Bölge Adliye Mahkemesinin, vergi usulsüzlüğü kaynaklı hukuki ayıplı araç nedeniyle satış sözleşmesinden doğan alacak davasında alıcının seçimlik haklarını değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, davalıdan satın aldığı aracın vergi usulsüzlüğü nedeniyle hukuki ayıplı hale geldiğini ve üzerine tedbir/satılamaz şerhi konulduğunu, bu durum yüzünden aracı satamadığını ve mülkiyet haklarını kullanamadığını ileri sürerek Türk Borçlar Kanununun 219. maddesi uyarınca davalının ayıptan sorumlu olduğunu ve aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini veya bunun mümkün olmaması halinde güncel piyasa rayiç değeri olan 884.908,00 TLnin ödenmesini talep etmiş, davalı ise araç üzerinde hukuki bir ayıp bulunmadığını ve sorumluluk kabul etmediğini savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2023
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ortaklarının kullanımı için ...'da (oto- galeri çarşısı) bulunan ... firmayı işletmekte olan ...'dan 22.11.2019 tarihinde .... Noteri'nde düzenlenen ... evrak numaralı sözleşmeyle ... plakalı, ... motor numaralı, ... şasi numaralı, ...marka, ... ... tipi, ...model aracı 400.000TL karşılığında satın aldığını, Ancak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık ve Mali Suçlar Bürosu'nca yürütülen ... numaralı soruşturma neticesinde mezkur satış sözleşmesine konu aracın da içlerinde bulunduğu yaklaşık 500 aracın ithalatında vergi usulsüzlüğü yapıldığı iddiasıyla Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinde müsadere talepli dava açıldığını, müvekkil şirketin borçludan almış olduğu araca da tedbir/satılamaz şerhi konduğunu, müvekkil satın almış olduğu aracı satmak istediği halde satamamakta, mülkiyet hakkının kendisine verdiği hakları kullanamadığını, Özetle satışa konu araç satış esnasında hukuki ayıplı olup satıcı borçlunun TBK 219 Uyarınca ayıptan sorumluluğu açıktır. Müvekkil şirket bu konuda satıcı ile şifahen iletişime geçmiş olup olumsuz yanıt almıştır. Borçlu ayıptan doğan sorumluluğunu inkar etmiş, sorumluluktan kurtulmak için üstündeki tüm araçları üçüncü kişilere devrederek müvekkilin dava ve talep haklarını sonuçsuz bırakacağını beyan ettiğini, müvekkil şirket TBK 227'de düzenlenen alıcının seçimlik haklarından biri olan satışa konu aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini, ayıpsız mislinin temin edilememesi halinde ayıpsız mislinin (piyasa rayiç değerine göre) bedelinin ödenmesini ihtarname ile talep etiğini, Ancak satıcı, tarafların mutabık kalması halinde mahkemece aracın önceki sahibine devrine izin verildiği hususu da açıklanan ihtarnameye de önce kayıtsız kaldığı, sonrasında da olumsuz yanıt vererek kanundan doğan sorumluluğundan kaçınmaya devam ettiğini, aracın ayıpsız haliyle güncel piyasa rayiç değeri (güncel kasko değeri) 884.908,00 TL olduğunu, Ceza mahkemesi tarafından tespit olunan hukuki ayıba ilişkin müvekkilin haklı ve hukuki talebi ihtara rağmen yerine getirilmediğini, davaya konu aracın hukuki olarak ayıplı olduğu (vergi usulsüzlüğü yapıldığı) hususunda mahkeme tespiti ile beraber üzerinde tedbir kararı bulunan aracın davalıya iadesi ile tüm iade ve değişim masrafları davalıya ait olmak üzere ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep ettiklerini, araç, teslim alındığındaki halini korumakta olup araçta herhangi bir hasar, zarar, ziyan söz konusu olmadığını, aracın ayıpsız misli ile değişimin mümkün olmaması halinde faizle karşılanması mümkün olmayan munzam zararın da doğacağı nazara alınarak ayıpsız mislinin güncel piyasa rayiç değeri (kasko bedelinden aşağı olmamak üzere) ile satış bedeli arasındaki farka ilişkin tazminat ve sair menfi ve müspet zararlar hakkında talep ve dava haklarının — saklı olduğunu, huzurdaki davadan önce zorunlu dava şartı olduğundan arabulucuya başvurulmuş; fakat anlaşma sağlanamadığını, öncelikle hukuki ayıplı olan aracın güncel kasko değeri olan 884.908,00 TL üzerinden bu talebin reddi halinde taraflar arasında ihtilafsız kısım olan 400.000,00 TL (noter satış bedeli) üzerinden davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, fazlaya ilişkin tüm tazminat ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile; (hukuki olarak ayıplı olduğu (vergi usulsüzlüğü yapıldığı) hususunda mahkeme tespiti ile beraber üzerinde tedbir kararı bulunan aracın davalıya 2016 model aracın tüm iade ve değişim masrafları davalıya ait olmak üzere ayıpsız misli ile değiştirilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça davaya konu araçta hukuki ayıp bulunduğu, ayıp nedeni ile mülkiyet haklarını kullanmadıkları iddia edildiğini, öne sürülen iddialar tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, araç üzerinde hukuki bir ayıp bulunmadığını, müvekkilce söz konusu ... şasi numaralı ... plakalı araç █████/2019 tarihinde dava dışı .... Şti. 'den 373.000 TL bedel karşılığında .... Noterliği'nin █████/2019 tarihli ...yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile satın alındığını, Satın alma tarihinde müvekkilinin aracın ithal olması nedeni ile basiretli bir tacir gibi davranarak herhangi bir vergi borcu olup olmadığını ilgili kurumlardan sorgulatıp nihayetinde araç için 86.700,00-TL ÖTV ödendiğini görerek aracı satın aldığını, müvekkilce araç 21.11.2019 tarihinde 400.000,00-TL bedelle davacıya satıldığını, satış işlemleri öncesinde eksik bir ödemesi, vergi borcu olup olmadığı da yine taraflarca sorgulanmış ve vergi borcu olmaksızın davacıya satıldığını, davaya konu aracın yurt dışından gelen ithal bir araç olması nedeni ile piyasa değerinin 9620 altında bedelle davacı tarafça satın alındığını, aracın bayi aracı olmadığını, ithal araç olduğu davacı tarafça bilindiğini, aracın bayi aracına göre daha ucuz olması nedeniyle davaya konu aracın ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, araç üzerinde ki tedbir öğrenildikten sonra neredeyse bir yıl süreyle araç kullanılmaya devam edilerek müvekkile herhangi bir ihbarda bulunulmadığını, Daha sonra davacı tarafça kötü niyetli olarak huzurdaki dava ikame edildiğini, ayrıca müvekkilce aracın satın alındığı .... Şti.'ye davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, davacının davasının ve sair taleplerinin öncelikle usulden aksi halde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "TBK'nun 219. maddesi "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik ve niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerinin ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi ve hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur" şeklindedir. Maddi ayıp, malın taraflarca kararlaştırılmış örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması, ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımaması, satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliği aykırı olmasıdır. Hukuki ayıp, satılan mal üzerinde, alıcının ondan yararlanmasını veya onun üzerinde tasarruf eetmesini engelleyen, malın değerini veya ondan beklenen faydayı etkileyen kamu hukukundan doğan sınırların bulunmasıdır. Ekonomik ayıp ise, alıcının maldan beklediği yararlanma ve kullanma olanağını azaltan ve ekonomik değerini düşüren ayıplardır. TBK.'nun 223. Maddesi "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK.'nın 227 maddesi "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı aşağıdaki seçimlik haklarından birini kullanabilir.
1-Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, 2-Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, 3-Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasının isteme, 4-İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." şeklindedir.
Dava konusu araç davalı şirket tarafından davacıya ....Noterliğinin █████/2019 tarihli ve ... yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile davacıya 400.000,00-TL ile satılmıştır. Araç; davacıya tesliminden sonra; davacının elinde iken; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numarası kapsamında resmi belgede sahtecilik eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokmak suçlarından yapılan soruşturma açılan davada, Bakırköy 1.Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile araç üzerine tedbir şerhinin işlendiği anlaşılmış olup, bu kapsamda taraflar arasında satıma ve davaya konu aracın açık biçimde hukuken ayıplı olduğu kanatine varılmıştır. Bu ayıp nedeni ile davacının satın aldığı mala, kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın, kamu gücüyle tedbir konulmuş; tasarruf hakkı kısıtlanmıştır. Hal böyle olunca; satın alan davacı açısından ortaya çıkan hukuki ayıptan -satıcının ayıba karşı tekeffülüne ilişkin hükümlere göre- davalı satıcı şirket sorumludur; burada davalının hukuki ayıbın ortaya çıkmasında kusurlu olup olmaması da sonuca etkili değildir.
Her ne kadar dava konusu aracında içinde olduğu otomobiller sebebi ile dava dışı kişiler hakkında ceza davası açılmışsa da, davacının aracın tescil kaydına tedbir konulması nedeniyle araç üzerinde dilediği gibi tasarruf etme olanağı bulamadığı, davacının satın aldığı araca kendisinin kusuru olmaksızın kamu gücüyle el konularak tasarruf hakkının kısıtlandığı, uyuşmazlıkta ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanacağı, 3.şahıslar hakkında açılan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilecek olan kararın uyuşmazlığın çözümünde herhangi bir etkisi bulunmadığı, bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcu kapsamında TBK'nun 214 ila 227. Madde hükümlerindeki koşullar davacı lehine gerçekleşmiş bulunmakla, satın alan aleyhine tasarruf hakkı kısıtlanmış hukuki ayıptan kaynaklı davalının davacı nezdinde bedelinin ayıpsız mislinin davalıdan alınarak davacıya verilmesi konusunda davacının açmış olduğu işbu davada davacının davasının kabulüne , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehe hükmedilen vekalet ücretinin hatalı ve eksik olduğunu, dava değeri üzerinden değil de ilk tutar olan 400.000,00 TL üzerinden vekalet ücretine hükmedildiğini, aracın bedeline(850.000,00 TL) göre harcı tamamlanan dava değeri üzerinden lehine vekalet ücreti takdiri gerektiğini, aynen ifanın mümkün olmaması ve İİK 24 uygulanması halinde uygulanacak faiz konusunda karar verilmediğini, ilk derede mahkemesi kararının açık ve net olmayıp eksik olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının söz konusu ... şasi numaralı ... plakalı araç █████/2019 tarihinde dava Dışı .... Şti.'den 373.000 Tl bedel karşılığında .... Noterliği'nin █████/2019 tarihli ...yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile satın alındığını, satın alma tarihinde davalının aracın ithal olması nedeni ile basiretli bir tacir gibi davranarak herhangi bir vergi borcu olup olmadığını ilgili kurumlardan sorgulatmış, nihayetinde araç için 86.700,00-TL ÖTV ödendiğini görmüş olup aracı satın almış, davalının araç daha bir ay dolmadan bu kez █████/2019 tarihinde 400.000,00-TL bedelle davacıya satılmış, satış işlemleri öncesinde eksik bir ödemesi, vergi borcu olup olmadığı da yine taraflarca sorgulanmış ve vergi borcu olmaksızın davacıya satıldığını, davaya konu aracın yurt dışından gelen ithal bir araç olması nedeni ile piyasa değerinin yüzde 20 altında bedelle davacı tarafça satın alındığını, söz konusu aracın bayi aracı olmadığı, ithal araç olduğu davacı tarafça biliniyor olup, aracın bayi aracına göre daha ucuz olması nedeniyle davacı tarafından tercih edildiğini, davalının araç alım satım işi yapması nedeni ile aracı aldıktan hemen sonra gerekli vergilendirmelerini kontrol ederek aracı ithal araç piyasasına göre resmi kurumlar aracılığı ile yasal olarak davacıya sattığını, davacı tarafça davalıya makul sürede ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacının görüleceği üzere uzun süre üzerinden tedbir olduğunu bilerek aracı kullanmaya devam etmiş, tedbiri öğrenmesinden neredeyse bir yıl sonra aracın ayıplı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme huzurundaki davayı ikame ettiğini, hem davacı tarafından bir yıl sonra aracın ayıplı olduğunun ileri sürülmesi TMK md. 2 de düzenlenen dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına açıkça aykırılık teşkil etmekte olup, mahkemece bu husus dikkate alınmadan, bu husustaki itirazları değerlendirilmeden karar verilmiş olması da yine hem kamu vicdanına hem TMK. md. 2 de düzenlenen dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davaya konu aracın ayıplı olduğunu kabul etmemekle birlikte davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı bu haliyle verilen kararın usule yasaya dürüstlük kuralına aykırı olduğu da açıkça ortada olup, TTK md. 23/1-c fıkrasının yollamasıyla TBK md. 223/2 gereğince '' ''alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmü düzenlenmiş, davacı tarafça her ne kadar dava hmk md. 107 gereği belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş ise de aracın değerinin belirli olması nedeni ile davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, yargıtayda ayıp nedeni ile misli ile değişim talebi ile ikame edilen davaların kısmi alacak davası olarak açılması gerektiği görüşünde olmakla, bu yönde karar verdiğini, yine davacı tarafça davalıya gönderilen .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı █████/2021 tarihli ihtarnamesi ile aracın güncel kasko değeri olduğu iddia edilen 884.908,00-tl'nin ödenmesi talep edilmiş, seçimlik hakların tek seferde kullanmakla tükenen haklar olmakla, davacının davalıya göndermiş olduğu ihtarname de misli değişimin mümkün değil ise aracın güncel kasko değerini kendisine ödenmesini talep etmiş olması karşısında yerel mahkeme huzurunda misli ile değişimin mümkün olmaması halinde bu durumun kararın icrasında İİK 24 hükmünün göz önüne alınmasının istenmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, satılanın ayıplı olması nedeniyle satılanın misliyle değiştirilmesi davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, davacının daha önce kullandığı seçimlik hak ile davadaki talebi arasında çelişki bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacı ...Limited Şirketi'nin, davalı ...'dan .. .... Noterliğinin ../███████ tarih ve ... YN'lu araç satış sözleşmesi ile satın aldığı ...plakalı araç, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında kovuşturmaya konu edilmiş ve birleştirme kararı Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında sonrası hakkında tedbir uygulanmıştır.
Anılan ceza dosyasında ...plakalı araç üzerine █████/2020 tarihinde CMK 128/4 maddesi gereği araç satılamaz devredilemez, şerhi konulmuştur.
Davacı tarafça, ayıplı olması nedeniyle satılanın ayıplı misli ile değiştirilmesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 219/1.maddesine göre, satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Anılan maddesinin ikinci fıkrasına göre ise satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.
Dava konusu aracın önce Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı(Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosu)'nun ... Soruşturma nolu dosyasına, daha sonra düzenlenen iddianamenin kabulü ile Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında kovuşturmaya konu edilen davacının, davalıdan satın aldığı ...plakalı araç üzerine tedbir konulması ve ileride müsadere ihtimalinin bulunması nedeniyle, aracın kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan bu durum hukuki ayıp niteliğindedir.
Davalı ayıp ihbarı yapılmadığını savunmuştur. TBK'nın 225/1. maddesinde, ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, ikinci fıkrada ise, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerli olduğu düzenlenmiştir. Dava konusu araçtaki ayıbın niteliği nazara alındığında davalının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalının ayıbın kendisine süresinde bildirilmediğini ileri sürmesi mümkün değildir.
Davalı ayrıca, davacı tarafça .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı █████/2021 tarihli ihtarnamesi ile misliyle değişimin mümkün olmaması halinde aracın güncel kasko değeri olduğu iddia edilen 884.908,00-TL'nin ödenmesini talep etmiş olmasına rağmen davada misli ile değişimin mümkün olmaması halinde bu durumun kararın icrasında İİK 24 hükmünün göz önüne alınmasının istenmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini iddia etmiş ise de, İİK'nın 24. Maddesi infaza ilişkin olup, davacının seçimlik haklarına bir etkisi bulunmadığından davalının anılan itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı da istinaf yoluna başvurmuş ise de, █████/2025 tarihli dilekçe ile kararın onanmasına karar verilmesi nedeniyle davacının istinafından vazgeçtiği anlaşılmıştır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun vazgeçme nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 349/2. maddesi uyarınca, Feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 6.831,00 TL harcın, alınması gerekli olan 27.324,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 20.493,00 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!