Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin, senetlerdeki imzanın sahteliği ve temel ilişki bulunmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat yükü ve kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkelerini değerlendiren gerekçeli kararı.
Özet: Davacı, takibe konu senetlerdeki imzaların sahte olduğunu, vade ve keşide tarihlerinin gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında hukuki bir ilişki bulunmadığını ve bu nedenle borçlu olmadığının tespitini talep ederken; davalı, imzaların davacıya ait olduğunu ve söz konusu senetlerin geçerli bir ticari ilişkiye dayandığını savunmuştur; mahkeme ise kambiyo senetlerinin soyut niteliği gereği, menfi tespit talebinde bulunan davacının, temel ilişkideki alacak hakkının doğmadığına veya sakat olduğuna dair iddiasını iki aşamalı olarak ispatlaması gerektiğini, aksi takdirde kambiyo senedinden kaynaklanan borçtan sorumlu olacağını gerekçe olarak belirtmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/
KARAR NO : 2026/
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2019
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf dava dilekçesinde özetle ; takibe konu olan 2016 Ekim - Kasım - Aralık vadeli 3 ayrı senetteki imzaların davacı eli ürünü olmadığını, senetler üzerinde pul bulunduğunu, pul uygulamasının 2003 yılında kalktığını, senetler üzerinde vade ve keşide tarihlerinin gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında herhangi bir hukuki ya da ticari ilişki bulunmadığını, bu nedenle senetler dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle ; Davanın reddinin gerektiğini, davacının elinden ameliyat olduğunu, bunun imzaların sahteliğine etki edebileceğini, bu durumun dikkate alınması gerektiğini, senetteki imzaların davacı eli ürünü olduğunu, sözleşmeye aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı belgelerle ispatının gerektiğini, bu sebeple davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmişlerdir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava menfi tespit istemine ilişkindir.Mahkememizce verilen █████/2019 tarih ve 2019/ Esas 2019/ sayılı kararı ... Bölge Adliye Mahkemesinin █████/2021 tarih, 2020/ Esas ve 2021/ Karar sayılı ilamıyla bozulmakla Mahkememizin 2022/ Esas sayılı dosyasına kaydı yapılmıştır.Davacı ... 8. İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı takip dosyasında senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı taraf takibe dayanak senetlerin imza taklidi suretiyle düzenlendiğini, kambiyo senedi vasfı taşımadığını ve senetlerin sahte olduğunu ve ilgili senetler uyarınca borçlu olmadığını ileri sürmüştür.Davalı taraf dava konusu senetlerin davacı tarafça doldurularak davalıya verildiğini, bedelinin taraflarınca ödendiğini, tapuda davacı adına tescil ettirilen taşınmazların taraflarınca davacıya elden ödenen paralar ve miras paylaşımında davacının fiili kullanımına bırakılan taşınmazlar olduğunu ileri sürmüştür.
Takibe ve davaya konu senet bono niteliğindeki kambiyo senedi olduğundan, bilindiği üzere kambiyo senetleri (ticari senetler) ihdasi (kurucu) nitelikteki senetlerdendir. Gerçekten, bir borç için kambiyo yükleniminde bulunulması borcun yenilenmesi (tecdidi) sonucunu doğurmaz(BK., m. 133). Bu durumdaki bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri asıl borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü halinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Dava dosyamıza ait yargılama konusu çekler bakımından da durum kambiyo senedinin tedavülünden kaynaklanmaktadır.Kambiyo taahhüdünde bulunulmasına neden olan ve temel ilişkideki asli para edimini teskil eden “temel alacak”, o kambiyo taahhüdünün hukuki sebebini olusturur. Ancak, kambiyo taahhüdünün geçerliliği sebebe bağlı olmayıp, bu senetler maddi anlamda soyut (mücerret) senetlerdir. Kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi gereğince temel alacağın mevcut olmaması, geçersiz olması kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta, fakat sebepteki /temel iliskideki) sakatlık kambiyo borçlusuna“nedensiz zenginlesme defi” öne sürme hakkını vermektedir. Bu davayı açan davacı, kambiyo senedinin hükümsüzlüğünü öne sürmemekte, tersine kambiyo taahhüdünün varlığını kabul etmektedir. Ancak, borçlu, temel ilişkiden bir alacak hakkı doğmadığı halde, kambiyo senedi alacağının istenmesi nedensiz zenginlesme olusturduğundan kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını öne sürmektedir. Bu noktada menfi tespit isteminde bulunan; temel ilişkinin varlığını, temel ilişkide ki sözleşmenin türünü, kambiyo senedinin hangi nedenle ve sözleşmesel ilişki nedeniyle verildiğini ispatladıktan sonra bu temel ilişkideki hangi nedenlerden dolayı kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Burada iki aşamalı bir ispat yükü söz konusudur ve ispat yükü de menfi tespit isteminde bulunan kişi üzerindedir. Buna ilişkin ispat yükümlülüğü yerine getirilmediği takdirde kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi ve mücerretlik ilkesi gereğince temel ilişkiden bağımsız borç ilişkisi yaratacağından kambiyo senetleri nedeniyle sorumlu olunacaktır. ... 17.12.2003 gün ve E:2003/-, K:2003/; 12.10.2011 gün ve E:2011/-, K:2011/; 04.12.2013 gün ve E:2013/-, K:2013/; 14.05.2014 gün ve E:2013/-, K:2014/ sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Takibe ve davaya konu bono bir yazılı delil olduğundan davacının bu yazılı delile karşı ispat yükü yukarıda belirtildiği üzere davacı taraf üzerindedir. Bilindiği üzere HMK Madde 201'e göre; senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Yazılı delille ispatı gerekir. Davacı tarafça dosyaya buna ilişkin bildirilmiş ve sunulmuş yazılı delil de bulunmamaktadır. ... 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/... Esas sayılı dosyasından alınan grafoloji adli tıp raporunda özetle; ''█████/2025 tarihli ve 2022/... esas sayılı yazısı ile █████/2025 tarihinde şubemize verilen dosya içerisinde; █████/2023 tarihli ve 2023/// sayılı raporumuz ile █████/2022 tarihli rapor, █████/2020 tarihli bilirkişi raporu, █████/2020 tarihli bilirkişi raporu arasında çelişkinin giderilmesi hususunda Adli Tıp Genel Kurulu'nda inceleme yapılması istenilmiş olup; Adli Tıp Genel Kurulunun Çalışma Usulüne Ait Genel Hükümler, Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanununun 4810 sayılı Kanun ile değişik 23. maddesine dayanılarak hazırlanmış olup (Madde 23), Adli Tıp Genel Kurulunun çalışma usullerine ait genel hükümlerinde yer alan " Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi ve Trafik İhtisas Dairesi’nin işleri Adli Tıp Genel Kurulu’nda incelemeye alınmaz. Bu dairelerden birinin raporu ile diğer bir bilirkişi raporu arasında çelişki varsa, mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle ihtisas dairesi en az yedi uzmanın katılımıyla rapor hazırlar. Bu raporda daha önceki raporda imzası bulunan uzmanların, ihtisas dairesindeki görevi devam ettiği sürece, katılımı zorunludur. " hükmü gereğince, inceleme konusu belgenin genişletilmiş uzmanlar kurulunca yapılan incelemesinde; İnceleme konusu senetlerde atılı borçlu imzaları ile ...'un mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'un eli ürünü olduğu'' tespit edilmiştir. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyasından alınan grafoloji adli tıp raporunda özetle; ''İnceleme konusu senetlerde "Ödeyecek" bölümlerindeki yazılar ve atılı borçlu imzaları ile ...'un mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazılar ve imzaların ...'un eli ürünü olduğu, İnceleme konusu senetlerde matbu "ödeyeceği" ve "eyleri" ibarelerinden sonra gelen karakteristik tanı unsuru içermeyen tek bir harften ibaret "m" harflerinin aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'un eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, İnceleme konusu senetlerin ön yüzlerindeki diğer yazılar ile ...'un mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'un eli ürünü olmadığı'' tespit edilmiştir. ... 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/... Esas sayılı dosyasında ve ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/... Esas sayılı dosyasında aynı senetlere ilişkin grafoloji raporları aldırıldığı, hatta çelişkinin giderilmesi için genişletilmiş uzmanlar kurulundan █████/2026 tarihli rapor alındığı ve bu alınan son raporun da hükme esas alınabilecek bir rapor olduğu, dosya arasına alınan raporlar ve usul ekonomisi dikkate alındığında Mahkememizce ayrıca bir rapor alınmasının yargılamaya bir katkısının bulunmayacağı anlaşılmakla bu hususta Mahkememizce ayrıca bir grafoloji incelemesi de yapılmamıştır. İmzaların davacıya ait olduğu tespit edildiğine göre takibe konu senetler kambiyo senedi niteliğinde olduğundun senetlerin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldırabilecek borcun bulunmadığını gösteren yazılı bir belge de sunulmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar yasası gereğince alınması gerekli 732,00 TL harçtan başlangıçta alınan 14.515,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.783,88 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 133.500,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya Mahkememize ulaştırılmak üzere aynı nitelikteki başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde kullanılabilecek ... olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan ...
E-imzalı
Üye ...
E-imzalı
Üye ...
E-imzalı
Katip ...
E-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!