İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle haksız eylemden doğan zararın tahsili amaçlı itirazın iptali davasına ilişkin kararı.
Özet: Davacı şirketin, davalının sözleşmesiz ve kayıtsız sayaçtan kaçak elektrik tükettiği gerekçesiyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemli davada, yapılan incelemeler ve bilirkişi raporu sonucunda davalının kaçak elektrik kullandığı ve davacı şirketin takip tarihi itibarıyla 16.487,37 TL alacaklı olduğu tespit edilerek, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu, dolayısıyla icra takibinin devam etmesi gerektiği yönünde bir değerlendirme yapılmıştır.

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine ... 29. İcra Dairesi ... Esas Esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine söz konusu takip icra dairesince durdurulduğunu, davalının itirazları hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yetkili ve görevli mahkemelerin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, işbu dava açılmadan önce taraflarınca arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de arabuluculuk görüşmeleri görüşme sonucunda anlaşamama şeklinde sonuçlandığını, müvekkili kurum tarafından yapılan kaçak tespitinde ve kaçak elektrik fatura tahakkukunda hata bulunmadığını, kaçak elektrik tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içerdiğini, aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu, bu nedenle ispat yükü, tutanağın aksini iddia eden taraf ait olduğunu, davalının ilamsız takibe niteliğinden ötürü bir itiraz dilekçesi sunarak alacaklının alacağına kavuşmasını engellemekte ve bu sayede zaman kazanmaya çalıştığını, davalının, icra takibine itirazıyla borcundan kurtulmaya çalışmakta, bu doğrultuda hukuki hakları kötüniyetli ve haksız yönde kullandığını, hal böyle iken haksız ve kötüniyetli itirazın hükümden düşürülmesi hukukun ve hakkaniyetin bir gerektiğini, şirket yöneticileri davalı ... basiretli şirket yöneticileri olarak davaya konu haksız fiil borcundan sorumlu olduğunu, basiretli şirket yöneticisinin şirketinde kaçak elektrik kullanıldığından haberinin olmadığını düşünmek hayatın olan akışına ve Ticaret Kanunu' nda düzenlenen basiretli tacir olma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, davalının haksız itirazı neticesinde işbu davaya açma zorunluluğu doğduğunu, müvekkilinin alacağının temini bakımından haricen edilen bilgilere göre borçlunun birçok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili Mahkemece tespit edilecek miktardaki teminatı yatırmaya hazır olduğunu, tespit edilecek teminat miktarının Mahkeme veznesine depo edilmesi veya kesin teminat mektubunun ibraz edilmesi halinde ihtiyati haciz taleplerinin kabul edilmesini talep ettiklerini, arz ve izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davaya konu icra dosyası üzerinden davalı/borçlunun hak ve alacaklarının ivedilikle ihtiyaten haczi talebinin kabulüne, davanın kabulüne, ... 29. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaliyle takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalıların %20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi, tevzi formu ve tensip zaptının tebliği edildiği ancak cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır.DELİLLER VE GEREKÇEDavacının davasının, itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafından kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla tanzim edilen faturaya dayanan ... 29.İcra Daireisinn ... Esas sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı, davacının varsa talep edebileceği kaçak elektrik bedelinin ne kadar olduğu hususlarından kaynaklanmaktadır. Dosyaya celp edilen kayıtlara göre kaçak elektrik tespit tutanağının tanzim edildiği 19.10.2024 tarihi itibariyle davalı ...'ın davalı şirketin temsilci müdürü olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığa ilişkin tazim edilen 10.12.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı şirketin ... depoda sözleşmesiz ve ... seri numaralı kayıtsız sayaçtan elektrik enerjisi kullandığı davacı şirketin iki görevlisi tarafından 19.10.2024 tarih ve ... sayılı kaçak elektrik tutanağı ile saptanmıştır. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde-42: (1) fikra a) bendinde; “Perakende satış sözleşmesi olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi sayıldığından dava konusu olay kaçak elektrik tüketimi olup davalının kaçak elektrik enerjisi tükettiği, davacı şirketin takip tarihi itibariyle alacağı: davacı şirketin asıl alacağı 15.581,61 TL, gecikme zammı 754,80TL, gecikme zammı KDV 150,96 TL, davacı şirketin toplam alacağı 16.487,37 TL, davacı ...A.Ş.'nin, icra takip tarihi itibariyle davalılardan alacağı 16.487,37 TL olarak saptandığı, icra takibinin devam etmesi konusu: davalı ... ve davalı ...Şirketi'nin, icra takibine itirazlarının iptaliyle ... 29. İcra Müdürlüğü ... dosyasına ilişkin icra takibinin işbu raporda saptanan 16.487,37 TL üzerinden devam etmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.30.05.2018 tarihli ''Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinde;Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi Kaçak elektrik enerjisi tüketimi halleri MADDE 42 – (1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak;a) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi,b) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken ayrı bir hat çekmek suretiyle dağıtım sistemine müdahale ederek sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi,c) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşması mevcutken sayaçlara veya ölçü sistemine müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle,eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmemiş sayaçtan geçirilerek, mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmesi,ç) Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin ilgili mevzuata uygun olarak kestiği elektrik enerjisini, mücbir sebep halleri dışında açması, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.KAÇAK ELEKTRİK ENERJİSİ TÜKETİM MİKTARININ HESAPLANMASINDA VE FATURALANMASINDA ESAS ALINACAK SÜREMADDE 45 – (1) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır;a) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır.b) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresi esas alınır, bu süre 180 günü geçemez.c) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesindeki tespitlerde; son endeks okuma ile tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemleri gibi, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan en son işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez.ç) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır.1) Kaçak tüketimi ile kaçağa ilişkin normal tüketim hesabında esas alınacak sürelerin toplamı 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz.Buna göre KAÇAK ELEKTRİK ENERJİSİ TÜKETİM MİKTARININ HESAPLANMASINDA VE FATURALANMASINDA ESAS ALINACAK SÜREMADDE 45 – (1) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır;a) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır.b) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesindeki tespitlerde; kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada kullanım süresi esas alınır, bu süre 180 günü geçemez.c) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi çerçevesindeki tespitlerde; son endeks okuma ile tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme işlemleri gibi, sayaç mahallinde dağıtım şirketince gerçekleştirilmiş olan en son işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez.ç) Birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sürenin dışında, tüketicinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır.1) Kaçak tüketimi ile kaçağa ilişkin normal tüketim hesabında esas alınacak sürelerin toplamı 12 ayı geçemez. Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz,şeklinde düzenleme içermektedir. Bu doğrultuda ilgili yönetmelik hükümleri 42.madde hükmüne göre; (MADDE 42 – (1) Gerçek veya tüzel kişinin kullanım yerine ilişkin olarak;a) Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketmesi" kaçak elektrik kullanımı olarak kabul edileceğinden davalıların kaçak elektrik kullandığı açıktır,ayrıca aynı yünetmelik 45.madde kapsamında ise ( 45 – (1)) Kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen tüketiciye yapılacak faturalandırmada, aşağıda yer alan süreler esas alınır;a) 42 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır." hükmü gözönüne alınarak ,90 günlük sürenin kaçak hesabında baz alınmasında aykırılık görülmemiştir.Yine davalı tarafın iki vardiya çalıştığında davacı tarafça ispatlanamamıştır. ( İstanbul Bilge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ...Esas ... Karar),Husumet konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 187. maddesinde (HMK m. 116) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup ol- madığına bakılmaksızın kendiliğinden gözetilir.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı ola- rak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yoklu- ğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki iliş- kidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Bkz. Baki Kuru- Ramazan Arslan- Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231).Bu nedenle davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Bkz. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s. 288 ).Diğer taraftan, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olmasına karşın, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da hakkın sahibine aittir ve buna aktif husumet denilmektedir. Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişi ise, o hakka uymakla yükümlü olan kimsedir ve bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırılmaktadır. Sübjektif hakkın sahibi olan kimse ile o hakka uymakla yükümlü bulunan kişinin kimler olduğunun saptanması, bir başka anlatımla davada davacı ve davalı sıfatlarının kimlere ait olduğu hususu, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin maddi hukuk sorunudur. Dava açan veya aleyhine dava açılan kişiler o davada davacı veya davalı olarak taraf sıfatına sahip değillerse, mahkemece dava konusu hakkın esası (var olup olmadığı) hakkında inceleme yapılmadan dava sıfat yokluğundan reddedilir. Taraf sıfatı (husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğu- muna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin ... Esas- ...Karar sayılı ilamı)4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 49.maddesi hükmüne göre tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar. Aynı kanunun 50. maddesi hükmüne göre de organları, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar ve organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Bu hukuksal olguların sonucu olarak tüzel kişinin organı niteliğindeki yöneticilerin, tüzel kişi adına ve yararına işledikleri haksız fiillerden dolayı zarar gören üçüncü kişilere karşı tüzel kişi ile birlikte Borçlar Kanununun 41 ve Türk Medeni Kanunu'nun 50/3.maddesi hükmüne göre haksız fiil faili olarak sorumlu tutulmaları gerekir.Buna göre; tüzel kişinin ve organlarının sorumluluk türünün Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi hükmünde düzenlenen zincirleme (müteselsil) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.( İstanbul Bilge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi ... Esas ...Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının kaçak elektrik tespit tutanağı ile tespit edilen eyleminin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde-42: (1) fikra a) bendinde; “Perakende satış sözleşmesi olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi kapsamında olduğu ve bilirkişi tarafından yapılan hesaplama neticesinde davacının davalıdan 15.581,61 TL asıl alacak, 754,80TL gecikme zammı ve 150,96 TL gecikme zammı KDV'si olmak üzere toplam 16.487,37 TL alacaklı olduğu, olay haksız fiil niteliğinde olduğundan alacağın likit olmadığı anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,Davalıların ... 29. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının 15.581,61 TL asıl alacak, 754,80 TL gecikme zammı, 150,96 TL gecikme zammı KDV'si olmak üzere toplam 16.487,37 TL yönünden ayrı ayrı iptaline,Kabul edilen miktara takip tarihi itibari ile avans faizi uygulanmasına,Fazlaya ilişkin talebin reddine,Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.126,27- TL nispi karar harcından, peşin yatırılan 1.330,91-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 204,64-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 16.487,61-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan toplam 8.232,00-TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 1.274,00-TL yargılama gideri ile 1.330,91-TL peşin harç ve 615,40-TL başvuru harcı toplamı 3.220,31-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 719,43-TL'nin davalıdan, ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 3.980,57-TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır