Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin, limited şirketin yönetim yetkisini kötüye kullanma, mali usulsüzlük ve kar payı dağıtmama iddialarıyla açılan haklı nedenle fesih davasının reddi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir limited şirket ortağının, diğer ortağın şirketi kötü yöneterek zarara uğrattığı, finansal kaynakları başka firmasına aktardığı, kar payı dağıtmadığı, genel kurulları usulüne uygun yapmadığı ve kendisini şirketten dışladığı iddialarıyla haklı nedenle şirketin feshini talep ettiği dava, ilk derece mahkemesince yapılan incelemede, husumet itirazının yerinde görülmediği ancak davacının kötü yönetim ve haksız çıkar iddialarının somut delillerle kanıtlanamadığı, şirketin mali kayıtlarında usulsüzlük bulunmadığı, genel kurulların yapıldığı, davacının bilgi alma veya kar payı dağıtma gibi yasal haklarını kullanmadığı ve şirketten zorla uzaklaştırıldığına dair iddiasını ispatlayamadığı gerekçeleriyle reddedilmiştir.

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi ████████ Esas ████████ Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ███████ Karar
DAVA : Haklı Nedenle Şirketin Feshi
DAVA TARİHİ : █████/2020
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Taraflar arasındaki haklı nedenle şirketin feshi istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya duruşmalı olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların ...San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ortakları olup, davacının %37,5, davalının ise %62,5 hisse sahibi olduğunu, şirketin yönetiminin davalıda bulunduğunu, ancak davalının yönetici sıfatını kötüye kullanarak şirket gelirlerini tek başına ortak olduğu ... ...Ltd. Şti'ne aktardığını, davacıyı şirketten cebir kullanarak uzaklaştırdığını, şirket kayıtlarını usulüne uygun tutmadığını, şirketin içini boşalttığını ve şirketi zarara uğrattığını, şirketin kar payı dağıtmadığını, genel kurul toplantılarının yapılmadığını belirterek adi ortaklığın haklı nedenle feshine, müvekkilinin ortaklık alacağının reeskont faizi işletilerek hesaplanacak miktarın davalıdan tahsiline, feshedilen ortaklığın tasfiye edilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığını, davanın tüzel kişi şirkete yöneltilmesi gerektiğini, kanunda sayılan haklı nedenlerin gerçekleşmediğini, genel kurul kararlarının davacının da katılımıyla oy birliğiyle alındığını, davacının şirketle aynı adreste mukim ... ... Ltd. Şti'nin işçisi olarak çalıştığını, bu şirketin tek ortağı ve müdürünün müvekkili olduğunu, davacının bu şirket ile olan iş akdini haksız olarak feshettiğini, iş vereni olan müvekkiline yönelik husumeti nedeniyle işbu davayı açtığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı şirkete dava yöneltilmediğinden husumet itirazında bulunulduğu, ticaret sicil kayıtlarından ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin █████/2016 tarihinde kurulduğu, dava tarihi itibariyle davacının %37,5 davalının ise %62,5 hisse sahibi olduğu, yerleşik Yargıtay 11. Hukuk Dairesi içtihatları uyarınca iki ortaklı limited şirkette ortakların taraf olduğu davada taraf teşkilinin tamamlanmış kabul edilerek yargılamaya devam edilebileceği, aynı zamanda şirket yetkilisi olan davalının şirketi temsil edeceği, davalının husumet itirazının yerinde bulunmadığı, bilirkişi aracılığı ile yapılan incelemelerde şirketler arasında ticari ilişkinin varlığı görülmekle birlikte kayıtların birbiri ile örtüştüğü, ortak olunan şirket aleyhine bir bilgi ve belgenin kayıtlardan anlaşılamadığı, davacının davalının diğer şirketinden haberdar olduğu, ticari ilişkilerine ses çıkarmadığı, davacının dava açılmadan kısa bir süre öncesine kadar davalının tek başına ortak olduğu şirkette çalıştığı, mali ilişkileri bilmediğini iddia etmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, taraflar arasında doğan anlaşmazlık üzerine davacının bu işinden ayrıldığı, daha sonra da davanın açıldığı, davalının rekabete aykırı iş yaptığı, şirketi zarara uğrattığı, davacıya bilgi vermediği iddialarının yerinde olmadığı, davacının davalı aleyhine açtığı genel kurul kararının geçersizliği davasının reddine karar verildiği, şirketin 2017 ve 2018 yılına ait genel kurul toplantısının 2019 yılında yapıldığı, davanın ise 2020 yılında açıldığı ve bu sürecin pandemi dönemine denk geldiği, genel kurulun yapılmadığı iddiasının samimi bulunmadığı, davacının genel kurul toplantılarının usulüne uygun yapılmadığı iddiasının ise, şirketin çağrısız genel kurul yaptığı, bu durumun TTK'nun 617. maddesi yollamasıyla 416. madde çerçevesinde usulüne uygun olduğu, davacının davalının kendisini şirketten cebir kullanarak uzaklaştırdığı iddiasını kanıtlayamadığı, aksine davalı tanıklarının anlatımlarına göre davacının işi bıraktığı ve başka bir şirkette çalışmaya başladığı, şirket aracının bu nedenle kendisinden alındığı, sonrasında bir takım kişilerin şirkete gelerek davacı hisselerini devralacaklarını bildirdiklerinin anlaşıldığı, davacı kar payı dağıtılmadığını bildirmekte ise de, davacının bu yönde TTK tarafından düzenlenen, mahkemeden kar payı dağıtılması gündem maddesi ile genel kurulun toplantıya daveti yönünde, yahut bilgi alma hakkının kullanılmasına ilişkin özel denetçi atanması gibi yasal haklarını kullanmadığı, yapılan çağrısız genel kurulda bu yönde talepte bulunup gündeme eklenmesi, hiç olmazsa oylanmasını talep etmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle söz konusu ididaların da şirketin haklı nedenle feshi koşullarını oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında olan ortaklık ilişkisinin tamamen bitmiş durumda olduğunu, şirketin amacını gerçekleştiremeyeceğinden feshi gerektiğini, kişisel ilişkilerin ağırlık taşıdığı limited şirketlerde, ortaklar arasındaki güven ilişkisi, şirketin devam etmesi ve amacına ulaşabilmesinde büyük
önem taşıdığını, güven ilişkisinin herhangi bir nedenle zedelenmesinde durumunda ortakların aynı amaç için birlikte çalışma isteklerini ortadan kaldırabileceğini, aynı amaç için birlikte çalışma isteğini kaybeden ortakların, şirketi devam ettirme ve kuruluş amacını gerçekleştirmesinin ise mümkün olmadığını, böyle bir durumda, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmanın kişilik haklarına aykırılık teşkil ettiğini, hiç kimseden kendisi için çekilmez bir hale gelen bir hukuki ilişkiye devam etmesinin beklenemeyeceğini, bu nedenle tarafların şahsını ilgilendiren veya taraflar dışındaki olayların, sözleşme ilişkisini taraflardan birisi için çekilmez hale getiriyorsa, haklı sebeple fesih hakkı doğduğunu, iki ortak arasında ciddi bir anlaşmazlık, iki kişilik bir limited şirkette, şirketin devamını imkansız kılabilirken; ortak sayısı fazla olan bir şirkette aynı sonucu doğurmayabileceğini, hakimin, fesihini talep eden ortağın veya ortakların menfaati ile fesih halinde zedelenmesinin muhtemel bütün menfaatlerinin karşılaştırılması gerektiğini, müvekkili ile davalının ortak olduğu ...San. Ve Tic. Ltd. Şti ile davalının diğer şirketi olan ve tek ortağı olduğu, ... Yay. ... Ltd. Şti aynı yerde faaliyet gösterdiğini, ... ticaret sicil numaralı şirketin, tasfiyesini istedikleri ...San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin maddi öz kaynaklarını sürekli ve yoğun bir biçimde kullandığını, ilgili şirketin, davalı müdürün davranışları neticesinde hakim şirket konumuna geçtiğini, davalı taraf ...'ın, paylarının tamamı kendisine ait olan ... Yay Ltd. Şti'ne sürekli bir biçimde müvekkili ile ortak olduğu ... Ltd. Şti üzerinden para aktarmakta olup, şirketin kar oranlarını düşük gösterdiğini, para ve kar payını aktarmış olduğu bu şirkette sigortalı çalışan olarak gözüken müvekkilinin, ilgili duruma itiraz etmesinin mümkün olmadığını, kendisinin şirket hesap döküm kayıtlarını usulüne uygun tutmadığını ve şirketi zarara uğrattığına ilişkin taleplerini dava açma yoluyla kullandıklarını, aynı zamanda ortakların, bazı somut olayları, haklı sebep olarak düzenleyerek bu olayların kendileri için sözleşmenin temel unsurlarından biri saydıklarını kabul edebileceklerini, müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tamir edilemez derecede ağır hale geldiğini, müvekkili ile davalı, şirket kapsamında yürüttükleri ortaklık ilişkisini çok uzun bir süredir sağlıklı biçimde yürütemediğini, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 25.02.2016 tarihli rekabet yasağına ilişkin muvafakatnameyi ihlal eden davalının, devredilen telif haklarını usulüne ve kapsamına aykırı bir biçimde kullandığını, bu sözleşme ihlaline ilişkin durumu ispat etmek için sunacakları ve o sözleşme kapsamında basılan kitapları bizzat sunmak için duruşma talep ettiklerini, bu kitapların içeriği incelendiği takdirde sözleşmenin nasıl davalı tarafından ihlal edildiğinin açıkça anlaşılacağını, ortaklar arasında olan rekabet yasağını bu derece şedit biçimde ihlal eden ve hiçbir biçimde aralarında güven ilişkisi kalmayan bu iki ortağın yürütmüş olduğu şirketin amacını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını, şirket tasfiyesinin son çare olarak kullanılması gerekse de, müvekkilinin davalı taraf ile arasında olan güven ilişkisinin tamamen bitmiş olması ve dava konusu limited şirketin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereken iletişimin tamamen sona ermesinden ötürü, diğer öncelikli tedbirlere başvurma ihtiyacı duymadan davayı açmak zorunda kaldığını, davalının müvekkilini manevi cebir kullanma suretiyle şirketin faaliyetlerinden uzaklaştırdığını, bu sebeple şirketin yapmış olduğu işlemlere ve bu işlemler kapsamında şirketin iç ilişkileri içerisinde başvurulabilecek genel kurulun toplantıya daveti yönünde yahut bilgi alma hakkının kullanılmasına ilişkin özel denetçi atanması gibi çözüm yollarını denemesinin mantıklı gözüktüğünü, ortakların müşterek gaye uğrunda çalışması ve çaba göstermesi gerektiğini, müvekkili ile davalı arasında olan söz konusu ortaklık ilişkisinde sadakat ve güven ilişkisi kalmadığını bu sebepler uyarınca dava konusu sermaye şirketinin feshi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Dava Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemece ████████ Esas ████████ Karar sayılı karar ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleşmesi ve davacı vekilince yasal süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi üzerine dosyanın Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği görülmüştür.
Davacı yan tarafların ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortakları olduğunu, davalının aynı zamanda şirketin müdürü sıfatı bulunduğunu, davalının tek başına sahibi olduğu ve ortak olunan şirketle aynı iş kolunda faaliyet gösteren diğer şirketi yararına iş ve işlemler gerçekleştirdiğini, haksız rekabet halinde bulunduğunu, şirketin genel kurul toplantılarının yapılmadığını, şirketin zarara uğratıldığını, şirketin kar payı dağıtmadığını, ortaklar arasında geçimsizlik olduğunu, haklı nedenle şirketin fesih koşullarının oluştuğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının ortak, davalının ortak/müdür olduğu ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin haklı nedenle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı hususundan kaynaklanmaktadır.
Dava konusu şirket iki ortaklı olup, her iki ortağın davada taraf olması nedeniyle şirket tüzel kişiliğinin davalı olarak gösterilmemesinin sonuca etkili olmadığı, davada pasif husumetin sağlandığı anlaşılmıştır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2024 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).
Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, 6102 sayılı TTK'nun 636/3. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmünü içermektedir.
Yargılama aşamasında hukukçu ve mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan kök raporda, davacının hisselerini devretmesi yönünde ileri sürülen baskı iddiasının dosyadaki belgelerden tespit edilemediği, ... ... Ltd. Şti ile ...San. ve Tic. Ltd. Şti. kayıt ve defterlerinin incelendiği, haklı nedenle fesih koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemenin takdirinde olduğu, ... ... Ltd. Şti'nin tüm hisselerinin davalıya ait bulunduğunu tespit edilmiş, anılan heyete matbaacı bilirkişi ilavesi ile alınan ek raporda ...San. ve Tic. Ltd. Şti. İle ... ... Ltd. Şti.'nin aynı yerde aynı işle iştigal ettiği sonucuna varıldığı, her iki firmanın aynı yerde aynı işle iştigal edip etmediği, haklı nedenle fesih koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemenin takdirinde olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
İstinaf aşamasında alınan ikinci ek raporda, 2019 yılı ve 2020 yılına ait ...San. ve Tic. Ltd. Şti. İle ... ... Ltd. Şti. Arasında düzenlenen faturalar üzerinde yapılan incelemede piyasa rayiç bedelleri ile fatura bedelleri arasında %9,1'lik farkın olduğu, farkın ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin düzenlediği faturaların rayiç bedelden %9,1 fazla olmasından kaynaklandığı, bu farkın piyasa koşullarında kabul edilebilir fark olduğu, taraflar arasında alım ve satım fatura değerlerinin rayiç değerlere uygun olduğu, ...San. ve Tic. Ltd. Şti'nin uğradığı bir zarar bulunmadığı tespit edilmiştir.
Alınan rapora itiraz edilmesi üzerine Dairemizce matbaacı ve mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan ikinci bilirkişi raporunda, ...San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... San. Tic. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkinin tek taraflı, olağan dışı veya zarar doğurucu nitelikte olduğuna dair kesin ve denetlenebilir bir teknik bulguya ulaşılamadığı, incelemeye konu faturalarda rayiç bedeller ile fatura bedelleri arasında yaklaşık %9,1 oranında fark bulunduğu anlaşılmakla birlikte, bu farkın matbaacılık ve yayın-dağıtım sektörünün olağan fiyatlama yapısı içerisinde değerlendirilebilir nitelikte olduğu, matbaacılık sektöründe nihai ürün bedelinin yalnızca kağıt ve baskı maliyetinden ibaret olmadığı, baskı adedi, ürün çeşidi, kağıt gramajı, renk kullanımı, fire oranı, ciltleme, kesim, paketleme, stoklama, sevkiyat, finansman maliyeti, tahsilat riski ve ticari kâr marjı gibi çok sayıda değişkenin toplam etkisiyle oluştuğu, bu nedenle, mevcut orandaki farkın tek başına fahiş fiyatlama, muvazaalı işlem veya rayiç dışı bedel oluşturduğu sonucuna varılamadığı, ayrıca ticari ilişkinin yalnızca ... Ltd. Şti. lehine yürütülen tek yönlü bir mal veya hizmet aktarımından ibaret olmadığı, her iki şirketin de birbirine fatura düzenlediği, cari hesapların karşılıklı çalıştığı, işlemlerin ticari defterlere ve BA-BS bildirimlerine yansıdığı, bu durumun taraflar arasındaki ilişkinin kayıt dışı veya gizli kazanç aktarımı niteliğinde olmadığı, aksine muhasebesel olarak izlenebilir, belgeye dayalı ve karşılıklı ticari ilişki niteliğinde olduğu, BA-BS bildirimleri ve fatura analizleri yönünden yapılan değerlendirmede, taraflar arasında yüksek hacimli ve süreklilik arz eden ticaret bulunduğu, fiyat farklarının dönemsel ve karşılıklı olarak ortaya çıktığı, bu farkların tek taraflı ve sistematik biçimde ... Ltd. Şti. aleyhine sonuç doğurduğunu gösteren kesin bir hesaplama yapılamadığı, bu nedenle zarar değerlendirmesinin yalnızca münferit fatura grupları üzerinden değil, tüm dönemleri ve tüm karşılıklı işlemleri kapsayan bütünsel ticari ilişki üzerinden yapılması gerektiği, ... Ltd. Şti. kayıtlarında yer alan 952.627,62 TL tutarındaki muhasebe kaydının daha sonra düzeltme kaydıyla (muhasebe kayıt hatasının tashihi) giderildiği, bu nedenle söz konusu kaydın kalıcı ve kesin bir malvarlığı eksilmesi doğurmadığı, bu durumun muhasebe tekniği bakımından geçici, hatalı veya mizan düzeltmesine konu kayıtların zarar hesabına esas alınabilmesi için bu kayıtların fiili para çıkışına, borç artışına veya aktif azalmasına yol açtığının ayrıca ortaya konulması gerektiği, mevcut belgeler itibarıyla bu yönde kesin bir teknik tespit yapılamadığı, ... Ltd. Şti.'nin 2016-2020 yılları arasında faaliyetlerini sürdürdüğü ve yıllar itibarıyla zarar değil, toplam yaklaşık 486.232,83 TL net kâr beyan ettiği dikkate alındığında, şirketin ticari işlemler nedeniyle sistematik biçimde zarara uğratıldığı iddiasının onaylı mali verilerle desteklenmediği, zararın kabulü için şirket aktiflerinde azalma, pasiflerinde artış veya somut malvarlığı eksilmesi vb hususların bulunması gerektiği, davalı tarafın, matbaacılık sektörü teamülleri, olağan ticari fiyatlama esasları ve teknik maliyet gerçekliğine aykırı hareket ederek ... Ltd. Şti. firmasını zarara uğrattığı yönünde kesin kanaate varılamadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Dairemizce alınan ikinci bilirkişi heyeti raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Alınan rapordan da açıkça anlaşılacağı üzere, davacının haklı sebep olarak dayandığı ...San. ve Tic. Ltd. Şti. İle davalının tek ortağı ve yöneticisi olduğu ... ... Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişki nedeniyle ortağı olduğu şirketin zarara uğratıldığı, şirketin içinin boşaltıldığı iddiasının gerçeğe uygun olmadığı, anılan şirketler arasındaki ticari ilişkinin tek taraflı olmayıp, çift taraflı ticari ilişki niteliğinde bulunduğu, davacının ortağı olduğu şirketin zarar değil, aksine kar elde ettiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacı yanın haklı neden olarak ileri sürdüğü kendisinin şirketten cebir kullanılarak uzaklaştırıldığı iddiasını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı anlaşıldığı gibi, davacının davalının tek ortağı ve müdürü olduğu ... ... Ltd. Şti.'nden haberdar olduğu, ...San. ve Tic. Ltd. Şti. İle ... ... Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkiye sessiz kaldığı gibi dava tarihinden öncede davalının tek ortağı ve müdürü olduğu ... ... Ltd. Şti.'nde çalıştığı anlaşıldığından davacı yanın davalının haksız rekabet iddiasına da itibar edilmemiştir.
Tarafların ortak olduğu ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin en son genel kurul toplantısının 2019 yılında yapıldığı dosya içerisinde yer alan ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmıştır. İşbu dava ise genel kurul toplantısının yapılmasından sonra █████/2020 tarihinde açılmış olup, davacının şirketin genel kurul toplantılarının yapılmadığı iddiası da yerinde değildir. Davacı genel kurul toplantılarının usulüne uygun olarak yapılmadığını ileri sürmüş ise de, davacı anılan iddiasına dayanarak usulüne uygun yapılmayan genel kurul toplantılarında alınan kararların iptaline ilişkin yasal haklarını kullanabileceğinden anılan iddia şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilemeyeceği gibi, kar payı dağıtılmasına ilişkin genel kurul toplantılarında gündeme madde alınmasına ilişkin yasal haklarını kullanabileceğinden bu husus da şirketin feshi için haklı neden olarak kabul edilemeyecektir.
Davacının haklı nedenle limited şirketinin feshi koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının ortaklık alacağının bulunduğundan da söz edilemeyecektir.
Hal böyle olunca, mahkemece ...San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... ... Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkinin faturalar bazında tek tek incelenmek suretiyle aralarındaki ticari ilişkide tarafların ortak olduğu ...San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin zarara uğrayıp uğramadığına ilişkin ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında eksik inceleme ve gerekçe nedeniyle isabet görülmemiş, Dairemizce kararın gerekçe yönünden kaldırılarak Dairemizce alınan ikinci bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınarak değişik gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında gerekçe yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, ilk derece mahkemesi kararanının gerekçe yönünden kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜNE,
2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ████████ Esas ███████ Karar sayılı kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine,
3-Davanın REDDİNE,
4-Alınması gereken 732,00 TL karar ilam harcından peşin yatırılan toplam 108,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 623,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından kararın kaldırma gerekçesi ve aleyhe hüküm kurma yasağı gözetilerek ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 5.100,00 vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
B)1-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davadaki haklılık durumu gözetilerek davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında birden fazla duruşma yapılmış ise de, davalı vekili duruşmalara katılmadığından davada haklı bulunan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!