Sakarya BAM 3. Hukuk Dairesinden trafik kazası sonucu açılan belirsiz alacak davasında maddi tazminat, zaman aşımı ve usuli kazanılmış hak itirazlarının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 2015 yılındaki bir trafik kazasında yaralanan davacının, kazaya neden olan sürücü ve sigorta şirketine karşı açtığı, başlangıçta belirsiz alacak davası olarak 50.000 TL talep edilen, daha sonra ıslah dilekçesiyle 848.700,27 TLye çıkarılan maddi tazminat davasına ilişkin istinaf incelemesini konu almaktadır; ilk derece mahkemesinin bu miktarı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmetmesi üzerine, davalıların davanın belirsiz alacak vasfına uygun olmadığı, zaman aşımına uğradığı, usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlal edildiği ve bilirkişi raporunun hatalı olduğu gibi gerekçelerle yaptıkları istinaf başvurularını ele almaktadır.

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİESAS NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2025NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararİSTİNAF YOLUNABAŞVURAN DAVALI : ... - ...VEKİLİ : Av. ...İSTİNAF YOLUNABAŞVURAN DAVALI : SOMPO SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...DAVACI : ... - ...VEKİLİ : Av. ...DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)BAŞVURU TARİHİ : 14.08.2025 - 17.08.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 06.10.2025KARAR TARİHİ : 12.06.2026 YAZIM TARİHİ : 15.06.2026İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.05.2015 günü davalı ...'ın kendisine ait, sevk ve idaresindeki 54 LA ... plakalı araç ile davacı ...'nın sevk ve idaresindeki 34 DU ... plakalı aracına arkadan çarpmak suretiyle yaralanmasına neden olduğunu, açtıkları ilk davada ıslah talebinin bir kez yapıldığı ve 2.kez yapılamayacağından dolayı iş bu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu, hüküm altına alınamayan tutarın ek dava ile tahsili için fazlaya ilişkin talep ve haklar saklı kalmak kaydı ile HMK 107 gereği belirsiz alacak davası olarak şimdilik 50.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden (sigorta şirketleri için poliçe limiti dahilinde dava tarihinden) itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın belirlenebilir olduğunu, aynı konu hakkında Gebze A.T.M. ████████ E. ████████ K. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ayrıca davanın zaman aşımı süresinin de dolduğunu, dava konusu talebin usulü kazanılmış hak çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, meslekte kazanma gücü kayıp oranının kesinleştiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sompo Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kazaya bağlı tazminat taleplerinin zaman aşımına uğradığını, Gebze A.T.M. 'nin ████████ E. sayılı dosyasının kesinleşmediğini, İMM poliçesinin yürürlüğe girebilmesi için ZMMS teminatlarının tüketilmesi gerektiğini, poliçe hükümleri gereği -varsa- sigortalının kusuru oranında 50.000 TL poliçe limiti dahilinde sorumlu olduklarını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde; bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerinin toplamda 848.700,27 TL olarak ıslahına, bu miktara kaza tarihi olan 20.05.2015'den itibaren işleyecek faiz uygulanmasına ve sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sorumlu tutulmak üzere müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kabulü ile davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla 848.700,27 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, bu miktara davalı sigorta şirketi yönünden 16.05.2023 tarihinden itibaren diğer davalı yönünden 20.05.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı Sompo Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu talebin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, zira talep miktarının belirli olduğunu ve belirsiz alacak davası şartlarını taşımadığını, dava konusu trafik kazasının 2015 yılında meydana geldiği göz önünde bulundurulduğunda 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, zaman aşımı itirazlarının mevcut olduğunu, dava konusu talebin usuli kazanılmış hak çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, zira yerel mahkemenin ████████ esas ████████ karar sayılı dosyasından da görüleceği üzere, kaldırma kararı öncesi ████████ esas sayılı dosya kapsamında hesap bilirkişi raporunun aldırıldığını ve rapor doğrultusunda davanın ıslah edildiğini, mahkemece de davacının ıslah istemine uygun bir karar verildiğini, davacının ıslah işlemine esas aldığı hesap raporuna yönelik itirazının bulunmadığı gibi kaldırma öncesi verilen karara da maddi tazminat yönünden istinaf talebinde bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, raporda davacının önceki karar kapsamında aldığı ödemelerin mahsup edilmediğini ancak yapılan hesap yeni asgari ücretten yapıldığı halde, eski asgari ücretten yapılan hesaba göre yapılan ödemelerde güncelleme yapılmadığını, bu durumun da sebepsiz zenginleşme kapsamına girdiğini, bununla birlikte yeni asgari ücrete göre güncellenen tazminata kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığını, istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Sompo Sigorta A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu tazminat talebinin zaman aşımına uğradığını, zira covid nedeniyle uzayan sürelerin ceza zaman aşımını uygulamanın dışında bıraktığını, dolayısıyla mahkemenin bu yorumunun hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limiti olan 50.000-TL ile sınırlı olduğunu ancak mahkemece bu limitin açıkça hükümde gösterilmeyerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hatalı bir karar verildiğini, İMM poliçesinin yürürlüğe girebilmesi için öncelikle zorunlu sigorta teminatlarının tüketilmesi gerektiğini, aksi takdirde şirketin herhangi bir sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, mahkeme kararında asıl alacak, vekalet ücreti harç ve yargılama giderinin teminat limiti ile sınırlandırılmaması ve oranlanmamasının da hatalı olduğunu, sorumlu oldukları limit 50.000-TL iken 848.700,27 TL gibi bir vekalet ücretinden sorumlu tutulmalarının da kabul edilemez olduğunu, istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf edenin sıfatı, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek ve HMK'nın 353.maddesine göre inceleme yapıldığından duruşma açılmadan yapılan istinaf incelemesi neticesinde;Dava, trafik kazasında oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, 20.05.2015 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki araçla davalıların sürücüsü ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın karıştıkları çift taraflı kaza sonucunda davacı yaralanmış olduğu anlaşılmaktadır.HMK'nun 33.maddesi ve 04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, hakim Türk Hukukunu re'sen uygulamakla görevli olup, bir davada maddi vakıaları anlatmak taraflara, hukuki tasnif ve tespit ise hakime ait olacaktır. Bu nedenle hakim tarafların ileri sürdüğü hukuki sebepler ve tespitlerden bağımsız olarak somut olaya uygulanacak yasa hükümlerini kendisi belirleyecektir.Eldeki dava açılmadan önce davacı tarafça aynı kaza nedeni ile davalı işten/sürücü ile eldeki dava dosyasında davalı olarak yer almayan zorunlu trafik sigortacısı Allianz Sigorta A.Ş'ne karşı maddi ve manevi tazminat davası yöneltilmiş olduğu, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esasında görülen davada Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.03.2021 tarih, ███████ Esas ████████ karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 361.979,53 TL maddi tazminatın davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline davalı Allianz Sigorta A.Ş.'nin poliçe limiti (268.000,00 TL) ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydı ile sorumlu tutulmasına, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 20.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... 'tan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine dair karar verilmiş olduğu, kararın davacı vekili tarafından yalnızca manevi tazminat yönünden istinaf edildiği, davalı ... vekili tarafından hem maddi ve hem de manevi tazminat hükmü yönünden istinaf edildiği ile davalı Allianz Sigorta A.Ş vekili tarafından da maddi tazminat hükmü yönünden istinaf edilmesi ile dosya Dairemizin 20.04.2022 tarih ve ████████ esas ████████ sayılı kararı ile tazminat hesabına esas alınan davacı gelirinin yöntemince saptanmamış olması nedeniyle yerel mahkeme kararının 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair karar verilmiş olduğu,Kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesi tarafından 13.03.2023 tarih, ████████ Esas ████████ Karar sayılı davalı Allianz Sigorta A.Ş. hakkındaki dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının ... hakkındaki maddi tazminat davasının kısmen kabulüne; 93.979,53 TL maddi tazminatın davalı ...'tan 20.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne-kısmen reddine, 15.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 20.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine dair karar verilmiş olduğu, Yerel mahkemece kaldırma kararı üzerine verilen bu karara karşı davacı vekili ile davalı Naim vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Dairemizin 28.11.2024 tarih, ████████ Esas █████████ karar sayılı kararı ile yapılan istinaf incelemesi neticesinde İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, manevi tazminat miktarı az takdir edilmesi ve davalı yararına reddedilen maddi tazminat miktarı bakımından vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı bulunmuş ise de; anılan hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin vekalet ücretine ve manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf isteminin kabulü, davalı vekilinin istinaf itirazının reddi ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu, Dairemizin anılan kararından ;" 1-A) Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, B) Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalı ...'tan alınması gereken toplam 7.444,39 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.861,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.583,39 TL harcın anılan davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, C) Davalının yaptığı istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 2-Davacı vekilinin vekalet ücretine ve manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf isteminin KABULÜ İLE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.03.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiğinden, A)Davalı Allianz Sigorta A.Ş. hakkındaki dava konusuz kaldığından esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, B)Davacının ... hakkındaki maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE; 93.979,53.-TL maddi tazminatın █████/2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin istemin reddine, C)Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜNE-KISMEN REDDİNE, 50.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 20.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine," dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.Bu bakımdan her ne kadar mahkemesince her iki davalı yönünden davanın ilk davada 2.ıslah yasağı nedeni ile ıslah ile artırılamayan kısmına ilişkin ek dava olduğu yazılı ise de davalılardan ... yönünden davanın ek dava niteliğinde olduğu ancak, Sompo Sigorta A.Ş yönünden ek dava niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir. Buna göre;1- Meydana gelen bir fiil bazen, hem tazminat sorumluluğunu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu türden bir fiile Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi belirlediği hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması adalete uygun bir çözüm olamayacaktır. Zira ceza yaptırımı , kişi açısından, yaptırım olarak hukuksal yaptırımlardan (tazminat - aynen ifa vb) daha ağır sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle, kanun koyucu dengeyi ve adaleti sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince, tazminat davasının da devamını sağlamak için genel olarak 6098 sayılı TBK m. 72/I ve özel olarak da 2918 sayılı KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır.Bu konuda şu önemli hususun üzerinde ayrıca durulması gerekmektedir.2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Buna göre, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, ayrıca eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmasını ya da mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir kovuşturma dosyasının varlığı aranmamaktadır.Ayrıca, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya sigorta şirketi) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylelikle yasa hükmünün, tüm yasal sorumlular için geçerli olduğu, tüm yasal sorumlular hakkında aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu hususta Yargıtay'ın yerleşik hale gelen daire kararları ile HGK'nın 10.10.2001 gün ███████-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün ███████-2198,█████████ ve HGK'nın 16.09.2015 gün, ███████-116, █████████, HGK'nın 10.06.2015 gün, ███████-27, █████████ sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı kabul edilmiştir.2918 sayılı KTK'nın 109/I. Maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" 109/III.maddesinde ise " Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır " hükümlerine yer verilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 154.maddesinde "Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa." zamanaşımın kesileceği düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 155.maddesi ise "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur. Zamanaşımı kefile karşı kesilince, asıl borçluya karşı kesilmiş olmaz." düzenlemesini içermektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunda trafik kazaları nedeniyle tazminat taleplerinde zaman aşımını durduran ve kesen sebepler ayrıca düzenlenmediğinden, borç ilişkilerini düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun genel hükümlerine göre çözüme gitmek gerekmiştir. Buna göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 153. Maddesinde zaman aşımın durma sebeplerini, 154. Maddesinde ise zaman aşımını kesen sebepler düzenlenmiş bulunmaktadır.Öte yandan 06.03.2020 tarihli, 31080 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un “Geçici Madde 1” hükmü şu şekildedir: “GEÇİCİ MADDE 1 - (I) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; “a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6.1.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.3.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, b) 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22.3.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete'de yayımlanır.(2) Aşağıdaki süreler bu maddenin kapsamı dışındadır: a) Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri. b) 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler. c) 6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler. (3) 2004 sayılı Kanun ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlar kapsamında; a) İcra ve iflas daireleri tarafından mal veya haklara ilişkin olarak ilan edilmiş olan satış gününün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz, b) Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir, c) Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder, ç) İcra ve iflas hizmetlerinin aksamaması için gerekli olan diğer tedbirler alınır. (4) Durma süresince duruşmaların ve müzakerelerin ertelenmesi de dâhil olmak üzere alınması gereken diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları; a) Yargıtay ve Danıştay bakımından ilgili Başkanlar Kurulu, b) İlk derece adli ve idari yargı mercileri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri bakımından Hâkimler ve Savcılar Kurulu, c) Adalet hizmetleri bakımından Adalet Bakanlığı, belirler. Bu düzenleme gereği yargı alanında işleyen süreler 30.04.2020 tarihine kadar durmuş; buna ek olarak, durma süresinin başladığı tarih itibariyle bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler durma süresinin sonunu takip eden günden itibaren on beş gün süreyle uzatılmıştır.Küresel salgının devamı nedeniyle “Yargı alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair” 29.04.2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile (30.04.2020 tarihli, 31114 sayılı Resmî Gazete) 7226 sayılı Kanun’da öngörülen durma süresi 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır.26/3/2020 tarihli 31080 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesinin 2/a maddesinde a) Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri, Covid 19 pandemisi nedeniyle uzayan süreler kapsamında değerlendirilmemiş; istisnalar kısmında değerlendirilmiştir.Buna göre davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nun 89/1 maddesinde düzenlenen ve Taksirle Yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; Covid 19 pandemisi nedeniyle uzayan süreler de dahil edilerek hesaplansa dahi davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra 29.08.2023 tarihinde açılmış olması, sigorta şirketine yapılan başvurunun TBK'nun 154. maddesinde sayılan zamanaşımını kesen nedenlerden birisi olmaması ve arabuluculuk başvurusunun da 23.05.2023 tarihinde yani zamanaşımından sonra yapılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleştiği açıktır.2-Kabule göre de 6100 sayılı HMK madde 109/3; “Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmının açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” hükmünü ihtiva etmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.02.2005 tarih ve 2004/7-754 E. ███████ K. sayılı kararında; “ Islah dilekçesi, her davada bir kez verilir, ikinci kez ıslah yoluna başvurulamaz. Kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra ayrı bir dava açılması usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir. Yine kısmi davadan sonra açılan ek davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı halinde, birden fazla ek dava açılması mümkündür. O halde, somut olayda, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutan davacının ıslah talebinden sonra, ek davalar yoluyla fark alacağını isteyebileceği sonucuna varılmaktadır.” Her dava, kural olarak iki kısımdan; tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması halinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır. Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı; kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı; kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir. Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkum edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması halinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki, bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur.(Bkz. HGK.███████-126 E, ████████ K. 18.04.2007 tarih) Kısacası; ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale gelmiştir. Zira, kesin hüküm bulunan bir konuda, mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup, mahkemelerce res'en göz önünde tutulmalıdır. Açıklanan hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.1980 tarihli ve 1980/9-73 Esas, ████████ Karar sayılı; 02.06.1982 tarihli ve ███████-1130 Esas, ████████Karar sayılı ve 09.11.1988 tarihli ve ███████-5/ Esas, ████████ sayılı kararlarında da açıkça vurgulanmıştır.Tamamlanan ve miktar yönünden kesin olmakla bir taraf yararına kesin hüküm etkisi ya da usuli kazanılmış hak yaratan bir hukuksal durumun değişmezlik ve dokunulmazlık niteliklerini zedeleyecek şekilde yeni düzenleme çerçevesinde tekrar değerlendirmeye tâbi tutulması kazanılmış haklara saygı, hukuki güvenlik, belirlilik ilkelerinin yanı sıra adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesine de aykırı olacaktır. Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin,13.03.2023 tarih, ████████ Esas ████████ Karar sayılı ( ████████ Esas) dosyasında verilen maddi tazminat hükmüne karşı sadece davalıların istinaf yasa yoluna başvurduğu, davacılar vekilinin bu karara karşı kanun yoluna başvurmadığı, bu nedenle davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, usuli kazanılmış hakkın varlığı halinde mahkemece usuli kazanılmış hakkı olan taraf aleyhine artık daha fazla miktarda tazminata karar verilemeyecek olmasına göre (Bknz. Yargıtay 4. H.D.'nin ██████████ Esas-██████████ Karar sayılı ilamı) açılan davanın, davalılardan ... yönünden bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Şu halde zamanaşımı her iki davalı yönünden ortak ret sebebi olmakla ve zamanaşımının usûli kazanılmış haktan önce davanın esasına girilmeksizin değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu anlaşılmakla mahkemesince açılan davanın her iki davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken; anılan hususlar gözden kaçırılarak kararda yazılı yanılgılı gerekçelerle işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden; davalılar vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuş ise de; bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.07.2025 tarih ve ████████ Esas, ████████ sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-HMK'nın353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiğinden,A)DAVANIN ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, B)Yürürlükte bulunan Yargı Harçları Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, C)Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,D)Davalılar kendini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 13/4 uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,E)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,F)Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 5-Davalı Sompo Sigorta A.Ş tarafından yapılan 430,00 TL istinaf giderinin davacıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı ... tarafından istinaf gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7- Tehiri icra talebi nedeniyle davalı Sompo Sigorta A.Ş tarafından Kocaeli İcra Dairesinin ██████████ sayılı dosyasına yatırılan T.Iş Bankası A.S. / İzmit şubesine ait 29.08.2025 tarih .... seri nolu 150.000,00 TL bedelli teminat mektubu ile davalı ... tarafından yatırılan Tc Zıraat Bankası / Taraklı- Sakarya şubesine ait 01.09.2025 tarih .... seri nolu 2.....000,00 TL bedelli teminat mektuplarının talep halinde İİK 36 md uyarınca yatıranlara iadesine,8-Kararın HMK'nun 359/4 maddesi uyarınca resen taraflara tebliğine,9- Harç takibi ve avans iade işlemlerinin karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12.06.2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*