Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ticari satıma konu arızalı bilgisayarın ayıpsız misliyle değişimi, güncel bedel iadesi ve uğranılan zararların satıcı, servis ve üreticiden müteselsilen tahsili davası.
Özet: Davacı şirketin 2022 yılında satın aldığı bilgisayarın arızalanması, yetkili servisin parça temin edemeyerek onarım yapamaması ve satıcı firmanın güncel değerin altında, eski fatura bedeli üzerinden iade teklifini davacının enflasyon nedeniyle reddetmesi üzerine, ayıplı malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi ve uğranılan maddi zararın tazmini istemiyle açılan bu alacak davasında; davalı yetkili servis husumet yokluğu, davalı satıcı ise iki yıllık zamanaşımı, davacının muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği ve ürünün tesliminde ayıpsız olduğu gerekçeleriyle davanın reddini talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin davalı ..... Bilgisayar Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nden 01.02.2022 tarihli fatura ile ..... model bilgisayarı satın aldığını, ürünün arızalanması üzerine garanti kapsamında değişim veya iade talebiyle servise başvurduğunu, .... yetkili servisi olan davalı ..... Destek Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin parça temin edemediğini belirttiğini, 13.02.2024 tarihinde servis kaydı oluşturulan ürünün 20.02.2024 tarihinde klavye değişimi için onay istendiğini, müvekkilin bu durumu kabul etmesine rağmen anakart arızası gerekçesiyle onarımın yapılamayacağının bildirildiğini, ürünün gizli ayıplı olarak onarılmadan iade edildiğini, davalı ..... Bilgisayar'ın ise güncel değerin altında kalan 2 yıl önceki fatura bedeli üzerinden iade teklif ettiğini, bu durumun enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını ve kabul edilemez olduğunu, 20.03.2024 tarihinde yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, ürünün ayıplı olması sebebiyle müvekkilin iş kaybı ve maddi zarara uğradığını, üretici firma olan davalı ..... Türkiye .... Şubesi'nin, satıcı ..... Bilgisayar'ın ve servis sağlayıcı .... Bilişim'in ayıptan müteselsilen sorumlu olduğunu, 6502 sayılı kanun ve ilgili yönetmelikler uyarınca azami tamir süresinin aşıldığını, ürünün ayıpsız misli ile değiştirilmesi gerektiğini, şimdilik 100 TL tutarındaki maddi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... Bilişim vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 01.02.2022 tarihinde satın aldığı cihazın arızalanması üzerine yetkili servis olan müvekkil şirkete başvurduğunu, müvekkil şirketin parça temin edilememesi nedeniyle DOA formu düzenleyerek davacıyı satıcı firmaya yönlendirdiğini, davacının satıcı firma tarafından teklif edilen bedel iadesini yetersiz bularak 100,00 TL maddi tazminat talebiyle dava açtığını, müvekkil şirketin sadece yetkili servis hizmeti verdiğini ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca satıcı, üretici veya ithalatçı sıfatını taşımadığını, bu nedenle müvekkil şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, Yargıtay içtihatlarının da yetkili servislerin ayıplı maldan sorumlu tutulamayacağı yönünde olduğunu, cihazın 15.02.2024 tarihinde şarj almama ve kasa göçüğü şikayetiyle servise geldiğini, müvekkil şirketin sadece arıza tespiti yaparak rapor düzenlemekle yükümlü olduğunu, yedek parça temininin üretici veya ithalatçının sorumluluğunda bulunduğunu, servis hizmeti sürecinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, mevzuat gereği seçimlik hakların muhatabının satıcı, üretici ve ithalatçı olduğunu belirterek öncelikle müvekkil şirket yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini, aksi takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... Bilgisayar San. ve Tic. A. Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin 01.03.2022 tarihinde ..... seri numaralı .... marka ürünü müvekkil şirketten eksiksiz ve hasarsız teslim aldığını, davacının haksız ve mesnetsiz iddialarla dava açtığını, uyuşmazlık konusu ürüne ilişkin iki yıllık yasal zamanaşımı süresinin 29.02.2024 tarihinde dolduğunu, bu nedenle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ürünün teslim anında ayıpsız olduğunu ve davacının ürünü iki yılı aşkın süredir kullandığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca davacının muayene ve ihbar külfetlerini yerine getirmediğini, ayıp ihbarının yasal süresinde yapılmadığını, davacının ayıpsız misliyle değişim talebinin ürünün stoklarda bulunmaması nedeniyle hukuken mümkün olmadığını, davacının tazminat taleplerinin ise borca aykırı bir davranış ve kusur bulunmaması sebebiyle dayanaksız kaldığını, davacının zararını somutlaştıramadığını ve ispat yükünü yerine getirmediğini, davacının hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı hareket ettiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava, satın alınan bilgisayarın ayıplı olduğu iddiasıyla TBK 227 maddesi gereği bilgisayarın ayıpsız misliyle değiştirilmesi, ayıp nedeniyle uğranılan zarar ve iş gücü kaybı alacağının tahsili talebine ilişkindir.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya bilgisayar mühendisi bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; "Davalıların, ilgili cihazın garanti süresinin dışında servise geldiği iddiasının aksine, garanti süresinde servis kaydının oluştuğu görüldü. İlgili cihazın onarılamayacağı konusunda tarafların antat kalındığı, fakat; ücret iadesi konusunda fatura bedeli olan 21.016,10TL ‘nin ödenmesi yerine aynı özellikte yeni cihaz vermesi garanti şartlarına uygun olmakla birlikte; aynı özellikte cihazın bedeli kadar tutarı davacıya ödemesi garanti şartları ile uyumlu olacaktır. İlgili bedel yerine EFE/TÜFE yada çeşitli faizlerin hesaplanması ile elde edilecek bedelin ilgili garanti belgesinde yada sözleşmesinde mevcut değilse, talep edilmesi uygun olmayacaktır." denilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya bilgisayar mühendisi,mali müşavir ve borçlar hukuku bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; "1-Olayımızdaki çekişme konusu, yanlar arasında mal alım-satımdan kaynaklı, satılan malın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise açık ayıp mı gizli ayıp olduğu. Süresinde ihbarda bulunulup bulunulmadığı ile seçimlik haklarının kullanılmasında bedel mi yoksa misli talebin olduğu ve misli talebin bedele dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2- Bilindiği Üzere; Somut olayda uygulanması gereken TBK'nın 207. maddesi tanımlanan “Satış sözleşmesi” tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme; alıcının ise, buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Satış sözleşmesinde satıcının, satılanın zilyetliğini devir ve mülkiyeti nakil borcu ile devir ve taşıma giderlerini karşılama; alıcının ise satış bedelini ödeme ve satılanı teslim alma borcu bulunmakta olup; satış sözleşmesinin satılan mal, bedel ve anlaşma şeklinde üç temel unsuru mevcuttur. Bir malın özel bir ihtiyaç için kullanılıp tüketilmek üzere değil, paraya çevirme amacıyla satın alınması durumunda “ticarî satım” söz konusu olur. Her iki tarafın tacir olduğu sözleşmeler kural olarak ticarî satış sözleşmeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ( TTK ) “Ticarî satış ve mal değişimi” başlıklı 23. maddesinde; “Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır,…” şeklinde ticarî satım sözleşmesi özel olarak düzenlenmiş olmakla birlikte TBK'ya atıf yapılmış olup; TTK'nın 23. maddesinde, ticarî satış sözleşmelerine de kural olarak TBK'da yer alan satış sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiş, ancak bunun yanında istisnai hâller de öngörülmüştür. Ayıp ise; bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların yer almasıdır. Bu çerçevede ayıp kavramının içeriği belirlenirken öncelikle; sözleşme hükümlerine bakılmalıdır. Sözleşme ele alınırken bakılacak ilk husus, taraflar arasında satılan malın hangi özellikleri içermesi konusunda açık bir anlaşmanın olup olmadığıdır. Üzerinde anlaşma olmayan durumda ise, sözleşmenin yorumundan hareketle tarafların zımnen bu konuda bir anlaşma yapıp yapmadıklarına bakılacaktır. Zımnî anlaşmanın dahi olmadığı durumlarda, sözleşmenin tümü dikkate alınacak ve dürüstlük kuralına göre malın taşıması gereken vasıflar belirlenecektir. Bu anlamda ayıp, malın sözleşmeye göre taşıması gereken nitelikleri taşımaması hâli veya bu hususta özel bir hüküm olmasa da, sözleşmenin niteliği ve içeriği dikkate alındığında, malda mevcut olması gereken vasıfların eksikliği şeklinde ortaya çıkacaktır. Satılan maldaki ayıp, açık veya gizli ayıp şeklinde olabilir. Açık ayıplar, ilk bakışta görülebilen veya basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıplar, ilk bakışta fark edilemeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ayıplardır. Bu tür ayıplar genelde malın yapısıyla ilgili olan ve kullanılmasıyla anlaşılan ayıplardır. Ayıba ilişkin olarak TBK'nın 219. maddesi ise: “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” şeklinde düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesinin 1/c bendi; “…c ) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır” hükmünü içermektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun “Gözden geçirme ve satıcıya bildirme” başlıklı 223. maddesi; “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır” hükmünü haizdir. Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesinde ise satıcının bildirimin yapılmadığı savunmasına dayanamayacağı hâller düzenlenmiştir. Bu maddenin ilk fıkrası, satıcının ağır kusuru hâline yer verirken; ikinci fıkrası ise, satıcılığı meslek edinmiş kişinin bilmesi gereken ayıpların bulunması ihtimalini düzenlemektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun “Satıcının Ağır Kusurunun Sonuçları” başlığını taşıyan 225. maddesinin ilk fıkrasına göre; “Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.” Madde metninden açıkça görüldüğü üzere alıcının bildirim külfetinden kurtulabilmesi için satıcının ağır kusuru aranmıştır. Ağır kusur ibaresinin içeriği kasıt ve ağır ihmal durumlarından oluşmaktadır. Ağır kusur kavramının yorumlanmasıyla hile de bu kapsama dâhil edilebilecektir. Buradaki hilenin veya daha kapsamlı bir bakış açısıyla kusurun, alıcının bildirimde bulunmasını engellemeye yönelik olması yeterlidir. Dolayısıyla satılanı ayıplı olarak alıcıya verirken ağır kusurlu olunabileceği gibi sadece ağır kusurlu bir şekilde alıcının bildirimde bulunmasının önüne geçmek de istisna hükmü kapsamında değerlendirilebilecektir. TTK'nın m. 23. kapsamındaki ticari satış sözleşmelerine de TBK'nın 225/1. hükmü uygulanabilmektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 225/1. maddesi metninde satıcının, ağır kusurunun bulunduğu durumda alıcının süresinde bildirim yapmadığı gerekçesine dayanamayacağı düzenlenmiştir. Burada satıcının ağır kusurlu olmasının yanında ifa yardımcılarının ağır kusuru da yeterli olmalıdır. Ağır kusurun varlığı hâlinde, hem bildirimin hiçbir şekilde yapılmamış olduğu hem de bildirimin geç yapılmış olduğu savunmalarına dayanılamayacaktır. Zamanaşımı ise; yasanın belirlediği koşullar altında bir sürenin geçmesi üzerine bir hak kazanma ya da bir yükümden kurtulma yoludur. Hak kazanma durumuna kazandırıcı zamanaşımı, bir yükümlülükten kurtulma hâline ise düşürücü zamanaşımı denilmektedir ( Türk Hukuk Lugatı, Ankara 2021 Baskı, Cilt-I, s. 1244 ). Diğer yandan özel hukukta teknik bir kavram olan “zamanaşımı” alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden, dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmektedir. Sonucu; alacak hakkına son verme değil, onu eksik borç hâline getirme olarak ortaya çıkmaktadır. Zamanaşımına ilişkin düzenlemelerin temelinde iddia edilen alacağın aradan uzun zaman geçmiş olmasına rağmen kullanılmaması karşısında borçlunun oldukça uzak geçmişte kalan bir borçtan doğabilecek ihtilâflara karşı korunması, kendi alacağına karşı uzun süre kayıtsız kalan kimsenin bu hakkının artık korunmaya layık olmadığını kabul etmiş sayılması yatmaktadır. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber artık eksik borç ( Obligatio naturalis ) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli olmayıp borçlunun kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'îde bulunması gerekir. Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre, zamanaşımı hukukî niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'î olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır. Nitekim bu ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 04.03.2021 tarihli ve 2020/ ( 21 )-10-196 E., ████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir. Ticari satışlarda satıcının ayıptan doğan sorumluluğuna ilişkin zamanaşımı hükmü TBK'nın 231. maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde; “Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz” şeklindedir. 3- Tüm Bu bilgiler ışığı altında, Somut olayda, davacıya satılan malın gizli ayıplı olduğu, tamirinin parçası olmaması nedeniyle mümkün olmadığı. Başka bir değişle imkansız olduğu. Sözleşme tarihi, servis teslim tarihi itibariyle iki yıllık süre içerisinde ayıp ihbarının yapıldığının kabulü gerektiği. Keza, parça temin edilmeme durumu itibariyle, satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, Talebin içeriği itibariyle, misli ile değiştirilmesini içerdiği, davalı yanın buna yanaşmadığı ve ibraz edilen yukarda belirtilen aynı muadili bilgisayarın alım tarihi itibariyle değerinin talebinin kabul edilebilir olduğu. Bunun dışında başka maddi tazminat talebinin ispat edilemediği sonucuna ulaşılmıştır." denilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 227. Maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. Alıcının genel hükümlere göre uğradığı diğer zararlar için tazminat isteme hakkı saklıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Öğretide ayıp satılanda, vaad edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, ███████-1633 E.- █████████ K. Sayılı kararı).
Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.
6098 sayılı TBK 231. Maddesi "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." düzenlemesini içermektedir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı dava dilekçesinin ve █████/2024 tarihli talep sonucu açıklama dilekçesinin talep sonucunda 3 ayrı alacak kalemine ilişkin talepte bulunmuştur. Bunlardan ilki bilgisayarın ayıpsız misli ile değişimi, ikincisi, ayıp nedeniyle uğranılan zarar tazmini, üçüncüsünün ise ayıp nedeniyle iş gücü kaybı olduğu görülmektedir.
Davalılar ......merkezi Hollanda ..... Şubesi ve ..... Bilişim Destek Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine açtığı davanın aracın satıcısı olmadığı, garanti kapsamında sorumluluğunun da bulunmadığı, bilgisayarda üretimden kaynaklı bir sorun olduğuna ilişkin bir bilgi olmadığı bu sebeple üreticinin sorumluluğuna gidilemeyeceği, anlaşılmakla bu davalılar yönünden davanın pasif husumet bulunmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı .... Bilgisayar Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi' yönünden; Mahkememizce alınan bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli ve denetime uygun olduğu, bu raporda da belirtildiği üzere dava konusu bilgisayarın gizli ayıplı olduğu, zamanaşımı süresi içinde servise başvuru yapıldığı, Davanın ayıpsız misli ile değişim talebi yönünden dava konusu bilgisayarın davacıda bulunmadığı, arıza nedeniyle servise verildiği ancak servis tarafından teslim edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple bu talebinin reddine karar verilmesi gerektiği Mahkememizce değerlendirilmiştir. Zarar talebi yönünden davacının satın aldığı bilgisayarın ayıplı olduğu, dava konusu bilgisayarın dava tarihindeki değeri olan 54.626,31 TL zarara uğradığı değerlendirilmekle zarar talebi yönünden kısmen kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılarak bu talebi satıcıdan talep edebileceği anlaşılmıştır. Fazlaya dair zarar ve iş gücü kaybı talepleri yönünden sunulan bilgi ve belgeler, alınan bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere bu talepleri ispatlanamadığından reddine dair karar verilmiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın ayıpsız misli ile değişim talebi yönünden reddine, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile dava konusu bilgisayar bedeli olan 54.626,31 TL'nin dava tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı .... Bilgisayar Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, davanın fazlaya dair talepler yönünden ispat edilemediğinden reddine,
2-Davacının davalılar .....merkezi Hollanda Türkiye .... Şubesi ve ....Bilişim Destek Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 3.731,52 TL ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.303,92 TL'nin davalı .... Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 427,60TL Başvuru Harcı, 427,60 TL Peşin Harç olmak üzere toplam 855,20 TL'nin davalı .... Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.800,00 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.664,29768402185 TL'nin davalı .... Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine,
6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.800,00 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 2.135,70 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine,
7-Davacı tarafından sarf edilen 20.500,00 TL bilirkişi ücreti, 935,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 21.435,00TL den kabul red oranına göre hesaplanan 9.387,95TL'nin davalı ..... Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına,
8-Davalı ...... Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından sarf edilen 18,00 TL posta masrafından kabul red oranına göre hesaplanan 10,11 TL'nin davacıdan alınarak davalı ...... Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne verilmesine, kalan kısmın iş bu davalı ......... Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi üzerine bırakılmasına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ..... Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
10-Davalı ..... Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
11-Davalı .... Bilişim Destek Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
12-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine
Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ....
✍e-imzalıdır
Hakim .....
✍e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!