İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari gayrimenkul ihalesinden kaynaklanan alacak davasında ödenen teminatın iadesi ile enflasyon kaynaklı zararların tazmini talepli ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacının, bankanın ihale yoluyla satışa sunduğu bir taşınmaz için ödediği 258.000 TL teminat bedelinin, bankanın taşınmazı üçüncü bir kişiye devretmesine rağmen iade edilmemesi üzerine ticari avans faiziyle birlikte tazminini talep ettiği davada; banka, davacının ihale şartnamesinde belirtilen bakiye ödeme yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediğini, bu nedenle teminatın şartname gereği irat kaydedildiğini ve kredi bildiriminin geç yapıldığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2023NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mah. ...Cad. No:... ... adresinde (... Pafta ... Ada ... Parsel) mukim ticari işyeri niteliğine haiz ... isimli taşınmazın ihale ile satılacağından haberdar olan müvekkilin, ilgili taşınmazın mülkiyetini ... A.Ş.'nden devralmak üzere başvuruda bulunduğunu, Gayrimenkul Satış Şartnamesi gereği 258.000,00 TL teminat bedelini 24.01.2017 tarihinde "... ... No.lu Gayrimenkul Teminat Bedeli" açıklaması ile müvekkilin yetkilisi olduğu, dava dışı .... Şti. tarafından müvekkil adına, davalı ...A.Ş. hesabına ödendiğini ve akabinde en yüksek teklif ile ihalenin müvekkil uhdesinde kaldığını, taşınmazın teminat dışında kalan bakiye bedelin ödenmesi için müvekkilin, ...ile kredi çalışmasına başladığını ve kredi tahsis işlemleri tamamlanarak, taşınmaz satış bedelinin ödenmeye hazır olduğuna ilişkin ...tarafından davalı bankaya yazı yazıldığını, ancak davalı yanın, müvekkilin haberi ve bilgisi olmadan bahsi geçen taşınmazı 3. kişiye sattığını/devrettiğini, fakat 258.000,00 TL'lık teminat bedelini müvekkile iade etmediğini, müvekkil tarafından .... Noterliği'nin 13.05.2022 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı yana ihtarname gönderildiğini ve arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak herhangi bir netice alınamadığını, 2017 yılından bu yana müvekkilin 258.000,00 TL'yi kullanamamasından kaynaklanan zararlarının söz konusu olduğunu, bu zarara yol açan sebeplerin en başında artan enflasyon, yükselen döviz kuru ve faiz oranlarının geldiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne, 258.000,00 TL'nin taşınmazın üçüncü kişiye devri tarihinden hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, belirsiz alacak olmak üzere şimdilik 100 TL üzerinden müvekkilin uğramış olduğu zararın dava tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; banka tarafından; ... Emlak Kodu ile... İli, Merkez İlçesi, ...Mahallesi, ... Pafta ... Ada,... Numaralı Parselde bulunan gayrimenkulün tamamı için https://.../ sitesi üzerinden ihale açıldığını, bahse konu açık artırmanın .....01.2017 günü ...... saatinde gerçekleştiğini, davacının da 8.610.000,00 TL teklif verdiğini, akabinde ise ihalenin tamamlanmasına müteakip Müvekkil Banka tarafından ....... Noterliği'nin 25.01.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ve işbu ihtarnamede 24.01.2017 tarihli ...Gayrimenkul Satış Şartnamesinin 21. maddesi uyarınca 8.352.000,00 TL'nin yatırılmasını, aksi halde yatırılan teminat bedelinin irat kaydedileceğinin ihtar edildiğini, söz konusu ihtarname usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesine rağmen, davacı tarafın şartnamede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde her ne kadar bakiye bedelin ödenmeye hazır olduğuna ilişkin ... tarafından bildirimde bulunulduğunu belirtmiş ise de anılan bildirimin, ihale tarihinden yaklaşık 2 ay kadar sonra 08.03.2017 tarihinde yapıldığını, davacı tarafın, anılan şartnameyi özgür iradesi ile imzaladığını, anılan şartnamenin 21. maddesi uyarınca davacı tarafın 8.352.000,00 TL ödeme yapması gerekirken, davacı tarafın yükümlülüğünü yerine getirmeyerek herhangi bir ödeme yapmadığını, bu sebeple şartnamenin 16. maddesi uyarınca, müvekkil bankanın teminat bedelini davacı tarafa iade etmediğini, davacı tarafın, uğradığını iddia ettiği zarara ilişkin herhangi bir delil sunmadığını belirterek sonuç olarak; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Davacı ve davalı banka arasında akdedilen Gayrimenkul Satış Şartnamesi incelendiğinde, 21.maddesinde müşterilerce verilen tekliflerin kabulünün değerlendirileceğinin ve satışın bankanın onayına bağlı olduğunun, teklifi kabul edilen müşterinin onay bildiriminden itibaren belirli süre içinde taşınmazın kalan bedelini banka hesabına ödeyeceğinin, 22.maddesinde müşterilerin tekliflerinden vazgeçmeleri halinde müşteri tarafından yatırılan teminatın banka tarafından irad kaydedileceğinin hüküm altına alındığı görülmüştür. Bilindiği üzere 6098 sayılı TBK’nin 237.(818 sayılı mülga BK'nin 213.) madde hükmü uyarınca ''Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi şarttır.'' hükmünü içermektedir. Anılan hüküm bir geçerlilik şartı olup, düzenlenme anında resmi şekilde yapılmamış olan bir sözleşme geçerli kabul edilemez. Dava konusu Gayrimenkul Satış Şartnamesinin de Satış Sözleşmesinin kurulmasına yönelik bir icaba davet niteliğinde olması ve yatırılan teminatın taşınmaz bedelinin bir kısmını teşkil etmesi nedeniyle, şartnamenin ve teminatın irad kaydedileceği yönündeki hükümlerinin de geçersiz olduğunun, davacının sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda teminatın iadesi talebinde haklı olduğunun kabulü gerekir. (İstanbul BAM 12. HD,█████████E, █████████K, Antalya BAM 3.HD ████████ E, ████████ K) Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğu ve verilen paranın cayma parası olarak da kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, teminatın iadesi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı ayrıca 258.000,00 TL'yi kullanamamasından kaynaklanan zararlarının söz konusu olduğunu, bu zarara yol açan sebeplerin en başında artan enflasyon, yükselen döviz kuru ve faiz oranlarının geldiğini belirterek munzam zarar talep etmiş olup; TBK'nın 122.maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, burada kanıtlanacak olguların; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olduğu (Yargıtay HGK'nun █████/2022 Tarih ███████-938 Esas ████████ Karar sayılı ilamı) somut uyuşmazlıkta, davacının delil olarak ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmaya dayandığı, davacının kendi durumuna özgü şekilde zararını somut olarak ispat edemediği anlaşıldığından, munzam zarar isteminin reddine, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen faiz başlangıç tarihinin hukuka aykırı olduğunu, sebepsiz zenginleşmenin taşınmaz satışının üçüncü kişiye devri tarihinde gerçekleştiği kabul edilmesi gerektiğini, bu sebeple teminat bedeli olan 258.000 TL'ye işletilecek temerrüt faizinin, dava konusu taşınmazın dava dışı ....... A.ş.'ye devir tarihinden (30.03.2017) itibaren işletilmesi gerektiğinden hükmün buna göre düzeltilmesi gerektiğini, aiz başlangıç tarihine ilişkin bir gerekçe belirtilmeden temerrüt faizi başlangıcının ihtarname tarihi esas alınarak hüküm tesis edilmesi isabetsiz olduğunu, TBK 117 hükmüne göre sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrrüde düşmüş olacağını, somut olayda ise tacir ve banka olan davalının, teminat tutarını iade etmesi gerektiğini basiretli tacir sıfatıyla bilmesi gerektiğini, ayrıca davalının iyiniyetli olduğunun kabulü mümkün olmayıp iyiniyetli olduğuna yönelik bir itiraz ve savunmada da bulunulmadığını, TMK Madde 6 "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükmüne göre öne sürmekle lehine sonuç doğuracak olan taraf öne sürdüğü hususu ispatla yükümlü olduğunu, somut olayda davalının hem iyiniyetli olduğunu öne sürmemiş hem de iyiniyetli olduğunu ispat etmediğini, taşınmazın satışına ilişkin ödenen teminat bedelinin satış için bağlanma parası niteliğinde olduğu açık olup, davalı bankanın davacı dışında üçüncü kişilere taşınmazı devretmesinin akabinde basiretli bir tacir olarak teminat bedelini iade etmesi gerektiğini bilmesi gerektiğini, bu sebeple avans faizi başlangıç tarihi taşınmazın devir tarihi olan 30.03.2017 olarak kabul edilmesi gerektiğini, denkleştirici adalet ilkesine aykırı hüküm tesis edildiğini, zararın bilirkişi marifetiyle ispatlandığını, faiz başlangıç tarihinin sebepsiz zenginleşme tarihinden işletilmediğini, denkleştirici adalet ilkesinin dikkate alınmadığını, davacının uğramış olduğu zararın giderilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından yatırılan teminat bedelinin iadesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının, açık iradesi doğrultusunda ihale şartnamesini imzaladığını, bu hususun göz ardı edilerek karar tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ihalenin tamamlanmasına müteakip davacı tarafa ihtarname keşide edildiğini, davalı Banka, işbu ihtarnamede 24.01.2017 tarihli ... Gayrimenkul Satış Şartnamesinin 21. maddesi uyarınca 8.352.000,00 TL'nin yatırılmasını aksi halde yatırılan teminat bedelinin irat kaydedileceğini ihtar ettiğini, anılan ihtarname usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesine rağmen Davacı taraf şartnamede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmediğini, davacının, dava dilekçesinde her ne kadar bakiye bedelin ödenmeye hazır olduğuna ilişkin ... tarafından bildirimde bulunulduğunu belirtmiş ise de anılan bildirim, ihale tarihinden yaklaşık 2 ay kadar sonra 08.03.2017 tarihinde yapıldığını, davacının, anılan şartnameyi özgür iradesi ile imzaladığını, şartnamenin 21. maddesi uyarınca Davacının 8.352.000,00 TL ödeme yapması gerekirken, Davacının yükümlülüğünü yerine getirmeyerek herhangi bir ödeme yapmadığını, işbu sebeple şartnamenin 16. Maddesi uyarınca davalı Banka teminat bedelini Davacıya iade etmediğini, dosyada mübrez şartname hükümleri ve dosyadaki diğer belgeler bir bütün olarak incelendiği zaman davalı Banka'nın teminat bedelini iade yükümlülüğünün olmadığı, teminat bedelini irat olarak kaydedebileceğinin açığa çıkacağını, ancak Yerel Mahkemenin ihale şartnamesinde belirtilen hükümlerin geçersiz olduğuna ilişkin tespiti hukuka aykırı olup, kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının munzam zarar iddiasına yönelik mahkemece tesis edilen karar hukuka uygun olduğunu, hukuk düzeninin esaslı kurallarından olan iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir kuralı gereği; Davacı tarafından soyut ifadeler ile hak iddiasında bulunulması imkan dahilinde olmadığını, Davacının iddia etmiş olduğu zararı ispatlayamadığını, davacının, uğradığını iddia ettiği zarara ilişkin herhangi bir delil sunmadığını, gerçekleşmemiş olgular çerçevesinde zarar iddiasında bulunulması imkan dahilinde olmayıp nitekim Yerel Mahkeme de aynı gerekçe ile işbu istemin reddine karar vermiş bu yönüyle anılan kararın hukuka uygun olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE :Dava, harici satış vaadi sözleşmesi gereğince satışı vadedilen tapulu taşınmazın ferağının verilmemesi nedeni ile verilen teminatın iadesi ve uğranılan munzam zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının bankanın yayımladığı taşınmaz şatış şartnamesi gereği yatırdığı teminatın iadesinin gerekip gerekmediği, munzam zarar bulunup bulunmadığı ve denkleştirici adalet ilkesinin uygulanmasının şartlarının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Taraflar arasında █████/2017 tarihinde ... Gayrimenkul Satış Şartnamesi imzalanmıştır.Davacı tarafça, en yüksek teklifi verdiği taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesi üzerine yatırdığı teminatın iade edilmediği iddiasıyla söz konusu teminatın iadesine ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında imzalanan █████/2017 tarihli gayrimenkul satış şartnamesi şeklindeki sözleşme taşınmaz devrini ön gördüğünden taşınmazlara ilişkin şartların sağlanması gerekir. Türk Medeni Kanunu'nun 706., 6098 sayılı TBK'nın 237/2., Noterlik Kanunu 89. ve Tapu Kanunu'nun 26. Maddesi hükümlerine göre, taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin noter huzurunda düzenleme şeklinde yani resmi şekilde yapılması geçerlilik şartıdır. Anılan Kanuni düzenlemeler karşısında taraflar arasında akdedilen adi yazılı satış vaadi sözleşmesi kanununun aradığı resmi şekilde yapılmadığı için geçerli değildir. Sözleşme hukuken geçersiz olduğu için sözleşme hükmü olarak kararlaştırılan teminatın irat kaydedileceği ile ilgili hükümler de geçersizdir. Dolayısıyla tarafların birbirlerinden bu sözleşme uyarınca sözleşme hükümlerinin ifası anlamına gelecek taleplerde bulunmaları mümkün değildir. Bu nedenle geçersiz sözleşmedeki, alıcının ödediği teminatın irat kaydedilerek satıcıda kalacağına ilişkin düzenlemenin de uygulanma olanağı yoktur. Bu durumda, taraflar geçersiz sözleşmeye dayanarak verdiklerini 6098 sayılı TBK 77 vd. maddelerinde düzenlenen hükümlere göre iadesini isteyebilirler. Davacı tarafından, geçersiz sözleşmeye istinaden davalı bankaya 258.000,00 TL ödendiği sabit olup, bu paranın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacıya iadesi gerekir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince, geçersiz sözleşmeye istinaden yatırılan teminatın iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı ayrıca munzam zarar da talep etmektedir. Munzam(aşkın) zarar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122/1. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.Munzam zararın tazmini için alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde kanıtlamak zorundadır. Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez.Bunun gibi, borçlunun borcunu ödemede temerrüde düşmesi durumunda, alacaklının başkaca bir hususu kanıtlamadan sadece ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu TBK' nin 122. maddesindeki munzam zararın kanıtı olarak göstermesi ve ekonomik gelişmelerin getirdiği olumsuzluğun gerçek zarar olarak kabulü mümkün değildir. Zira, alacaklının somut olarak herhangi bir zarara uğradığını kanıtlamaksızın salt enflasyon (ya da onun yarattığı diğer olumsuzluklar) oranında bir zarara uğradığının varsayılması, 3095 sayılı Kanunla belirlenen faiz oranlarını mahkeme kararıyla enflasyon oranına çıkaracak niteliktedir. Bu ise mümkün değildir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-418 Esas █████████ Karar sayılı ilamı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-668 Esas ████████ Karar sayılı ilamı). Bu halde TBK'nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan-munzam zararın, Ülkede varlığı kabul edilen genel ekonomik olumsuzlukların (enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri vb. gibi) “malum ve meşhur” olgular olarak kabulü ile değil, bunlar dışında davacının durumuna özgü somut olaylarla kanıtlanması gerekir. Davacı ileri sürdüğü munzam zararını somut olgularla kanıtlamadıkça zarar miktarının saptanması gerçekçi olmayıp varsayımsal kalacaktır.Somut olayda davacı taraf, munzam zararın gerekçesi olarak artan enflasyon, yükselen döviz kuru ve faiz oranlarını göstermiştir. Bu sebepler ise yukarıda açıklandığı üzere munzam zararın kabulü için yeterli değildir. Davacı tarafça munzam zarar iddiası somut sebeplere dayılı olarak ispatlanamamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince munzam zarar talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı istinaf dilekçesinde, ilk derece mahkemesince denkleştirici adalet ilkesine aykırı hüküm tesis edildiğini ileri sürmüş ise de, dava dilekçesinde denkleştirici adalet ilkesine göre bir talepte bulunulmadığı gibi, teminatın iadesine ilişkin olarak davacının talebinin tamıyla kabulüne karar verildiği ve munzam zarar iddiasının denkleştirici adalet kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması karşısında davacının söz konusu iddiası yerinde görülmemiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. Davalı banka geçersiz sözleşmeye istinaden davacıdan teminat aldığından, temerrüt bakımından davalının iyi niyetli olarak kabulü mümkün değildir. Davacı dava dilekçesinde ve talep artırım dilekçesinde taşınmazın üçüncü kişiye devri tarihinden itibaren faiz talep etmiştir. Taşınmaz ise, davalının sebepsiz zenginleştiği tarihten daha sonra █████/2017 tarihinde üçüncü kişiye devredilmiştir. Bu halde, ilk derece mahkemesince, davacıya iadesi gereken tutara █████/2017 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken ihtarname tarihi esas alınarak faize karar verilmesi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; ilk derece mahkemesince ihtarname tarihi esas alınarak faize karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın kısmen kabulü ile; 258.000-TL'nin █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu Genel Tebliği gereğince hesap olunan 17.623,98-TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 16.844,71-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 799,27-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 1.560,00-TL'sı arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 39.120,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Red edilen kısım yönünden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 98.116,19-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,6-Davacı tarafından yapılan 16.925,41-TL ilk gider, 126,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.200-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 18.251,41-TL. yargılama giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak takdiren 17.272,26-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,7-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine,8-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.406,00 TL harcın, alınması gerekli olan 17.623,98 TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.217,98 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,c-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 738,00 TL, posta ve tebligat gideri 151,25 TL olmak üzere toplam 889,25 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,9-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026