İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin ticari satış kaynaklı alacaklara itirazın iptali davasında istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, endüstriyel soğutma dolapları satışı yapan davacı şirketin, davalı aleyhine kesilen faturalar karşılığı ödenmeyen alacakları (birleşen dosyalarda 1.8 milyon TLnin üzerinde) nedeniyle başlattığı icra takiplerine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davalarını kapsamaktadır; davacı malların teslim edildiğini ve borcun ödenmediğini iddia ederken, davalı ise borcun olmadığını, malların teslim edilmediğini ve mükerrer icra takipleri yapıldığını savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2023NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl ve birleşen dosyalarda davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİASIL DAVADA DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, endüstriye soğutma dolapları alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davalı şirket ile aralarında dava konusu ürünlere ilişkin alım satım akdi kurulduğunu, tarafların anlaşmasına istinaden müvekkili şirketin anlaşma gereği üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin ödemeleri gerçekleştirmediğini, işbu anlaşmaya istinaden müvekkili tarafından davalı firmaya 13 adet fatura kesildiğini, faturalarda belirtilen ürünlerin tamamının davalıya teslim edildiğini, e-irsaliye faturalarının da davalı şirkete ödememesi üzerine, davalı şirket aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından icra dosyasına haksız olarak itiraz edildiğini ve takibin durduğunu belirtmiş olup, davanıt! kabulüne, davalının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamına, likit olan alacağa karşı yapılan itiraz nedeniyle davalı aleyhine takibe konu alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin, davacı şirkete borcunun bulunmadığını, davacı şirketin aradaki tüm anlaşmayı hiçe sayarak müvekkili hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E, ... E. Ve ... e sayılı dosyaları ile 3 adet icra takibi yaptığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının dava dilekçesinde, “işbu anlaşmaya istinaden müvekkil tarafından davalı firmaya 13 adet Jatura kesilmiştir” denildiğini, huzurdaki davaya ilişkin icra takibinin, anlaşma gereği kesilen 13 adet faturaya ait ise mükerrerlik ve derdestlik açısından araştırılması gerektiğini, faturalara konu malların da müvekkiline teslim edilmediğini belirtmiş olup, haksız davanın reddine, dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini beyan edilmiştir. BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████ ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDADAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket, endüstriyel soğutma dolapları alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğu, davalı şirket ile aralarında dava konusu ürünlere ilişkin alım satım akdi kurulduğunu, tarafların anlaşmasına istinaden müvekkil şirket anlaşma gereği üzerine düşen edimi yerine getirdiğini, davalı şirket ödemeleri gerçekleştirmediğini, müvekkili tarafından davalı firmaya 14 adet fatura kesildiğini, faturalarda belirtilen ürünlerin tamamı teslim edildiği, E-İrsaliye faturaları da davalı şirkete gönderildiği, olup yasal süresi içinde borçlu davalı şirket tarafından itirazda bulunulmadığını, 14 adet faturaya istinaden toplamda 1.818.106,35 TL, davalı şirket tarafından aradan geçen zamana rağmen müvekkil şirkete ödenmediği, ödemenin zamanında yapılmaması ve aradan geçen süreye rağmen yapılmaması sebebiyle İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibine başlanıldığından bahisle davalı/borçlunun itirazın iptali ile takibin devamına ve borçlu aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı şirkete borcu bulunmadığını, davacı şirket aradaki tüm anlaşmayı hiçe sayarak müvekkili hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile 3 adet icra takibi başlattığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile ; davacı tarafın dava dilekçesinde; "İşbu anlaşmaya istinaden müvekkil tarafından davalı firmaya 14 adet fatura kesilmiştir." denilmekte olduğu davaya ilişkin icra takibi anlaşma gereği kesilen 14 adet faturaya ait ise mükerrerlik ve derdestlik açısından araştırılması gerektiğini, ayrıca faturalara konu malların da müvekkiline teslim edilmediğinden bahisle davanın reddini talep edilmiştir.BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████ ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDADAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, endüstriyel soğutma dolapları alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davalı şirket ile aralarında dava konusu ürünlere ilişkin alım satım akdi kurulduğunu, tarafların anlaşmasına istinaden müvekkil şirket anlaşma gereği üzerine düşen edimi yerine getirdğini, ancak davalı şirketin ödemeleri gerçekleştirmediğini, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan asıl alacak ile tüm ferilere ilişkin itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesini ve likit alacağa yönelik yapılan itiraz nedeniyle davalı borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava edilmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete borcu bulunmadığını, davacı şirket aradaki tüm anlaşmayı hiçe sayarak müvekkili hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile 3 adet icra takibi yapıldığını, davayı kabul anlamına gelmediğini, huzurdaki davaya ilişkin icra takibi anlaşma gereği kesilen 1 adet faturaya ait ise mükerrerlik ve derdestlik açısından araştırılması gerekiğini, bu durumun muğlak olduğunu, açıklığa kavuşması gerektiğini, ayrıca faturalara konu mallar da müvekkile teslim edilmediğini, davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davacı tarafça, taraflar arasında alım satım akdi olduğu, buna göre faturalara konu edilen ürünlerin davalı tarafa teslim edildiği, davalı tarafça ise ödemelerinin gerçekleştirilmediğinden bahisle, davaya konu 3 takipte toplamda 28 adet fatura tutarının ve her bir fatura yönünden işlemiş faiz tutarının tahsili için takip başlatıldığı, itirazen işbu davanın açıldığı, davalı tarafça cevap dilekçelerinde mükerrerlik ve derdestlik yönünden araştırma gerektiği ayrıca faturaya konu malların da davalıya teslim edilmediği savunulmuştur. Anılan iddia ve savunmalar çerçevesinde taraf ticari defterlerinin incelenmesine dair karar verilmiş, bu kapsamda alınan rapor dosya kapsamına delil durumuna uygun, denetime elverişli bulunmakla varılan kanaate Mahkememizce iştirak olunmuştur. Yapılan incelemede davaya konu 22.03.2022, 06.04.2022 ve 13.04.2022 icra takip tarihleri itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 3.066.878,14 TL alacaklı göründüğü, aynı tarihler yönünden davalı şirketin incelenen defterlerinde ise, davalı şirketin kendi defterlerinde 3.066.878,31 TL borçlu göründüğü, takip konusu faturaların tamamının davalı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, vergi dairesi yazısı ve ekleri incelendiğinde davacı şirketin 2021 ve 2022 yıllarında davalı şirkete satılan mal ve hizmete ilişkin... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne 339 adet fatura karşılığı toplamda 15.479.210,23 TL (KDV hariç) satış bildirimi yaptığı, bu tutarın içerisinde 3 adet takip konusu alacağı oluşturan 28 adet faturanın da bulunduğu, yine vergi dairesinin ilgili yazısı ve eklerinde davalı şirketin 2021 ve 2022 yıllarında davacı şirketten alınan mal ve hizmete ilişkin ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne 339 adet fatura karşılığı toplamda 15.479.210,23 TL (KDV hariç) alım bildirimi yaptığı, bu tutarın içerisinde 3 adet takip konusu alacağı oluşturan 28 adet faturanın da bulunduğu, buna karşın davacı şirketin asıl ve iki farklı birleşen davalarına konu edilen 28 adet fatura yönünden defterlerinde toplam 3.066.878,14 TL alacaklı görünmekle birlikte, davaya konu takiplerde tüm faturalar asıl alacak tutarları için toplamda 3.070.417,30 TL talep olunduğu, fark tutar olan 3.539,16 TL yönünden davacı şirketin talebinin yerinde olmadığı, birleşen ████████ esas sayılı davaya konu 2.980,92 TL tutarlı faturanın tamamının ve 2.328,84 TL tutarlı faturanın ise 558,24 TL'lik kısmının ödemesinin yapılmış olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Yapılan bu tespitler kapsamında ana davaya konu asıl alacak tutarı yönünden1.088.694,12 TL istem kadar, birleşen ████████ esas sayılı dosyada asıl alacak tutarı yönünden 1.814.567,19 TL istem kadar, birleşen ████████ esas sayılı dosyada ise 163.616,83 TL asıl alacak tutarı kadar alacağın dayanağı faturaların her iki taraf ticari defterinde kayıtlı bulunduğu, her iki tarafça bunlara ilişkin vergi beyannamelerinin verilmiş olduğu ve bu fatura tutarların davalı tarafça ödenmemiş olduğu belirlenmekle istemin bu tutarlar kadar kabulüne dair karar verilmiştir.Takiplere konu işlemiş faiz istemi yönünden ise belirlenmiş bir vade bulunmadığı gibi davalının takipler öncesi temerrüde düşürüldüğüne ilişkin bir ispat vasıtası da sunulmamış olmakla takiplere konu işlemiş faiz alacağı istemlerinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. Bundan başka takiplere konu asıl alacak kalemleri yönünden takiplerde, asıl alacağın tahsiline kadar yasal faiz işletilmesi talep edilmekle bu yönde karar verilmiştir. Davalı tarafça her ne kadar cevap dilekçesinde ve aşamalarda faturaya konu malların davalıya teslim edilmediği ileri sürülmüş ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ███████-823 esas ve ████████ karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; faturaların davalı defterinde kayıtlı olması faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır. Davalı tarafça anılan karinenin aksi ispatlanamamış, daha doğrusu keyfiyetin ispatına dair herhangi bir ispat vasıtası sunulmamış olmakla, her iki taraf ticari defterinde kayıtlı bulunan, her iki tarafça da vergi beyannameleri verilmiş olan takibe konu faturalar içeriği malların davalı tarafa teslim edilmiş olduğu değerlendirilmiş, aksi yöndeki davalı savunmalarına aynı nedenle itibar edilmemiştir. Davalı tarafça █████/2023 tarihli rapora itiraz dilekçesi ile birlikte 5 adet çeke dayalı olarak ödeme savunmasında bulunmuş, talebe çeklerin ön yüzünün görüntüsü eklenmiştir. Mahkememizce bu çeklere ilişkin muhatap bankadan ibraza ilişkin kayıtlar sorulmuş, keşide tarihleri Mart -Nisan -Mayıs 2022 olan bu çeklerin ibrazının tespit edilmediği █████/2023 tarihli yazı cevabı ile bildirilmiştir. Aynı çeklerle ilgili olarak davacı vekilince çeklerin davacıya teslim edilmemiş olduğu bildirilmiş, keyfiyete ilişkin olarak davalı vekilinden, davacı vekilince sunulan █████/2023 tarihli beyana karşı beyanlarının ve suretini sundukları 5 adet çek aslının davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin kayıt sunulması ayrıca bilirkişi raporunda davalı defterine göre ödendiği belirtilen 18.083.810,32 TL içinde suretleri sunulan 5 adet çek tutarının da olup olmadığının dayanakları ile birlikte açıklanması istenmiş, aksi halde anılan çeklerin davacı tarafa teslim edilmemiş olduğunun değerlendirileceği ihtar edilmiş, davalı vekilince ara karar gereği beyan sunulmamış olmakla, yukarıda yapılan tespit doğrultusunda davacının ana davaya konu asıl alacak tutarı yönünden 1.088.694,12 TL istem kadar, birleşen ████████ esas sayılı dosyada asıl alacak tutarı yönünden 1.814.567,19 TL istem kadar, birleşen ████████ esas sayılı dosyada ise 163.616,83 TL asıl alacak tutarı kadar davasının kabulüne , ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından ana dava ve birleşen davalara konu faturaların tamamında vade tarihi belirtilmiş ve fatura üzerine bu husus eklenmiş, faturaların da vade tarihi belirtilmiş şekilde tebliğ edildiğini, mahkemece istenen bilirkişi raporunda da davaya konu tüm faturaların tarafların ticari defterlerine kayıtlı olduğunun tespit edildiğini, faturalarda vade tarihlerinin belirtilmiş ve temerrüt şartının sağlanmış olmasına rağmen icra takibi öncesi işlemiş faiz talebinin haksız olarak reddedildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın bu yönü ile kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Asıl ve birleşen dosyalarda davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda tahminler değil belge ve delillerin yer alması gerektiğini, davacının malları teslim etmediği halde bilirkişinin bu yorumu ile davacının malları teslim ettiği kabul edilerek verilen kararın haksız ve mesnetsiz olduğunu, bilirkişi incelemesi tanıklarının dinlenilmeden yapıldığını, bu hali ile hazırlanan raporun eksik inceleme neticesi oluşturulduğunu, buna ilişkin itirazlarınını Mahkemece gözönüne alınmadan karar verildiğini, fatura konusu malların doğrudan davalıya değilde aracı kuruma teslim ediliyor olması sebebi ile davalının sekiz günlük süreyi kaçırmış olması malların teslim edildiği manasına gelmediğini, davacının malların teslimine ilişkin dosyaya ibraz ettiği veya bilirkişi incelemesinde sunduğu herhangi bir evrak yokken malların teslim edildiği yönünde düzenlenen rapora dayanarak verilen kararın haksız ve mesnetsiz olduğunu, yasa gereği iddiasını ispat külfeti davacıda olup fatura konusu malların teslim edilmediğinin yani aksinin ispatlamanın davalıdan beklenilmesinin mümkün olmadığını, karara mesnet bilirkişi raporunda teslim ve tesellüme ilişkin hiçbir belgeye yer verilmeyip, hiçbir belge görülmeyip tahmini bir beyanda bulunmak sureti ile "teslim edilmiştir" kanaatine ulaşmak ticaret hukukunun da ruhuna aykırı olduğunu, raporun bu yönü ile öylesine eksik ve öylesine hukuka aykırı hazırlandığını, faturalar doğrudan davalıya değil aracı kuruma teslim edildiğinden davalının 8 günlük itiraz süresini kullanması da sözkonusu olmamış takibe konu faturaların aynı fatura olup olmadıklarının araştırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, alacağın likit olmadığı için yargılamaya muhtaç olduğu için icra inkar tazminatına hükmedilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE :Asıl ve birleşen davalar, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faturalara konu malların teslim edilip edilmediği, davacı alacağı bulunup bulunmadığı ve icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının takipten önce temerrüte düşüp düşmediği noktasındadır.Asıl davaya konu olan ve davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "faturadan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 1.088.694,12 TL asıl alacağın, 3.234,85 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle █████/2022 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Birleşen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında görülen davaya konu olan ve davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "faturadan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 1.818.106,35 TL asıl alacağın, 1.580,46 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle █████/2022 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Birleşen İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında görülen davaya konu olan ve davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "faturadan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 163.616,83 TL asıl alacağın, 40,34 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle █████/2022 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Asıl ve birleşen davalar bakımından davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazların iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki davalar açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 3.066.878,14 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu faturalar dahil tüm faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 3.066.878,31 TL borçlu görünmektedir. Asıl ve birleşen davalara konu takiplerin dayanağı olan 28 adet faturaların toplamı 3.070.417,30 TL'dir. Bilirkişi tarafından cari hesap bakiyesi ile takibe konu fatura alacağı arasındaki 3.539,16 TL fark nedeniyle birleşen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası yönünden talep edilebilecek alacak tutarının 1.814.567,19 TL olduğu tespit edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Yani TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur(Yargıtay 23. HD'nin 09.07.2015 Tarih ve █████████ E. - █████████ K sayılı kararı). Buna göre borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Davalı taraf, kendi ticari defterlerindeki kayıtların aksini yazılı delille ispatlayamamış olup, takibe konu faturalar nedeniyle davacıya karşı sorumludur. Davalı, tanıklarının dinlenmediğini ileri sürmüş ise de, gerek taraflar arasındaki ticari ilişkinin miktarı HMK'nın 200. maddesindeki sınırdan yüksek olması, gerekse kendi ticari defterlerindeki kayıtlarının aksinin yazılı delille ispatlanmasının gerekmesi nedeniyle davalının söz konusu itirazı yerinde değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davaların hükümde yazılı olduğu gibi kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki asıl ve birleşen davalarda, dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. Taraflar arasında vadeye ilişkin bir sözleşme bulunmadığı takdirde, TBK'nın 117. maddesi uyarınca borçlunun temerrüde düşürülmesi için usulüne uygun şekilde keşide edilen ihtarname bulunması gerekir. Fatura düzenlenmesi ve tebliği veya faturaya tek taraflı olarak vade konulması anılan maddedeki şartları sağlamadığı için borçluyu temerrüte düşürmek için yeterli değildir. Faturaya TTK'nın 21/2 maddesinde düzenlenen süre içerisinde itiraz edilmemiş olsa dahi faturaya konulan tek taraflı vade kaydı faturanın asgari/zorunlu unsurları arasında bulunmadığından davalıyı bağlayıcı nitelikte değildir.Somut olayda dava konusu, sözleşmenin ifasıyla ilgilidir. Taraflar arasında vadeye ilişkin bir sözleşme bulunduğu iddia ve ispat edilmediği gibi, borçluya gönderilen bir ihtarname bulunmamaktadır. Buna göre, asıl ve birleşen davalara konu icra takiplerinden önce davalı/takip borçlusu temerrüde düşürülmediğinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yerinde değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince takip öncesi işlemiş temerrüt faizi talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl ve birleşen dosyalarda davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Asıl ve birleşen dosyalarda davacı vekilinin ve asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Asıl ve birleşen davalar yönünden davacı tarafından yönünden başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın, asıl ve birleşen davalar yönünden alınması gerekli olan (732,00x3) 2.196,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.926,15 TL istinaf karar harcının asıl ve birleşen davalar davacısından alınarak hazineye irat kaydına,3-Asıl ve birleşen davalar yönünden davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 52.374,85 TL harcın, asıl ve birleşen davalar yönünden alınması gerekli olan 209.498,44 TL harçtan mahsubu ile bakiye 157.123,59 TL istinaf karar harcının asıl ve birleşen davalar davalısından alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026