Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, et muhafaza sözleşmesinden kaynaklanan elektrik zam farkı ve kar mahrumiyeti alacakları davasındaki istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bu hukuki belgede, bir soğuk hava deposu sahibi ile et kurumu arasındaki, et muhafaza sözleşmesinden doğan alacak ve tazminat davasına ilişkin istinaf başvurusu incelenmektedir; davacı depo sahibi, davalı kurumun sözleşmedeki elektrik zammı farklarının %50sini ödemediğini ve sözleşme bitiminden sonra emtiayı zamanında tahliye etmeyerek kar mahrumiyetine yol açtığını iddia ederken, davalı ise davacının sözleşmeyi ihlal ettiğini ve elektrik zam farkı faturalarının usulüne uygun düzenlenmediğini savunmuş, ilk derece mahkemesi alacak talebini kısmen kabul edip tazminatı reddetmiştir.

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi █████████ Esas ████████ Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO : █████████ KARAR NO : ████████TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR BAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2023NUMARASI : ████████ Esas ███████ KararDDAVA : Alacak, Tazminat (Saklama Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2021KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026 Taraflar arasındaki alacak ve tazminat istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen alacak davasının kısmen kabulüne, tazminat davasının reddine yönelik olarak verilen hükme karşı asıl ve birleşen davada davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2007 yılından bu yana ...’da mülkiyetinde bulunan Türkiye’nin en köklü ve en büyük soğuk hava depolarından olan tesislerinde davalı ...'ne, çeşitli defalar yenilenen ve en son 2019 yılında akdedilen ''Et Muhafaza Sözleşmesi'' kapsamında ''kurum tarafından parçalaması yapılmış etlerin depolanması, yaptırılacak paletli donuk ürünlerin hizmet bedeli karşılığında donuk depolanması'' konulu sözleşme ile kurumun istediği miktarda etin depolanması edimini yüklendiğini, sözleşme süresi boyunca da edimini gereği gibi ifa ettiğini, taraflar arasında uzun yıllardır süren ticari ilişkinin 2019 yılının ilk aylarından itibaren davalı yöneticilerinin müvekkili şirkete olan tutumu nedeniyle zarar gördüğünü, ... Müdürlüğü'nün █████/2019 tarihli ihtarnamesi ile taraflar arasında imzalanan 2019 yılına ait sözleşmenin sona ereceğinin ve uzatılmayacağının bildirildiğini, sözleşmenin sona eriş tarihi █████/2019 tarihi olmasına rağmen davalının kendi kusurundan kaynaklanan nedenlerle müvekkili şirkete ait depolarda bulunan emtiayı bu tarihe kadar tahliye etmediğini, depolardaki tüm emtianın █████/2020 tarihli tutanaktan da anlaşılacağı üzere bu tarihe kadar müvekkiline ait depolarda bulundurulmaya devam edildiğini, taraflar arasında akdedilen 2019 yılına ait sözleşmenin 5. maddesi hükmü uyarınca elektriğe gelen zammın %50'sinden davalının sorumlu olduğunu, 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık ayları ile 2020 yılı Ocak, Şubat, Mart ayları elektrik zam farkı nedeni ile düzenledikleri fatura bedelini davalının ödemediğini, davalının makul gerekçe göstermeden sözleşmeden kaynaklanan ifa yükümünü yerine getirmeyerek temerrüte düştüğünü, yapılmayan ödemeye bağlı olarak müvekkilini kar mahrumiyeti oluştuğunu belirterek elektrik zam farkı alacağının şimdilik 10.000,00 TL'sinin ticari işlerde uygulanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, zamanında yapılmayan ödemeye bağlı olarak şirketin mahrum kaldığı kar nedeniyle uğramış olduğu zararın şimdilik 1.000,00 TL'sinin davalıdan tazminine karar verilmesi talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Aralık aylarına ilişkin alacak talebini toplam 742.982,56 TL olarak ıslah etmiş, alacağa fatura tarihi olan █████/2020 tarihinden itibaren 30 gün sonra ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi işletilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davada ileri sürdüğü iddialara dayalı olarak 2019 yılı Kasım ayı elektrik zam farkı faturasının ödenmediğini, bu nedenle müvekkilinin kar mahrumiyeti zararı da oluştuğunu belirterek 2019 yılı Kasım ayı elektrik zam farkı alacağının şimdilik 10.000,00 TL'sinin ticari işlerde uygulanacak temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, zamanında yapılmayan ödemeye bağlı olarak şirketin mahrum kaldığı kar nedeniyle uğramış olduğu zararın şimdilik 100,00 TL'sinin davalıdan tazminine karar verilmesi talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında alacak talebini toplam 957.544,67 TL olarak ıslah etmiş, alacağa fatura tarihi olan █████/2020 tarihinden itibaren 30 gün sonra ticari işlerde uygulanacak temerrüt faizi işletilmesini istemiştir. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçelerinde özetle; 2019 yılından itibaren davacıya yönelik yükleme taleplerinin keyfi gerekçelerle geri çevrildiğini, davacı şirket yetkililerinin müvekkili idarecilerine yönelik hakaret ve tehdide varan eylemleri bulunduğunu, davacının sözleşmeyi ihlali nedeniyle müvekkilinin stok yönetiminde aksamalar gerçekleştiğini, taraflar arasında yürürlükte bulunan 2019 tarihli sözleşmenin yenilenmeyeceğinin ihtarname ile davalıya bildirildiğini, davacının eksik teslim ettiği emtiaya ilişkin tazminat davası açıldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmede var ise elektrik zammına ilişkin bedelin bir ödeme kalemi olarak davacı tarafından kuruma bildirilmesi ve kurumla bu bedel hususunda mutabakat sağlanması akabinde fatura edilmesi gerektiğini, taraflar arasında ise bu yönde yapılan bir mutabakatname bulunmadığını, davacının hukuken gecikme tazminatı talep edemeyeceğini bildirerek asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında et muhafaza sözleşmesinin 5. maddesinde davalı kuruma saklanmak üzere teslim edeceği etlerin muhafazası için davacı tarafından münhasıran tahsis edilecek 4000 ton kapasiteli depoda etlerin muhafaza edileceği 1 yıllık sözleşme dönemi içerisinde elektrik fiyatlarına gelen zammın %50'sinin ilgili dönemin fatura fiyatına yansıtılacağının açıkça hükme bağlandığı, sözleşmenin değinilen hükmü gereğince davalı taraf, sözleşmede kararlaştırılan birim fiyat üzerinden hesaplanacak depolama ücretini davacıya ödemekle yükümlü olduğu, elektrik birim fiyatına zam geldiği takdirde ise, sözkonusu artışın %50'sinin sözleşmenin 5. maddesinde kararlaştırılan birim fiyat ile çarpılarak ve birim fiyata yansıtılarak depolama ücretinin tespitine esas olan birim fiyatın güncellenmesi akabinde buna göre elektrik zam faturası düzenlenmesi gerektiği, sözleşmenin "Fiyatların Geçerlilik Süresi" başlıklı 6.maddesinde de davalının elektrik zam bedelinin %50'sinin sorumlu olduğunun öngörüldüğü, davalının savunmasının aksine sözleşmede elektrik zam farkı faturasının taraflar arasında mutabakat ile sağlandıktan sonra ödeneceği yönünde açık bir hükme yer verilmediği, bilirkişi heyeti ek raporunun hükme esas alındığı, asıl ve birleşen dava konusu yoksun kalınan kar kaybı talebinin ise haklılığının kanıtlanamadığı, kar kaybına ilişkin olarak kanıtlayıcı nitelikte delil ve belge sunulmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, dava konusu Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Aralık aylarına ait elektrik enerjisine gelen zammın %50'sine karşılık kdv dahil zam farkı tutarı olan toplam 742.982,56 TL alacağın 10.000,00 TL’sinin █████/2021, bakiyesinin ise, ıslah tarihi olan █████/2022 tarihinden tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu kar kaybına yönelik tazminat isteminin reddine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı davada dava konusu kasım ayına ait elektrik enerjisine gelen zammının %50'sine karşılık kdv dahil zam farkı tutarı olan toplam 214.562,11 TL alacağın 10.000,00 TL’sinin █████/2021, bakiyesinin ise, ıslah tarihi olan █████/2022 tarihinden tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu kar kaybına yönelik tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yan, akitlerine nispi hak ve sorumluluklar yükleyip yıllar içerisinde yenilenen alelade bir ticari sözleşme ilişkisini kaotik sürece dönüştürdüğünü, kendisine sözleşmenin sonlandırılmasından çok öncesinde yapılan ihtarla iş gücü ve ekipman desteği dahi verileceği yönünde teklifte bulunulmasına rağmen depolarında bulunan müvekkiline ait emtiayı teslim etmediğini, türlü gerekçelerle teslim ediminini ihlal ettiğini, sözleşmenin sonlandırılmasını takiben eğer kendileriyle yeniden bir sözleşme yapılmaz ise soğutmanın durdurulacağı ihtarında bulunduğunu, kantar tartısından tereddüte düşüldüğünün kendilerine bildirildiğinde kantarı kullanıp kullanmamaktaki sorumluluğun müvekkilinde bulunduğu şekliyle mukabele ettiğini, bu menfi tutumunun sayısız tutanak düzenlenmesine sebebiyet verdiğini, depolanan emtianın mevcut halinin tespiti yolunda delil tespiti taleplerine muhatap olduğunu, nihayetinde de teslimi durma noktasına getirdiğinden bir iktisadi devlet teşekkülü olan müvekkilini kendi eşyasını teslim alabilmek adına kolluğa başvurmaya mecbur bıraktığını, üstelik eksik teslimatta bulunmuş olmakla. dava dilekçesinin açıklamalar bahsinin ilk bendinde ileri sürülenin aksine tarafların hukukuna bizzat halel getirdiğini, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esası ile davacı aleyhinde derdest dava dosyasına taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlüğü safhasında yaşanan fiiliyatı gösterir evrakın taraflarınca takdim edildiğini, bahse konu dava dosyasının incelenmek üzere celbini talep ettiklerini, sözleşme tetkik edildiğinde; ödeme şekli başlıklı 7. maddenin "depolanan paletler için her ay sonunda kurum ile firma arasında yapılacak karşılıklı mutabakata göre firma kuruma fatura tanzim edecektir. firma tarafından düzenlenen fatura bedeli kurum tarafından firmaya fatura tarihi itibariyle 30 gün içinde ödenecektir" yönünde bir hüküm ihtiva ettiğinin anlaşılacağını, sözleşmenin 5 ve 6. maddeleriyle ilgili dönem hizmet bedeline %50'si oranında ilave edileceği ifade edilen elektrik zammı, netice itibariyle bir ödeme teşkil ettiğinden, var ise elektrik zammına ilişkin bedelin bir ödeme kalemi olarak davacı tarafından müvekkiline bildirilmesi ve müvekkilinin bu bedel hususunda mutabakat sağlanması akabinde fatura edilmesi gerekeceğini, sözleşmenin yorumunun, tam olarak bu işleyişe işaret ettiğini, depolama hizmet bedeli ile elektriğe zam gelen aylarda ilgili dönem hizmet bedeline elektrik zam oranının %50'si oranında ilave edilecek bedel bakımından taraf mutabakatı sözleşme ile arandığından mutabakatın mevcut olmaması halinin hukuken neyi ifade ettiğinin öncelikle açıklığa kavuşturulması gerektiğini, sözleşme mevcutken ancak sözleşme uygulanacaktır ki bu noktada taraf iradeleri, ödeme işlemini mutabakata bağladığını, ödemeye esas faturanın mutabakat sonrası düzenleneceğinin, sözleşmenin 7. maddesinin açık anlatımıyla sabit olduğunu, dönem dahilinde davacı depolarında tutulan emtianın miktarı ile sözleşmenin 5. maddesinde taraflarca saptanan kilogram başı muhafaza bedelinin çarpımıyla elde edilen neticeye kdv'nin eklenmesi ile bir meblağa ulaşılacağını ve bu meblağın müvekkilinin mutabakatına sunulacağını, elektrik tüketim bedeline zam gelmesi halinde de aynı sürecin işletileceğini, mutabakatın bulunmaması halinde ise faturanın dayanaksız kalacağını, davaya dayanak teşkil eden elektrik zam farkı alacağı için tanzim olunarak müvekkiline intikal ettirildiğine değinilen faturalara ilgili yasal süresi içerisinde kurumumuza bağlı ...Müdürlüğü'nce itiraz edildiğini, itiraza temas eden yazı içeriğinde her ay elektriğe zam gelmediği halde nasıl olup da elektriğe peşi sıra zam gelmişcesine alacak talep edildiğini, fatura içeriğinde ifade edilen ödemeye esas miktarların müvekkilinin kayıtlarıyla bağdaşmadığını, abonelik tipinin ne olduğunu, tek ya da çift terim mi kullanıldığını, sayacın süzme olup olmadığını, elektriğin hangi tedarikçiden sağlandığını ve birim fiyatının ne olduğunu, kurumun emtiası haricinde şirket depolarında muhafaza edilen başkaca şahıslara ait eşyaya da soğutma hizmeti verildiğinden müvekkiline özgülenen depolara tayin edilen elektriğin hangi yöntemle ayırt edilebildiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği hususlarına yer verildiğini, faturalara itiraz hususunda davacı şirkete ayrıca noter ihtarnamelerinin de keşide edildiğini, böylelikle itiraza uğrayan fatura içeriğinin kesinleşmediğini, TTK'nun 21. maddesi uyarınca davacı faturasının içeriğini itirazen kabul etmedikleri dikkate alındığında faturanın tüm muhtevasını kanıtlamak suretiyle alacağının varlığını ispat külfetinin davacıda olduğunu, alacağın kapsamı tayin edilirken durumun gereği ve kusurun ağırlığı ile alacaklının alacağın doğmasına ya da artmasına tesirinin nazara alınmasının gerektiğini, hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceğini, davacı tarafa 2019 yılının 6. ayında (yani henüz 2019 yılı sözleşmesi yürürlükteyken ve sözleşmenin sona erme tarihinin 6 ay öncesinden) müvekkili tarafından noter kanalıyla keşide edilen ihtarname ile lüzumu halinde (sözleşme uyarınca uhdelerinde bulunan) yükleme boşaltma işçiliği ve ekipman desteği sağlanabileceğinin de teklif edilerek bir program dahilinde soğuk depolardaki tüm emtianın 27.06.2019 - 28.09.2019 tarihleri arasında yürütülecek tahliye işlemleriyle teslim almayı talep ettiklerini bildirmiş iseler de sözleşmenin son bulduğu 31.12.2019 tarihine kadar depoların boşaltılamadığını, davacının iade noktasında tam manasıyla direndiğini, var olan bir şeyin yani hakikatin yok sayılmasının mümkün olamayacağını, davacının eğer müvekkiline ait emtiayı gereği gibi teslim etseydi sözleşmenin sonlandığı tarihten çok öncesinde soğuk depoların tamamen boşaltılmış olacağının dikkatten kaçırılmaması gerektiğini, sözleşmenin nihayete erdiği 31.12.2019 tarihinden 27.03.2020 tarihine kadar yaşanan süreç, davacının teslim edimini durma noktasına getirmesinin bir neticesi olup, borcunu ifa etmeyen davacının TBK'nun 114. maddesi uyarınca her türlü kusurundan sorumlu olduğunu, davacı şirketin, müvekkilinin 21.06.2019 tarihli ihtarına uygun bir hareket tarzı benimsenmiş olsaydı en geç 28.09.2019 tarihinde tahliyenin tamamlanacağını, davacı tarafça müvekkilen gönderilen ve itiraza uğrayan faturanın, temerrüt manasında ihtar yerine geçmeyeceğini, fatura tebliğinin temerrüt doğurmayacağının yerleşik yargı uygulamasının kabulünde olduğunu, mutabakatsız oluşturulan faturanın taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, para borçlarında temerrüt faizi haricinde gecikme tazminatının talep edilemeyeceğini, temerrüt faizi, para borçlarında gecikme tazminatını karşılamak amacıyla ihdas edilmiş bir faiz türü olup, davacının talep konusu ettiği alacağın para alacağı olduğunu, bunda bir tereddüt de bulunmadığını, bu bakımdan temerrüt faizi talep eden davacının gecikme tazminatı da istemesinin hukuka uygun olmadığını, sözleşmeyi bizzat ihlal eden davacının kusurlu olup, varlığını iddia ettiği alacağını mutabakat usulüne uygun biçimde ileri sürmediğini, geç ifadan zarara uğradığını ifade ettiğini, fakat bu tezini somutlaştıramadığını, temerrüt nedeniyle doğduğuna kanaat getirdiği varsayımsal bir zarar kapsamında nelerin değerlendirilebileceğini soyut bir şekilde irdelemekle yetindiğini, vakıaların hukuki tahlilinde hakim, hukuku re'sen uygulayacak ise de dava dilekçesinde dile getirilen giderimin doğrudan doğruya gecikme tazminatı olarak nitelendirilmesinin ve TBK'nun 118. maddesi hukuki sebebine istinat edilmesi nedeniyle davacının tazminattan kastettiğinin sadece ve sadece gecikme tazminatı olduğunu, davaya cevap dilekçesindeki ifadelerini yineleyerek para alacağını iddia eden davacının müvekkilinden hukuken gecikme tazminatı talep edemeyeceğini, aşkın zarar tazminatının ise şartlarının oluşmadığını ve davacı tarafça bu tazminatın talep de edilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl ve birleşen dava, saklama sözleşmesi kapsamında düzenlenen elektrik zam farkı fatura bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili, fatura bedelinin zamanında ödenmemesi nedeniyle uğranılan kar kaybı zararının tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; İşbu asıl dava Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek anılan mahkemenin ███████ Esas sırasına kaydı yapılmış, yargılama sırasında ise Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında verilen ████████ Karar sayılı karar ile anılan dosyanın bu dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında asıl ve birleşen davaya ilişkin yargılamaya devam ile verilen ████████ Karar sayılı karar ile de, aralarındaki fiili ve hukuki irtibat nedeniyle dosyanın Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine hükmedilmiştir. Anılan birleşme kararı üzerine, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen asıl ve birleşen davaya ilişkin yargılama sırasında █████/2021 tarihli celsede birleşen Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosya ve bu dosyayla birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyanın bu dosyadan tefrik edilmesine karar verilmiştir. Tefrik kararı üzerine tefrik edilen dosya, içerisinde yer alan birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyayla birlikte Ankara 4. Asliye Ticaret mahkemesinin ████████ Esas sırasına kaydı yapılmış, yapılan yargılama sonunda da işbu istinaf incelemesine konu asıl ve birleşen davaya ilişkin karar verilmiştir. Asıl dava dilekçesinin açıklama kısmının bir paragrafında elektrik zam farkı alacağının doğduğu aylar 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık ayları ile 2020 yılı Ocak, Şubat, Mart ayları olduğu belirtilmiş, diğer bir paragrafında ise, elektrik zam farkı alacağının doğduğu aylar 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık ayları olduğu belirtilmiştir. Mahkemece dosyanın Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasıyla birleşmesinden önce yapılan ön inceleme duruşmasında asıl davada uyuşmazlık konusunun ödenmeyen elektrik giderlerinden kaynaklı davacı alacak miktarı ve kar kaybı olduğu belirtilmiş ise de, elektrik zam farkının kaynaklandığı aylara ilişkin açık bir belirlemeye yer verilmemiştir. Birleşme kararından ve birleşilen dosyada tefrik kararından sonra yapılan asıl ve birleşen davaya ilişkin ön inceleme tutanağında ise asıl davada uyuşmazlığın taraflar arasında yapılan 2019 yılına ve birleşen davada bu yılın Kasım ayına ait davacının davalıdan talep edebileceği sözleşmeden kaynaklı elektrik zam farkı alacağı ve zamanında yapılmayan ödemeye bağlı olarak davacının mahrum kaldığı kar bulunup bulunmadığı, bu taleplerden davalının sorumlu olup olmadığı şeklinde tespiti yapılmıştır. Yargılama aşamasında mahkemece bilirkişiye verilen görevde, asıl davada 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık aylarına ilişkin elektrik zam farkından kaynaklanan alacağın bulunup bulunmadığının tespit edilmesi olarak belirtilmiş, mahkemece asıl davada yapılan inceleme 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık aylarına ilişkin olarak yapılmıştır. Her ne kadar dava dilekçesinin açıklama kısmının bir paragrafında 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık ayları ile 2020 yılı Ocak, Şubat, Mart aylarına ilişkin elektrik zam farkından kaynaklı fatura alacağı bulunduğu belirtilmiş, diğer bir paragrafında ise, sadece 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık aylarına ilişkin elektrik zam farkından kaynaklı fatura alacağı bulunduğu belirtilmiş ise de, yargılama aşamasında mahkemece dava dilekçesinin davacı yana açıklatılması yoluna gidilmemiştir. Bir başka anlatımla, açılan işbu asıl davada davacının 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık aylarına ilişkin elektrik zam farkı fatura alacağının yanı sıra 2020 yılı Ocak, Şubat ve Mart ayına ilişkin bir alacak talebi bulunup bulunmadığı davacı yana açıklatılmamış, davanın 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık aylarına ilişkin elektrik zam farkından kaynaklanan fatura alacağı olduğu değerlendirilmek suretiyle anılan aylara ilişkin davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı hususu üzerinde durularak hüküm kurulması yoluna gidilmiştir. Gelinen aşamada ise ön inceleme duruşma tutanakları, davacı vekilinin karara yönelik herhangi bir istinaf itirazının da bulunmadığı da gözetilmek suretiyle asıl davada alacağa ilişkin uyuşmazlığın 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık aylarına ilişkin elektrik zam farkı faturasından kaynaklandığı Dairemizce kabul edilmek suretiyle bu kapsamda istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı yan taraflar arasında saklama sözleşmesi imzalandığını, sözleşme sözleşme hükmü uyarınca elektrik zam farkı alacağı bulunduğunu, asıl davada bu alacağa ilişkin olarak 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık aylarına ilişkin elektrik zam farkı faturası düzenlendiğini, bu faturadan kaynaklanan alacağının ödenmediğini, alacağın geç ödenmesi nedeniyle kar mahrumiyeti zararı oluştuğunu iddia etmiş, birleşen davada bu alacağa ilişkin olarak 2019 yılı Kasım ayına ilişkin elektrik zam farkı faturası düzenlendiğini, bu faturadan kaynaklanan alacağının ödenmediğini, alacağın geç ödenmesi nedeniyle kar mahrumiyeti zararı oluştuğunu iddia etmiş, davalı yan ise taraflar arasında elektrik zam farkı alacağına ilişkin mutabakat sağlanmadığını, davacının tazminat ve alacak iddiasının yerinde olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile asıl ve birleşen davada alacak talebinin kısmen kabulüne, tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında Et Muhafaza Sözleşmesi imzalandığı, davacının bu sözleşmeye dayanarak 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık aylarına ilişkin elektrik artışına dair fatura düzenlediği, davalının bu faturaya itiraz ettiği, fatura bedelinin ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Asıl davada uyuşmazlık, davacının taraflar arasında akdedilen et muhafaza sözleşmesi kapsamında davalıdan 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Aralık aylarına ilişkin elektrik zam farkı talep edip edemeyeceği, taraflar arasında mutabakat gerekip gerekmediği, davacının elektrik zam farkından kaynaklanan anılan aylara ilişkin fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, alacağın geç ödenmesi nedeniyle davacının mahrum kaldığı kar bulunup bulunmadığı, zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zarar miktarı hususlarından, birleşen davada uyuşmazlık, davacının taraflar arasında akdedilen et muhafaza sözleşmesi kapsamında davalıdan 2019 yılı Kasım ayına ilişkin elektrik zam farkı talep edip edemeyeceği, taraflar arasında mutabakat gerekip gerekmediği, davacının elektrik zam farkından kaynaklanan anılan aya ilişkin fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, alacağın geç ödenmesi nedeniyle davacının mahrum kaldığı kar bulunup bulunmadığı, zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zarar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davada davacının alacağın geç ödenmesinden kaynaklanan mahrum kalınan kar zararı bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin karara yönelik istinaf itirazı bulunmamaktadır. Davalı vekilince asıl ve birleşen davada tazminat kalemine ilişkin istinaf itirazları ileri sürülmüş ise de, mahkemece tazminat talebinin reddine karar verildiği ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının dosya içeriğine uygun bulunmadığı gözetilerek davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında süre gelen tarihlerde et muhafaza sözleşmesi akdedilmiş olup, son olarak imzalanan sözleşme tarihi █████/2019 tarihlidir. Anılan sözleşmede sözleşme süresinin █████/2019 tarihine kadar geçerli olduğu hükme bağlanmış olup, sürenin sona ermesinden en az 1 ay önce tarafların sözleşmenin feshine ilişkin yazılı ihbarda bulunmadıkları takdirde sürenin sözleşme süresi kadar uzamış sayılacağı düzenlenmiştir. Davalı vekilince davacıya gönderilen █████/2019 tarihli noter ihtarı ile sözleşmenin sona ereceği █████/2019 tarihinden sonra uzatılmayacağı bildirilmiştir. Anılan ihtar tarihinden sonra davacı tarafından davalı adına █████/2020 tarihli Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık elektrik artışına ilişkin toplam 2.060.622,11 TL bedelli fatura düzenlenerek davalıya gönderilmiştir. Davalı tarafından davacıya gönderilen █████/2020 tarihli ihtarname ile, faturaya konu aylardaki elektrik artış farkı olarak belirtilen tonajların direkt ve aylık olarak uygulanan elektrik ücretlerinin tam olarak anlaşılamadığı, söz konusu bedelin ödeneceği sözleşmede hükme bağlanmış ise de, ihtarda belirttikleri durumların açıklığa kavuşturulmaması ve belgeli olarak desteklenmemesi durumunda böyle bir tutarın ödenmesinin mümkün olmayacağı belirtilerek fatura iade edilmiştir. Taraflar arasında █████/2020 tarihli, davacıya ait depoda bulunan davalı ürünlerinin tamamının boşaltıldığına ilişkin tutanak tanzim edilmiştir. Davalı yan cevap dilekçesinde ve aşamalarda davacının elektrik zam farkına ilişkin alacağını ancak taraflar arasında mutabakat sağlanması halinde talep edebileceğini, taraflar arasında ise böyle bir mutabakat sağlanmadığını, alacağın talep edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Taraflar arasında akdedilen et muhafaza sözleşmesinin 5. maddesinde "...Elektriğe gelen zammın %50'si ilgili dönemin fiyatına ilave edilecektir. Palet depolama bedeli giriş günü itibarıyla günlük bazda hesaplanarak ay sonunda kurum ile karşılıklı yapılacak mutabakat sonucunda firma tarafından kuruma fatura edilecektir.", 6. maddesinde "...Elektriğe gelen zammın %50'si ilgili dönemin fiyatına ilave edilecektir.", 7. maddesinde "Depolanan paletler için her ay sonunda kurum ile firma arasında yapılacak karşılıklı mutabakata göre firma kuruma fatura tanzim edecektir. Firma tarafından düzenlenen fatura bedeli kurum tarafından firmaya fatura tarihi itibarıyla 30 gün içinde ödenecektir." hükmü yer almaktadır. Anılan sözleşme hükümleri karşısında davalı ilgili aylara ilişkin elektrik zam bedelinin %50'sinden sorumlu olup, davalının elektrik zam bedelinden sorumlu tutulması taraflar arasında mutabakat yapılması koşuluna bağlanmamıştır. Yargılama aşamasında elektrik mühendisi ve hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan kök raporda, mahkemece elektrik zam farkı bedellerinin geriye dönük olarak talep edilebileceğinin değerlendirilmesi halinde 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Aralık aylarına ilişkin talep edilebilecek elektrik zam farkı tutarının kdv dahil toplam 1.545.237,51 TL, 2019 yılı Kasım ayına ilişkin elektrik zam farkı tutarının kdv dahil 460.750,66 TL olduğu, aksi kabul halinde ise davacının talepte bulunamayacağı tespit edilmiş, itiraz üzerine alınan ek raporda ise, davacının davalıdan talepte bulunabileceğinin kabulü halinde asıl davada talep edebileceği miktarın kdv dahil 742.982,56 TL, birleşen davada ise kdv dahil 214.562,11 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporundaki hesaplamaya ve tespit edilen miktarlara yönelik açık bir istinaf itirazı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede davalının elektrik zam bedelinin %50'sinden sorumlu olduğunun açıkça hükme bağlandığı, davalının sorumluluğunun doğması için elektrik zam bedeline dair taraflar arasında mutabakat sağlanmasının sözleşmede koşul olarak düzenlenmediği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi ek raporu ile asıl davaya konu 2019 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Aralık ayları ile birleşen davaya konu 2019 yılı Kasım ayında elektrik zam farkının bulunduğu ve bu miktarın %50'sinin tespit edildiği, ek raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek alacak talebi yönünden asıl ve birleşen davada yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davada alacak talebinin kısmen kabulü, tazminat talebinin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davalıdan alınması gereken 50.753,13 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 12.688,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 38.064,85 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen davada davalıdan alınması gereken 14.656,73 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.659,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.997,55 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafından istinaf aşamasında asıl ve birleşen dava yönünden yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından asıl ve birleşen davada davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...... ... ... ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.