Konya BAM 6. Hukuk Dairesinin kozmetik malzeme ticareti karşılığı teslim edilen çek ve senetlerin mal teslim edilmeden tahsili iddiasıyla açılan itirazın iptali davası istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf davası, kozmetik mal alımı karşılığında verildiği iddia edilen çek ve senet bedellerinin mallar teslim edilmediği için tahsil edilmesiyle davalıların sebepsiz zenginleştiğini ileri süren davacının icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmış olup; davacı, siparişin iptal edildiğini ve tahsil edilen bedellerin iadesini talep ederken, davalılar ise söz konusu çek ve senetlerin önceki vadeli ticari satış işlemlerinden kaynaklanan ve sürekli yenilenen borçlara ait olduğunu, malların teslim edildiğini ve davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak, ticari defter incelemesi ve tanık beyanlarıyla kendi lehlerine sonuç elde etmeyi beklemektedir.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: .....KARAR NO: .....T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI: ... Esas- ... KararİSTİNAF EDEN DAVACI: ........ VEKİLİ : Av.....İSTİNAF EDENDAVALILAR: 1-........ 2-........ VEKİLİ : Av.....DAVA : İtirazın İptali İSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ : █████/2026YAZIM TARİHİ : █████/2026 Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:DAVA:Davacı vekili, müvekkili ile davalı ........ arasında kozmetik malzemeleri ticareti konusunda bir anlaşma yapıldığını, bu anlaşma gereği müvekkilinin █████/2023 tarihinde davalı ........'a toplam 220.000 TL bedelli iki adet çek ve toplam 245.000 TL bedelli yirmi iki adet senedi mal alımı karşılığında ciro ederek teslim ettiğini, ancak sipariş konusu malların müvekkiline teslim edilmediğini, çek ve senetlerin teslimine dair ........ imzalı bir belgenin bulunduğunu, davalı ........'un mal teslimi yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu çek ve senetlerin ........'un eşi olan davalı ........ tarafından tahsil edildiğini, ........'un ticaret erbabı olmadığını ve bu senetlerin kendisine verilmesinin söz konusu olmadığını, taraflar arasındaki satım akdi neticesinde davalı ........'un mal teslim borcunu üstlendiğini, müvekkilinin ise bedel ödeme yükümlülüğü altında olduğunu, müvekkilinin cirosu ile ........'a verilen ve ........ tarafından ........ Bankası aracılığıyla tahsil edilen tüm çek ve senet bedellerinin davalılar ........ ve ........ tarafından sebepsiz zenginleşme yoluyla elde edildiğini, müvekkilinin mal alımından vazgeçtiğini ve tahsil edilen bedelin davalılardan tahsilini istediğini, bu bedelin tahsili amacıyla Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak, davalıların haksız itirazı ile takibi durdurduklarını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, davacının, mal satımı hususunda müvekkili ........'a toplam bedeli 245.000,00 TL olan bonoları ve toplam bedeli 220.000,00 TL olan iki adet çeki ciro ederek teslim ettiğini ancak sonrasında mal alımından vazgeçtiğini iddia ettiğini, müvekkil ........'un kendisine mal teslim etmediğinden bahisle bonoların tahsilatında adı geçen müvekkili ........ ve ........ aleyhinde icra takibi başlatıldığını belirttiğini, davacının tüm iddia ve beyanlarının mesnetsiz iddialardan ibaret olduğunu ve haksız davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafça müvekkile teslim edilen bonolar ve çeklerin ise daha önce yapılan vadeli ticari satım işlemlerine ilişkin olduğunu, bu evrakların ödenemediğinde sürekli olarak yenilenerek vade tarihleri ile keşide tarihlerinin gelecek tarihlere ertelendiğini, bu hususta müvekkilinin birçok kez davacı ve ailesi ile görüşerek yardımcı olduğunu, ancak gelinen son noktada davacı ve ailesinin hiçbir ödeme yapmadığını ve sürekli olarak yeni evraklar ile borçtan kaçmaya çalıştığını, ibraz edilen whatsapp konuşmasında da en son davacının müvekkiline yeni evrak teklifinde bulunduğunu, çünkü müvekkilinin davacıya, davacının oğluna ve eşine sürekli olarak vadeli mal satımı yaptığını ve daha öncesinde güven problemi yaşamadığını, hem ticari faturaların hem kıymetli evrakların ticari olması ve borcun da ticari olması asıl olup ticari defter incelemesi neticesinde müvekkilinin halen alacaklı olduğunun anlaşılacağını, davacının da tüm bono ve çeklerin ticari satımdan kaynaklı olarak müvekkili ........'a teslim edildiğini kabul ettiğini, davacının müvekkili ........ ile ticari satım konusunda anlaştığını kabul ettiğini, ancak davacının ticari satım sözleşmesine konu malları teslim almadığını iddia ettiğini, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi durumunda ve dava kapsamında dinlenecek tanıkların beyanları ile davacının ticari satım sözleşmesine konu olan malları teslim aldığının şüpheye yer olmayacak şekilde ispat edileceğini, müvekkili tarafından daha önce davacının kızı olan ........'ye ait çeklerin dahi ödendiğini, bu hususta müvekkilinin borç para vererek davacı ve ailesine yardımcı olduğunu, davacı dilekçesinde müvekkili karşı tarafın samimiyetsiz davranışı üzerine mal alımından vazgeçtiği şeklinde beyanda bulunduğunu, ticari satıma konu tüm malların davacıya teslim edilmiş olup, davacının mesnetsiz iddialarını kabul etmemekle birlikte söz konusu anlaşmanın tek taraflı bir irade ile sonlanamayacağını, TTK madde 23 hükmüne göre tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanunu'nun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağını, bu bakımdan da TBK madde 207'de satış sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen ivazlı bir sözleşme olduğunun hükme bağlandığını, bu bakımdan tam iki tarafa borç yükleyen ivazlı bir sözleşmenin feshinde veya sözleşmeden dönme durumundan TBK 207 vd. hükümlerinde anılan seçimlik hakların kullanılması gerektiğini, yani davacının iddia ettiği şekilde gerekçesiz bir şekilde vazgeçme durumundan bahsedilemeyeceğini, bunun yanı sıra davacı tarafından satıcının temerrüdü ya da seçimlik hakların kullanılması talebi ile herhangi bir ihtarda bulunulmadığını, davacının huzurdaki davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, çünkü davacının, davacının oğlu ve eşinin ayrı ayrı ticaretle uğraştığını ve ayrı ayrı çek ve bonoları piyasaya sürdüğünü, hukuki ihtilafların ilk olarak ........'ye karşı başlatılan icra takipleri ile başladığını, daha sonrasında ise davacının oğlu ........'ye karşı icra takibi başlatıldığını ve akabinde ise her iki tarafa karşı da itirazın iptali davası açıldığını, taraflara karşı açılan itirazın iptali davalarının gerekli görülmesi durumunda mahkemeye bildirileceğini, dava dışı üçüncü kişi olan ........'nin müvekkili tarafından başlatılan icra takibinde çekteki imzaya itiraz ettiğini, ticari defterlerin incelenmesi durumunda da müvekkillerinin davacı ve ailesinden ayrı ayrı alacaklı olduğu aşikar olup müvekkilleri tarafından başlatılan icra takipleri neticesinde huzurdaki davanın kötü niyetli olarak ikame edildiğinin ortada olduğunu, ayrıca haricen öğrenildiği kadarıyla davacı ........ tarafından sahte imza atılmak suretiyle çeşitli iş ve işlemler yapıldığını, bu nedenle en kısa sürede davacı ve ........ hakkında yapılacak olan suç duyurusuna ilişkin olarak dosya numarasının da mahkemeye bildirileceğini, buradan da anlaşıldığı üzere davacının, kendisine ve ailesine karşı başlatılan icra takipleri ve itirazın iptali davalarına karşılık olarak teslim aldığı malların parasını kötü niyetli şekilde iade istediğini, zaten aradan bir yıl geçtikten sonra huzurdaki davanın açılmasının da TMK madde 2 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.Davaya konu Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 465.000 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 22 adet bononun ve 2 adet çekin gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki ihtilaf; davaya ve takibe konu bonolar ve çeklere ilişkin hizmetin davacıya sunup sunulmadığı, davacının bu bonolar ve çekler nedeniyle alacaklı olup olmadığı, varsa alacak tutarının takip tarihi itibariyle ne kadar olduğu, takipten sonra davadan önce ödeme yapılıp yapılmadığı, bu ödemenin mahsubundan sonra davacının varsa bakiye alacağının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tacir tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli değildir. Faturanın tebliğ edilmiş olması da faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin ifa edildiğini göstermez. Faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunan kişi, faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin (mal teslimi, hizmet ifası vs.) ifa edildiğini ispatla mükelleftir. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli olmamakla birlikte faturanın kabul edilerek ticari deftere kaydedilmiş olması ve faturayla ilgili olarak Vergi Dairesi'ne BA-BS bildirimi verilmesi faturaya konu malın teslim edildiğine veya hizmetin gerçekleştirildiğine karine teşkil etmektedir.Somut olayda, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna göre davacı tarafın davalı taraftan aldığı mallara ilişkin faturaları defterine işlediği, yukarıda açıklandığı üzere davacının takibe konu faturaları ticari defterlerine kaydetmesi, faturaya konu malın davacıya teslim edildiğine karine teşkil ettiğinden davacı tarafın malları teslim aldığı, takibe konu alacağın avans olarak verildiğine ilişkin her iki taraf defterinde de herhangi bir ibare olmadığından, davacı tarafın çek ve bonoların avans olarak verildiğine ilişkin herhangi bir yazılı delil ibraz etmediği yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve davalı tarafça takibin kötüniyetli başlatıldığına ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediği anlaşıldığından davalıların kötüniyet tazminatı talebinin de reddine..." gerekçesiyle, davanın reddine, davalıların kötüniyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, dava dilekçesini tekrarla, müvekkili ile davalı ........'un kozmetik malzemesi ticareti yaptıklarını, diğer davalı ........'un ise, ........'un eşi olduğunu, müvekkilinin davalı ........'a 200 TL borcu bulunurken mal siparişi ve 465.000 TL'lik müşteri çeki ve senedi ciro ederek verdiğini, bu senetlerin tamamının davalı ........ tarafından ........ Bankası'na tahsile konulduğunu ve hepsinin tahsil edildiğini, ancak davalıların müvekkiline sipariş mallarını vermediklerini, bu hususun ticari defterlerde de açıkça görüldüğünü, bilirkişi raporunun karışık olduğunu ve mantık hatası içerdiğini, rapora itiraz ettiklerini ancak mahkemenin bu rapora dayanarak karar verdiğini, müvekkilinin davalı ........'tan 1.068.052 TL'lik mal aldığını ve buna karşılık 1.067.852 TL ödeme yaptığını, bu ödemelerin içinde dava konusu çek ve senetlerin bulunmadığını, davalıların kendi defterlerindeki bu ödemelere itiraz etmediklerini, müvekkilinin davalı ........'tan 1.068.052 TL'lik mal alıp 1.067.852 TL ödeme yaptığını, aradaki 200 TL'lik farkla müvekkilinin borçlu olduğunu, bu ödemelerin içinde dava konusu 465.000 TL'lik senetlerin olmadığını ve ........ tarafından tahsil edildiğini, ........'un ev hanımı olup, ticari defterinin bulunmadığını, her iki tarafın defterlerinin sonuç itibarıyla uyumlu olduğunu, müvekkilinin sipariş için verdiği 465.000 TL'lik senetlerin her iki tarafın ticari defterlerinde yer almadığını ancak banka kayıtlarından ödemelerin yapıldığının anlaşıldığını, davalıların bu senetlerin müvekkilinin borcuna karşılık yapıldığını iddia ettiklerini oysa, müvekkilinin sipariş öncesi borcunun sadece 200 TL olduğunu ve davalılardan defter kayıtlarındaki mallar dışında sonradan hiçbir mal almadığını, davalı ........'un işi baştan planladığını ve müvekkilinin sipariş için verdiği senetlerin hepsini eşi ........'a tahsil ettirdiğini, davalılar vekilinin cevap dilekçesinde iki müvekkilinin birlikte hareket ettiğini kabul ettiğini, davalılar cevap dilekçesinde, müvekkiline teslim edilen bonolar ve çeklerin daha önce yapılan vadeli ticari satım işlemlerine ilişkin olduğunu belirttiğini, ancak müvekkilinin 1.068.052 TL dışında davalılardan hiçbir mal almadığını ve sipariş öncesinde sadece 200 TL borcu olduğunu, sonuç olarak sipariş malı vermemekten kaynaklanan bu fazla 465.000 TL ödemenin 464.800 TL'sinin davalıların ikisi veya en azından birisi tarafından geri ödenmesi gerektiğini, sipariş için verilen senetlerin hepsinin ödendiğinin ........'un ........ Bankası kayıtlarınca ispatlandığını, bu halde bilirkişinin müvekkilinin alacaklı değil borçlu olduğuna ilişkin rapor verdiğini, mahkemenin de buna dayanarak davalarını reddettiğini, mahkemenin davaya konu sipariş senetlerinin avans olarak verildiğine ilişkin hiçbir delil olmadığına dayanarak davayı reddettiğini, oysa davalılar vekilinin bu senetleri tahsil ettiklerini kabul ettiğini ve alacaklarının tahsili için bu senetleri aldıklarını beyan ettiğini, mahkemenin kararının hatalı bilirkişi raporuna dayandığını ve isabetli olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, davacı tarafça ikame edilen işbu davanın kötü niyetli olduğunu, zira huzurdaki davadan evvel müvekkilinin alacakları sebebiyle davacıya ve davacının yakın akrabalarından bazı kişilere karşı icra takipleri başlatıldığını ancak, davacı taraf ve ailesinin müvekkiline olan borçlarını ödemekten kaçındığı için müvekkiline karşı bu haksız davayı ikame ettiğini, davacının kötü niyetli olduğu açık olduğundan mahkemece kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin yerinde olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. Bu durum karşısında, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ile ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, davacı tarafça iddiasının ispat edilemediği ve bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Davalılar vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik istinaf istemlerinin incelenmesine gelince ise; 2004 sayılı İİK'nın 67/2 maddesinde ''Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.'' hükmü düzenlenmiştir.Anılan yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, alacaklı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için alacaklının takip yapmasında haksız olması yanında kötüniyetli olması da gerekmektedir. Somut olayda, davalıların kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından davalılar vekilinin kötüniyet tazminatına yönelik istinaf istemlerinin de reddine karar verilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizliğin bulunmadığı ve bu itibarla, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekilllerinin istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, 7-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... e-imzalıdırÜye ... e-imzalıdırÜye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır.....