İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ticari satıştan kaynaklanan alacak sebebiyle başlatılan itirazın iptali davasında, davalı defterlerindeki hatalı kayıtlara rağmen ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, davacının teslim edilen mallara ilişkin ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasını ele almaktadır; davacı alacağını ticari ilişkiye ve bilirkişi raporuna dayandırırken, davalı malların teslim edilmediği, usul eksiklikleri ve temerrüt ihtarı bulunmadığı savunmalarıyla alacağı reddetmiş, ilk derece mahkemesi ise bilirkişi incelemesiyle davacının alacağının varlığını tespit ederek, davalının defterlerindeki hatalı kayıtlara rağmen davanın kısmen kabulüne karar vermiş ve bu karar hem davacı hem de davalı tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ :BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:████████ E. - ████████ K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ticari bir ilişki bulunduğunu davacının üretip davalıya teslim ettiği mallar karşılığında davalının 07.12.2016 ve 10.02.2017 tarihli fatura bedellerini ödemediğini, bu sebeple 30.681,32 -TL asıl alacak ve 9.107,94 TL işlemiş faiz alacağının tahsili için Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmediğini, dava dilekçesi ve delil listesinin HMK'nın emredici hükümleri gereğince usulüne uygun olmadığını, fatura içeriğindeki ürünlerin kendilerine teslim edilmediğini, davacının belirtmiş olduğu faturaların taraflar arasında davaya konu ilişkiyi ispata yarar nitelikte olmadığını, alacağın likit bir alacak olmadığını, taraflar arasında yapılmış usulüne uygun bir mutabakat olmadığını, davalının temerrüde düşürülmeksizin davalıdan temerrüt faizi talep edildiğini, taraflar ödeme gününü kararlaştırmamışlarsa borçlu ancak temerrüt ihtarı ile temerrüde düşeceğini, somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede ödemenin faturanın kesilmesinden itibaren 75 gün içinde yapılacağının kararlaştırıldığını, bu halde ödeme gününün kesin olarak kararlaştırıldığından söz edilemeyeceğini, temerrüt ihtarı da gönderilmediğinden takip tarihinden öncesi için faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın icra takibine konu faturalar karşılığında davacı şirketin cari hesap alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 30.681,32 TL asıl alacağın ve 9.107,94 TL işlemiş faizin tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce yapılan yargılamada ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişiden rapor alınmıştır.Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Talimat yoluyla alınan bilirkişi raporuyla davacı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağının bulunduğu, alacak miktarının 30.681,32 TL asıl alacak olduğu belirtilmiştir. Davalı yasal defter kayıt ve belgelerinin incelenmesi neticesinde; davacı tarafından, davalıya düzenlenen toplam (3) adet fatura, (185.331,15.TL) tutarında davacı hesabına (Alacak) kaydedilmiştir. Bu faturalar karşılığında, davalı tarafından banka EFT si ile ödendiği belirtilen toplam (129.200,00.TL) davacı hesabına (borç) kaydedilmiştir. Davalı yasal defterinin incelenmesi sonucunda; davacı hesabı, takip talebi tarihinde (25.06.2019) bakiyesiz (0,00) sonuçlanmıştır. Fakat davalı yasal defterlerinde hatalı olarak kaydedildiği anlaşılan, davacı hesabına 61.992,33.TL tutarında (Borç) ve 5.861,18.TL tutarındaki (Alacak) kayıtlarının hesaplama dışı tutulması halinde 56.131,15.TL tutarında davacının (Alacaklı) olduğu sonucuna varılmıştır.İhtilafa konu faturaların, davalıya tebliği ile ilgili; bir bilgi mevcut olmamakla birlikte, davalı yasal defterlerinde kayıtlı olması sebebiyle davalının kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Faturaların içeriğinde belirtilen ürünlerin, teslimine ilişkin herhangi bir bilgi mevcut değildir. Fakat davalı da faturaların muhteviyatına, yasal süre içerisinde itiraz ettiğine dair, dosyaya herhangi bir belge sunmamıştır.Alınan ek rapor da kök raporu doğrular niteliktedir. Ticari defterler arasındaki farkın iki adet hatalı kayıttan kaynaklandığı, icra takibine konu faturaların davalıya ait ticari defter ve belgelerde de kayıtlı olduğu, buna göre davacı alacağının 30.681,32 TL olduğu belirlenmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacağın 30.681,32 TL olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Davacının, alacağına ilişkin, takip tarihi öncesinde, davalıya yapmış olduğu herhangi bir ihtar veya ödeme gününü belirleyen bir sözleşmesi bulunmamaktadır. Bu bakımdan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 10.maddesi dikkate alınarak işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Reddedilen bu kısım yönünden davacı tarafın kötüniyeti ispatlanamadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının Bakırköy 8.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına yapılan itirazının 30.681,32 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, işlemiş faize yönelik talebin reddine, hükmedilen alacağın %20'si olan 6.136,26TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK'nın 10.maddesine göre aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlayacağını, TTK'nın 1530.maddesine göre faiz talep ettiklerini, fatura tarihlerinin taraf defterlerinde açıkça yer aldığını, bu sebeple TTK'nın 1530.maddesine göre temerrütün oluştuğunun kabulü gerektiğini, takip öncesi talep edilen faiz alacağının fatura tarihlerini takip eden 30 günün sonundan başlamak üzere talep edildiğini, bu haliyle mahkemenin faiz alacağını reddi kararı ile reddedilen faiz alacağı sebebi ile davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kabul edilen kısım bakımından davacı lehine %20 icra inkar tazminatı hükmedilmişken, reddedilen kısım bakımından taleplerine rağmen davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davanın, itirazın iptali davası olduğunu ve İİK'nın 67.maddesine aykırı olarak 1 yıllık hak düşürücü sürede ikame edilmediğini, fatura içeriğindeki ürünlerin müvekkiline teslim edilmediğini, davacının fatura içeriğindeki ürünleri temin ettiği iddiasını ispat edecek belgelerini dosyaya ibraz edemediğini, davacının davalı nezdinde herhangi bir alacağı bulunmadığını, davalının daha önceki alımlara ilişkin ödemelerini ifa ettiğini, bu faturalara ilişkin ürünler teslim edilmiş olsaydı itiraz etmesini gerektiren bir sebep de olmayacağını, faturanın, onu teslim alan muhatabı bağlaması için sözleşme ile yüklenilen edimin yerine getirilmiş olmasının gerektiğini, fatura verenin ayrıca ürünü teslim ettiğini de ispat etmesi gerektiğini, bilirkişi incelemesinde cari hesap sözleşmesi varmış gibi hareket edilmesinin ususl ve yasaya aykırı olduğunu, iddianın genişletilmesi yasağına da aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇEDava, ticari satıma ilişkin faturaya bağlanmış alacağın tahsili için İİK'nın 67. maddesi uyarınca başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıya fatura konusu malları teslim ettiğini, ancak davalının fatura bedellerini ödemediği ileri sürmüş; davalı vekili ise, malın teslim edilmediğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, işlemiş faiz talep edilemeyeceğini, alacağın likit olmadığını savunmuştur. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamında bulunan Bakırköy 8.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 30.681,32 TL asıl alacak, 9.107,94 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.789,26 TL alacak yönünden 25.06.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 07.12.2016 ve 10.02.2017 tarihli faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 24.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 31.07.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği, buna göre davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Bu sebeple aksi yöndeki davalı istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura ise tek başına alacağın varlığına delil olmaz. Bu nedenle fatura konusu alacağını ispat külfeti davacıya aittir. TTK'nın 21/2.maddesine göre ise, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriği aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu işin yapıldığı, malın teslim edildiği anlamına gelir. Bu durumda davalı borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.Bu bilgilere göre somut olayda, mahkemece taraf defterlerinin incelenmesi için bilirkişi raporları alınmış, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olan raporlarda dava ve takip konusu faturaların davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalı yanca faturalara yönelik bir itirazda bulunulmadığı sabit olup malların davalıya teslim edildiği karine olarak kabul edilmiş ve davalı yanca bunun aksi ispatlanamamıştır. Bu sebeple davalının malın teslim edilmediği yönündeki savunması yerinde görülmemiştir. Dava konusu alacak, faturaya dayalı alacak olup İİK'nın 67.maddesi kapsamında likit nitelikte bir alacaktır. Bu sebeple mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı vekili kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini de istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, somut olayda davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne, davalı temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faiz yönünden reddine karar verilmiş olup davacının kötüniyeti sabit olmadığından kötüniyet tazminatı şartları oluşmamıştır. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiş ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacı vekilince her ne kadar TTK'nın 1530. maddesinin uygulanması gerektiği ve işlemiş faize hükmedilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, TTK'nın anılan maddesinde, ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları düzenlenmiştir. TTK'nın 1530. maddesi, tedarik sözleşmelerine ilişkin olup taraflar arasında tedarik sözleşmesi ilişkisi bulunmadığından bu hükmün somut olayda uygulama yeri yoktur. Bunun dışında takip öncesi TBK'nın 117.maddesi gereğince davalının temerrüte düşürülmediği anlaşıldığından, mahkemece işlemiş faiz talebin reddi ile reddedilen miktar üzerinden vekille temsil edilen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf isteminin de esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı ve davalı vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.571,88 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,6-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.21.05.2026KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.