Vesayet altındaki kısıtlı bir bireyin bankadan çektiği kredilerin ehliyetsizlik nedeniyle iptali talebinin, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince hakkın kötüye kullanılması gerekçesiyle reddedilip temyizde onanması.
Özet: Bu hukuki evrak, vesayet altındaki davacının bankadan kullandığı kredilerin ayırt etme gücünden yoksunluk iddiasıyla iptali, borçsuzluk tespiti ve ödenenlerin iadesi talebiyle açtığı davada; ilk derece ve istinaf mahkemelerinin, davacının kredilerden faydalanmış olması nedeniyle ehliyetsizlik iddiasının hakkın kötüye kullanılması olduğu gerekçesiyle davayı reddetmesi üzerine, davacının talep ettiği güncel rapor yerine, mahkemece daha önce istenen adli tıp raporuna uyulmaması ve yeni raporun sonucu değiştirmeyeceğinin anlaşılması gibi gerekçelerle Yargıtay tarafından bu kararın onandığını ele almaktadır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Tüketici MahkemesiSAYISI : ████████ E., 2024/... K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin var olan rahatsızlıkları sebebiyle ... 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/,,, E., ████████ K. sayılı kararı ile vesayet altına alınarak kendisine vasi tayin edildiğini, davalı banka tarafından müvekkiline 2020 yılı içerisinde, farklı tarihlerde 7 kez olmak üzere toplamda 75.800,00 TL değerinde kredi kullandırıldığını, müvekkilinin vesayet altına alınmasına sebep olan rahatsızlıkların 3. kişiler tarafından kolaylıkla tespit edilebilecek durumda olduğunu, davalı banka çalışanları da kredi başvurusu esnasında bu durumu rahatlıkla fark edebilecekken müvekkile kredi kullandırılmasının, davalı bankanın açıkça kötü niyetini ortaya koyduğunu, kanunen temyiz kudretinden mahrum kimselerin tasarruflarının hüküm ifade etmemesi nedeniyle müvekkili ile davalı banka arasında yapılmış olan kredi sözleşmelerinin geçersiz olduğunu ileri sürerek; taraflar arasında yapılmış olan kredi sözleşmesinin ve ödeme planlarının iptali ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesine, kredi borcuna istinaden bu zamana kadar yapılmış olan tüm ödemelerin iadesine, kötü niyetle hareket eden davalı bankadan 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davacı tarafından tüketici kredisi sözleşmeleri imzalanarak, kredi tutarlarının davacının hesabına aktarıldığını, dava konusu kesintilerin müvekkil bankaya rehin, virman, takas, mahsup yetkisi veren bu taahhütnameye dayanarak yapıldığını, davacının tam ehliyetli biri gibi müvekkil bankadan kredi kullandığını, hacir altına alındığını ileri sürerek borçtan sorumlu olmadığının iddia edilmesinin hakkın açıkça kötüye kullanılması olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kısıtlı-davacı tarafından çekilen 7 adet kredinin adı geçen kısıtlı tarafından alınması ve tam ehliyetli kişilerin dahi her zaman yararlanma olanağı bulamadığı tüketici kredisinden yararlanarak bir menfaat elde etmiş bulunması karşısında, kısıtlı tarafından ehliyetsizlik olgusu ileri sürülmek suretiyle sözleşmelerin iptali ile borçlu olmadığının tespiti ve yapılan ödemelerin iadesinin talep edilmesi hakkın kötüye kullanılması kapsamında kaldığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; müvekkiline ait güncel bir rapor alınmadığını, bu nedenle müvekkilinin ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı konusunda kesin bir kanaate varılmasının mümkün olmadığını, ... Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 24.02.2017 tarihli raporun üzerinden neredeyse 7 yıl geçmiş olup, bunun oldukça uzun bir süre olduğunu, bu süreçte müvekkilinin hayatında ve ayırt etme gücünde değişiklikler olmasının muhtemel olduğunu, bu nedenle, güncel bir rapor alınmaksızın müvekkilinin durumuna ilişkin kesin bir yargıya varmanın doğru olmayacağını, müvekkilinin kısıtlı olduğunu, kısıtlı kişilerin yaptığı hukuki işlemler geçersiz olup, bu nedenle müvekkilinin söz konusu kredilerden doğan borçlardan sorumlu olmadığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, kısıtlı davacı tarafından imzalanan kredi sözleşmelerinin iptali ve maaş kesintilerinin iadesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye ve özellikle kredi sözleşmeleri gereği kredi tutarlarının davacının hesabına aktırıldığı, davacı-kısıtlının adli tıp kurumu sevk edilerek rapor alınmasına mahkemece karar verildiği, ara kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, ayrıca bu hususta yeniden rapor alınmasının sonucu etkilemeyeceğinin anlaşılmasına göre de, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.