Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin bayilik sözleşmesi ihlaline dayalı itirazın iptali davasındaki cezai şart tenkisi istinaf kararı.
Özet: Davacı bira üreticisi ile davalı açık satış noktası arasındaki bayilik sözleşmesinde, davalının taahhüt ettiği 60.000 litre ürün alımını yapmaması üzerine davacının sözleşmeyi haklı feshederek ödediği 60.000 TL katkı payının iadesi ve 20.000 USD tutarındaki cezai şartın tahsili talebine ilişkin itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin cezai şartı fahiş bularak %50 oranında indirmesi üzerine davacının kararı istinaf etmesiyle, uyuşmazlık, bayilik sözleşmesi kapsamındaki cezai şartın tenkis edilip edilemeyeceği hususunda yoğunlaşmaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.A N K A R AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : █████████ ( KABUL KALDIRMA)KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022ESAS-KARAR NO : ████████ E ████████ KDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : █████/2026YAZILDIĞI TARİH : █████/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜİDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında █████/2016 tarihinden geçerli olmak üzere açık satış noktası sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile davalının müvekkilinin pazarlama, dağıtım ve satışını gerçekleştirdiği bira ürünlerinden 60.000 Litre miktarındaki ürünü herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın satış miktarının tamamlanmasına kadar satmayı diğer hususlarla birlikte kabul ve taahhüt ettiğini, müvekkili tarafından sözleşme gereğince 60.000,00 -TL katkı sağlandığını, ancak davalının ... ürünlerini bulundurmadığını, sözleşme süresince iş yerinde müvekkiline ait ürünleri satın almadığı taahhüdünü yerine getirmediğini, sözleşme gereğince müvekkilinin yaptığı katkının iadesi cezai şart alacağının tahsili için girişilen takibe davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMANIN ÖZETİDavalı vekili ; davacı tarafın cezai şart ve ferileri taleplerinin, nakit-nakit bazlı katkı tutarları ve ferilerinin yerinde olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin cezai şarta ilişkin kısmının geçerli olmadığını, cezai şart alacağının müvekkilinin mahvına sebep olacak şekilde fahiş olduğunu ve kabulünün mümkün olmayacağını, bildirerek davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEME KARAR ÖZETİMahkemece; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda: Taraflar arasında █████/2016 tarihinde açık satış noktası sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği davalının sözleşme ile süre sınırlaması olmaksızın 60.000 Litre ürün almayı taahhüt ettiği, ancak █████/2016-█████/2016 tarihleri arası 25.190 Litre, █████/2017-█████/2017 tarihleri arasında 18.146 Litre, █████/2018 tarihinde ise 80 Litre olmak üzere toplam 43.416 Litre ürün satın aldığı, bu tarihten sonra ürün alımının bulunmadığı anlaşılmakla, sözleşme gereği davacı ürünlerini süreklilik arz edecek şekilde satın almadığı, işletmekte olduğu işyerinde şekilde etkin olarak bulundurmadığı, taahhüt ettiği 60.000 Litre alımı gerçekleştirmediği, bu nedenlerle davacının taraflar asındaki sözleşmenin 20. maddesi uyarınca sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, haklı nedenle feshe bağlı olarak davacının sözleşmenin 21. maddesi uyarınca ödemiş olduğu nakit bazlı katkı payı tutarı ile 20.000 USD cezai şartı talep etmekte haklı olduğu, buna göre davalının kendisine █████/2016 tarihinde ödenen 40.000,00 TL ve █████/2017 tarihinde ödenen 20.000 TL'yi ödendiği tarihten işleyecek avans faizi ile iade etmesi gerektiği anlaşılmakla 60.000,00 TL nakit bazlı katkı payı tutarı olarak asıl alacak ve bilirkişi ek raporu ile belirlenen (11.094,17 TL+3.824,16 TL) işlemiş faiz yönünden talebin kısmen kabulüne karar verilmiş, takip talebinde yer alan cezai şart istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise, davacının sözleşmede öngörülen 20.000 USD cezai şartın davalının ekonomik olarak mahvına sebep olacağı anlaşılmakla, takdiren % 50 oranında indirim yapılmak suretiyle 54.274,00 TL cezai şart ve fesih ihtarı ile cezai şartın 3 gün içinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin davalıya █████/2018 tarihinde tebliğ edildiği, buna göre temerrüdün █████/2018 tarihinde gerçekleştiği gözetilerek resen yapılan hesaplama uyarınca 669,90 TL işlemiş faizi yönünden takibin devamına, takdiri indirim yapılmış olması nedeniyle indirim yapılan tutar üzerinden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili; cezai şartın tenkisine karar verilmesinin hatalı olduğu gibi delil tespiti masraflarına yönelik talebin reddine karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini istemiştir.UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLARUyuşmazlık; bayilik sözleşmesi kapsamında sözleşme kapsamında cezai şartın tenkis edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağı ile katkı payı alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.Somut olayda, davacı ile davalı arasında 01.02.2016 tarihli "Açık Satış Noktası Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşme gereği davalının mal alımı gerçekleştirmediği, davalının taahhüt ettiği mal alımını gerçekleştirmediği davacının sözleşmeyi haklı olarak sona erdirdiği, davacının cezai şart talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarı, yine davacının nakit/nakit bazlı katkı tutarı alacağının olup olmadığı, var ise miktarı, davalının davaya dayanak olan sözleşme kapsamında davacıya karşı sorumlu olup olmadığı ve bu suretle takip tarihi itibari ile davacının alacak miktarı noktasında toplanmıştır.Taraflarca sözleşme ile tespit edilmiş olan cezaî şart miktarı, borçlu durumda olan tacirin, iktisaden mahvına neden olacak ve onun eskisi gibi ticarî faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek ise, o zaman, böyle bir cezaî şartı ahlâk ve adaba aykırı bir şart olarak kabul ederek, kısmen veya tamamen iptali cihetine gitmek mümkündür. Çünkü, ahlâk ve adaba aykırılık dolayısıyla sözleşmede yer alan cezaî şartın butlanı, hukukun genel bir ilkesidir. Bir borçlunun, iktisadi ve ticari faaliyet ve mevcudiyetinin tehlikeye girmesini veya yıkılmasını mucip olacak bir nisbete ulaşan her cezaî şart, ahlâk ve adaba aykırıdır.Mahkemenin bu hususta karar verirken, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder.Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında █████/2016 tarihinde satış sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin 21. maddesinde davalı işletmecinin sözleşme süresi içerisinde işletmeyi kısmen veya tamamen çalıştırmaması, işletmeyi devretmesi veya işletmede iş değişikliği yapması veya bu sözleşmede belirtilen hükümlerden herhangi birini ihlâl etmesi, sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi hâlinde davacı şirket kayıtlarındaki borçları ile şirketten almış olduğu mali yardım, katkılar ve her türlü sabit yatırım harcamalarının tümünü ve uygulanan iskonto tutarlarını, verildiği tarihten itibaren işlemiş faizi de dâhil olmak üzere hesaplanacak faizi ile birlikte şirkete nakden ödeyeceği, ayrıca cezaî şart ile birlikte şirketin kâr kaybı da dâhil olmak üzere uğradığı her türlü zararını itiraz etmeksizin ödemeyi kabul ettiği belirtilmiştir.Davalının sözleşmenin devamı sırasında sözleşmeye aykırı olarak mal satın almaması nedeniyle sözleşmenin ihlâline neden olduğu sabittir. Ancak mahkemece sözleşmenin davalı tarafından ihlâli sebebiyle davalı aleyhine cezaî şartta hükmederken cezaî şart bedelinden indirim yapılmış ise de, cezaî şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek olup olmadığı yönünde yapılan araştırma eksik ve yetersizdir.Hemen belirtilmelidir ki; cezaî şart, tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus ahlâka ve adaba aykırı sayılacağından, hâkimin cezaî şartın tamamen veya kısmen geçersiz olduğuna karar vermesi mümkün ise de; bir sözleşmenin taraflardan biri için ekonomik yıkım teşkil ettiği ve bu sebeple ahlâka ve adaba aykırı olduğu hususu taraflar veya hâkimin bu husustaki sübjektif görüşüne değil, doğru ve makul kimselerin vasati görüşlerine göre tayin ve takdir edilmelidir. Zira bir tacirin hayatını başka yolda düzenlemek, özellikle masraflarını azaltmak ve bazı ihtiyaçlarından vazgeçmek mecburiyetinde kalması, ahlâka ve adaba aykırılığın kabulü için yeterli değildir. Ahlâka ve adaba aykırılığı tayin ve takdir edebilmek için taahhüt olunan işin değeri, tarafların ve özellikle borçlunun cezaî şartın kabul edildiği tarihteki ekonomik durumu tespit edilmeli, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını belirlenmelidir .Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşmeye göre davalı şirket tarafından cezaî şart taahhüt edildiği, davacı şirket tarafından davalıdan cezaî şart talep edildiği, davalının cevap dilekçesi ile cezaî şart tutarının fahiş olduğundan ve ekonomik mahvına neden olacağından bahisle mahkemeden indirim talep ettiği, yargılama sırasında davalının sorumlu olacağı cezaî şart tutarının tenkis edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, cezaî şart hususunda bir karar verilmeden önce, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, davalı borçlunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınarak, bu yönde davalı defter ve kayıtlarının incelenmesi ile denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği hâlde, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile verilen karar yerinde değildir.(Yargıtay HGK 2017/(19)-11 943 Esas, ████████ Karar █████/2021 tarih, ███████-108 Esas ████████ Karar █████/2024 tarihli)Açıklanan nedenlerle; dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacının diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmeden tarafların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, ████████Esas, ████████Karar ve █████/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Üye... e-imzalıdır Katip... e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."