İşyeri devri ve organik bağ tespitiyle işçi alacakları davasında kıdem, ücret, fazla mesai gibi taleplerin kısmen kabulüne dair kararın temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı işçinin 2005-2017 yılları arasında organik bağ tespit edilen iki davalı işveren nezdinde çalıştığını iddia ederek, ödenmeyen kıdem, ihbar, ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin ve asgari geçim indirimi alacaklarının tahsili talebiyle açtığı işçilik alacakları davasını içermekte olup, ilk derece mahkemesi davalılar arasında organik bağ bulunduğunu, işçinin haklı nedenle feshettiğini ve çeşitli alacaklara hak kazandığını kabul ederken, davalılar zamanaşımı ve işyeri devri savunmalarıyla davanın reddini talep etmiş ve istinaf aşamasında işyeri devrinin sorumluluk kapsamına etkisi incelenmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 15. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.08.2005-25.09.2017 tarihleri arasında davalılar yanında el ve makine nakışçısı olarak çalıştığını, müvekkilinin sigorta girişinin daha sonra yapıldığını, müvekkilinin davalı ...'nun yanında işe başladığını, bu kişinin daha sonra diğer davalı Şirketi kurduğunu, müvekkilinin çalışmasının bu Şirkette devam ettiğini, en son ücretinin net 1.900,00 TL olduğunu ancak sigorta kayıtlarında asgari ücret olarak gösterildiğini, iş sözleşmesine davalı tarafça haksız bir şekilde son verildiğini, ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin alacakları ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkillerinden ... bakımından davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkili Şirketin kuruluş tarihinin 29.07.2015, davacının işe giriş tarihinin 01.08.2015 olduğunu, davacının müvekkili ... yanında çalıştığı kabul edilse ve işyeri devri hükümleri uygulansa dahi 2 yıllık sorumluluk süresinin geçtiğini, davacının 25.09.2017-04.10.2017 tarihleri arasında izin almaksızın ve bilgi vermeksizin işyerine gelmediğini, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, müvekkili Şirket nezdinde vardiya sisteminde çalışma yapılmış olup yasal sınırların üzerinde fazla çalışma yapılmadığını, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yapmadığını, yıllık ücretli izinlerini kullandığını, asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ... Kurumu (...) hizmet cetvelindeki giriş-çıkış kayıtları, dinlenen tanık beyanları, davacının ...’na ait işyerinden ... çıkışının 30.07.2015 tarihinde gerçekleştirildikten sonra 01.08.2015 tarihide davalı Şirket yanında girişinin yapılması, dinlenen tanık beyanlarından davacının davalılara ait işyerinde hiç ara vermeden çalışmaya devam ettiklerine dair beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davalılar arasında organik bağ olduğu kanaatine varıldığı, davalılar arasında organik bağ olması nedeni ile davacının işçilik hak ve alacaklarından davalıların birlikte sorumlu olduğu, davacının davalılar yanında 01.07.2006-25.09.2017 tarihleri arasında 11... ay 24 gün çalıştığı, davacının bir kısım işçilik alacaklarının zamanında ödenmemesinin davacı işçi yönünden haklı fesih nedeni olduğu, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, kıdem tazminatına hak kazandığı, iş sözleşmesi davacı tarafından feshedildiğinden ihbar tazminatına hak kazanmadığı, dinlenen tanık beyanları, emsal ücret araştırması, davacının yaptığı işin niteliği, fesih tarihi, davacının hizmet süresi göz önüne alınarak davacının son ücretinin net 1.900,00 TL olduğu kanaatine varıldığı, tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı, bazı dönemlerde hafta tatillerinde çalıştığı, davacının yıllık ücretli izin alacağının olduğu, davacının son ücret alacağının ödenmediğini iddia ederek ücret alacağının tahsilini talep ettiği, ücretin ödendiğinin ispat külfeti davalı tarafa ait olup dosyaya ibraz edilen ücret bordroları ile banka kayıtları incelendiğinde, davacının talep ettiği döneme ilişkin ücretin ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, asgari geçim indirimi alacaklarının tam olarak ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, her ne kadar bilirkişi raporunda asgari geçim indirimi alacağı 8.926,11 TL olarak hesaplanmış ise de dosyaya ibraz edilen bir kısım bordrolarda asgari geçim indirimi tahakkuklarının bulunması ve bordroların banka kayıtları ile uyumlu olması nedeni ile resen yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği asgari geçim indirimi alacağının 3.783,47 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin istinaf dilekçesini süresinde sunmadığı, davalılar arasında işyeri devri bulunduğu, devreden işveren olan davalı ...'ın sadece kendi döneminden ve kendi dönemindeki son ücret üzerinden kıdem tazminatından sorumlu olduğu, diğer talep edilen haklardan davalı ...'nun 2 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden sorumlu olmadığı, davacının ... kayıtlarına göre işyerinde 04.10.2011-30.07.2015 tarihleri arasında 3 yıl 9 ay 26 gün ve 01.08.2015-25.09.2017 tarihleri arasında 2 yıl 25 gün çalıştığı, davacının kıdeme esas hizmet süresinin 5 yıl 11... gün olduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan ücret tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu, davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshetmesinden sonra işveren tarafından ileri sürülen haklı fesih savunmasına itibar edilmediği, davacının işyerinde 5 yıllık kıdemi olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının yıllık izne esas hizmet süresini daha fazla belirlemesinin hatalı olduğu, davacının 70 gün yıllık ücretli izne hak kazandığı, dava kısmi alacak davası olarak açıldığından, ıslah dilekçesine karşı süresinde ileri sürülen zamanaşımı def'i nedeni ile İlk Derece Mahkemesi resen hesaplama yaparak davacının talep edebileceği asgari geçim indirimi miktarının 3.783,47 TL olduğunu tespit etmiş olduğundan, bu tespitin dosya kapsamına uygun olduğu, davacının ıslah dilekçesine karşı davalı tarafından zamanaşımı def'i ileri sürüldüğü, İlk Derece Mahkemesi tarafından zamanaşımı def'inin dikkate alınmamasının hatalı olduğu, bu yöne ilişkin davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun yerinde görüldüğü, dava dilekçesinde talep edilen miktar dikkate alındığında fazla çalışma ücretinin ıslah zamanaşımından etkilenmediği, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacakları bakımından zamanaşımı def'i dikkate alınarak resen hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde yapılmaması nedeniyle reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalılar arasında organik bağ olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından işyeri devri hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğunu,2. Müvekkilinin 27.08.2005-25.09.2017 tarihleri arasında davalı yanında çalıştığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalının mesnetsiz iddiasına itibar edilerek müvekkilin davalılar yanında 04.10.2011-25.09.2017 döneminde çalıştığından bahisle müvekkilinin alacaklarına yönelik bir hesaplama yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, 3. Müvekkilinin davalı işyerinde çalıştığı günlerin bir kısmı (12.01.2011-30.09.2011) ... tarafından hizmet döküm cetveline aktarılmasına rağmen bunun görmezden gelinmesinin doğru olmadığını,4. Müvekkilinin ihbar tazminatına hak kazandığını, 5. Yıllık ücretli izin alacağının hizmet süresinin başlangıcının yanlış tespiti sonucu eksik hesaplandığını, 6. Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bir kısmının zamanaşımına girdiği belirtilerek eksik miktar üzerinden karar verilmesinin doğru olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, 7. Faiz başlangıç tarihi konusunda yanlış karar verildiğini, 8. Asgari geçim indirimi alacağı konusunda eksik karar verildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacı istinafının süreden reddedilmiş olduğu dikkate alındığında, dava türü, davalılar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği, hizmet süresi, hizmet süresine bağlı olarak davacının hak kazandığı yıllık izin süresine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Dairemizin belirsiz alacak davalarında sürpriz karar yasağına ilişkin ilkesi 14.09.2020 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı; 31.05.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı; 09.02.2022 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararlarında açıklanmıştır. Buna göre Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 07.07.2020 tarihli ve 173 sayılı kararı ile; aynı uyuşmazlıkların temyiz incelemesini yapmakla görevli Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kapatılması ve tüm işlerinin Dairemize devredilmesi üzerine, belirsiz alacak davası ile ilgili yeniden yapılan değerlendirmeler sonucunda belirlenen yeni ilkelerin hemen uygulamaya konulması, Dairenin önceki görüşüne güvenerek dava açanlar yönünden hukuki güvenlik, hukuki belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ve sürpriz karar yasağı ilkelerinin ihlaline yol açacaktır. Bu sebeple, benimsenen yeni görüşün Yargıtay Kararları Dergisi ya da başkaca yollarla duyurulmasından itibaren makul bir süre sonra uygulamaya konulması, Dairenin görüşüne güvenilerek açılan davalarda ise, önceki uygulamaya devam edilmesi uygun görülmüştür.Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili dava dilekçesinin ilk sayfasında talep konusu alacakları belirsiz alacak davasına konu ettiğini açıkça belirtmiştir. Talep edilen yıllık ücretli izin, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olmayıp bu alacak kalemleri yönünden davanın usulden reddi gerekmekteyse de Dairemiz tarafından daha önce bu tür davalarda, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmemiştir. Dava tarihi itibarıyla iki Dairenin birleşmesinden önceki Daire uygulaması gereğince davanın belirsiz alacak davası şeklinde açabileceği kabul edilmelidir. Aksi takdirde hukuki belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ve sürpriz karar yasağı ilkelerinin ihlaline yol açılmış olur. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabulü gerekir iken davanın kısmi dava olarak açıldığı belirtilerek, davalı tarafın davacının talep artırım dilekçesine karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'i dikkate alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulması hatalıdır. 3. Taraflar arasında davacının hizmet süresi konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı, 27.08.2005-25.09.2017 tarihleri arasında çalıştığını, sigorta girişinin daha sonra yapıldığını ileri sürmektedir. İlk Derece Mahkemesince, davacının davalılar yanında 01.07.2006-25.09.2017 tarihleri arasında 11... ay 24 gün çalıştığı kabul edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının ... kayıtlarına göre işyerinde 04.10.2011-30.07.2015 tarihleri arasında 3 yıl 9 ay 26 gün ve 01.08.2015-25.09.2017 tarihleri arasında 2 yıl 1 ay 24 gün çalıştığı, davacının kıdeme esas hizmet süresinin 5 yıl 11... gün olduğu kabul edilmiştir. Davacı vekili 25.10.2019 tarihli beyan dilekçesinde, müvekkilinin davalı işyerinde çalıştığı günlerin bir kısmının hizmet döküm cetveline aktarıldığını beyan etmiş, dilekçesi ekinde 18.11.2025 tarihli hizmet döküm cetvelini sunmuştur. ... hizmet döküm cetveli incelendiğinde, davacının 12.01.2011-01.03.20 11... .04.2011-30.09.2011 tarihleri arasında davalı Şirket nezdinde kaydı olduğu görülmüştür. Bu kapsamda, Bölge Adliye Mahkemesince hizmet süresinin ... kayıtları dikkate alınarak belirlenmesi yerinde ise de davacının 12.01.2011-01.03.20 11... .04.2011-30.09.2011 tarihleri arasındaki çalışması göz önüne alınmaksızın hizmet süresinin tespiti hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.