ISKInin altyapı çalışmasında kablolara verilen zararda tarafların kusur oranları ve tazminat miktarının çelişkili bilirkişi raporları nedeniyle yeniden incelenmesi gerektiği hakkında Yargıtay kararı.
Özet: Dava, davacı şirketin, davalı İSKİnin altyapı çalışmaları sırasında kablolarına verdiği iddia edilen zararın tazmini amacıyla açılmış olup, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı, zararın boyutu ve tarafların kusur oranlarına ilişkin çelişkili bilirkişi raporlarının giderilmemesi nedeniyle üst mahkemece bozulmuştur; üst mahkeme, hangi tarafın altyapısının daha önce yapıldığının belirlenmesi ve uzman bir heyetten kusur oranları ile gerçek hasarın tespiti için yeni bir rapor alınmasını talep etmiş, bozmada sonra ilk derece mahkemesinin yeniden verdiği kısmen kabul kararı, davacı vekili tarafından usul eksikliği gerekçesiyle tekrar temyiz edilmiştir.
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E.- ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.12.2012 günü davalı İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan temiz su hattı alt yapı çalışmaları sırasında taraflarına ait kablolara zarar verildiğini, 26.412,05 TL zarar oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 26.412,05 TL alacağın 07.02.2012 hasar tarihinden itibaren T.C Merkez Bankasının kısa vadeli avans işlemlerinde uyguladığı değişik oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle görev itirazında bulunduklarını, davacının tazminat talebine dayanak gösterdiği olguların hizmet kusuru niteliğinde olup görevli mahkemenin İdare Mahkemesi olduğunu, dava konusu olayda müvekkili İdare'nin eylem ve işlemlerinden doğan bir zarar olmadığını, hukuken de sorumluluğunun bulunmadığını, İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile yapılan tespit sonucu düzenlenen raporda Türk Telekom'a ait kabloların yetkili kurum ve kuruluşlardan izin alınmadan kendi konumundaki diğer kuruluşlar haberdar edilmeden, hiçbir uyarı ve ikaz işareti konulmadan döşendiğinin tespit edildiğini, davacının talebinin fahiş olduğunu, zarar gerçekleştikten sonra davalı idare tarafından davacıya hemen haber verildiğini, hasarın tamiri için kazı çalışması ve tekrar dolgu çalışmasının davalı tarafından yapıldığın, davacının sadece kablo işçiliği kısmını yaptırdığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2013 tarih ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 26.411,25 TL tazminatın 07.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 09.04.2015 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; ''Mahkemece, görüşüne başvurulan bilirkişi raporu uyarınca davalının %100 kusuru ile davacının santraline 26.411,25 TL zarar verdiği kabul edilerek istemin yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmiştir.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davacının hasarın meydana gelmesinden sonra İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tespit yaptırdığı, üç kişilik bilirkişi heyetince düzenlenen raporda, davalı İSKİ Genel Müdürlüğü elemanlarınca yapılan çalışma sırasında davacıya ait kabloların hasarlanması nedeni ile malzeme, işçilik, nakliye ve işletme zararı olmak üzere toplam 19.170,70 TL zarar oluştuğu, zararın meydana gelmesinde davacının kablolarını çimento veya çelik boru içinden geçirmemesi, ikaz bandı da bulunmaması nedeni ile %50 kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Dosyada görüşüne başvurulan bilirkişi ise davacının zarar toplamının malzeme, işçilik, vasıta, işletme zararı ve KDV ile birlikte 26.411,25 TL olduğu, zararın meydana gelmesinde davalının el yerine iş makinesi ile kazı yapması, alt yapısı olan kurum ve kuruluşlardan nezaretçi istememesi nedenleri ile %100 kusurlu olduğu bildirilmiştir. Mahkemece çözümü teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren dava konusu hakkında tespit bilirkişisinin raporu ile dosya üzerinden görüşüne başvurulan bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur.
Şu durumda, mahkemece, davalının savunması doğrultusunda olayın meydana geldiği yerde taraflardan hangisinin alt yapısının daha önce yapıldığının belirlenmesi, ardından konusunda uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden davacıya ait kablolarda hasar meydana gelmesinde tarafların hangi oranda kusurlu oldukları, dosya arasındaki fotoğraflara göre hasarın giderilmesi için yapılacak masrafın ne olacağı, ibraz edilen fatura içeriklerinin meydana gelen hasar ile örtüşüp örtüşmediği konularında önceki raporları tartışan ve çelişkiyi gideren nitelikte bir rapor alınması gereklidir. Mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükmün, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olmadığını, kararın gerekçesiz olduğunu, davacı şirkete kusur yüklenmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun bozma ilamında belirtilen gerekçelere uygun olmadığını, raporun eksik, yetersiz ve hukuki gerekçeden yoksun olup bu şekliyle hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını, davacı tarafın İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile yaptırmış olduğu tespitte dava konusu zararın nasıl gerçekleştiğinin de aslında ortaya konulduğunu, Türk Telekom’a ait kabloların yetkili kurum ve kuruluşlardan izin alınmadan kendi konumundaki diğer kuruluşlar haberdar edilmeden, hiçbir uyarı ve ikaz işareti konulmadan döşenmiş olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafın tesis üstüne tesis yapılamaz kuralını ihlâl ettiğini, davalı idarenin dava konusu zararı ödemekle yükümlü tutulabilmesi için zararın varlığının yeterli olmayıp, bu zararın idareye atfı kabil ve isnadının mümkün olması, zararla idari eylem veya işlem arasında illiyet bağının bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi zararın tahsili istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakamesi Kanunu’nun 297. maddesinin ikinci fıkrasında; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Somut olayda; mahkemece verilen hükümde (gerekçeli kararın hüküm kısmında) ''Davanın KISMEN KABULÜ İLE; '' ifadesiyle yetinildiği, bu itibarla davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, davalının ise sorumlu olduğu tazminat miktarının hüküm fıkrasında tereddüt ve şüphe uyandırmayacak şekilde belirlenmemiş olduğu, kararın bu haliyle infazda tereddüt oluşturacak şekilde tesis edildiği anlaşılmıştır.
Şu durumda; mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ve yasal düzenlemeler gereğince, davacının talebi ve davalının sorumlu olduğu tazminat miktarı hakkında infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde bir hüküm kurularak karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!