Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanık müdafiinin temyizden feragati ve Hazinenin yetkisizliği nedeniyle terör örgütü üyeliği beraatini kesinleştirirken, nitelikli dolandırıcılık beraatini de esastan onadı.
Özet: Sanık müdafiinin temyizden feragat etmesi sebebiyle sanık açısından temyiz incelemesine gerek görülmezken, Hazine ve Maliye Bakanlığının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan doğrudan zarar görmediği için bu yöndeki temyiz talebi yetkisizlik nedeniyle reddedilmiş; kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararının dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli gerekçelere dayanması üzerine, Bakanlığın bu suça yönelik temyiz talebi de esastan reddedilerek ilk derece mahkemesinin beraat hükmü onanmıştır.
3. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları zararına olacak şekilde dolandırıcılık
HÜKÜM : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İade, ret
Bozma üzerine, ilk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;,
1- Kararın temyiz edilmesinden sonra, sanık müdafinin 30.10.2024 tarihli dilekçesi ile kararın kesinleştirilmesini istediği ve temyizden feragat ettiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 261. maddesi gereğince temyiz incelemesine yer olmadığına; vekaletnamede açıkça feragat yetkisi tanındığı anlaşılan sanık müdafiinin dilekçesinin temyizden vazgeçme iradesini taşıdığı kabul edilmekle ve 5271 sayılı Kanun’un 266/1. fıkrası gereği temyiz isteğinden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, sanık müdafiinin temyiz talebinin, tebliğnameye uygun olarak İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2- Yargılama konusu silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmayan Hazine ve Maliye Bakanlığının davaya katılmasına ilişkin verilen karar hukuki değerden yoksun olup 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı dikkate alındığında anılan Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz talebinin, tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
3- Hazine ve Maliye Bakanlığının kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden verilen beraat kararlarına ilişkin temyiz taleplerinin değerlendirilmesinde; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK'nın 158/1-e ve 158/3 maddeleri gereğince cezalandırılmasının talep edildiği, sanığın ihraç tarihinin TCK'nın 158/3. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra olduğu dikkate alındığında; sanığın nitelikli dolandırıcılık suçu sabit görülse idi verilebilecek hapis cezasının on yılın üzerine çıkacağı, bu nedenle sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından verilen beraat hükmüne yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının temyizinin mümkün olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; Katılan Hazine ve Maliye Bakanlığı vekilinin temyiz isteminde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle beraate ilişkin hükmün, tebliğnâmeye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!