Ticari distribütörlük sözleşmelerinin davalı tarafından haksız feshinden doğan kar kaybı, denkleştirme ve menfi zararların tazmini davası.
Özet: Davacı distribütör firma, davalı üretici/ticaret şirketi ile akdettiği gıda ve evcil hayvan maması dağıtım sözleşmelerinin, davalı tarafından haksız ve gerekçesiz bir şekilde feshedilmesi nedeniyle büyük zarara uğradığını belirtmektedir; bu zararlar arasında müvekkilinin oluşturduğu müşteri portföyüne rağmen gerçekleşen fesih sonucu oluşan kar kaybı, denkleştirme tazminatı, işten çıkarılan personele ödenen tazminatlar, taşıt kredileri, işyeri kira bedelleri ve diğer giderler bulunmakta olup, davanın sözleşmeden kaynaklanan tazminat talepleriyle kabulünü istemektedir.

T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... Ltd. Şti. (...), İstanbul Ticaret Odasına ... Sicil numarası ile kayıtlı olup, çeşitli marka ürünlerin müşteri firmalara dağıtım ticareti (distribütörlüğü) işi ile ilgili faaliyet yürüttüğünü, Müvekkil ile davalı arasında, en son ... Gıda ürünlerinin ("gıda") dağıtımı ile ilgili 20.12.2021 tarihinde ve Kedi köpek mama markası olan "..." ürünlerinin ("mama") dağıtımı ile ilgili 01.07.2022 tarihinde dağıtım sözleşmeleri imzalanmış ve müvekkili firma, davalı tarafından üretilen, ithal edilen veya ticari yapılan ürünleri perakende satış noktalarına (müşterilere) satılması ve/veya dağıtılması faaliyetini yürüttüğünü, davalı firma, ürünlerini müvekkili firma deposuna getirmekte, teslim ettiği ürünlere ilişkin fatura tanzim etmekte ve bu fatura alacağını, teminat mektubu ve Bankaların Doğrudan Borçlandırma Sistemi ("DBS") aracılığı ile müvekkilden temin/ tahsil ettiğini, müvekkili firma ise bu ürünleri, sözleşme güvencesiyle yapmış olduğu yoğun yatırımlar (istihdam, araç ve depo) ağıyla perakende satışı yapan müşteri firmalara, davalının belirlediği birim satış rakamlarını gözeterek teslim ve tedarik etmekte ve belli vade/iskonto koşullarıyla müşteri firmalara fatura tanzim ederek ürün bedellerini tahsil ettiğini, davalı ile ürün çeşitliliğinden kaynaklı 2 farklı sözleşme akdedilmiş ve bu sözleşmeler davalı firma tarafından haksız bir şekilde feshedildiğini, davanın, ticari sözleşmelerin haksız feshi sonucu oluşan kar kaybı, denkleştirme tazminatı ve menfi zararlarına ilişkin olduğunu, Müvekkil ile davalı arasında "gıda" ürünlerinin dağıtım işi ile ilgili sözleşmeler imzalandığını, müvekkil ile davalı firma arasında 15 yıl boyunca süreklilik arzeden bir iş ilişkisi bulunduğunu, İşbu sözleşmelerin; davalı firma tarafından üretilen, ithal edilen ve ticareti yapılan (kahvaltılık gevrekler, çikolata, çikolatalı ürünler ve şekerlemeler, sütlü içecekler vb.) gıda ürünlerinin dağıtım ticareti (distribütörlüğü) işini kapsadığını, En son yapılan 20.12.2021 tarihli sözleşme 3 (üç) yıl süreli olup, sözleşme bitiş tarihi ise 20.12.2024 olduğunu, dava konusunu oluşturan uyuşmazlık ise, bu sözleşmenin davalı tarafça 24.01.2023 tarihi itibariyle yani yaklaşık 1 yıl öncesinden haksız şekilde feshedilmesine dayandığını, Davalı ... firması, son dönemde kendi içinde yapılanma değişikliğine giderek müşteri portföyünü sınıflandırmış ve "on trade, off trade, benzin istasyonları, zincir marketler ve E- ticaret" olmak üzere 5 adet satış kanalı oluşturduğunu, bu satış kanallarına kendi bünyesinde çalışan sorumlular/yöneticiler atamış, aylık bazda satış hedefleri belirlemiş ve bu satış hedefleri doğrultusunda prim sistemi uygulaması getirdiğini, Davalı tarafın sözleşmeye aykırı bir şekilde, hiçbir haklı gerekçesi yok iken 24.01.2023 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini, sözleşme yeni (2023 yılı) sözleşme dönemi içerisinde feshedilmiş olup ayrıca sözleşme fesih tarihinden sonrada satışlar ve buna bağlı fatura tanzimleri, iade ürün işlemleri gerçekleştirildiğini, 01.07.2022 tarihli (mama) dağıtım sözleşmesi ile ürün tedariğinin sağlandığı tüm müşteri portföyü müvekkili firma tarafından oluşturulduğunu, gerek zincir marketler, gerek petshoplar, gerek küçük ve orta ölçekli tüm satış nokta müşterileri (bakkal, market vs.) sadece müvekkili firma tarafından oluşturulduğunu ve hepsiyle tedarik sözleşmeleri akdedildiğini, davalı tarafça yapılan bu haksız fesihler sonucunda 46 işçimiz işten çıkartılmak ve bütün işçilik alacakları dahil olmak üzere toplamda 2.474.209,89- TL tutarında tazminat ödenmek zorunda bırakıldığını, davalı firma ile yapılmış olan sözleşme güvencesi ile banka kredileri ile alınmış olan Müvekkili firmaya kayıtlı ticari araçların 4.405.306,36- TL tutarında araç banka kredileri ödenmek zorunda bırakıldığını, davalı ile yapılan sözleşme güvencesiyle akdedilen işyeri ve depo kira sözleşmeleri için dava tarihi itibariyle 453.850,00- TL kira ödemesi yapıldığını ve yapılmaya devam edildiğini, Araçların MTV (Motorlu Taşıtlar Vergisi) olarak toplamda 176.630,00- TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, Araç ZTM (Zorunlu Trafik Muayenesi) olarak toplamda 41.612,11- TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, bu nedenlerle davanın kabulüne, yargılama gideri ve Vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirket, bir tüzel kişilik olarak ...’nin Türkiye'deki şirketi olduğunu, Davacı tarafça sözleşmelerin feshedilmesinden neredeyse 2 yıl sonra hukuki dayanaktan yoksun taleplerde bulunulduğunu, davacı taraf 01.07.2022 tarihli sözleşmeden kaynaklı müşteri/portföy/denkleştirme tazminatının ödenmesini talep etmişse de TTK 122/4 m. uyarınca denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekmekte olup, taraflar arasındaki ilişkinin sona erdiği tarih dikkate alındığında, davacının denkleştirme isteminin reddi gerektiğini, Davacı ile Davalı Müvekkil arasında sadece, faaliyet bölgelerini kapsar şekilde iki adet Dağıtım Sözleşmesi "Sözleşme" imzalandığını, Sunulan bu Sözleşmeler ile de sabit olduğu üzere, davacı taraf ile davalı Müvekkil Şirket arasında münhasır distribütörlük ilişkisi bulunmadığını, davalı Müvekkil Şirket'in faaliyet hacmi, tüm dünyadaki bilinirliği, marka değeri gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı Müvekkil Şirket'in davacı ile münhasır distribütörlük ilişkisi içinde olmasının mümkün olmadığını, Müvekkili Şirket'in ticari faaliyetini yürüttüğü ürünlerin ülkemizdeki perakendecilere satılması ve/veya dağıtılması amacı ile taraflar arasında, 20.12.2021 tarihinde "Dağıtım Sözleşmesi" akdedildiğini, Akdedilen sözleşme nezdinde, Sözleşme'nin 11. Maddesine istinaden yapılan dönemlik denetimler kapsamında Müvekkili Şirket tarafından, davalı şirkette incelemelerde bulunulduğunu, Aralık 2021 döneminde yapılan incelemelere ek olarak Temmuz 2022 döneminde gerçekleştirilen incelemelere istinaden, davalı şirketin "Muhtelif Müşteriler (diğer)" isimli müşteri üzerinde belli dönemlerde yüksek miktarda/hacimde sipariş girildiği ve daha sonra silindiğinin tespit edildiğini, 08.01.2022 tarihinde kaydedilen ve 11,16,24 Şubat 2022 tarihlerinde silinen 4.6 Milyon TL'lik sipariş, davalı tarafın aynı dönem gerçekleşen satışının %60'ından fazlasına karşılık geldiğini, Müvekkili Şirket'in davalı tarafa fiyat geçişi yapılacağını bildirdiği ve yaptığı veya fiyat geçişi yapacağını bildirdiği ve iptal ettiği/ertelediği dönemlere denk geldiğini, davacı taraf her ne kadar dava dilekçesinde sehven stok miktarını bir sıfır fazla girdiklerini iddia etse de belirttiği tutarların örtüşmediğini, davacı tarafın, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, taraflar arasında akdedilen ve aşağıda belirtilen sözleşme maddeleri'ne uygun şekilde sözleşme tek taraflı ve tazminatsız şekilde feshedildiğini, davacı tarafça ödenmek durumunda kaldığı iddia edilen alacak kalemlerine ilişkin hiçbir belge sunulmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, gıda dağıtım sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı menfi zarar tazmini ile kar kaybı ve denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.
Tanık ...'ın tanık olarak beyanının alınması için ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, talimat gereğince tanığın beyanının alındığı, tanık ... beyanında aynen;
" Ben davalı ... Şirketinde o tarihlerde bölge müdürü olarak çalışıyordum ancak şuan çalışmıyorum. O dönem ben çalışırken firmanın sahibi olan ... ...'in kendi adına da cariye hesap açtığı, bu cariye hesap üzerinden sipariş girdiğinden ... Şirketinin stoklarında ürün görünmediğinden diğer müşterilere ürün satamaması gibi bir duruma neden oldu. ... şirketinin ... isimli bir programı olup bu programda ürünün fiyat değişimini hangi tarihte ne kadar olacağı görülüyordu. Böylece örnek vermek gerekirse fiyat değişiminden önce 3'ü 1 arada dediğimiz ürüne 10 TL'ye sipariş veren üçüncü kişiler 12-13-15 TL civarında fiyata almak zorunda gibi bir durum oluşuyordu. İlk olarak bunu satış şefi ... böyle bir işlem olduğunu tespit etti. Ben bunu hem ... ...'e hemde şirket iç denetiminde ... odit diye belirttiğimiz birime bildirdim. Bu birimden yapılan denetimde bu durumun şuana kadar 6-7 kez tekrar edildiği ve bu nedenle o dönemde 2-3 milyon gibi ekstre bir bedel farkı ortaya çıkıyordu. ... şirketide güven kaybı olduğundan ... Satış Pazarlama ve Danışmanlı Şirketiyle çalışmak istemedi ve sözleşme çerçevesinde 3 ay müddet verilerek fesih işlemi yapıldı, bu 3 aylık dönemde şirkette ciro kaybı yaşadı. Bildiklerim bundan ibarettir, Tanıklık ücreti istemiyorum dedi. Beyanı okundu imzası alındı." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
Mahkememizin █████/2025 tarihli duruşmasında tanık ... ... ve ...'ın tanık beyanlarının alındığı, tanık ... TAŞDELİN beyanında aynen;
Ben davacı şirkette 6 yıl boyunca satış destek planlama sorumlusu olarak çalıştım, 2022 Aralık ayında işten ayrıldım, benim çalıştığım süre içerisinde ürünler 21 günlük stok tutacak şekilde alınırdı, zam aylarında spesifik çok satan ürünler için sahadan çok fazla talep oluyordu, ... tarafında da 5 ayrı satış grubu vardı, süpermarket benzin istasyonu, süpermarket A, süpermarket C gibi ve genel ticaret, bu her satış grubunda iletişim kurduğumuz ... yöneticisi ayrıydı ve hergün ... ofisimizde toplanırlardı, ... ofiste çalışırlardı, süpermarket A kanalının talebi çok fazla olurdu, ... merkezi kanalıyla bu talebi iletirlerdi, burada her ay sonunda toplantılar yapardık ve bazı konuları tartışırlardı, ürünün yetmediği yerler için toplantılar yapılırdı, patronumuz ... Bey sözleşmedeki 21 günlük stok tutma şartı bakımından dikkat etmemiz gerektiğini söylerdi ve bizde dikkat ederdik, ... yöneticilerinden ... bize diğer ... bayisi Zirvegül için bloke depo denilen bir uygulama yaptıklarını burada siparişin daha kontrol edilebilir şekilde tutulması için ürünlerin bir kısmını burada muhafaza ettiklerini bizde de böyle bir uygulamaya gidebileceklerini söylediler, ... muhtelif müşteriler diğer ve muhtelif müşteriler ... Bey diye 2 cari hesabımız vardı, muhtelif müşteriler diğer cari hesabında şirket içi mutfak masraflarına ilişkin kayıtları tutardık ve faturaları keserdik, ... Beyin ev harcamalarına ilişkin cariyi ise yukarda bahsettiği cari hesaba kaydederdik, bu şekilde şirket içi harcamaları ayrı cari hesaplarda takip etmemizin sebebi de ... ile olan ticari ilişkide raporlarda olumlu veya olumsuz bir etki yaratmaması idi, bu cari hesaplara ürün blokesi yapabilmek adına kayıt açıp sonra yönetici onayı ile talep gelen ilgili market ve/veya ticari işletmelere bu ürünleri sevk ediyorduk, bakkal, tekel ve büfe gibi daha az arzı olan işletmeler için satış stoğu her zaman açıktı, onların siparişleri daha az hacimli olduğu için onlarda bloke sistemini uygulamamıza gerek yoktu, ... satışlarımızın %30'u ... Gıdaya yapılmaktaydı, zam geçiş aylarında örneğin 3'ü 1 arada ürün grubuna zam gelecek iken ... Gıdanın ürün alma talebi neredeyse ... depo stoğumuz kadar oluyordu, biz ... ürün çekerken ... bize ayırmış olduğu bir ürün tahsis rakamı vardı, bu şekilde biz normal çalışma sistemimize devam ederken bir anda davacı şirketten öğrendik, zaten bu sebeple davacı şirket tarafından işten çıkışımız yapıldı dedi.
Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktın soruldu: Yukarıda ifade etmiş olduğum gibi muhtelif müşteriler diğer ve muhtelif müşteriler ... Bey olarak 2 ayrı cari hesap açmış olmamızın sebebi ürün satışı yaptığımız şirket dışı müşteriler ile şirket içi ürün temininin karıştırılmaması, satışlara yönelik düzenlenecek raporlarda ve kayıtlarda davalı ... bakımından olumlu veya olumsuz bir etki yaratmamasını sağlamaktı, biz yine yukarıda anlattığım gibi bu cari hesapların içeriğine bir kısım ürün blokesini sahada temsilcilerin stoğun tamamını görememesi için, görememesini istememizin sebebi ise tüm 5 satış bölgesine kontrollü bir şekilde (kontrollü bir şekilden kasıt bazı müşterilerden çok fazla sayıda sipariş alınması sebebiyle diğer müşterilerin sipariş taleplerinin karşılayamama noktasına gelmenin önüne geçmektir, çünkü ... distribitörlük sözleşmemiz uyarınca yaptığımız toplantılarında ... yetkililerinin de söyledikleri şekilde en çok alana ve müşteriye ulaşma görevidir, pandemiden sonra bir zam furyası oldu ve normalden daha hızlı periyotlarla ürünler zamlanmaya başladı bu sebeple biz de vermiş olduğumuz siparişleri güncellemek zorunda kalıyorduk, 4.600.000,00-TL'lik sipariş kaydı blokeye almak için girildi ve her ayın sonunda zam geldiği için ayın 1'i itibariyle de sipariş kaydı silinmiştir, karşı tarafın bu işlem sebebiyle zarara uğramış olduğunu düşünmüyorum, kayıtlar incelendiğinde görülecektir ki satışlarımız aynı şekilde devam etmiştir, dedi." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
Tanık ... ise beyanlarında aynen;
Ben davalı ... grubunda 26 yıldır çalışmaktayım, şu anki pozisyonum iş geliştirme müdürlüğüdür, davacı ... Gıda ... dağıtıcımızdı, ürünler ... dağıtıcıya, dağıtıcıdan da müşterilere sevk olurdu, konuya bahis dönem Türkiyede fiyat geçişlerinin yüksek olduğu bir dönemdi, biz şirket iç denetimi yaptığımız dönemde bu fiyat geçiş dönemlerinde yanlış müşteri kayıtı açıp o müşteriler üzerinden sipariş kayıtlarının yapıldığını, fiyat geçişi sonrasında ise bu siparişlerin iptal edilip dolayısıyla biz üretici şirkete yanlış datalar verildiğini tespit ettik, bu durum üretici şirket olarak 2 tür sıkıntı yarattı bunun biri sorumlu olduğu alandaki müşterilere ürün tedarik edememiş olmak, bir diğeri ise bize o dataların satış olarak gösterilmiş olması sebebiyle yanlış planlama yapmamıza sebebiyet verdi, ... kullanmış olduğumuz ... isimli bir sistemimiz vardır, bu sistem üzerinden davacı dağıtıcının tüm çalışmaları, satışları, siparişleri gibi bilgileri bize otomatik olarak gelir, bunun neticesinde biz eldeki malı piyasaya adil dağıtamamış olduk, bu sebeplerle çalışmış olduğum ... grubu zarara uğradığından aradaki sözleşme ilişkisi ... tarafımızdan sonlandırılmıştır dedi.
Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: ... ... olarak davacının kime ve kime ne kadar satış yaptığına ilişkin müdahale yetkimiz bulunmamaktadır, bu sebeple hangi müşteriye ne kadar satış yapılabileceği ve arzın ne şekilde karşılanacağı yönünden bir müdahalemiz olmamıştır ve buna ilişkin de bir sistemimiz bu sebeple yoktur, buradaki sorun tüm talep eden müşterilere tedarik sağlanmaya çalışılması değil fiyat geçişinden önce yani fiyat zamlanmasından önce sipariş oluşturulması ancak fiyat geçişinden hemen sonra siparişin iptal edilmesi ve ürünün tekrardan stokta görünür olmasıdır dedi." şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
İddia ve toplanan deliller kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu █████/2026 tarihli raporunda özetle;
"Borçlar Mevzuatı Yönünde
-Taraflar arasındaki akdedilen sözleşmelerin münhasırlık yetkisi vermediği,
-Gıda Dağıtım Sözleşmesi: Davalı tarafından gönderilen fesih ihtarnamesi incelendiğinde; davalının haklı nedenlere dayandığını iddia ettiği ve fakat derhal haklı nedenle fesih maddesi yerine Md. 17/7'yi yürüttükleri ve olağan fesih hükümleri gereğince 24.10.2022 tarihinde 3 ay önel vererek sözleşmeyi feshettikleri görülmektedir. Bu halde ise davalı ...'nin sözleşmenin 17.7 maddesine uygun hareket ettiği, süreleri sözleşmeye uygun verdiği anlaşılmakta olup feshin bu anlamda haksız olmadığı,
- ... Dağıtım Sözleşmesinin 5 aylık süre ile akdedildiği, uzatılmadığı ve kendiliğinden sonlandığı, bu halde ise sözleşmenin 31.12.2022 tarihinde kendiliğinden sonlanması nedeniyle davalının herhangi bir sorumluluğunun olmayacağı
Mali yönden:
Dava konusu taleplerden sadece 20.12.2021 tarihli Gıda sözleşmesi için davacı lehine 4.016.433,46 TL kar kaybının olabileceği,
Sektör Yönünden:
Yapılan tespitler doğrultusunda ... Ltd. Şti.'nin;
- Ticari dürüstlük ilkesine aykırı şekilde sipariş sistemini manipüle ettiği,
- Gerçek dışı stok/satış göstergeleri ile ...'yi yanılttığı,
Bu nedenlerle, ...'nin █████/2021 ve █████/2022 tarihli distribütörlük sözleşmelerini haklı nedenle ve tek taraflı olarak feshetmesi geçerlidir." şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; uyuşmazlık taraflar arasında akdedilen █████/2021 ve █████/2022 tarihli distribütörlük sözleşmelerinin davalı tarafça haksız feshedilip feshedilmediği, haksız feshin tespiti halinde davacının kar kaybı alacağının bulunup bulunmadığı, miktarı ve davacının portföy tazminatı talebi bakımından yasada aranan şartların somut olay bakımından gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır. Taraflar arasında akdedilen 20.12.2021 tarihli Gıda Dağıtım Sözleşmesi, ... tarafından üretilen, ithal edilen veya ticareti yapılan gıda ürünlerinin (kahvaltılık gevrekler, çikolata, sütlü içecekler vb.) İstanbul dahil çeşitli illerdeki perakende satış noktalarına dağıtılması amacıyla akdedilmiştir.Tüm dosya kapsamı tanık beyanları ve yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporuna göre davacı tarafın gerçek dışı satış ve stok göstergeleri ile sözleşme hükümlerini ihlal ettiği bu itibarla davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından gönderilen fesih ihtarnamesi incelendiğinde ise; davalının haklı nedenlere dayandığını iddia ettiği ve fakat derhal haklı nedenle fesih maddesi yerine Md. 17/7’yi yürüttükleri ve olağan fesih hükümleri gereğince 24.10.2022 tarihinde 3 ay önel vererek sözleşmeyi feshettikleri görülmektedir. Bu halde ise davalı ...’nin sözleşmenin 17.7 maddesine uygun hareket ettiği, süreleri sözleşmeye uygun verdiği anlaşılmakta olup feshin bu anlamda haksız olmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca Madde 17.8 - 'DAĞITICI, Sözleşme'nin işbu Madde 17'ye uygun olarak feshedilebileceğinin bilincinde olan basiretli bir tacir olarak işbu Sözleşme kapsamındaki yatırım ve harcamaları kendi rızasıyla yaptığını, Sözleşme'nin işbu madde 17'ye uygun olarak feshedilmesi veya sona ermesi halinde, şirketten o ana kadar Sözleşme'nin ifası nedeniyle doğmuş alacakları haricinde; Sözleşme ve bundan doğan borçlarının ifası kapsamında yaptığı yatırımlar ya da harcamalar nedeniyle veya başka herhangi bir sebeple herhangi bir ad altında hiçbir kar kaybı, zarar vb. sebeple tazminat talebinde bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt ettiği, sözleşmede kendisine tanınan bir hakkı kullanan davalıdan davacının basiretli tacir olarak sözleşme uyarınca kar kaybı, menfi zarar tazmini ve denkleştirme tazminatı talep hakkı bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 732,00 TL ilam harcının peşin alınan 1.366,20-TL'den düşümü ile bakiye 634,20-‬TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üstünde bırakılmasına
4-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden lehine Asgari Ücret Tarifesi gereği 45.000,00-TL ücret takdirine, bunun davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine
5-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
6-3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!