Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde, kentsel dönüşüm projesi kapsamındaki hizmet ve eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında davacının tacir olmadığı tespiti.
Özet: Bu dava, kentsel dönüşüm projesinde malzeme dahil taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan sıva, boya ve cephe imalatı alacakları ile bir borç paranın tahsili talebiyle açılmış olup; davacı, işleri önemli ölçüde tamamlayıp teslim etmesine ve bir şirkete kredi vermesine rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerken, davalı şirket sözleşmenin geçerliliğini ve davacının ticari vasfını reddetmiş; mahkeme ise yaptığı araştırma sonucunda davacının tacir olmadığına ve uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu anlamında mutlak ticari dava vasfını taşımadığına karar vermiştir.

T.C.
ANTALYA2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı şirket arasında ... ili ... ilçesi ... Sitesi (... Ada ... Parsel) adresinde yürütülen kentsel dönüşüm projesindeki sıva, boya ve cephe imalatlarının yapılmasına ilişkin malzemeli taşeron sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre müvekkilinin kaba sıva, saten alçı ,iç cephe boya, dış cephe kaba ve ince sıva, ... sıva, dış cephe boya gibi imalatları malzemesi ve işçiliği kendisine ait olmak üzere yapmayı üstlendiğini, müvekkilinin sözleşme gereğince işe başlamış, imalatları önemli ölçüde tamamlamış ve yapılan işler davalı şirket yetkilileri huzurunda ölçülerek teslim edilmiş olduğunu, yapılan imalatlar ... tarihli ölçüm ve teslim tutanağı ile teslim edildiğini, davacının birçok inşaat girdisini kendi bütçesinden temin ettiğini, davacı ... ve babası ... ... tarafından işçilere defalarca muhatap bulmaya çalışıldığını, ancak şirketin devir yapması neticesinde yetkililere ulaşılamadığını, ödeme taahhütleri hiçbir şekilde yerine getirilmediğini, davacının babası ... ... tarafından şirket yetkilisi olan ... ...'a ... tarihinde ... TL havale yapılarak iş başlangıcı sürecinde borç para verildiğini, şirket yetkililerinin verilen bu borç parayı hiçbir şekilde ödemeye yanaşmadığını, çağrılara cevap vermediğini, asıl olan alacak kalemleri de karşılanmadığını, dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak davalı şirket açıkça ödeme yapmayacağını beyan ettiğini, anlaşma sağlanamamış ve süreç anlaşmazlıkla sonuçlanmış olduğunu belirterek fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... TL üzerinden açılan davanın kabulüne, İhtiyat-ı Tedbir taleplerinin kabulüne, mahkemece ihtiyati tedbirin uygun görülmemesi halinde ihtiyat-ı haciz taleplerinin kabulüne, alacaklarının ... tarihli iş teslim tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup, davalı vekili ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava konusu taşınmazların yapım sürecine ... yılında başladığını, yapım sürecinin devamında 2023 yılında ortaya çıkan ekonomik koşullar nedeniyle imalata ara verilmek zorunda kalındığını, imalat sürecinin yavaşlayıp durması sonrasında, şirketin yapımın devam etmesi açısından finansman arayışına girdiğini, yapılan araştırma ve çalışmalar sonucunda ... ... isimli finansör ile anlaşma sağlandığını, ... ... isimli kişinin ileri yaşta olması nedeniyle, esasında oğlu ... ... adına bu projeye dahil olduğunu, taraflar arasında yapılan İş Birliği Sözleşmesi tarihlerinde, ... ...'ın ...'da cezaevinde olması nedeniyle ve ...'ın ilerlemiş yaşı nedeniyle işleri takibi zor olduğundan, ... ..., İş Birliği Sözleşmesi'nden kaynaklanan yetkilerini kullanmak üzere işaret edeceği bir kişiye kendi yetkilerini devredeceği kararlaştırıldığını, bu karar doğrultusunda ... ..., yetkilerini kullanmak adına ... ...'u yetkilendirdiğini, her ne kadar ... ... şirketin %95 hisse oranı ile şirket müdürü olarak atanmışsa da, ilgili müdüre, şirket adına iş ve işlemlere yönelik evrakları imzalama yetkisi tek başına verilmediğini, davacı müdürün imza yetkisini diğer şirket ortağı ... ... ile birlikte kullanması yönünde durum tespit edildiğini, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu sözleşmeden asıl şirket sahibi olarak hareket eden ... ... ve yine şirketin %5 hissesine sahip ... ...'in haberi ve onayı bulunmadığını, davacı tarafın aktif ticari mükellef kaydının bulunmadığını belirterek mahkemenin görevsizliğine, yürütülecek yargılama neticesinde reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır.Mahkememizce davacının tacir olup olmadığının tespiti için araştırma yapılmış gelen müzekkere cevaplarında; davacının ticaret sicilinde kaydının olmadığı, davacının vergi dairesi kayıtlarına göre potansiyel mükellef kaydının olduğu, herhangi bir ticari kaydının olmadığı anlaşıldığından davacının tacir olmadığının kabulü gerekmiştir.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde ticari davalar belirlenmiş olup, 5. Maddede ticari davalara Ticaret Mahkemelerince bakılacağı düzenlenmiştir. Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkin olup davaya bakan mahkeme görevli olup olmadığı hususunu kendiliğinden değerlendirmelidir.Somut olayda davacının tacir olmadığı, dava konusu ihtilafın TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan olmadığı, davanın ticari olarak nitelendirilebilmesi için her iki tarafın da tacir olması gerektiği anlaşılmıştır. Bu itibarla Mahkememiz görevsiz olup, davanın görülmesi gereken mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Göreve ilişkin dava şartının olayda bulunmaması sebebiyle görevsizlik kararı vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Neden ve kanıtları yukarıda açıklandığı üzere,1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra:a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi'nde ilgili Hukuk Dairesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...¸e-imzalıdır Hakim ...¸e-imzalıdır