Taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan, nakit teminat iadesi ve haksız nakde çevrilen kesin teminat mektubunun tahsili talepli ticari uyuşmazlık temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan, yüklenicinin taşerona iade etmesi gereken nakit teminatın ödenmemesi ve haksız yere nakde çevrildiği iddia edilen kesin teminat mektubu bedelinin tahsili talepleriyle açılan iki davanın incelemesidir; ilk derece mahkemesi, her iki davada da taşeron lehine karar vererek nakit teminatın faiziyle iadesine ve kesin teminat mektubu bedelinin faiziyle birlikte tahsiline hükmetmiştir.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davalı vekili ile katılma yoluyla asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davda davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında ... RES tesisine ait Şalt Binası İnşaatı ve ... Elektrik işleri ... Elektrik işleri ve Otomasyon işlerinin müvekkil tarafından malzemeli ve işçilikli olarak yapılması kararlaştırıldığı, sözleşmenin ödemeler başlıklı 15'nci maddesinin 5.nci bendinde, taşeron hakkedişlerinden %5 nakit teminat kesileceğinin, kesilen nakit teminatın taşeronun SGK kurumundan ilişiksiz belgesi getirmesi halinde geçici kabulü müteakip taşerona iade edileceği düzenlendiği, müvekkili şirketin sözleşmeden kaynaklı edimi tam olarak ifa ederek geçici kabul tutanağının düzenlendiğini, sözleşmeye göre iadesi gereken nakit teminatın müvekkiline ödenmediğinden Ankara 18. İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasında ilâmsız icra takibi yapıldığını, davalının takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazının iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 22.06.2017 tarihli ''Taşeron Sözleşmesi'' akdedildiğini, sözleşmesinin 14. maddesi gereği müvekkili şirket tarafından kesin teminat mektubu düzenletilerek davalı şirkete teslim edildiği, müvekkili şirket tarafından tüm yükümlülükler yerine getirilmesine rağmen 70.750 USD bedelli kesin teminat mektubunun 31.05.2019 tarihinde davalı şirketin talebi ile haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olarak nakde çevrilmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalma kaydı ile şimdilik 70.750 USD'nin nakde çevrilme tarihi olan 31.05.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiilen ödeme tarihine kadar Devlet Bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduata uygulanacak en yüksek faiz üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; teminatın iade koşullarının oluşmadığını, davacı şirketin müvekkili şirket nezdindeki teminat alacaklarının muaccel hale gelmediğini, davacı şirketin teminatın iade edilmesi şartlarından olan ve SGK'dan alınacak ilişiksiz belgesini müvekkili şirkete ibraz etmediğini, davacı şirket geçici kabulünün yapılması ve nakit teminatın iadesi için müvekkili şirkete herhangi bir ihtar yada başvuruda bulunmadığını, sözleşmeye konu işin geçici kabulü yapılmadığından davacının nakit teminat alacağının muaccel hale gelmediğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmenin kesin teminat başlıklı 14. maddesi hükmü uyarınca taahhüdün sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla sözleşme bedelinin %10'u tutarında davacıdan teminat mektubu alındığını, sözleşme uyarınca yükümlülüğü altında bulunan eksik ve kusurlu işler ile sözleşme aykırılıkları bildirilerek aykırılıkların giderilmesi talep edildiğini, davacının yükümlüklerini yerine getirmekten imtina ettiğini, zararların giderilmesi için sözleşme uyarınca davacı tarafından sunulan teminat mektubunun nakde çevrilmesi yoluna gitme zorunluluğu doğduğunu, teminat mektubunun nakde çevrilmesi işleminin sözleşme hükümlerine ve hukuka uygun şekilde gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 22.06.2017 tarihli eser sözleşmesi mahiyetindeki taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede belirlenen işlerin taşeron olarak davacı tarafından yapıldığı, taşeronluk sözleşmesindeki fiyatlar ve sözleşme bedelinin USD olarak belirlendiği, bilirkişilerden alınan rapor ve ek raporlara göre taşeronluk sözleşmesinden kaynaklı olarak davacının başlattığı takiple alacağını USD cinsinden isteyebileceği gerekçesi ile asıl davanın kabulüne ve takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre faiz işletilmesine, birleşen davaya yönelik olarak taşeronluk sözleşmesinin teminatı olarak verilen Garanti Bankası'na ait 29.06.2017 tarihli ... numaralı 70.750,00 USD bedelli kesin teminat mektubunun 31.05.2019 tarihinde haksız olarak nakde çevrildiği gerekçesi ile birleşen davanın kabulüne ve 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre teminatın nakde çevrilme tarihinden itibaren faizi ile birlikte talep edebileceği gerekçesi ile asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı kabulüne karar verildiği, asıl davada alacağın eser sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle likit olmadığı, inkâr tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçeleriyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde; teminat iade koşullarının oluşmadığını, SGK belgelerinin eksik olduğunu, geçici kabul başvurusunun bulunmadığını, eksik ve kusurlu işlerden kaynaklı teminatın nakde çevrilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu beyan etmektedir.
2.Katılma yoluyla asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde; asıl davada icra inkâr tazminatı verilmemesinin hatalı olduğunu, asıl ve birleşen davalarda vekalet ücretinin hesabının hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe;
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, asıl dava nakit teminat alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali, birleşen dava teminat mektubu iadesi istemine ilişkindir.
1.Asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin temyiz istemi yönünden;
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Katılma yoluyla asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz istemi yönünden;
2.a Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.b Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulu'nun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2 nci maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının ödeme emrine itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Başka bir anlatımla, icra inkâr tazminatı, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan icra hukukuna özgü bir tazminattır. Borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ön koşuldur. Borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibariyle haksızlığı saptanacak ancak haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekecektir.
Likid alacak bakımından aranan “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, diğer bir anlatımla borçlunun, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” ölçütü birçok tartışmayı sona erdirmekle beraber, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin, alacağın likid olup olmadığı ile ilgili başlı başına bir kıstas olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Çünkü mahkeme uygulamasında “hesap işi”, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerden olduğundan borçlunun, kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğu asıl alacak ve temerrüt faizine itiraz etmesi hâlinde, mahkemenin, alacaklının alacağının miktarını, bizzat tespit etmeyip bilirkişi vasıtasıyla belirleyeceğinden, likid olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesi ile likid sayılmaması doğru olmayacaktır (Hukuk Genel Kurulu'nun 20.03.2023 tarihli ve 2022/6-1019 Esas, ████████ Karar sayılı kararı).
Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada alacağın hesaplanabilir nitelikte ve likid olduğu, davalı tarafından borç tutarının bilindiği ve takibe itiraz dilekçesinde açıkça tutarı belli olan borca itiraz edildiği, yargılamayı gerektirmeyen gerçek miktarı belli ve sabit olduğu bu haliyle icra inkâr tazminatı talebinin yasal koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığından, asıl davada davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken reddi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığı giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2. maddesi hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
2-Yukarıda 2.a numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
3-Yukarıda 2.b numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.12.2022 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 1 no'lu bendinde yer alan "İnkâr tazminatı talebinin reddine" ibaresinin çıkarılarak yerine "Haksız itiraz edilen 66.468,36 USD alacağın %20'si oranında hesaplanan 73.282,69 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asıl ve birleşen davalarda davacı ...'ne iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl ve birleşen davalarda davalı ...'nden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!