İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari cari hesap borcunda faturaya itirazın iptali ve TTK 21/2 maddesi uyarınca 8 günlük süre ile temel sözleşme ilişkisi gerekliliğine dair istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalıya sunduğu yemek ve kahvaltı hizmetlerinden kaynaklanan 11.177,32 TL cari hesap borcunun tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını talep etmiş, davalının cevap vermemesi ve duruşmalara katılmaması üzerine yapılan yargılamada, bilirkişi raporu davacının ticari defterlerine dayanarak alacağın varlığını desteklemiş olsa da, davalının defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle faturalar üzerindeki ihtilafın tespit edilemediği belirtilmiştir; bu durum karşısında ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiş, davacı vekili bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının davacı ile arasındaki ticari ilişki kapsamında 11.177,32TL tutarında cari hesap borcu bulunduğunu, borcun ödenmediğini, taraflar arasında yemek ve kahvaltı hizmeti sunulmasına yönelik ticari nitelikte sözlü bir anlaşma bulunduğunu, davacının yemek ve kahvaltı hizmetini sunarak sözleşmedeki edimini yerini getirmiş olmasına rağmen davalının aldığı hizmete ilişkin fatura borcunu ödemediğini, bunun üzerine davaya ihtarname gönderildiğini, ancak davalının ödeme yapmadığını, bu sebeple Çerkezköy İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamış, duruşmalara katılmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, davacının, bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.Davalı icra dosyasına yapmış olduğu itirazında müvekkili şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.Çerkezköy İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 11.177,32 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.Davalı usulune uygun meşruhatlı davetiyeye rağmen ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiştir.Bilirkişi █████/2021 tarihli raporunda; davacının 2019 yılına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdilerinin olduğunu, lehine delil niteliği taşıdığını, davacının dava dilekçesine dayanak olarak sunduğu fatura ve cari hesabının beraber ticari defter kayıtlarıyla uygunluk gösterdiğini ve takip tarihi itibari ile 11.177,32 TL davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de davalı defter ve belgeleri ibraz edilmediğinden dava konusu faturalar yönünden ihtilaf olup olmadığı hususunda tespit yapılamadığını bildirmiştir.6102 sayılı TTK'da fatura tanımlanmamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise: "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır." Şeklindedir. Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda fatura ile ilgili başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır. Nitekim, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde; fatura düzenlenmesinin hangi hallerde ve kimler için mecburi olduğu hususunda düzenleme yapılmıştır.Diğer taraftan, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur.Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir.TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır. TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-472 E.,████████ K sayılı kararı) Takip dosyası, Bilirkişi Raporu ve tüm dosya kapsamına nazaran; davacı tarafça davalıya ticari alım satımlarına dayalı düzenlenen fatura alacağının tahsili talebiyle takip yapıldığı, dava konusu edilen ve cari hesap alacağına dayanak faturaların ve faturaya dayalı alım satımın yapıldığı ve davalıya mal veya hizmetin teslim edildiğini ispat yükü davacı üzerinde olmakla, tarafların tacir olması ile yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere tarafların ticari defterlerinin delil olması ve davacının iddialarının ispatına yönelik hükme esas alınması için söz konusu faturaların, tarafların ticari defter ve kayıtlarında karşılıklı olarak bulunması gerektiği ve ancak davalının defterlerini incelemeye sunmadığı tek başına davacı tarafın defter ve kayıtlarına göre davanın ispat edilemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının ticari ilişkinin varlığı ve dava konusu faturalara ilişkin mal alım satımı veya hizmetin davalıya verildiğine ilişkin ispat vasıtası getiremediği, delilleri arasında açıkça yemin delilinin bulunduğu ve ancak vekaletnamesinde özel olarak yemin hususunda yetkilendirilen vekiline yemin delilinin hatırlatılması üzerine vekilin, yemin teklif etmeyeceklerine dair beyanda bulunduğu görülmekle, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının yemek ve kahvaltı hizmetini sunarak sözleşmedeki edimini yerini getirdiğini, davalının ödeme borcunu yerine getirmediğini, davalının yargılamaya katılmayarak bu borcu inkar etmiş ise de, bu durumun davalının hizmet aldığını da inkar ettiği sonucuna teşmil edilemeyeceğini, bilirkişi raporu ile borcun ortaya konulduğunu, raporun iddialarını doğruladığını, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, karşı tarafın defterleri ibraz etmemesi durumunda davacının kanuna uygun şekilde tutulmuş ve birbirini destekler nitelikteki kayıtlara sahip defterleri kendi lehine delil teşkil edeceğini,karşı tarafın aksini başka kesin delillerle ispatlamakla yükümlü olduğunu,ibraz edilen defterler, bilirkişi raporundaki inceleme sonuçları ile sabit olduğu üzere Müvekkilin iddialarını destekler nitelikte olduğunu,bu sebeple davacının iddiasını ispat etttiğinin kabul edilmesi gerekirken davanın reddine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının bilirkişi tetkiki için hazır bulunmadığını inceleme için ticari belge ve defter ibraz etmediğinden inceleme yapılamadığını, davalı yanın ticari kayıtlarını ibraz etmemesinin bu taraf bakımından delile dayanmaktan vazgeçmiş oluşunun yanısıra bahse konu defterlerin ibrazından kaçınılmış olunmasının davacı iddiasının ispat edilmiş sayılmasını gerektirdiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin emsal kararlarının da bu yönde olduğunu, gerekçeli kararda yer verilen '' davacının ticari ilişkinin varlığı ve dava konusu faturalara ilişkin mal alım satımı veya hizmetin davalıya verildiğine ilişkin ispat vasıtası getiremediği'' sonucuna katılmadıklarını, somut hadise ile ilgili olarak sunulabilecek tüm ispat vasıtalarını sunduklarını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satım ilişkisine dayalı açık hesap ve fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; müvekkilinin davalıya yemek ve kahvaltı hizmeti verdiğini bu sebeple davalıdan fatura ve cari hesap alacağı bulunduğunu ileri sürerek, Çerkezköy İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası ile davalı aleyhine 11.177,32 TL alacak yönünden 22.09.2019 tarihinde icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı taraf, davaya karşı cevap dilekçesi sunmamış olup bu şekilde HMK'nın 128.maddesi uyarınca, davacının ileri sürdüğü vakıaları inkar etmiş sayılmıştır. HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Somut olayda davacı, alacağı bulunduğunu ve kahvaltı ile yemek hizmeti verdiğini, ürünleri teslim ettiğini yazılı delille ispatlamakla yükümlüdür. HMK'nın 222. maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerekmektedir. Bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesinin ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. HMK 222/3 maddesi "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü haizdir.HMK'nın 222. maddesi ticari defterlerin ibraz ve delil olmasını düzenlemiş olup, mahkemece, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi ile karar verilebilir. Ticari defterlerin karşılıklı olarak incelenip değerlendirilmesi esastır. HMK'nın 190. maddesi gereğince teslim vakıasının kanıtlanması yükümlülüğü davacıdadır. Dolayısıyla ispat yükü üzerinde olmayan davalının ticari defterlerini incelemeye sunmaması, davacının ispat yükünün yerine getirdiği anlamına gelmez. Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde münhasıran davalı tarafın ticari defterlerine dayanmadığından iddiasını başka delillerle kanıtlamalıdır. Davalı, ticari defterlerini inceleme için sunmamıştır. Davacı, davalıya hizmet verdiğini usulüne uygun bir delille kanıtlayamamıştır. Bilirkişi tespitine göre, davacının ticari defterlerine göre davalıdan takip konusu asıl alacak kadar alacaklıdır. Ancak dava konusu alacağa ilişkin kahvaltı ve yemek hizmetinin davalıya verildiği, ürünlerin teslim edildiği usulüne uygun delillerle kanıtlanmamıştır. Davacının hizmet verdiğini, ürünleri teslim ettiğini kanıtlayamaması halinde, alacağa hak kazanmayacaktır. Bir diğer deyişle, davalı taraf ticari defterlerini sunmamış, sadece davacı defterleri sunulmuş olup bilirkişi tarafından davacı defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Davacı delillerini davalının ticari defterlerine hasretmemiştir. Davacı taraf, HMK'nın 222/son maddesi uyarınca delillerini davalının defterlerine hasretmemiş, defterler dışında da deliller bildirmiştir. Davacı delillerini hasretmediğinden davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olması, davacı iddiasının ispatlanmış kabul edilmesi için yeterli olmayıp davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi ispat yükünü ters çevirmeyecektir. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Somut olayın özelliğine göre verilen ve istinaf başvurusunda sözü edilen Yargıtay ilamlarının belirtilen bu temel ilkeden ayrılmayı gerektirmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!