Ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, imzaya itiraz edilen kambiyo senetlerinin cari hesap ilişkisi altında yeniden takibe konulmasına dair istinaf kararı.
Özet: Ticari ilişkiden kaynaklanan alacak iddiasıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, davacı şirket alacağını cari hesap ekstresine dayandırırken, davalı şirket aynı alacağın daha önce sahte imza içeren kambiyo senetleri üzerinden takip edildiğini ve bu takibin mahkeme kararıyla durdurulduğunu belirterek, mevcut davanın aynı geçersiz borcun yeniden talep edilmesi amacı taşıdığını savunmaktadır; bu hukuki evrak, ilk derece mahkemesinin davayı kabul kararının davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun değerlendirmesini konu almaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████
KARAR NO:█████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu, davalıya ait C/H ekstresinde müvekkili şirketin toplamda 51.372,56 TL alacaklı göründüğünü, müvekkili şirketçe müteaddit defalar yapılan girişimlerin sonuçsuz kalması üzerine, davalı borçlu şirket aleyhine Beykoz İcra müdürlüğü .... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, 11.02.2020 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine davalı borçlu şirketçe haksız ve kötü niyetli itiraz edilmesi sonucunda takibin durdurulduğunu, dava şartı olan arabuluculuk başvurusunda, davalı ile yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadığından anlaşamama tutanağının tutulduğunu, müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında düzenlenen faturalar, sevk irsaliyeleri, davalıya ait C/H ekstresi, BA/BS formu beyanları ile tarafların ticari defter kayıtları incelendiğinde haklılıklarının ortaya çıkacağını iddia ederek, fazlaya ilişkin talep, tazminat ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, davalı şirketin vaki itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine en az %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı şirketin █████/2020 tarihinde Beykoz İcra Müdürlüğü ..., sayı ile cari hesap ilişkisine dayalı olarak müvekkiline karşı icra takibi başlattığını ve ödeme emrinin müvekkiline █████/2020 tarihinde tebliğ edildiğini, başlatılan işbu takibin haksız ve hukuka aykırı olduğu ve de müvekkilinin borçtan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçeleriyle taraflarınca takibe itiraz edildiğini, cari hesap ekstresi incelendiğinde davacının aynı kalemleri daha evvel başka bir icra takibi başlatarak talep ettiğini ve nihai olarak müvekkili şirkete ait olmadığı kesin olarak anlaşılan kambiyo senetlerini, müvekkili şirketi sorumlu tutmak için cari hesap ilişkisi adı altında başka bir takip başlattığını, diğer bir deyişle ilk olarak davacı şirketin, İstanbul 25. İcra Dairesi .... sayı ile dosyası ile müvekkiline karşı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını ve ödeme emrinin müvekkiline 18.05.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, icra takibine konu kambiyo senetlerinde yer alan imzaların sahte olması, müvekkili şirkete ait olmaması, müvekkilinin kambiyo senedi borçlusu olmaması nedenleriyle taraflarınca icra takibine itiraz etme zarureti doğduğunu ve İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesi ████████ E. Sayılı dosyaya itirazlarının ileri sürüldüğünü, İcra hukuk mahkemesinde imzaya ve borca itirazlarının değerlendirildiğini ve mahkemenin itirazlarını haklı bularak İstanbul 25. İcra Dairesi .... sayılı icra takibinin durdurulmasına karar verdiğini, İcra hukuk mahkemesinde yapılan inceleme ile takibe konu senetlerdeki imzaların müvekkili şirkete ait olmadığı bu sebeple müvekkili şirketin borçtan sorumlu olmadığının açıklığa kavuşturulduğunu, davacı şirketin İstanbul 25. İcra Müdürlüğünde aşağıda bilgilerine yer verilen altı senet ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını ve İcra hukuk mahkemesine ileri sürdükleri imzaya ve borca itirazları sonucu; █████/2017 düzenleme █████/2018 ödeme tarihli 10.000 TL bedelli senet, █████/2017 düzenleme █████/2018 ödeme tarihli 5.000 TL bedelli senet, █████/2017 düzenleme █████/2018 ödeme tarihli 10.000 TL bedelli senet, █████/2017 düzenleme █████/2018 ödeme tarihli 5.000 TL bedelli senet, █████/2017 düzenleme █████/2018 ödeme tarihli 10.000 TL bedelli senet ve █████/2017 düzenleme █████/2018 ödeme tarihli 10.000 TL bedelli senedin müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığının bilirkişi raporu ile ispatlanmış olduğunu, davacı tarafından İstanbul 25. İcra müdürlüğünde takibe koyulan senetlerin cari hesap ekstresi gerekçesi altında Beykoz İcra Müdürlüğünde takibine konu edildiğini, İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesi ████████ E. sayılı imzaya itiraz davası ile müvekkile ait olmadığı kesin olarak karara bağlanan kambiyo senetlerini davacı yanın cari hesap ilişkisi gerekçesiyle Beykoz İcra Müdürlüğü .... sayılı icra takibi başlattığını, davacı şirketin Beykoz icra müdürlüğüne sunulan itirazları iptal ettirerek işbu dosyasından haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, takibe konu cari hesap ekstresi incelendiğinde görüleceği üzere "... evrak numaralı 30.01.18 karşılıksız senet, ... evrak numaralı 15.02.2018 vadeli senet, ... evrak numaralı 28.02.18 vadeli karşılık senet, ... evrak numaralı 15.03.2018 vadeli senet, ... evrak numaralı 30.03.18 vadeli karşılıksız senet, ... evrak numaralı 30.04.18 vadeli iade çek" açıklamalı senetlerin Beykoz icra müdürlüğünde takip başlatılmasından evvel İstanbul 25. İcra Müdürlüğünde davacı tarafından takibe konulduğunu ve senetteki imzaların müvekkili şirkete ait olmaması nedeniyle icra hukuk mahkemesine sundukları itirazların kabul edilerek icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davacının Beykoz İcra Müdürlüğünde dayanak olarak ileri sürdüğü cari hesap ekstresinde belirtilen senetlerin müvekkili şirkete ait olmadığını, müvekkilinin senetlerden sorumlu olmadığını bilmesine rağmen kötü niyetli olarak işbu davada itirazlarının iptalini talep ettiğini, İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile davacının alacağının bulunmadığının sübuta ermiş olduğunu, öncelikle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, Davacının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava hukuki niteliği itibariyle, Beykoz İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, Beykoz İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya 11.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından 13.02.2020 tarihli itiraz dilekçesinde Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ,"Davacı ve davalı tarafın 2016-2017-2018-2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerin incelemeye tabi tutulduğunu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğunu, Tarafların Vergi Dairesi Müdürlüğünden celp edilen BA/BS formlarının tetkikinde; Davacı şirketçe davalı şirket adına, tamamı BA/BS formu beyanına tabi olmak üzere; 2017 yılında, KDV dahil 99.720,93 TL, KDV hariç 84.505,00 TL toplam tutarlı 15 adet faturanın düzenlenmiş olduğu, davacı şirketçe davalı yan adına düzenlenmiş bu faturaların tamamının; 2017 Yılında 15 adet fatura karşılığı KDV hariç 84.505,00 TL bedel üzerinden birbirlerinden Mal Alım/Satım İşlemi olarak herhangi bir çekişmeye sebebiyet vermeyecek şekilde tarafların ilgili dönem BA/BS formu beyanlarına konu edildiği, bir diğer ifadeyle, davacı şirketçe davalı adına düzenlenen faturaların tamamının davalı şirketin BA formu beyanlarında davacı şirketten Mal/Hizmet alımı olarak yer aldıkları, tarafların BA/BS formu beyanlarının mutabık olduklarının tespit edildiğini sonuç olarak; Dava ve icra dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterlerindeki kayıtları ve müstenidatları üzerinde yapılan inceleme sonucuna göre, davacı şirketin 51.372,56 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırarak İtirazın iptali istemi ile davalı aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İtirazın İptali Davasında; davacı şirketin davalı şirketten takip talebinde olduğu gibi 51.372,56 TL asıl alacağı bulunduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.Davalı tarafça İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyası ile takibe konu edilen kambiyo senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığının İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyası ile tespit edildiğini, eldeki davaya konu Beykoz İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyasında da aynı senetlerin takip konusu edildiğini dolayısıyla müvekkilinin borçlu olmadığı beyan ettiği görülmüştür. Bilirkişi raporu incelendiğinde raporun dört ve beşinci sayfasında yer alan hesap tablosunda davalı tarafın imza inkarında bulunan çek ve senetlerin taraflar arasındaki fatura borçlarına ilişkin olarak önce ödeme olarak hesaba işlendiği daha sonra sonra senet bedellerinin iade senet veya çek olarak hesaptan çıkarıldığı davacının davalıdan 51.372,56 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının kendi kayıtlarında da söz konusu faturaların peşin ödeme şeklinde kapatıldığının belirlendiği görülmüştür. Her ne kadar davalı taraf Beykoz icra Müdürlüğünde başlatılan takibin imza inkarında bulunan çek ve senetlere dayandığını iddia etmiş ise de icra takibinde borcun kaynağı cari hesap olarak gösterilmiştir. Bu sebeple davalının savunmalarına itibar edilmemiştir. Davacı tarafın her iki defterinde de kayıtlı bulunan fatura bedellerinin tahsilini talep etmektedir. Kural olarak ispat yükü davacı taraf üzerinde bulunmaktadır. Davacı taraf alacaklı olduğunu ispat etmekle mükelleftir. Davacı ve davalı taraf defterlerinde cari hesaba konu faturalar kayıtlı olup davalı taraf hesabını peşin ödeme ile kapattığın defterlerine yansıttığına göre ispat yükü yer değiştirmiş olup peşin ödeme iddiasını davalı tarafın usulüne uygun delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Dosya kapsamına davalı taraf peşin ödeme olgusunu ispat edemediğinden usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulü yolunda hüküm tesis edilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. " gerekçesiyle davalının Beykoz İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 51.372,56 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; borca dayanak gösterilen faturaların kapalı fatura olduğunu, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi akabinde tanzim edilen █████/2022 tarihli bilirkişi raporu ile davacı şirket faturalarına ilişkin olduğunun tespit edildiğini, bilirkişinin sözde cari hesap açığının satış faturalarından kaynaklı olduğunu belirtirken faturalara ilişkin açıklamalarında işbu faturaların kapalı fatura olduğunu da belirttiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının kabul edilmeyerek ek rapor alınmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında Beykoz İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 51.372,56TL asıl alacak ile 16.232,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.605,23TL alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptali için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bilirkişi raporunda,"davacı ve davalı tarafın 2016-2017-2018-2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerin incelemeye tabi tutulduğunu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğunu, tarafların Vergi Dairesi Müdürlüğünden celp edilen BA/BS formlarının tetkikinde; davacı şirketçe davalı şirket adına, tamamı BA/BS formu beyanına tabi olmak üzere; 2017 yılında, KDV dahil 99.720,93 TL, KDV hariç 84.505,00 TL toplam tutarlı 15 adet faturanın düzenlenmiş olduğu, davacı şirketçe davalı yan adına düzenlenmiş bu faturaların tamamının; 2017 Yılında 15 adet fatura karşılığı KDV hariç 84.505,00 TL bedel üzerinden birbirlerinden Mal Alım/Satım İşlemi olarak herhangi bir çekişmeye sebebiyet vermeyecek şekilde tarafların ilgili dönem BA/BS formu beyanlarına konu edildiği, bir diğer ifadeyle, davacı şirketçe davalı adına düzenlenen faturaların tamamının davalı şirketin BA formu beyanlarında davacı şirketten Mal/Hizmet alımı olarak yer aldıkları, tarafların BA/BS formu beyanlarının mutabık olduklarının tespit edildiğini sonuç olarak; dava ve icra dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterlerindeki kayıtları ve müstenidatları üzerinde yapılan inceleme sonucuna göre, davacı şirketin davalı şirketten takip talebinde olduğu gibi 51.372,56 TL asıl alacağı bulunduğu,"tespitinde bulunulmuştur.Davalı tarafça İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyası ile takibe konu edilen kambiyo senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığının İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyası ile tespit edildiği, eldeki davaya konu Beykoz İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyasında da aynı senetlerin takip konusu edildiğini, müvekkilinin borçlu olmadığını savunmaktadır. Bilirkişi raporunda davalı tarafın imza inkarında bulunan çek ve senetlerin taraflar arasındaki fatura borçlarına ilişkin olarak önce ödeme olarak hesaba işlendiği daha sonra sonra senet bedellerinin iade senet veya çek olarak hesaptan çıkarıldığı, davacının davalıdan 51.372,56 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının kendi kayıtlarında da söz konusu faturaları peşin ödeme şeklinde kapattığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı taraf Beykoz icra Müdürlüğünde başlatılan takibin imza inkarında bulunulan çek ve senetlere dayandığını iddia etmiş ise de icra takibinde borcun kaynağı cari hesap olarak gösterilmiştir.Davalı taraf, takibe ve davaya konu cari hesaba ilişkin faturaların bilirkişi tarafından kapalı fatura olduğunun tespit edildiğini ileri sürmüş ise de; raporda böyle bir tespit bulunmamakla birlikte; ticari teamüllere göre fatura içerisine alt kısma atılan satıcı kaşe ve imzası faturayı kapalı fatura haline getirir. Kapalı fatura mal bedelinin ödendiğine karinedir. Davaya konu faturaların incelenmesinde; açık fatura olduğu görülmektedir. Dosya kapsamında bulunan tahsilat makbuzlarında ödeme açıklamasında da ödemelerin çek ve senetle yapıldığı açıklamasının yer aldığı görülmektedir. Kaldı ki İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyasında itirazlarının ileri sürüldüğünü, İcra hukuk mahkemesinde imzaya ve borca itirazlarının değerlendirildiğini ve mahkemenin itirazlarını haklı bularak İstanbul 25. İcra Dairesi .... sayılı icra takibinin durdurulmasına karar verdiğini, İcra hukuk mahkemesinde yapılan inceleme ile takibe konu senetlerdeki imzaların müvekkili şirkete ait olmadığının tespit edildiğini beyan etmiştir. Fatura tek başına alacağın varlığını kanıtlamayıp, fatura konusu mal ve hizmetin verildiğinin de davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayda alacağa dayanak takip ve dava konusu faturaların davalı tarafından BA bildiriminin yapıldığı dikkate alındığında, fatura konusu malların davacı tarafından davalıya tesliminin kanıtlandığı karine olarak kabul edilmelidir. Davalı tarafın fatura bedellerinin ödendiği yönünde delil de sunmadığı dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince dava ve takip konusu faturalar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayrıntılı inceleme yapıldığından davalı vekilinin ek rapor alınmamasına yönelik istinaf nedeninin de reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 2.629,25 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 21.05.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!