olarak; Dava konusu taşınmaza 3.kişilere devir ve temliki ile icra yoluyla satışını önlemek için ihtiyati tedbir konulmasına, davalıdır şerhi işlenmesine, İcra yoluyla satışların tedbiren durdurulmasına, Dava konusu taşınmazda bulunan haciz ve ipoteklerin terkin ettirilmesine, tapunun iptali ile tarafına tesciline, Tapu tescilinin mümkün olmadığı takdirde taşınmazın rayiç bedelinin tespiti ile dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile tesciline, rayiç belirlenemez ise ödenen bedellerin şimdiye kadar olan tüm ticari faizi ile tesciline, teslim tarihi olan 30.12.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak rayiç kira bedelinin faiziyle tahsiline, taşınmazın taahhüt edilen şekli ile şimdiki durumu arasındaki eksikliklerin maddi değerinin tespit edilmesini ve tespit edilen bedelin güncel değeriyle tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemeye açıldığını, eksik yatırılan harcın tamamlanması gerektiğini, netice-i talebin davacı tarafından açıklanması gerektiğini, gerçekleştirilen sözleşmenin geçersiz olduğunu ve bu nedenle davacı taleplerinin reddi gerekeceğini, tapu iptali ve tescili davası açılamayacağını, davalının taşınmazın geç tesliminde herhangi bir kusuru bulunmadığını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini de belirterek sonuç ve talep olarak; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-Bakırköy .... İcra Dairesi'ne müzekkere yazılmıştır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi nezdinde açmış olduğu ... Esas ve ... Karar sayılı 21.02.2024 tarihli davada; davacı ve müflis şirket arasında ... İli ... İlçesi ... ada ... parselde kain ... blok ....kat ... numaralı bağımsız bölümü için KDV hariç 112.000,00TL bedelle satış sözleşmesi imzaladığını, bedelin davacı tarafından ödendiğini ancak taşınmazın mülkiyetinin davacıya devredilmediğini, bu sebeple öncelikle ilgili taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini bunun mümkün olmaması rayiç bedelinin ve sözleşmeye göre kararlaştırılan teslim tarihinde teslim edilmemesi nedeniyle kira bedelinin hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonucunda ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile davanın iflas tarihinden sonra açıldığı ve emsal Bölge Adliye Mahkemesi ilamlarına göre kayıt kabul davası bakımından Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, dosya Mahkememiz esasına kaydedilmiştir.
Mahkememizce davacı tarafından açılan davanın iflas tarihinden sonra olduğu ve 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gözetilerek davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir. Mahkememizce davacı vekiline iflas masasına başvuruda bulunmak ve alacağını kayıt ettirmek için tensip zaptı ile süre verilmiş olup, davacı vekili tarafından iflas masasına kayıt kabul talepli alacak başvurusu yaptığına dair Mahkememize belge sunulmamıştır. Ancak çoğun içinde az da vardır ilkesi ve davacının talebi ile davalı iflas müdürlüğü ve iflas vekilinin dosyaya dahil olduğu anlaşılmakla taraf teşkilinin sağlandığı gözetilerek davaya kayıt kabul davası olarak devam edilmiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde delil olarak sunulan adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi incelendiğinde; taşınmazın KDV hariç 112.000,00-TL bedel karşılığında davalı müflis şirket tarafından davacıya davaya konu bağımsız bölümün satışının vaat edildiği ancak ilgili taşınmaz davacıya devredilmeden müflis şirketin iflas ettiği ve satış vaadi sözleşmesinin davalı müflis tarafından yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından delil olarak sunulan belgeler incelendiğinde; davalı müflis şirket tarafından kaşeli ve imzalı olarak iflas tarihinden önce davacıya kalan sözleşme bedeli 90.000,00-TL'nin tahsil edildiğine dair tahsilat makbuzlarının verildiği, 22.000,00-TL'nin ise sözleşme tarihinde peşinat olarak peşin biçimde müflise verildiğinin sözleşmede belirtildiği anlaşılmakla davacının taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki üzerine düşen bedel ödeme edimini yerine getirdiği anlaşılmaktadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... E., .... K. Sayılı emsal kararı gereğince davanın kayıt kabul davası olarak görülmesi gerektiğinin belirtilmesi ve aynen ifanın müflis ya da iflas idaresi tarafından gerçekleştirilmemesi karşısında 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince davacının alacağının para alacağına çevrilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından müflis şirkete karşı sözleşmede üstlenilen edimin yerine getirdiği, davacının müflis şirkete karşı borcunun olmadığı ve tüm satış bedelinin müflis şirkete ödendiği sabit olup, müflis şirket tarafından taşınmazın tamamlanarak davacıya tapusunun devredilmediği ve tapunun müflis şirket adına kayıtlı olduğu, sözleşme kapsamında davacı bedel ödeme edimini yerine getirmiş ise de müflis şirketin taşınmazı tamamlayarak tapusunu devir borcunu yerine getirmediği anlaşılmıştır.
Davalı müflis iflas idaresi tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin noterde düzenlenmediği adi yazılı olması sebebiyle geçersiz olduğu iddia edilmiştir.
Buna karşılık davalı müflis şirketin davaya konu satış vaadi sözleşmesinde yapsatçı müteahhit konumunda bulunduğu ve proje sahibi anlaşılmakta olup, davalı ile davacı arasındaki davalı tarafından inşa edilen taşınmazdaki bağımsız bölüme yönelik taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin temlik sözleşmesi niteliğinde kabul edilmesi gerektiği ve 6098 sayılı Kanun'un temlike yönelik hükümleri gereğince yazılı olmasının yeterli olduğu kabul edilmelidir.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması halinde Borçlar Kanununun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir.
Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Başka bir deyişle müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Tandoğan, Haluk: Türk Mesuliyet Hukuku, ..., 2010, s.426). Davacının mamelekinde, sözleşme yerine getirilseydi bulunacağı duruma göre bir azalma olmuştur. İşte müspet zarar bu iki bedel arasındaki farktan ibarettir."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Öte yandan yüklenicinin arsa payı karşılığı inşaat yapmakta olduğu veya arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binalardan bağımsız bölüm satın alınması hâlinde Borçlar Kanunu'nun 163 üncü maddesi (TBK m. 184) gereğince üçüncü kişiye yapılacak temlikin yazılı olması yeterlidir.
Davacı, ikinci kademede davaya konu dairenin rayiç bedeli dikkate alınarak tazminat talebinde bulunmuştur. Gerçekten, davacı akidi olan yükleniciden 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesine dayanarak ademi ifa sebebiyle tazminat isteyebilir. Buradaki borcun nedeni, borçlunun (yüklenicinin) taahhüdünü ihlâl etmesidir. Borçlunun taahhüdü, genellikle bir akte dayandığından buna "akdi tazminat", borçlunun sorumluluğuna da "akdi sorumluluk" denilmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 112 nci maddesi gereğince ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararıdır. Müspet zarardan da borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin hâli hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılmalıdır."
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
" Somut olaya gelince; davalı şirket hem malik hem yüklenici sıfatını haiz olup yapsatçı konumundadır ve davacının davalı şirket ile adi yazılı akdettiği alacağın temliki niteliğindeki bağımsız bölüm satışına ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince geçerlidir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olup taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamış, bağımsız bölümler oluşturulmamıştır. Sonuç olarak; eldeki dava yapsatçının temlikine dayalı tapu iptali, ipotek ve hacizlerden ari tescil, gecikme tazminatı, kira alacağı, ikinci kademede denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedelin tahsili, gecikme tazminatı, kira alacağı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın dayanağı █████/2011 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı şekilde yapıldığı, geçersiz olduğu şeklinde yorumlanması doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında işin esasının incelenmesi ve yapsatçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın bitmiş haliyle rayiç değeri belirlenerek tazminat hesaplanması ve dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan bedelin hüküm altına alınması yanılgılı olup davalının hüküm altına alınan bedele yönelik istinafı bulunduğundan değerlendirilmesi gerekmiştir."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olaya gelince; davalı şirket hem malik hem yüklenici sıfatını haiz olup yapsatçı konumundadır ve davacının davalı şirket ile adi yazılı akdettiği alacağın temliki niteliğindeki bağımsız bölüm satışına ilişkin gayrimenkul satış sözleşmesi, 6098 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince geçerlidir. Dava konusu taşınmaz arsa niteliği ile davalı ve dava dışı kişiler adına tapuda kayıtlı olup taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmamış, bağımsız bölümler oluşturulmamıştır. Sonuç olarak; eldeki dava yapsatçının temlikine dayalı tapu iptali, ipotek ve hacizlerden ari tescil, gecikme tazminatı, kira alacağı, ikinci kademede denkleştirici adalet ilkesi gereğince ödenen bedelin tahsili, gecikme tazminatı, kira alacağı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın dayanağı █████/2011 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi resmi şekilde yapılması gerekmekte olup adi yazılı şekilde yapıldığı, geçersiz olduğu şeklinde yorumlanması doğru değildir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında işin esasının incelenmesi ve yapsatçının temliki hükümleri gereği deliller değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı hukuki nitelendirme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup doğru görülmemiştir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazın bitmiş haliyle rayiç değeri belirlenerek tazminat hesaplanması ve dava tarihi itibariyle taşınmazın rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin geçersiz olduğunun kabulü ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplanan bedelin hüküm altına alınması yanılgılı olup davalının hüküm altına alınan bedele yönelik istinafı bulunduğundan değerlendirilmesi gerekmiştir."
Bu bağlamda her ne kadar davalı iflas idaresi vekili taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartına uyulmaması sebebiyle geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de davalı müflisin yapsatçı müteahhit konumu ve davacıya satılan bağımsız bölüm bakımından proje sahibi olduğu gözetildiğinde davalı iflas idaresi vekilinin geçersizliğe yönelik itirazına itibar edilmemiştir.
Buna karşılık taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında bedel ödeme borcunun davacı tarafından yerine getirildiği ve satış bedelinin müflis şirkete ödendiği, davacının borcunun olmadığı müflisten sadır yazılı belge ile sabit olup, davalı müflis şirket tarafından ise üstlenilen borcun yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından tapu iptal ve tescil ile aynen ifa talep edilmiş ise de bu talebin iflas müdürlüğü tarafından kabul edilmediği ve aynen ifanın yerine getirilmediği dosya arasındaki iflas masası kararından anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki sözleşmenin iflas tarihinden önce fesih ya da dönme ile de sonuçlandırılmadığı gibi davalının edimi yönünden imkansızlık nedeniyle borcun sona ermesinin de söz konusu olmadığı, dolayısıyla 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince müflis ile davacı arasındaki sözleşmede davalı müflisin edimi olan taşınmazın tapu kaydının davacıya devrine yönelik müflisin borcunun muadil kıymette paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Yukarıda detaylıca belirtildiği üzere davacı ve müflis arasındaki ilişkinin bu niteliği ve müflis tarafından tapu devir borcunun yerine getirilmemesi hususu akde aykırılık niteliğinde olup, davacı tarafından 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi ve 125. Maddesi gereğince müspet zarar talep edilebilecektir. Davacının müspet zararı ise iflas tarihi itibariyle davaya konu taşınmaz satış vaadi sözleşmesindeki bağımsız bölümün iflas tarihi itibariyle projesine uygun olarak tamamlanmış biçimdeki piyasa rayiç değeridir.
Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sırasında ... Esas sayılı dosyasında Mahkemece yapılan keşif neticesinde müflis tarafından davacıya satışı vaat edilen taşınmazın inşaatı tamamlanmış bir halde piyasa rayiçlerine göre iflas tarihi itibariyle değerinin tespit edildiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki 31.07.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davaya konu davacı ile müflis arasındaki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesine göre davacıya satışı vaat edilen bağımsız bölümün iflas tarihi itibariyle tamamlanmış haldeki piyasa rayiç değerinin 185.000,00-TL olduğu tespit edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından Mahkemece yapılan keşif neticesinde düzenlenen 31.07.2024 tarihli raporda davaya konu satış vaadi sözleşmesindeki taşınmazın projesine uygun olarak tamamlanmış biçimdeki iflas tarihi itibariyle piyasa rayiç derinin 1850.000,00-TL olduğunun uzman bilirkişi tarafından tespit edildiği, raporun gerekçeli, denetime elverişli olduğu ve teknik ve fenni tespitlerin usul ve yasaya uygun olduğu, taşınmazın halen müflis şirket adına kayıtlı olduğu ve borcunu ifa eden davacıya devirinin imkansızlık içermediği gibi tapu iptal ve tescil koşullarının bulunduğu anlaşılmakla davacı tarafından talep edilebilecek zararın müspet zarar kapsamında iflas tarihi itibariyle davacının müflisten olan alacağının taşınmazın inşaatının tamamlanmış haldeki iflas tarihindeki rayiç değerine göre paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmakla davacının müflisin sıra cetveline kaydını talep edebileceği alacak miktarının taşınmaz satış vaadi sözleşmesine konu taşınmazın tamamlanmış bir haldeki piyasa rayiçlerine göre iflas tarihindeki değeri olan 185.000,00-TL olacağı anlaşılmıştır.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi .... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Bu durumda mahkemece artık tescile dair bir karar verilemez. Yapılması gereken, iflas tarihi itibarıyla taşınmazın değerini tespit ederek, bu bedelin davacı lehine tazmini koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirilmek suretiyle davayı kayıt kabul davası olarak neticelendirmektir."
Davacı tarafından dava dilekçesinde ayrıca taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde davalı müflis tarafından taahhüt edilen teslim tarihinden dava tarihine kadar rayiç kira bedeli doğrultusunda gecikme tazminatı da müspet zarar kapsamında talep edilmiştir.
Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davacı tarafından üzerine düşen edimin yerine getirildiği ve bedel ödeme borcunun ifa edildiği buna karşılık davalı müflis tarafından davacıya taşınmazın tapusunun devredilmediği gibi taraflar arasında geçerli kabul edilen sözleşme uyarınca davalı müflisin sözleşmede belirtilen teslim tarihinde de taşınmazı teslim etmediği, 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince davacının geç teslim nedeniyle temerrütten kaynaklanan müspet zararının iflas tarihine kadar muaccel olmuş rayiç kira bedeli alacağını 6098 sayılı Kanun'un 117. ve 118. Maddelerine göre talep edebileceği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sırasında ... Esas sayılı dosyasında alınan 31.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda davacıya satışı vaat edilen taşınmazın tamamlanmış haldeki durumuna göre sözleşmede kararlaştırılan ve müflis tarafından belirlenen teslim tarihinden iflas tarihine kadar emsal rayiçlere göre kira bedelinin bilirkişi raporunda hesaplandığı ve tespit edildiği, söz konusu bedellerin gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, emsal alınan örnek kira bedellerine ilişkin ilanların raporda gösterildiği anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği değerlendirilmiştir.
Buna göre; sözleşmede kararlaştırılan ve müflis tarafından taahhüt edilen teslim tarihi 30.12.2015 tarihinden 24.03.2021 tarihine kadar emsal kira rayiçlerine göre davacının talep edebileceği gecikme tazminatı alacağının aylık kira bedellerine göre 30.12.2015 - 28.02.2021 tarih aralığında toplamının 58.900‬,00-TL'ye tekabül ettiği anlaşılmaktadır. 30.12.2020 tarihinden itibaren başlayan kira döneminde aylık rayiç kira bedelinin 1.400,00-TL olarak bilirkişi raporunda tespit edildiği anlaşılmakta olup, bir aylık kira bedeli olan 1.400,00-TL'nin günlük kiraya tekabül eden kısmının tespiti ile iflas tarihine kadar olan 24 günlük kira bedelinin ise şu hesaplama ile tespit edilebileceği anlaşılmaktadır: 1.400,00-TL / 30 x 24 gün = 1.120,00-TL.
30.12.2015 - 28.02.2021 tarih aralığında toplamının 58.900‬,00-TL olan rayiç kira bedeli ile 2021 yılında iflas tarihi olan 24.03.2021 tarihine kadar Mart ayı için iflas tarihine kadar talep edilebilecek işlemiş kira toplamı olan 1.120,00-TL'nin ise toplamının 60.020,00-TL'ye tekabül ettiği anlaşılmakla davacı tarafından toplam 60.020,00-TL temerrüt nedeniyle gecikme tazminatı talep edilebileceği anlaşılmıştrı.
Sonuç olarak davacının tapu devrine yönelik alacağının 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi çerçevesinde paraya çevrilmesi gerektiği ve davacı tarafından ancak akdi ilişki kapsamında taşınmazın tamamlanmış haldeki iflas tarihi itibariyle piyasa rayiç değerini müspet zarar kapsamında talep edebileceği anlaşılmakla davacının tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar vermek gerekmiş, çoğun için de az da vardır ilkesi çerçevesinde müflisin borcu niteliğindeki devri gereken taşınmazın iflas tarihi itibariyle inşaatı tamamlanmış haldeki piyasa değeri olarak tespit edilen toplam 185.000,00-TL davacı alacağının ve iflas tarihine kadar hesaplanan 60.020,00-TL temerrüt nedeniyle gecikme tazminatından kaynaklı alacağının iflas tasfiye işlemleri Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı iflas dosyasında yürütülen müflis ....'nin sıra cetveline 4. Sıradan kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının tapu iptal ve tescil ile eksik imalat bedeline ilişkin tazminat talebinin REDDİNE,
2-Davalının iflas ettiği anlaşılmakla davacının rayiç bedele ilişkin tazminat talebinin ve temerrüt nedeniyle gecikme tazminatı talebinin sıra cetveline kayıt kabul talebi olarak ele alınarak sözleşmeye konu taşınmazın iflas tarihindeki tamamlanmış haldeki rayiç değeri olan 185.000,00-TL'nin ve iflas tarihine kadar hesaplanan 60.020,00-TL temerrüt nedeniyle gecikme tazminatından kaynaklı alacağının iflas tasfiye işlemleri Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında yürütülen müflis ....'nin sıra cetveline davacı alacağı olarak 4. Sıradan KAYIT ve KABULÜNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TLharcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 10.308,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı davacının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ....
e-imza
Hakim ....
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!