İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin, "..." ibareli tescilli markaya tecavüz ve iltibas iddiasıyla açılan maddi tazminat davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının "..." ibareli tescilli markasının davalı tarafından haksız kullanılarak iltibas oluşturulduğunu iddia edip, ihtiyati tedbir, ihlalin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve 5.000 TL maddi tazminat talep ettiği bir marka davasının istinaf incelemesidir; davalı ise arabuluculuk şartı eksikliği, taraf ehliyeti yokluğu ve yetkisizlik gibi usuli itirazlarla davanın reddini savunarak, esas yönünden de bir bilirkişi raporuyla markayı ihlal eden herhangi bir kullanımının bulunmadığını belirtmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: █████/2024
NUMARASI: ███████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır, kozmetik ve gıda sektörlerinde faaliyet göstermekte olup, kendisine ait markaları TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, müvekkiline ait markaların asıl ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu ve ilgili markaların tümünde 03. ve 30. Sınıflardaki mal ve hizmetlerin tescilli olduğunu, aynı zamanda müvekkili tarafından tescil ettirdiği markaların aktif olarak da kullanıldığını, müvekkiline ait markalar incelendiğinde müvekkilinin “...” ibareli markaların tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalı tarafından müvekkilin tescilli markasının kullanılması müvekkilin marka tescilinden doğan haklarını ihlal edici nitelikte olduğunu, davalı, gerçekleştirdiği kullanımları ile müvekkiline ait “...” ibareli markalar ile iltibas oluşturacak düzeyde kullanımlar gerçekleştirdiğini, müvekkilinin markalarını fiziksel olarak da aktif olarak kozmetik sektöründe kullanmakta olup, doğal sütlerden üretilen sabunlar söz konusu olduğunda müvekkilinin markasının akla geldiğini, davalı şirketin internet siteleri üzerinden müvekkilin sabunlarına şekil olarak ve ambalaj olarak çok benzer ürünler sattığını ve müvekkilinin “...” ibareli markasını kullandığını, müvekkilinin markasına ilişkin olarak davalı yalnızca “...” adı altında kullanım gerçekleştirmekle yetinmemiş, aynı zamanda fiziki kullanımında, müvekkilinin kullanımının esas unsurunu dahi kullandığını, söz konusu kullanımın müvekkilinin marka hakkını ihlal edici nitelikte olduğunu belirterek, delil tespiti yapılmasına, delil tespiti neticesinde davalının tüm kullanımları hakkında öncelikle teminatsız , mahkemenin uygun göreceği bir teminat bedeli üzerinden ihtiyati tedbir kararı verilerek iltibas oluşturan kullanımların durdurulmasına ve internet kullanımları için erişimin engellenmesi kararı verilmesine, davalı tarafından |müvekkilinin marka hakkına gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, davalının, müvekkilin marka hakkını tecavüzü neticesinde, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00-TL'lik maddi tazminatın, tecavüz tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; davanın arabulucuya başvurulmaksızın dava şartı yerine getirilmeden açılmış olduğunu, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, Davacının dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği "..." 'ın tüzel kişiliği dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmadığını, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d maddesi gereğince davanın "taraf ehliyeti" dava şartı eksikliğinden reddi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, HMK'nın 6.maddesinde düzenlenen genel yetki kuralına istisna olarak 6769 sayılı SMK'nun 156/3 maddesindeki özel yetki kuralı gereğince yetkili mahkemenin, sınai mülkiyet hakkı sahibinin kendi yerleşim yeri adresi olabileceği belirtilmiş olsa da davacının yerleşim yeri adresinin İstanbul Anadolu olmadığını, bu nedenle davanın gerek HMK'nın 6. maddesi gerekse SMK'nun 156/3 maddesi gereğince açılmış olsa dahi İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkili olmadığını, davacının soyut iddiaları dışında dava dosyasında, davalı müvekkilinin, davacının markasını iltibas yoluyla ihlal ettiğini gösteren herhangi bir emare dahi bulunmadığını, bilirkişi heyeti raporunda, gerek müvekkili şirketin adresinde yapılan fiziki incelemede gerekse de https://...com internet adresindeki incelemede, davacıya ait "..." ve "..." markasını ihlal edecek ürüne rastlanmadığı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla, █████/2023 tarihli bilirkişi raporuyla, davalı müvekkilin, davacı adına tescilli markalarını ihlal eden herhangi bir kullanımın olmadığının açıkça tespit edildiğini, davacı tarafça iddia edilen marka ihlaline ilişkin sunulmuş herhangi bir delil olmadığı gibi aksine █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda, davalı müvekkiliniz, herhangi bir marka ihlalinde bulunmadığının açıkça tespit edildiğinden bahisle öncelikle yetki ilk itirazımızın kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, dava arabulucuya başvurulmaksızın dava şartı yerine getirilmeden açılmış olup davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, Dava dilekçesinde gösterilen "..."'ın in taraf ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın HMK 114/1-d maddesi gereğince dava şartı eksiliğinden usulden reddine, marka ihlalinin bulunmadığının tespit edilmiş olması doğrultusunda davacının tüm taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Bu tespitlerden sonra davacı tarafça davacı adına tescilli ... tescil numaralı ...+ŞEKİL ve ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markası ile koruma altında bulunan ürünlerin davalı tarafça aynı marka ve iltibas oluşturacak şekildeki ürünlerin satış ve pazarlamasını yaptığı gerekçesi ile marka hakkına tecavüzde bulunulduğu ve bu sebeple tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulmasını ve tecavüz dolayısıyla oluşan zararın tazmini için maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Bu talepler karşısında HMK'nın 190. Ve TMK'nın 2. Maddesi gereği tecavüzün varlığını ispat yükü davacı üzerindedir. Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının(Emtia:03,30) davacı adına tescili olduğu, █████/2019 tarihinde sicile tescil edildiği, ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının(Emtia:03,30) davacı adına tescili olduğu, █████/2017 tarihinde sicile tescil edildiği, markaların halen koruma altında bulunduğu ve bu sebeple davacı tarafın marka hakkına tecavüzün varlığı halinde SMK'nın 29 ve 149. Maddelerindeki haklar yönünden talepte bulunabileceği kabul edilmiştir. Davacının az yukarıda ifade edildiği üzere tecavüzün varlığını ispat yükü altında bulunduğu kabul edilerek yaptırılan bilirkişi incelemesinde; ... firmasının https://www...com internet adresinde yayınlanan websitesinde yapılan incelemede ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ve ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ibareli markaların tescilli olduğu emtia kapsamında ürün veya ürünlere rastlanmadığı, ... firmasının ... Mah. ... Sk. ... D:1 D:... adresinde Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi heyetiyle yapılan keşifte ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ve ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ibareli markaların tescilli olduğu emtia kapsamında 6769 S. SMK'nın hükümleri yönünden ihlal oluşturacak ürün veya ürünlere rastlanmadığı yönündeki tespitler ile davacı tarafın ihlalin varlığına dair başkaca bir delil de dosyaya sunmadığı dikkate alındığında davacının davalı tarafın adına tescilli markalar yönünden marka hakkına tecavüzü ispat edemediği kabul edilmiş ve davanın reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davalının, Müvekkilinin Markası ile iltibas oluşturur düzeyde kullanım gerçekleştirdiğini, uzun yıllardır, kozmetik ve gıda sektörlerinde faaliyet gösterdiğini, “...” ibareli markaların tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, Müvekkilinin markalarını fiziksel olarak da aktif olarak kozmetik sektöründe kullanmakta olup, doğal sütlerden üretilen sabunlar söz konusu olduğunda müvekkili markası akla geldiğini, Davalı şirket internet siteleri üzerinden müvekkilinin sabunlarına şekil olarak ve ambalaj olarak çok benzer ürünler satmakta ve müvekkilinin “...” ibareli markasını kullanmakta olduğunu, davalı tarafından ilgili ürünler satılarak stokları bitirilmiş olma ihtimalinin mahkemece değerlendirilmediğini, davalının ticari defterlerinin incelenmediği göz önünde bulundurularak ... ibareli ürün satışının geçmişte var olup olmadığına ilişkin olarak araştırma yapılması gerektiğini, davalının web sitesinde gerçekleştirilen araştırmanın da yalnızca halihazırdaki durumu ile incelediğini, geçmişe yönelik de tecavüz teşkil eden fiillerin var olup olmadığına ilişkin incelemenin yapılmamış olduğunu Davalının kullanımların müvekkile ait marka ile iltibas oluşturduğunu, davanın delil değerlendirmesi noktasında eksik kaldığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; █████/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda "davalı müvekkil şirketin, davacı adına kayıtlı markaları ihlal eden herhangi bir kullanımının olmadığı dolayısıyla herhangi bir marka ihlalinde bulunmadığı" açıkça belirtildiğini, Mahkemenin █████/2023 tarihli duruşmanın 4 numaralı ara kararında, bilirkişi incelemesi için masraf yatırılması hususunda davacıya 2 haftalık kesin süre verdiğini ancak davacının 2 haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi incelemesi için gerekli avansı dosyaya yatırmadığını, bilirkişi delilinden vazgeçtiğini, davacı iddia etmiş olduğu hususları ispatlayamamış olduğundan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava hukuki niteliği itibariyle, davalının davacının marka haklarına tecavüzden kaynaklı tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile maddi tazminat davasıdır
Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının(....) davacı adına tescili olduğu, █████/2019 tarihinde sicile tescil edildiği, ... tescil numaralı ...+ŞEKİL markasının(....) davacı adına tescili olduğu, █████/2017 tarihinde sicile tescil edildiği, markaların halen koruma altında bulunduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; "22.12.2017 başvuru tarihli, ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ibareli marka, davacı ... adına tescilli olup, bilirkişi raporunun hazırlandığı tarihte korumasının devam ettiği Türk Patent ve Marka Kurumu Marka Sicilinden anlaşılmaktadır. 27.03.2019 başvuru tarihli, ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ibareli marka, davacı ... adına tescilli olup, bilirkişi raporunun hazırlandığı tarihte korumasının devam ettiği Türk Patent ve Marka Kurumu Marka Sicilinden anlaşılmaktadır. ... firmasının ... Mah. ... Sk. ... D:. D:... adresinde Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi heyetiyle yapılan keşifte ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ve ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ibareli markaların tescilli olduğu emtia kapsamında ürün veya ürünlere rastlanmamıştır. ... firmasının https://www...com internet adresinde yayınlanan websitesinde yapılan incelemede ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ve ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ibareli markaların tescilli olduğu emtia kapsamında ürün veya ürünlere rastlanmamıştır. Sonuç olarak ; Tespit isteyen tarafından dosyaya sunulan deliller, keşif esnasında yapılan inceleme ve çekilen fotoğraflar dikkate alınarak yapılan inceleme sonucunda; ... firmasının ... Mah. ... Sk. ... D:.. D:... adresinde Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi heyetiyle yapılan keşifte ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ve ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ibareli markaların tescilli olduğu emtia kapsamında 6769 S. SMK’nın hükümleri yönünden ihlal oluşturacak ürün veya ürünlere rastlanmadığı, ... firmasının https://www...com internet adresinde yayınlanan websitesinde yapılan incelemede ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ve ... tescil numaralı, 03 ve 30. Sınıf emtiasında tescilli, ... ibareli markaların tescilli olduğu emtia 6769 S. SMK’nın hükümleri yönünden ihlal oluşturacak ürün veya ürünlere rastlanmadığı " yönünde görüş bildirilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi hükmü ve TMK 6.maddesi hükmü gereğince, ispat yükü, bu konuda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan hak çıkaran tarafa aittir.Markanın izinsiz kullanıldığının, bu kullanımın marka sahibinin haklarını ihlal ettiğinin, tecavüz fiilinin davaya konu somut olayda gerçekleştiğinin davacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir.
SMK m.7 maddesinde marka sahibinin izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak gösterilmiştir.
Somut olayda, Davacının ... markasının sahibi olduğu, davalıya ait işletmede davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden taklit nitelikte ürünlerin satıldığı, bunun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, kendilerinin delil olması bakımından delil listesine ekli bir adet sabun fotoğrafına dayandırmıştır. Dosyada tespit raporunun bulunmadığı, delil listesine ekli internet görselinde ... markasının bulunmadığı, sadece eşek sütü sabun olarak yer aldığı, Mahkemece alınan raporda, davalının kullanımında bir ürün bulunmadığı değerlendirme yapılmış olup, tecavüz iddiasına ilişkin ürün tespiti bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı iş yerindeki ürünlerin sahteliğine ilişkin davacı tarafça ileri sürülmüş ve ispatlanmış bir iddia bulunmadığı, davacı tarafça delil listesinde sunulu görsel üründe davacı markasının bulunmadığı, davalının marka hakkına tecavüz ettiğini ortaya koyan, markanın uygulandığı taklit ürünlerin üretilip pazarlandığına ve markanın ticari faaliyet kapsamında herhangi bir yolla kullanıldığına ilişkin bir delil ve tespit bulunmadığı, dolayısıyla marka hakkına tecavüz edildiği iddiasının ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça yöntemince ispatlanamadığı, haksız fiil olan tecavüz fiili ispatlanamadığından ticari defterlerin incelenmemesinin somut olayda sonuca etkisinin bulunmadığı, delil tespiti bulunmadığı, tekrar inceleme yapılmasını gerektirir bir delil de bulunmadığı, ilk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş olmasının dosya kapsamı ve delil durumuna göre hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../███████ tarih ve 2023/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacıdan tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!