Adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi talebine ilişkin kararın temyiz incelemesi.
Özet: Adi yazılı, hukuken geçersiz bir taşınmaz satış protokolü uyarınca dava dışı üçüncü bir kişi tarafından davalıya yapılan 315.000,00 TLlik ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iadesini talep eden davacı; bu ödemelerin taşınmaz satışı ilişkisine dayandığını, açıklamasız havaleler ve yetersiz yazışmalar nedeniyle yazılı delille veya tanık dinletmeye yeterli yazılı delil başlangıcıyla ispatlayamaması ve yemin deliline de dayanmaması üzerine, ilk derece ve istinaf mahkemelerince davasının reddedilmesi kararı, temyiz incelemesinde de yerinde bulunarak onanmıştır.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/... E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında ... ili ... mevkisi 1 27... parselde kayıtlı taşınmazın 810.000,00 TL'ye satımı konusunda 03.10.2023 tarihinde adi yazılı protokol düzenlendiğini, müvekkili tarafından davalıya toplamda 315.000,00 TL ödeme yapıldığını, davalının evi tapuda devretmediği gibi ödediği bedeli iade etmediğini ileri sürerek, 315.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; hukuken geçerlilik şartını sağlamayan protokole dayalı olarak açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafça müvekkiline bir ödeme yapılmadığını, sunulan banka dekontlarında yapılan havale işlemlerinin hiçbirinin davacı tarafça gerçekleştirmediğini, dava dışı şahıs tarafından yapılan ödemelerin taşınmaz alım-satım işlemi ile ilgisi bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların davaya konu taşınmazın tapuda devrine ilişkin kendi aralarında boş bir sayfaya el yazısı ile "protokol " başlıklı belge düzenlediklerini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 102. maddesinde, kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin muaccel bir borç için yapılmış sayılacağının düzenlendiğini, dava dışı .... tarafından davalıya açıklamasız havale ile toplam 315.000,00 TL gönderildiği, davalı tarafça davacı tarafından ileri sürülen tapu satımından kaynaklanan borç ilişkisinin inkar edildiği, bu durumda havale edilen paranın tapu alım-satım ilişkisi nedeniyle gönderildiğinin ispat yükünün davacıda olduğu, davacının bu iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği, uyuşmazlık konusu davada miktar itibariyle tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının sözleşme kapsamındaki ödemeyi, davalının imzasını taşıyan yazılı belge ile ya da kesin delillerden yemin delili ispat etmesi gerektiği, davacının dosyaya senet niteliğinde yazılı bir belge sunmadığı gibi, tanık dinlenmesinin gerektirir yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belgenin de sunulmadığı, dava dilekçesiyle sunulan ... yazışma kaydının da davacı ile davalı arasında yapılan yazışmaya ilişkin değil, dava dışı .... tarafından gönderilen kayıtlar olması nedeniyle yazılı delil başlangıcı olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacının yemin delilini istinaf başvurusuna da konu etmediği, ispat yükü üzerinde olan davacının taşınmaz satım sözleşmesi kapsamında 315.000,00 TL parayı davalıya ödediği iddiasını ispatlayamadığı, Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; yazılı delil başlangıcı bulunmasına rağmen uyuşmazlığın miktarı gerekçe gösterilmek suretiyle tanık dinlenilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafça müvekkiline ve protokolde imzası bulunan tanığa gönderilen ... mesajlarında, taraflar arasındaki taşınmaz alım satım ilişkisine dayalı ödeme olgusunun ikrar edildiğini, her ne kadar bahse konu ödemeler müvekkilinin kardeşi dava dışı .... tarafından havale edilmek suretiyle açıklama yer almadan yapılmışsa da, dava dışı .... ile davalı arasında herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığını, davalının da dava dışı ....'nın kendisine borcu olduğuna ilişkin bir iddiasının bulunmadığını, cevaba cevap dilekçesiyle açıkça yemin deliline dayanılmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesi tarafından yemin delili hatırlatılmaksızın hüküm kurulduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iadesi istemine ilişkindir.
(1) Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" başlıklı 6. maddesi uyarınca; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir.
6100 sayılı Kanunun 199/1 maddesi; "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir."; 200/1 maddesi; ''Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle iki bin beş yüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.'' şeklindedir.
6100 sayılı Kanunun 202. maddesinde ise; ''(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
(2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.'' hükmüne yer verilmiştir.
6098 sayılı Kanunun 555 ve devamı maddelerinde düzenlenen havale bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersinin (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2003 tarihli ve 2003/3-118 E., ████████ K. sayılı ilamı).
Somut uyuşmazlıkta; davacı, mülkiyeti davalıya ait olan taşınmazın 810.000,00 TL'ye satışı konusunda protokol düzenlediklerini, anlaşma gereğince kardeşi ....nın hesabından davalıya banka havalesi ile toplam 315.000,00 TL ödeme yaptığını, davalının satışa konu taşınmazı devretmediği gibi ödenen paraları da iade etmediğini ileri sürmüş, davalı ise resmi şekilde yapılmayan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, kendisine davacı tarafından yapılmış bir ödeme bulunmadığını savunmuştur.
Yukarıda da açıklandığı üzere, havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Havale yolu ile gönderilen para için herhangi bir açıklama yapılmadığı, bu haliyle havalenin bir ödeme vasıtası olduğu ve borcun ödendiğini gösterdiğinin kabulü gerekir. Davalı taraf, dava dışı .... tarafından gönderilen paranın taşınmaz alım-satım işlemi ilgisi olmadığını belirterek, paranın taşınmaz alımına yönelik gönderildiği iddiasını kabul etmemiştir. Davacı iddiasını ispat için ... yazışmalarına ve tanık deliline dayanmış, Mahkemece ... yazışmaları değerlendirilmeden, havale edilen paranın tapu alım-satım ilişkisi nedeniyle gönderildiğinin davacı tarafından yazılı delillerle ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafından delil olarak sunulan ... yazışmalarının, davalı tarafından gönderilip gönderilmediğinin tespit edilmesi, yazışmaların davalı tarafından yapıldığının belirlenmesi halinde yazılı delil başlangıcı kabul edilerek, bildirilen tanıkların dinlenilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!