İşe iade davası sonrası ödediği fesih tazminatlarının iadesini talep eden işverenin itirazın iptali davası, işe davette samimiyetsizlik gerekçesiyle reddedildi.
Özet: İşveren, işe iade davası sonrası işçiden fesih anında ödenen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretlerinin iadesini talep eden bir itirazın iptali davası açmış, ancak işçinin icra takibine itiraz etmesi ve işverenin samimi bir işe iade teklifinde bulunmadığını savunması üzerine, hem ilk derece mahkemesi hem de Bölge Adliye Mahkemesi, işverenin işe davetinde samimi olmadığı ve bu nedenle feshin kesinleştiği gerekçesiyle, işverenin geçersiz fesih tarihinde yaptığı ödemelerin iadesi talebini reddetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 01.01.1991-04.05.2015 arasında en son ATM İzleme Yöneticisi/Yönetici 2 unvanı ile çalıştığını, iş sözleşmesinin feshi üzerine İstanbul 24. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile açılan işe iade davasının kabul edildiğini, bunun üzerine davalının yeniden yöneticilik pozisyonunda istihdam edildiğini, fakat davalının işten ayrılışında ödenen 83.553,35 TL'yi işe iadesinden sonra kendisine gönderilen ihtarnameye rağmen iade etmediğini, bu sebeple alacağa ulaşılması için icra takibi yapıldığını, davalının borca itiraz ettiğini ileri sürerek davalı borçlunun İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasındaki itirazın iptaline, davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; itirazın iptali davasının takibe itiraz edilmesinden itibaren en geç 1 yıl içinde açılması gerektiğini, 2018 yılında yapılan icra takibine karşı yaklaşık 2 yıl sonra itirazın iptali davası açılamayacağını, davacı ile benzer alacak konularını içeren kendilerinin davacı olduğu İstanbul 3. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile devam eden davalarının karar aşamasında bulunduğunu, davalının gerçek anlamda işe iade edilmediğini, yasal haklarının ödenmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında İstanbul 3. İş Mahkemesinde görülen dava dosyasının UYAP ile oluşturulan elektronik ortamdan celbedilip incelendiği, İlk Derece Mahkemesi kararında işverenin işe davetinde samimi olmadığı belirtilerek iş güvencesi tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağı ve bakiye yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alındığının görüldüğü, feshin kesinleşmesine ilişkin ilgili davanın bekletici mesele yapıldığı, zira davacı işverenin geçerli bir işe daveti var ise bu takdirde işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı gibi alacaklarını mahsup sonrası fazla yapılan ödemeyi iade etmesi gerekeceği, İstanbul 3. İş Mahkemesinde görülen davada verilen kararın kesinleştiği, bu hâliyle feshin geçersiz olduğu, işverenin işe davetinde samimi olmadığı, işçinin işe davet edilmediği ve feshin kesinleştiğinin anlaşıldığı, işverenin geçersiz fesih tarihinde ödediği kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı ödemelerinin iadesi isteminin dayanaksız kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında görülen alacak davasının kesinleşmiş olduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesinin █████████ Esas sayılı kararı ile işe iade sonrası işe başlama sürecine ilişkin olarak verilen kararda "Davacının 08.01.2016 tarihinde işe başladığı, tanık beyanları, e-mail ile noter ihtarnamesi içerikleri birlikte değerlendirildiğinde; davacının işe iade için işverene başvurusu ve işverenin işe iadeyi kabul edip işçiyi fiilen işe başlattıktan sonra işçiye uygun fiziki koşulların sağlanmadığı, davacı işçiye iş verilmediği, yönetici pozisyonundaki davacıya telefon bağlanmadığı, bilgisayarın geç temin edildiği, işyeri giriş çıkış kartı verilmeyerek ziyaretçi kartı ile işyerine giriş çıkışının yaptırıldığı, dolayısıyla davalı işverenin işe davetinde samimi olmadığı, gerçek bir işe başlatmadan bahsedilemeyeceği, davacı lehine işe başlatmama ve boşta geçen süre ücretleri alacağına hükmolunmasının isabetli olduğuna" karar verildiği, bu doğrultuda feshin geçersiz olduğunun, işverenin işe davetinde samimi olmadığının kesinleştiği, davacı tarafından geçersiz fesih tarihinde ödenen alacakların iadesi talebinin reddinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İşe iade davası sonucunda davalı işçinin işe iadesinin sağlandığını, 2. Davalı işçinin işe iadesi sonrasında feshe bağlı ödemelerin mahsubu gerektiğini,3. Müvekkilinin işe iade sürecinde samimi olmadığına ilişkin tespitlerin gerçeği yansıtmadığını,4. Davalı icra takibine kötüniyetle itiraz ettiğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı işçiye yapılan ödemelerin iadesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.